hamza01
υѕтα üує
 
TAGUTU RED ALLAHA İMAN
Puan: 14
Çevrimdışı
Üye ID: 12253
Nerden:
|
 |
« : 04 Ocak 2012, 15:52:18 » |
|
 |
|
 |
 |
"Lâ ilâhe illâllah"ın söyleyen kimseye fayda verebilmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar gerçekleşmeden günde bin sefer "Lâ ilâhe illallah" söylense bile, söyleyen kimseye fayda vermez.
Şunun iyi bilinmesi gerekir ki; bu şartlardan kasıt, lafızları saymak veya ezberlemek değildir.
Zira bu şartları gerçekleştirmiş ve ona göre hareket eden nice kimseler vardır ki, kendilerine "şartları say" denildiğinde şartları sayamaz.
Fakat yine nice kimseler de vardır ki bu şartları güzel bir şekilde ezberlemelerine rağmen, amel ve sözleriyle bu şartları bozmuştur.
Oysa bu şartlardan kasıt; bu şartları yerine getirmek ve onu bozan amelleri işlememektir.
İmam Vehb b. Münebbih'e soruldu:
"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
"Lâ ilahe illallah cennetin anahtarıdır" buyurmamış mıdır?
İmam şöyle cevap verdi:
"Evet. Fakat dişsiz anahtar olmaz. Dişsiz anahtar getirirsen kapıyı açamazsın. Kapıyı ancak dişli anahtar getirdiğin takdirde açarsın." (Buhari muallak olarak rivayet etti c: 3 s: 109)
(Vehb b. Münebbih b. Kamil'dir. Yemen'in San'a şehrindendir. Ebu Hureyre'den, Ebu Said El hudri'den, İbn Abbas'tan, İbn Ömer'den ve başka sahabelerden hadis rivayet etmiştir. Acli onun hakkında şöyle dedi: "Güvenilir bir tabiidir." San'a kadısı idi. Ebu Zer-a, Nesei ve İbn Hibban da onun hakkında "güvenilir" dediler. H.34 senesinde doğmuştur H.110'da vefat etmiştir. (Tehzib Et-Tehzib, C. 11, S. 167)
Anahtarın dişleri ise aşağıda zikredeceğimiz "Lâ ilâhe illâllah"ın şartlarıdır. 1 - Lâ İlâhe İllallah'ın Manasını Bilmek ALLAH-u teala şöyle buyuruyor:
"Bil ki! ALLAH'tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur." (Muhammed: 19)
ALLAH-u teala şöyle buyuruyor:
"Ancak Kelime-i Şehadetin manasını bilerek Kelime-i Şehadet getirenler bundan müstesnadır." (Zuhruf: 86)
ALLAH-u teala şöyle buyuruyor:
"ALLAH, kendisinden başka ibadete layık ilah olmadığına, adaleti ayakta tutarak şahitlik etti. Melekler ve ilim sahipleri de buna şehadet ettiler. Ondan başka ibadete layık ilah yoktur. O, Aziz'dir, Hakim'dir." (Al-i İmran: 18)
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim; Lâ ilâhe illâllah'ın manasını bilerek ölürse cennete girer." (Müslim)
2 - Şüphesiz ve Şeksiz -Lâ İlâhe İllallah'ın- Manasını Kabul Etmek ALLAH-u teala şöyle buyuruyor:
"ALLAH'a ve Rasulüne iman eden sonra imanında asla şüpheye düşmeyen, ALLAH yolunda mallarıyla canlarıyla cihad eden kimseler ancak hakkıyla iman edenlerdir. Samimi olanlar da işte bunlardır." (Hucurat: 15)
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Lâ ilâhe illallah Muhammedun Rasulullah'a şehadet ederim. Şüphe etmeyerek ALLAH'a bu iki şehadetle kavuşan kul asla cennetten men olunmaz" (Müslim)
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Ey Eba Hureyre! Bu bostanın arkasında kalbi yakinen şeksiz inanarak Lâ ilâhe illallah'a şehadet eden her kime rastlarsan onu cennet ile müjdele!" (Müslim)
3 - Bu Kelimenin -Lâ İlâhe İllallah'ın- Gerektirdiği Manayı Kalbiyle ve Diliyle Kabul Etmek ALLAH-u teala geçmiş ümmetlerin kıssalarını anlatırken bu kelimeyi kabul edenleri nasıl kurtardığını, bu kelimeyi kabul etmeyenlerden nasıl intikam aldığını ve nasıl onları yok ettiğini haber vermiştir.
ALLAH-u teala şöyle buyuruyor:
"İşte böyle, senden önce hiçbir kasabaya, hiçbir uyarıcı göndermiş olmayalım ki oranın önde gelen azgınları: "Muhakkak ki biz babalarımızı bir ümmet üzere bulduk ve muhakkak biz onların izlerine uymaktayız" demiş olmasınlar. (Gönderilen uyarıcı onlara) dedi ki: "Ben size, sizin atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğrusunu getirmiş olsam bile mi (atalarınızın dinini terketmiyorsunuz.)?" (Müşrikler) dediler ki: "Muhakkak ki biz, sizin kendisiyle gönderildiğinizi inkar edenleriz." Bu yüzden biz de onlardan intikam almıştık. Yalanlayanların akibetinin nasıl olduğuna bir bak!" (Zuhruf: 23-25)
"Sonra rasullerimizi ve iman eden kimseleri kurtarırız. Böylece üzerimize bir hak olarak mü'minleri kurtarırız." (Yunus: 103)
"Onlara "Lâ ilâhe illallah" denildiği zaman kibirlenirlerdi. Deli olan bir şair için ilahlarımızı mı terkedeceğiz derlerdi." (Saffat: 35-36)
4 - Hareketlerini, Davranışlarını ve Yaşantısını Lâ İlâhe İllallah'ın Manasına Uygun Düşecek Şekilde Düzenlemek ALLAH-u teala şöyle buyuruyor:
"Azab size gelmeden önce Rabbinize yönelin ve O'na teslim olun. Sonra yardım da görmezsiniz." (Zümer: 54)
"İyilik yaparak kendisini ALLAH'a teslim eden ve İbrahim'in hanif dinine tabi olandan din bakımından daha iyi kim olabilir? ALLAH İbrahim'i bir dost edinmişti." (Nisa: 125)
"İyilik yaparak yüzünü ALLAH'a çeviren kimse muhakkak sapasağlam bir kulpa sarılmıştır. Bütün işlerin sonu ALLAH'a döner." (Lokman: 22)
Not: Ayet-i kerimede geçen "sapasağlam bir kulp" tan kasıt; "Lâ ilâhe illallah" tır.
ALLAH-u teala şöyle buyuruyor:
"Hayır! Rabbine andolsun ki aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin etmedikçe iman etmiş olmazlar. Sonra haklarında verdiğin hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymadan kendilerini tamamen teslim etmedikçe iman etmiş olmazlar." (Nisa: 65)
İbn-i Kesir bu ayetin tefsirinde şöyle diyor:
"ALLAH-u teala kendi şerefli mukaddes zatına yeminle ifade buyuruyor ki bütün işlerde ALLAH ve Rasulunü hakem tayin etmedikçe hiç kimse gerçekten iman etmiş olmaz. O'nun verdiği hüküm gizli ve açık her zaman bağlanılması farz olan hak ve gerçektir. Bunun içindir ki ALLAH-u teala :
"Sonra aralarında verdiğin hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymadan kendilerini tamamen teslim etmedikçe iman etmiş olmazlar" buyurmuştur.
Yani; seni hakem tayin ettiklerinde gönüllü olarak sana itaat ederler. İçlerinde senin verdiğin hükme karşı herhangi bir sıkıntı duymazlar. İç ve dışlarıyla bu hükme uyarlar.
Bir karşı koyma, bir müdafaa ve münakaşa olmaksızın bütünüyle bu hükme teslim olurlar.
Nitekim bir hadisi şerifte şöyle buyurulmuştur:
"Nefsim elinde olan ALLAH'a yemin ederim ki arzusu benim getirdiğime tabi olmadıkça hiçbiriniz gerçekten iman etmiş olmaz." (Müslim)" (İbn-i Kesir Tefsiri)
5 - Lâ İlâhe İllallah'ı Yalanlamayıp Kalbiyle ve Diliyle Tasdik Etmek ALLAH-u teala şöyle buyuruyor:
"Bir kısım insanlar vardır ki: "Biz ALLAH'a ve ahiret gününe iman ettik" derler. Oysa onlar mü'min değillerdir. ALLAH'ı ve iman edenleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. Onların kalplerinde hastalık vardır. ALLAH da onların hastalıklarını artırmıştır. Yalan söylediklerinden dolayı onlar için can yakıcı bir azab vardır." (Bakara: 8-10)
"İnsanlar sadece iman ettik demekle bırakılıp imtihan edilmeyeceklerini mi sanıyorlar? Doğrusu biz onlardan öncekileri de imtihan ettik. ALLAH elbette sözüne sadık olanları bilir. Ve elbette yalancıları da bilir." (Ankebut: 2-3)
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Her kim Lâ ilâhe illallah Muhammedun Rasulullah'a kalbiyle tasdik ederek şehadet ederse ALLAH-u teala ona cehennemi haram kılar." (Buhari, Müslim)
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Benim şefaatim Lâ ilâhe illallah'ı ihlaslı olarak ve kalbinde olanı lisanı tasdik ederek, lisanında olanı kalbi tasdik ederek söyleyen kimse içindir." (Hakim rivayet etti ve sahih dedi Zehebi de destekledi)
Lâ ilâhe illallah'ı tastik etmek; İslam şeriatine boyun eğmeyi, şeriatin hükümlerini kabul etmeyi, şeriatin haber verdiği bütün haberleri doğrulamayı, emrettiklerine uymayı ve yasaklarından uzak durmayı gerektirir.
6 - İhlaslı Olmak -Yapılan Bütün Amelleri Sadece ALLAH Rızası İçin Yapmak ve Şirkten Temizlenip Uzak Kalmak- ALLAH-u teala şöyle buyuruyor:
"İyi bilinmelidir ki halis din ALLAH'ındır. ALLAH'ı bırakıp O'ndan başka dostlar edinenler: "Biz onlara ancak bizi daha çok ALLAH'a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" derler. Muhakkak ki ALLAH aralarında ihtilaf ettikleri hususlarda hüküm verecektir. Şüphesiz ki ALLAH yalancı ve kafir olan bir kimseyi hidayete erdirmez." (Zümer: 3)
"Oysa onlar doğruya yönelip her türlü şirkten temizlenmiş olarak (yani ihlaslı olarak) ALLAH'ın dininde O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur." (Beyyine: 5)
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kıyamet günü şefaatimle en mutlu olacak kişi Lâ ilahe illallah'ı kalbiyle ihlaslı bir şekilde söyleyendir." (Buhari)
"ALLAH-u teala, O'nun rızasını isteyerek Lâ ilahe illallah diyen kişiye cehennemi haram kıldı" (Müslim)
"Kim kalbiyle ihlaslı bir şekilde, dili de bu kalbindeki olanları tasdik ederek; "ALLAH'tan başka ibadete layık ilah yoktur, O birdir, O'nun ortağı yoktur, mülk onundur, hamd (bütün övgülere layık olmak) O'na mahsustur ve O her şeye kadirdir" diye söylerse ALLAH muhakkak ki bu sözü söyleyen için göğü yarar ve o kimseye bakar. ALLAH birisine bakarsa muhakkak, o kimse kendisinden ne isterse ona verir." (Nesei)
İmam el-Fadl İbn İyad radiyallahu anh diyor ki:
"ALLAH rızası için, fakat ALLAH'ın istediği şekilde yapılmayan amelleri ALLAH-u teala kabul etmez. Aynı şekilde ALLAH'ın istediği şekilde fakat ALLAH rızası için yapılmayan amelleri de ALLAH-u teala kabul etmez. ALLAH-u teala ancak kendi rızası gözetilerek ve Rasulullah'ın sünnetine uygun olarak yapılan amelleri kabul eder."
İslam dinine bağlanmak sadece ALLAH-u teala'ya teslim olmayı ve O'ndan başkalarına teslim olmamayı gerektirir. Bu ise Lâ ilâhe illallah'ın gerçeğidir. Kim hem ALLAH-u teala'ya, hem başkasına teslim olursa müşrik olur. ALLAH-u teala şirki asla affetmez. Kim ALLAH-u teala'ya teslim olmazsa ALLAH'a ibadette kibirlenmiştir.
ALLAH-u teala şöyle buyuruyor:
"Rabbiniz: "Bana dua ediniz ki size karşılığını vereyim. Bana ibadet etmeyi büyüklüklerine yediremeyen kimseler aşağılanmış olarak cehenneme gireceklerdir" buyurdu." (Mü'min (Gafir): 60) 7 - Bu Kelimeyi -Lâ İlâhe İllallah Kelimesini- ve Bu Kelimenin Gösterdiği Yolu Sevmek, Bu Kelimeyi Sevip Gösterdiği Yolda Yürüyenleri Sevmek, Bu Kelimeyi Kötü Görüp Gösterdiği Yoldan Başka Yollara Sapanları İse Sevmemek, Onları Yakın Dostlar Edinmemek ALLAH-u teala şöyle buyuruyor:
"İnsanlardan, ALLAH'dan başka edindikleri denkleri ALLAH gibi sevenler vardır. Oysa iman edenlerin ALLAH'ı sevmeleri daha şiddetlidir." (Bakara: 165)
"Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki ALLAH; onların yerine, kendisinin onları, onların da kendisini sevdiği, mü'minlere karşı alçakgönüllü, kafirlere karşı ise güçlü ve şerefli olan, ALLAH yolunda cihad eden ve kınayanın kınamasından korkmayan bir kavim getirir. İşte bu ALLAH'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. ALLAH geniş ihsan sahibidir. Her şeyi çok iyi bilendir." (Maide: 54)
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kimde şu üç şey bulunursa imanın tatlılığını tatmış olur:
- ALLAH ve Rasulullah kendisine her şeyden daha sevgili olmak,
- Bir kimseyi sevmek fakat yalnız ALLAH için sevmek,
- ALLAH onu küfürden kurtardıktan sonra yine küfre dönmekten ateşe atılacakmışçasına hoşlanmamak." (Buhari, Müslim)
***yak yayınları işte tevhid*** |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
  "İslâm'ın yöntemi ve hukukuyla (yasaları ve diğer öğeleri ile) egemen olduğu yerin dışında "dar-ul İslâm" yoktur. "İman"dan sonra ancak "küfür" vardır. "İslâm"ın dışında kalan her şey "cahiliye"dir. "Hakkın" ötesinde ancak "sapıklık / dalâlet." vardır." Seyyid Kutub
|
|
|
hamza01
υѕтα üує
 
TAGUTU RED ALLAHA İMAN
Puan: 14
Çevrimdışı
Üye ID: 12253
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #1 : 04 Şubat 2012, 14:16:22 » |
|
 |
|
 |
 |
LA İLAHE: Tağutu ve kendini ilahlaştıranları tanımayıp inkar edeceğime, onlarla ilişkimi keseceğime, kalbimi bu pisliklerden temizlemek için bütün gücümü kullanacağıma dair ALLAH'a söz veriyorum.
İLLALLAH: İbadetimde ve ibadetimin gerektirdiği şeylerde tam anlamıyla ihlaslı olacağıma, ilim, akide ve amelde sadece ve sadece tek olan Rabbim ALLAH'ın rızasını hedef kabul edeceğime, bütün amellerimi, ihlasımı Rasulullah'ın öğrettiği şekilde yapacağıma ALLAH'a söz veriyorum.
Bu mana Kur'anı Kerim'in ayetlerine göre düzenlenmiş bir manadır. ALLAH (c.c) bunun açıklanmasını insanların keyiflerine bırakmamış, kitabında bunu defalarca açıklamıştır.
ALLAH (c.c) şöyle buyuruyor:
"İbrahim babasına ve milletine demişti ki: "Beni yaratan hariç sizin taptığınız şeylerden uzağım. Beni doğru yola eriştirecek olan şüphesiz O'dur."
İbrahim ardından geleceklere bu sözü, devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı. Artık belki doğru yola dönerler."[1]
İbrahim (a.s), ALLAH (c.c)'nun varlığını kabul etmekle beraber ibadet türlerini ALLAH (c.c) ile beraber bir mahluka yapmak suretiyle ALLAH (c.c)'a eş koşan kavmi tekfir edip onlardan uzaklaşıyor ve ancak kendisini yaratan, yaratma işinde ortağı bulunmayan ALLAH'a yöneliyor.
Kavmini tekfir edip onların ALLAH'tan başka taptıkları şeylerden uzaklaşması "La ilahe"nin, yalnızca ALLAH'a yönelmesi "İllallah"ın manasıdır.
Alimlerin icmasıyla İbrahim (a.s)'ın kendisinden sonra geleceklere bıraktığı söz "La ilahe ilallah" sözüdür.
ALLAH (c.c) şöyle buyuruyor:
"İbrahim ve onunla beraber olanlarda sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır. Onlar milletlerine şöyle demişlerdi: "Biz sizden ve ALLAH'tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizin dininizi inkar ediyoruz. Bizimle sizin aranızda yalnız ALLAH'a inanmanıza kadar ebedi düşmanlık ve öfke baş göstermiştir..."[2]
ALLAH (c.c) yine İbrahim (a.s)'ın bu tavrını anlatıyor ve bunun mü'minler için örnek bir tavır olduğunu söylüyor. İbrahim (a.s) ailesinden ve kavminden, onlar şirki terk edinceye kadar ayrı kalacağını ve aralarında düşmanlık ve kinin baş gösterdiğini belirtiyor.
İbrahim (a.s) ve beraberindekilerin müşrik olan kavimlerini tekfir edip onlardan uzaklaşmaları "La ilahe"nin manası, bu ayrılığın ALLAH'a iman edince sona ereceğini belirtmeleri "illallah"ın manasıdır.
"De ki: "Ey kitap ehli! Ancak ALLAH'a kulluk etmek, O'na hiçbir şeyi eş koşmamak, ALLAH'ı bırakıp birbirimizi Rab olarak benimsememek üzere bizimle sizin aranızda müşterek bir söze gelin. Eğer yüz çevirirlerse: "Bizim müslüman olduğumuza şahit olun" deyin."[3]
Tevhid yalnızca ALLAH'a iman edip O'na hiçbir şeyi eş koşmamaktır. Bu ayette de "O'na hiçbir şeyi eş koşmayalım" derken ALLAH'tan başka tapılanlar reddediliyor. Yani "La ilahe", "Yalnız ALLAH'a kulluk edelim" derken de "İllallah" açıklanmış oluyor.
ALLAH (c.c) şöyle buyuruyor:
"Tağutu inkar edip ALLAH'a inanan kimse kopmak bilmeyen sağlam kulpa yapışmıştır."[4]
ALLAH (c.c)'nun bu ayette de açık bir şekilde ifade ettiği gibi iman etmeden önce tağutun reddedilmesi gerekir. Bu "La ilahe”nin manasıdır. Ondan sonra ALLAH'a iman edilmelidir. Bu da "illallah"ın manasıdır.
Tağut insanı ALLAH'a ibadetten alıkoyan, ALLAH'a giden yolu kapatan, dini ALLAH'a has kılmayı ve ALLAH ve Rasulüne tabi olmayı önleyen her şeydir. Bu cinni ve insi şeytan olabileceği gibi ağaç, beton, taş, mezar, inek, para, kadın, ateş vs. de olabilir.
Tağutların başı beş tanedir.
Tağutların başı beş tanedir:
1 - ALLAH'tan başkasına ibadete çağıran şeytan.
ALLAH (c.c) şöyle buyuruyor:
"Ey Adem oğlu! Ben size, apaçık düşmanınız olan şeytana değil, yalnız bana ibadet edin, dosdoğru yol budur, diye bildirmedim mi?"[5]
2 - ALLAH'ın hükmünü değiştiren zalim idareciler.
ALLAH (c.c) şöyle buyuruyor:
"Sana ve senden öncekilere indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Reddetmekle emrolunmuşken tağuta muhakeme olmak istiyorlar. Şey-tan onları derin bir sapıklığa düşürmek ister." [6]
3 - ALLAH'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler.
ALLAH (c.c) şöyle buyuruyor:
"ALLAH'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir."[7]
4 - Gaybı bildiğini iddia eden.
ALLAH (c.c) şöyle buyuruyor:
"Görülmeyeni bilen ALLAH, görülmeyeni kimseye göstermez. Ancak rasullerinden razı olduğu seçkin kimseler başka... Çünkü O, onun önüne ve arkasına izleyiciler (koruyucu melekler) dizer."[8]
"Gaybın anahtarları O'nun katındadır. O'ndan başka hiç kimse onu bilemez. Karada ve denizde olanların hepsini O bilir."[9]
5 - İnsaları kendisine ibadete çağıran, onları ALLAH'ın indirdiği kanunlardan başka bir kanunla muhakeme olmaya zorlayan.
ALLAH (c.c) şöyle buyuruyor:
"Onların içinden kim: "Ben ALLAH'tan başka bir ilahım" derse, onu cehennemle cezalandırırız. Zulmedenlerin cezasını böyle veririz."[10]
ALLAH (c.c) Uluhiyyet Tevhidini, yani yalnızca ALLAH'a ibadet edip, O'na hiçbir şeyi şirk koşmamayı insanlara anlatması için rasuller ve kitaplar göndermiştir.
"Andolsun ki biz her ümmete "yalnız ALLAH'a ibadet edin ve tağuttan kaçının" demesi için bir rasul gönderdik. Böylelikle onlardan kimine ALLAH hidayet verdi. Onlardan kiminin üzerine de sapıklık hak oldu. Artık yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonu görün."[11]
"Biz senden önce hiçbir rasul göndermiş olmayalım ki ona: "Benden başka ibadete layık ilah yoktur, bana ibadet ediniz" diye vahyetmiş olmayalım."[12]
Bütün rasullerin bir tek gönderiliş gayesi vardır: İnsanları yalnız ALLAH'a ibadet etmeye ve tağuttan kaçınmaya davet etmek...
ALLAH (c.c) nuh (a.s) hakkında şöyle buyuruyor:
"Andolsun ki Nuh'u milletine gönderdik. Onlara: "Ey Kavmim! ALLAH'a kulluk edin. O'ndan başka ilahınız yoktur. Sakınmaz mısınız?" dedi.[13]
"Ad milletine de kardeşleri Hud'u gönderdik. "Ey milletim! ALLAH'a kulluk edin. O'ndan başka ilahınız yoktur. Karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" dedi.[14]
"Semud milletine kardeşleri Salih'i gönderdik: "Ey milletim! ALLAH'a kulluk edin. O'ndan başka ilahınız yoktur. Sizi yeryüzünde yaratıp orayı imar etmenizi dileyen O'dur. Öyleyse O'ndan mağfiret dileyin. Sonra da O'na tevbe edin. Doğrusu Rabbim size yakın ve duaları kabul edendir." dedi." [15]
Aynı şekilde İbrahim (a.s) de kavmini bu Tevhide davet etmiştir.
ALLAH (c.c) şöyle buyuruyor:
"Doğrusu ben yüzümü doğruya yönelerek gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ben puta tapanlardan değilim."[16]
Tevhid İslam dininin temeli olduğu için Kelimei Şehadet de İslam'ın şartlarından ilkidir. Bu nedenle insanlar da ilk olarak buna davet edilirler. Tevhidi kabul etmeyen kişiye İslam'ın diğer hükümleri anlatılmaz.
İbni Abbas (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir:
Rasulullah (s.a.s) Muaz b. Cebel (r.a)'yu Yemen'e gönderdiği zaman ona şöyle dedi:
"Sen ehli kitaptan bir topluluğa gidiyorsun. Onları ilk davet edeceğin şey "La ilahe illallah" olsun. Eğer onlar bunu kabul ederlerse onlara ALLAH'ın bir gün ve gecede beş vakit namaz farz kıldığını bildir. Bunu kabul ederlerse onlara de ki: "ALLAH zenginlerin fakirlere zevk vermesini emretmiştir." Bunu da kabul ederlerse en iyisi de olsa mallarını haksız yere almaktan sakın ve mazlumun bedduasından kork. Çünkü onunla ALLAH arasında engel yoktur."[17]
Abdullah b. Ömer (r.a)'den Rasulullah (s.a.s)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
"İslam beş şey üzerine bine olmuştur. ALLAH'tan başka ibadete layık ilah olmadığına ve Muhammed (s.a.s)'in ALLAH'ın rasulü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekatı vermek, haccetmek, ramazan orucunu tutmak." [18]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] -(Zuhruf: 2628)
[2] -(Mümtahine: 4)
[3] -(Ali İmran: 64)
[4] -(Bakara: 256)
[5] -(Yasin: 6061)
[6] -(Nisa: 60)
[7] -(Maide: 44)
[8] -(Cin: 2627)
[9] -(En'am: 59)
[10] -(Enbiya: 29)
[11] -(Nahl: 36)
[12] -(Enbiya: 25)
[13] -(Mü'minun: 23)
[14] -(A'raf: 65)
[15] -(Hud: 61)
[16]-(En'am: 79)
[17] -(Buhari, Müslim)
[18] -(Buhari, Müslim
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
  "İslâm'ın yöntemi ve hukukuyla (yasaları ve diğer öğeleri ile) egemen olduğu yerin dışında "dar-ul İslâm" yoktur. "İman"dan sonra ancak "küfür" vardır. "İslâm"ın dışında kalan her şey "cahiliye"dir. "Hakkın" ötesinde ancak "sapıklık / dalâlet." vardır." Seyyid Kutub
|
|
|
hamza01
υѕтα üує
 
TAGUTU RED ALLAHA İMAN
Puan: 14
Çevrimdışı
Üye ID: 12253
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #2 : 04 Şubat 2012, 14:25:48 » |
|
 |
|
 |
 |
LA İLAHE İLLALLAH'A İMAN ANCAK MANASINI BİLMEKLE GERÇEKLEŞİR
Osman (r.a)'dan Rasulullah (s.a.s)'in şöyle gediği rivayet edilmiştir:
"Kim La ilahe illallah'ın manasını bilerek ölürse cennete girer." (Müslim)
Abdullah b. Abbas (r.a), Ebu Süfyan'dan bizzat haber verdiğine göre, Ebu Süfyan şöyle demiştir:
"Rasulullah (s.a.s) ile aramda kararlaştırılan müddet içinde (Hudeybiye anlaşması zamanında) Şam'da bulunduğum sırada Hrakl'e Rasulullah'tan bir mektup getirildi...
(Mektup şöyledir):
"Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın adıyla. ALLAH'ın Rasulü Muhammed'den, Rum'un büyüğü Hrakl'e...
Hidayete uyanlara selam olsun. Ben, seni İslam davetiyle davet ediyorum. Müslüman ol ki kurtuluşa eresin. Müslüman ol ki, ALLAH senin ecrini iki kat versin. Eğer bu davetimi kabul etmezsen, hristiyan çiftçilerin işleyecekleri haramlar senin boynunadır.
"Ey kitap ehli! Ancak ALLAH'a kulluk etmemiz, O'na hiçbir şeyi eş koşmamamız, ALLAH'ı bırakıp birbirimizi rab olarak benimsememek üzere bizimle sizin aranızda müşterek bir söze gelin. Eğer yüz çevirirlerse: "Bizim müslüman olduğumuza şahid olun" deyin." (Al-i İmran: 64)
Ebu Süfyan devamla şöyle dedi: "Hrakl, Rasulullah'ın mektubunu okuyup bitirince yanında sesler yükseldi ve gürültü çoğaldı. Bizim çıkarılmamızı emretti. Biz de çıkarıldık." (Buhari-Müslim)
HADİSLERDEN NE İSTİFADE EDERİZ
İşte, insan hayatının gayesini belirleyen La ilaha illallah'a imanın keyfiyeti... Bu yüce düstura iman, sadece kelimelerde kalan, manasını bilmeden şuursuzca söylemekle meydana çıkacak bir iman değildir, şüphesiz. Lailahe illallah, kişide bir inanç, bir his ve bir hareket haline dönüşmedikçe gerçek ifadesini bulamaz. Bunun gerçekleşmesinin ilk şartı da bu kelimenin manasını ALLAH'ın razı olduğu ve tarif ettiği şekilde bilmektir. Zira, bilmeden, anlamadan yapılacak iman iddiası yalandır, boştur. Hangi sağlam akıl, bilinmeyen, anlanmayan bir şeye inancın geçerli olduğunu kabul eder ki? Anlanmayan şeylerin insanda inanç haline dönüşebileceği; gerekleri bilinmeyen bir ifadenin insan hayatında pratik olarak yaşanabileceği hangi mantığa sığar ki? Elbette hiçbir sağlam akıl bunu kabul edemez. Evet, La ilahe illallah inancı, Kur'an'dan ve sünnetten kaynaklanan bir anlayışla kavranmadan, gerekleri bilinip, hayat pratiğinde yaşanmadan iman gerçekleşemez. Bu kelimeyi kalben hissedip tasdik etmek için manasını bilmek gerekir. Kısacası bu kelimeye iman için manasını bilmek şarttır.
Maalesef günümüzde alim kisvesindeki nice cahiller ve bunlara uyan zır cahiller bu gerçeği göremediler. ALLAH ve Rasulü, anlamadan ve bilmeden La ilahe illallah'a iman ettiğini iddia edenleri yalanlayıp iman iddialarını yüzlerine vururcasına reddederken bu cahiller, ister manasını bilmesin ister şartlarından habersiz olsun hatta tevhidin şartlarına ters düşen amellerde bulunsun, La ilahe illallah'ı diliyle söyleyen herkesi müslüman görerek korkunç bir hataya düştüler. Bu cahiller, batıl olduğu kadar mantıksız olan iddialarını desteklemek için Kur'an ve sünnetten delil getirmekten ve dolayısıyla ALLAH'a ve Rasulüne iftira etmekten de geri kalmadılar. ALLAH Rasulü'nün bazı hadislerinde geçen "Kim La ilahe illallah derse...", "Kim La ilahe illallah'ı söylerse..." müslüman olur, cennete girer gibi ifadelerini delil alıp buradaki hükmü, La ilahe illallah'ı anlayarak ya da anlamayarak söyleyen herkes için genelleştirdiler. Anlayış ve muhakeme hususunda nasibleri çok az olan bu kimseler, bu gibi ifadelerin genele değil de Rasulullah (s.a.s) zamanında ve ondan sonra yaşayan ve bu kelime söylendiğinde manasını ve şartlarını apaçık anlayan arablara ait bir hüküm olduğunu göremediler. Evet, Rasulullah (s.a.s)'in La ilahe illallah dediğinde manasını anlayan arablara seslenişi ve daveti onların tevhidi söylemelerini istemek şeklinde oluyordu. Zaten böyle olması da gerekmez miydi? Manasını bilip anladıktan sonra bir kişinin La ilahe illallah'ı dil ile ikrar etmesinin, iman etmesi için yeterli olacağı hiçbir sağlam aklın karşı çıkmayacağı apaçık bir gerçektir. Rasulullah (s.a.s)'in La ilahe illallah dediğinde anlamayacak olanları -ki o zaman için bu kimseler arab olmayan ya da Arapçayı bilmeyen kimselerdi-bu kimseleri islam'a daveti şüphesiz böyle olmuyordu. Onun arab olmayan halkların krallarına gönderdiği davet mektubları bu gerçeği teyid etmektedir. Rasulullah (s.a.s) bu mektupların tümünde tevhidi, muhatab olan kimselerin anlayabileceği şekilde açıklaması ya da tevhidi ifade eden ayetleri mektuba eklemesi, tevhidin anlaşılmasının gerekliliğini net bir şekilde vurgular. Yukarıdaki hadiste de Rasulullah (s.a.v.) Bizans imparatoru Hrakl'e gönderdiği davet mektubunuda tevhidi, ALLAH'ın bir ayetiyle açıklamıştır. Bu ayeti incelememiz konunun anlaşılması açısından faydalı olacaktır.
"Ey kitab ehli!" Bu hitap yahudi ve hristiyanlan olduğu kadar onların durumunda olan herkesi içermektedir.
"Bizimle sizin aranızdaki müşterek bir söze gelin..." Evet bu La ilahe illallah sözü, dil ile söylemek açısından sizinle bizim aramızda müşterektir. Ama söyleyişin keyfiyeti itibariyle böyle değildir. Zira siz bunu, gerçek manasını bilmeden şuursuzca tekrarlayıp duruyorsunuz. Öyleyse, bu kelimenin manasını kabul etmeye gelin. Bu kelimenin manası da şudur:
"Ancak ALLAH'a kulluk etmemiz, O'na hiçbir şeyi eş koşmamamız..." Ne putları, ne haçı, ne ateşi, ne tağutları, ne de başka bir şeyi O'na ortak koşmayın. İbadeti sadece tek olan ve ortağı bulunmayan ALLAH'a has kılın.
"ALLAH'ı bırakıp birbirimizi Rab olarak benimsememek üzere..." ALLAH'ın haram kıldığı şeyi helal, helal kıldığı şeyi haram kılan kimselere itaat etmeyelim. Hayatımızı ancak ALLAH'ın emir ve yasaklan şekillendirsin. Eğer ALLAH'ın değil de başkasının helal (serbest) ve haram (yasak) sınırlarına tabi olursanız onu Rab edinmiş olursunuz.
"Eğer yüz çevirirlerse..." Eğer bütün bunları kabule yanaşmayıp reddederseniz....
"Bizim müslüman olduğumuza şahid olun" deyin."
Biz "La ilahe illallah"ı bu manayla kabul ettiğimiz için müslümanlarız. Fakat siz bu manayla kabul etmediğiniz için kafirsiniz.
İşte Rasulullah'ın La ilahe illallah'a davet metodunun özü bu idi. La ilahe illallah'ı insanlara apaçık şekilde, apaçık ifadelerle anlatmak ve manasının anlaşılmasını sağlamak. Günümüzde de bu davayı yüklenen mü'minlerin, insanları daveti böyle olmak zorundadır. Hem çağımız öyle korkunç ve karanlık bir dönem ki, La ilahe ilallah'ın anlaşılması sadece arab olmayanların sorunu, olmaktan çıkmış, arab olanlar dahi dillerinin yozlaştınlmasıyla bu ilahi gerçeği anlamaz, hissetmez olmuşlar.
Bu nedenle davetçinin La ilahe illallah'ı manasını anlamayanlara, ALLAH'ın emrettiği şekilde açıklaması, insanların bilerek iman ya da reddetmeleri ve davet görevinin hakkıyla yerine getirilmesi açısından izlenmesi gereken yegane yoldur. |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
  "İslâm'ın yöntemi ve hukukuyla (yasaları ve diğer öğeleri ile) egemen olduğu yerin dışında "dar-ul İslâm" yoktur. "İman"dan sonra ancak "küfür" vardır. "İslâm"ın dışında kalan her şey "cahiliye"dir. "Hakkın" ötesinde ancak "sapıklık / dalâlet." vardır." Seyyid Kutub
|
|
|
|