Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ZAMANIMIZDA ÖLÇÜ EDİNİLEN DEĞERLER  (Okunma Sayısı 51 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
hamza01
υѕтα üує
***


TAGUTU RED ALLAHA İMAN

Puan: 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 403
Üye ID: 12253

Nerden:


« : 01 Şubat 2012, 15:28:49 »

Her asır ve çağda olduğu gibi zamanımızda da in­sanların bir takım değerleri kendilerine ölçü edindikleri görülmektedir. Bunlar sırasıyla şöyledir.

l - Kur'an ve sünnet: Bunlar da kendi aralarında bölümlere ayrılırlar:

 a) Kur'an ve sünneti kendilerine gerçek manada öl­çü edinip, ALLAH (c.c) ve rasulünün hükümlerine tam bir teslimiyetle teslim olan, körü körüne taklid, bid'at, hu­rafe gibi müslümana yakışmayan söz, hareket ve düşün­celerden uzak duran kimseler. Bu kimseler, Kur'an ve sünneti gerçek manada selef anlayışıyla anlayarak, on­lar gibi yaşamaya çalışan kimselerdir. İşte bunlar ger­çek mü'minlerdir. Bu gibi kimselerin sayıları ise olduk­ça azdır. Kafir sistemler bu gibi kimselerin oluşmasına, fikirlerini yaymalarına izin vermezler. Hatta böyle kim­seleri yok etmek için ellerinden gelen bütün çabayı gös­terirler. Gerekirse de onları yok ederler.

b) Kur'an ve sünneti ölçü edindiğini söyleyen, fakat bid'at, hurafe, körü körüne taklitten uzaklaşmayan kim­seler. Bu kimseler Kur'an ve sünneti selef anlayışıyla değil de peşlerinde gittikleri hoca, şeyh, fikir adamı ve­ya bunlar gibi etiket sahibi kimselerin anlayışıyla anla­maya çalışırlar. Bu sebeble bu gibi kimseler her ne ka­dar "Kur'an ve sünnet ölçümüzdür" diyor ve İslam'ın bir takım amellerini yapıyorlarsa da bunlar gerçek mü'min ve gerçek tevhid ehli değildir. Bunlar bu hal ü-zere öldükleri takdirde ahirette kaybedenlerden olacak­lardır.

c) Sadece Kur'an'ı ölçü edindiğini söyleyip, sünneti tamamen reddeden kimseler. Bu kimseler Kur'an ayet­lerine kendi kıt akıllarıyla mana verir ve bu şekilde a-mel ederler. Bunlar gerçekten sapık olan bir taifedir. Bu hal üzere öldükleri taktirde ahirette kaybedenlerden ola­caklardır.

d) Kur'an'ı ölçü edindiğini söyleyip, sünnetten sa­dece işlerine geleni alan, işlerine gelmeyeni ise redde­den kimseler. Bu kimseler de işlerine geldiği yerde a-yetleri sünnetle destekler, işlerine gelmediğinde ise kendi kıt akıllarıyla ayetlere manalar verirler ve bu şe­kilde amel ederler. Bu kimseler de bu hal üzere ölmele­ri halinde ahirette kaybedenlerden olacaktır.

e) İslamı sevmelerine ve İslam'ın bir takım emirle­rini yerine getirmelerine rağmen Kur'an ve sünneti ölçü edinmeleri gerektiğini bilmeyenler. İşte bu kimseler de peşlerine takıldıkları kimseleri kendilerine ölçü edinir­ler ve onların anlayışıyla İslamı yaşamaya çalışırlar. Tabiki bu taife de bu hal üzere ölecek olurlarsa ahirette kaybedenlerden olacak taifedir.

2 - İslam Alimi Kılığındaki Bel'amlar: Zamanı-mızdaki insanların ölçü edindikleri değerlerden birisi de İslam alimi kılığındaki belamlardır. Bunlar sırasıyla şöyledir:

a) Cami Hocaları, Müftiler, Hatibler: Bunlar; ka­fir devletlerin bünyesinde görev alan, yine bu kafir dev­letlerin isteği doğrultusunda hareket eden, ALLAH (c.c)'ın hükümlerini gizleyen, insanlara gerçek İslam'ı açıkla-mayan, insanlara İslam'ın hükümlerini tevil ederek, on­ların anlamayacakları ve kafir sistemlere zarar verme­yecek ve onların hoşlarına gidecek şekilde açıklayan, ALLAH (c.c)'ın, meleklerin, mü'minlerin ve bütün lanet-çilerin kendilerine lanet ettiği parayla satın alınmış dev­let memurlarıdır.

b) Cemat Veya Parti Liderleri: Bunlar; ya kafir sistemlerin kontrolü altında kasıtlı olarak ortaya çıkarıl­mış ya da kasıt olmaksızın kendiliklerinden ortaya çık­mış, fakat kafir sistemin bekasını sağlayacak şekilde hareket eden, bu şekilde insanları gerçek İslam'a değil de kendi anlayışları doğrultusundaki İslam'a davet e-den, böylece peşlerinde çokça sayıda kitleleri toplayan kimselerdir. Bu kimseler gerçek İslam'ı açıklamamala­rının sebebi; ya cahil olmaları ya da kafir sistem tara­fından görevlendirilmiş olmalarıdır. İşte bu sebeble bu gibi kimseler insanları oyalayıp durmaktadırlar. Zira öyle cemaatlar ya da partiler varki sayıları milyonları geçmiş. Bu milyonlarla, değil bir beldede dünyada Al­lah (c.c)'ın hükümleri hakim kılınır. ALLAH (c.c)'ın ken­disine akıl verdiği bir kimse bu konuda biraz düşünürse ve basireti de körelmemişse bunun böyle olduğunu a-çıkca görebilir. Fakat bu kimselerin sayıları çok olması­na rağmen akideleri bozuktur. Bu bozuk akideleri sebe­biyle de hiç bir zaman bu kimselerin İslam'ı getirmeleri söz konusu değildir...

c) Tarikat Şeyhleri: Bunlar da kafir sistemlerin kontrolü altında ya kasıtlı olarak veya kendiliğinden or­taya çıkan, fakat kafir sistem için zararı olmayıp bilakis faydası olan, bu kafir sistemin bekasını sağlayan kimse-lerdir. Bu kimseler de insanlara gerçek İslam'ı anlat­mazlar. Üstelik İslam'da yeri olmayan bir çok hurafe, bid'at, sapıklık türetirler. İnsanlar da onlardan gördük­leri, duydukları herşeyi İslam'dan zannederek yerine getirirler. Şeyhlerine öyle kudsiyet verirler ki onların her söylediğine bağlanılması ve uyulması gereken bir değer olarak bakarlar. Bu sebeble yaptıkları amellerin ALLAH (c.c)'in emirlerine uygun olup olmadığını hiç mi hiç düşünmezler. Zira şeyh ne söylerse, ne yaparsa on­lar için doğrudur ve yapılması, bağlanılması mutlaka gereklidir. Günümüzdeki tarikatlar ve bağlıları o kadar çoktur ki, fakat küfür sistemlerini yıkmak için herhangi bir çabaları görülmemekte, bilakis onlara tam bir tes­limiyetle yaşantılarını sürdürmektedirler... Her akıl sa­hibi bunu görerek anlar ki; bunlar insanları oyalamak ve onları gerçek İslam'dan uzaklaştırmaktan başka bir şey değildir.

3 - ALLAH (c.c)'ın Kendilerini Alçalttığı, Devlet Büyüğü İsmi Verilen Sefih İdareciler:

Bunlar da günümüzdeki insanların ölçü edindikleri değerlerden bir tanesidir. Bunlar; cumhurbaşkanı, baş­bakan, kral vs. gibi devlet yöneticileridir. Bu gibi kim­seler ALLAH (c.c)'m hükümleriyle hiç hükmetmemeleri­ne veya ALLAH (c.c)'in hükümlerinden bazılarıyla hük­medip bazılarıyla ise hükmetmemelerine ya da ALLAH (c.c)'in hükümleriyle tam olarak hükmediyor gözükme­lerine rağmen ulul emr olarak görülen ve bu sebeble çı­kardıkları her kanuna, söyledikleri her söze hiç itirazsız bağlanılan kimselerdir. İnsanlarda şayet İslam'dan biraz eser kalmış ise ALLAH (c.c)'ın kendilerine vermiş olduğu akıl nimetinden istifade etsinler de kimler tarafından yönetildiklerine bir baksınlar! Ya da kendilerini yöne­ten sefihlerin (aklı kıt kimselerin) gerçek durumlarını a-raştırsmlar! ALLAH (c.c)'ın karşısına hesab için çekildik­leri zaman: "Ya Rabbi! Biz, bilmiyorduk. Bizi onlar saptırdılar" diyenlerden olmasınlar.

4 - Fikirlerine Saygı Duyulan Akletnıeyen Fikir Adamları ve Onların Fikirleri:

Sahib oldukları fikir ve düşünceler ALLAH (c.c)'m bildirdiği hükümlere ters olmasına rağmen, fikirlerine bağlanılan fikir adamları ve onların fikirleri de günü­müzde ölçü edinilen değerlerden birisidir. Fikir adamı olarak fikirlerine değer verilenler:

a) Bir takım "izm"leri Ortaya Çıkaranlar: Budizm, Laikizm, Komünizm, Kemalizm vs.

b) Bir takım etiket ve diploma sahibi kimseler: Ga­zeteci, yazar, profesör vs.

İnsanlar işte bu gibi kimselerin peşinde giderek, sa-hib oldukları fikirlerin ALLAH (c.c)'ın dininden olduğuna veya ALLAH (c.c)'ın dinine zıt olup olmadığına bakma­dan hemen onların görüşlerine teslim olmakta ve bu gö­rüşleri yaşanılması ve de bağlamlması gereken asıl gö­rüşler olarak görmektedirler.

5 - ALLAH (c.c), Sayıları Çok Nice Kafirleri, İman Sahibi Az Kimselerle Helak Ettiği Halde; Çoğunluk:

Günümüzde ölçü edinilen bir diğer değer ise çoğun­luktur. Yani; insanların çoğunluğu bir şeye iyi derse o iyi, kötü derse o kötü görülür. Oysa ancak ALLAH (c.c)'ın iyi dediği iyi, kötü dediği kötüdür. Fakat ço­ğunluğa göre hareket eden kimseler, çoğunluğun iyi gördüğü bir şeyin ALLAH (c.c)'m sisteminde kötü oldu­ğuna veya çoğunluğun kötü gördüğü bir şeyin ALLAH (c.c)'m sisteminde iyi olduğuna hiç mi hiç aldırış et­mezler. Zira böyle kimselere heva ve hevesleri hakim olmuştur. Bu sebeple heva ve hevesleri neyi hoş görür­se onu yapar, neyi de kötü görürse ondan uzak dururlar.
Logged



"İslâm'ın yöntemi ve hukukuyla (yasaları ve diğer öğeleri ile) egemen olduğu yerin dışında "dar-ul İslâm" yoktur.

"İman"dan sonra ancak "küfür" vardır.

"İslâm"ın dışında kalan her şey "cahiliye"dir.
"Hakkın" ötesinde ancak "sapıklık / dalâlet." vardır."
Seyyid Kutub
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: