Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nusrete Kapılarını Açan Belde" Biladü'ş Şam  (Okunma Sayısı 147 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Muwahhid Seyfulislam
υѕтα üує
***


İslam'la Değişmek ve Değiştirmek için{KHİLAFAH}..!

Puan: 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 649
Üye ID: 2367

Nerden: Dar'ul Ummah..!


WWW
« : 24 Ocak 2012, 11:40:19 »

Logged


EBU CENDEL AMEDİ
üѕтα∂
*****


Puan: 66
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2331
Üye ID: 5033

Nerden:


« Yanıtla #1 : 26 Ocak 2012, 13:14:33 »

istanbulda olyaydım katılırdım büyük ihtimalle ama çok uzak seyfulislam kardeş katılırsanız izlenimlerinizi aktarırsınız inşALLAH
selametle
Logged
EBU CENDEL AMEDİ
üѕтα∂
*****


Puan: 66
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2331
Üye ID: 5033

Nerden:


« Yanıtla #2 : 03 Şubat 2012, 14:11:39 »

KöklüDeğişim Dergisi İstanbul Temsilciliği/Genç Değişim Kitabevi'nin her ay gerçekleştirdiği paneller serisinde Ocak ayı paneli, “Nusrete Kapılarını Açan Belde; Biladü’ş-Şam” konu başlığında Araştırmacı-Yazar Ahmet Varol ve yine Araştırmacı-Yazar Muhammed Hanefi Yağmur'un farklı ve güçlü sunumları ile ve yoğun katılımla gerçekleşti.

Nisa Sûresi 75-78. Ayetlerin okunduğu Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan Panel'de daha sonra, Suriye'den "Ebu Hamza" isimli bir gencin “Biladü’ş Şam'dan Tüm İslam Beldelerine Bir Çağrı”sını içeren kısa bir sinevizyon filmi de gösterildi.

Panel yöneticisi, KöklüDeğişim Dergisi Yazarı Musa Bayoğlu giriş konuşmasına, ALLAH Rasulü'nün Biladü’ş-Şam ve halkı hakkında verdiği müjdeyi içeren hadis-i şerif ile başladı. Ortadoğu'da devrimlerin başladığı ilk ülke olan Tunus'da ve daha sonra Mısır'da Batı'nın sürece müdahalesi ile devrimlerin demokratikleşmeye doğru evrildiğini ve Müslümanların bu beldelerdeki İslamî Devlet taleplerinin önüne geçildiğini söyleyen Bayoğlu, Libya’nın askerî müdahale ile işgal edildiğini de sözlerine ekledi. Bayoğlu daha sonra Suriye’deki durumun bu üç ülkeden çok farlkı olduğunu ve daha fazla Müslüman kanı dökmesi için Beşşar’a zaman tanındığını söyledi.

Panel konuşmacılarından Araştırmacı-Yazar Ahmet Varol, “Suriye'de Sürecin Geldiği Son Nokta - Devletsel ve Kitlesel Yaklaşım Farklılıkları” konu başlığında sunumunu gerçekleştirdi. Suriye’nin tarihsel bir değerlendirmesini yapan Yazar, İslam tarihi boyunca Biladü’ş-Şam bölgesinin özel bir önem ve konuma sahip olduğunu ayrıca Suriye’nin de bu bölgede özel stratejik bir mevkie sahip olduğunu ifade etti. Suriye’nin bu özel konumunun bölgedeki ülkeler açısından, Batılı güçler ve "İsrail" açısından önem arz ettiğini ifade eden Varol, "Şu anda Suriye'de sürecin geldiği son noktada ortaya çıkacak, Batılıların kontrolünün dışında bir İslamî değişim, tüm dengeleri alt-üst edecek" dedi. Suriye’nin bu özel konumu gereği bölgedeki Arap ülkeleri, İran, "İsrail", ABD, Rusya ve diğer bölge devletlerinin bu süreçte ihtiyatlı ve dikkatli hareket ettiklerini ve Beşşar’ın gitmesinden yana olmadıklarını ifade etti. Özellikle İran’ın Suriye meselesine yaklaşımını ağır bir şekilde eleştiren Yazar, İran’ın bu süreçteki politikasının, ne İslamî ne de insanî hiçbir yönünün olmadığını, tamamen pragmatist bir politika sürdürdüğünü ifade etti ve şöyle dedi: "ABD ve İran’ın yıllardır süren büyük kavgası aslında gerçek bir kavga ve düşmanlık değildir. Bu iki devlet, Suriye meselesinde ortak politikada hareket etmekteler. İran’ın ve İrancı yaklaşımın Filistin direnişini bahane ederek Suriye rejimine destek vermesi, büyük bir ihanettir. Suriye 1967 Savaşı'nda Golan Tepelerini "İsrail"in eline teslim etmiştir. Ve o günden bugüne "İsrail"e bir taş dahi atmamıştır. Devletlerarası ilişkiler açısından Suriye’nin "İsrail" ile resmi bir dostluğu olmasa da Suriye’nin şu anki rejiminin devam etmesi "İsrail" için faydalı görünüyor. Bunu "İsrail"li yorumcular, kendi dilleri ile ifade ediyorlar. Ancak İran ve İrancı yaklaşım, bunu maalesef göremiyor.

Filistin açısından Suriye meselesini de değerlendiren Varol, Filistin'de Müslümanların Suriye direnişine destek verdiklerini ve bunun için büyük yürüyüşler düzenlediklerini ifade ederken, bu yürüyüşlerin organizasyonunda ağırlıkla Hizb-ut Tahrir ve Raid Salah ile Kemal Hatib’in öncülüğünü yaptığı İslami hareketlerin varlık gösterdiğini ifade etti.

Arap Birliği gözlemcilerinin Suriye'ye gönderilmesinin, sürecin uzatılmasının dışında hiçbir gerekçesinin olmadığını da vurgulayan Varol, Arap Birliği için şu ifadeleri kullandı:

"İslam Ümmeti tek bir devlet olması gerekli iken sadece Arap Birliği'ni oluşturan 20 küsur ülkenin parçalanmışlığı, Müslümanlar olarak bizim şu anki durumumuzu ortaya açıkça koymaktadır."

Araştırmacı-Yazar Ahmet Varol son olarak, Suriye'deki bu direnişin İslamî uyanışın yolunu açan İslamî bir direniş olduğunu, inşALLAH hayırla sonlanacağını ve bu zaferin bölgedeki Müslümanlar için, Filistin’in kurtuluşu için ve tüm İslam beldeleri için dönüm noktası olduğunu ifade ederken bu konuda ümitli olduğunu söyledi. Kâfir devletler ve bölgedeki işbirlikçi yönetimler için ise bu zaferin, büyük bir korkuyu ifade ettiğini vurguladı.

Panel konuşmacılarından ikinci konuşmacı Araştırmacı-Yazar Muhammed Hanefi Yağmur ise, “Suriye'de Sürecin Uzatılmasının Gerçek Sebebi ve Uluslararası Güçlerin Korkusu” başlığı altında sunumunu gerçekleştirdi.

Konuşmasına, Ortadoğu ayaklanmalarında en önemli etkin faktörün İslam olduğu vurgusu ile başlayan Yağmur, "Tunus'da başlayan Mısır ve Libya'da devam edip iyi veya kötü neticelenen Yemen ve Suriye'de hâlâ devam eden bu ayaklanmalar, kesinlikle İslamî yönü olan ayaklanmalardır" dedi ve şöyle devam etti:

"Ortadoğu'daki bu ayaklanmalar, ABD ve Batı'nın tüm planlarını boşa çıkardı. "BOP" diye isimlendirdikleri projenin bir işe yaramayacağını anlayan Batılı güçler, bölgede yeni plan ve projeler oluşturmaya koyuldular ve Tunus ile Mısır'da bu planlarını devreye sokarak bir nebze de olsa başarılı oldular."

Yemen ve özellikle Suriye'de hâlâ devam eden devrim sürecinin, asla Tunus, Mısır ve Libya'daki gibi neticelenmeyeceğini özellikle vurgulayan Muhammed Hanefi Yağmur, artık İslamî uyanışın başladığını ve hiçbir gücün bu uyanışı engelleyemeyeceğini ifade ederken, bu süreçte Türkiye'deki Müslümanlar olarak bizlerin sorumluluğunun neler olduğuna fazlasıyla vurgu yaptı. Şunları ifade etti:

"Tüm Müslümanlar, özellikle de Türkiye'de yaşayan Müslümanlar olarak bizler, nerede Müslümanlara bir acı, bir sıkıntı dokunsa, hemen yardıma koşarız. Filistin'de Gazze sorununda, Mavi Marmara sorununda, meydanları 10 binlerce kişi ile dolduran bizler, Pakistan'da sel felaketinde onlara yardıma koşan bizler, Endonezya'da depremde yardıma koşan bizler, Bosna, vb. gibi Müslümanların sıkıntılarına maddî ve fiilî destek veren bizler, Suriye konusunda aynı duyarlılığı göstermiyoruz. Filistin'de Gazze'de şehid edilen binlerce kişi için meydanları cesurca dolduran İslamî cemaat ve STK'ların, Suriye'de binlerce, on binlerce kişinin ölmesine karşılık aynı duyarlılığı göstermeyişini, İktidar'ın Suriye konusunda ortaya koyduğu politikanın etkisine bağlıyorum."

Müslümanlar olarak bizlerin bu konuda sorumlu olduğumuzu ve ALLAH’ın bu konuda bizi hesaba çekeceğini tekrar tekrar hatırlattıktan sonra, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yapan âlim, imam ve görevlilerin, Suriye konusundaki sessizliğini hiçbir şekilde izah edemediğini söyleyen Yağmur, Türkiye Hükümeti'nin Suriye konusundaki sorumluluğuna da değindi.

İktidardaki birçok politikacının Suriye konusunda sıradan insanların bildikleri şeyleri dahi bilmediğini ve orada yaşanan durumdan habersiz olduğunu ifade eden Yağmur, iktidarın Suriye konusunda verdiği sınavın zayıf olduğunu, Suriye'deki kanın durması için söz söylemenin zamanının geçtiğini, artık fiilî bir müdahale ile yardımın gerekli olduğunu söyledi. Bu yardımın tampon bölgesi oluşturmak olabileceğini, Özgür Suriye ordusuna fiili mühimmat desteği sağlamak olabileceğini ve hatta Müslümanların İslam beldelerindeki yöneticilerden bekledikleri nusreti Türkiye'den göndererek Hilafet'in 80 küsur yıl önce düştüğü yerden tekrar kaldırarak Hilafeti ikame ederek de olabileceğini ifade etti.

Yağmur, Suriye konusu ve bütün İslam beldelerindeki tüm sorunların, Hilafet Devleti'nin tekrar ikame edilmesi suretiyle çözülebileceğini ve Müslümanların bunun için çalışmasının gerekliliğine vurgu yaparak konuşmasını sonlandırdı.

Panel soru cevap bölümü ile son buldu.

Logged
EBU CENDEL AMEDİ
üѕтα∂
*****


Puan: 66
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2331
Üye ID: 5033

Nerden:


« Yanıtla #3 : 03 Şubat 2012, 14:13:59 »







Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: