ewindaren_azadi
üѕтα∂
   
Puan: 153
Çevrimdışı
Üye ID: 5112
Nerden:
|
 |
« : 25 Ocak 2012, 17:36:52 » |
|
 |
|
 |
 |
kutlu doğumlar bidatmidir
Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v)’in mübarek veladetlerinin yıldönümü dolayısıyla Türkiye’de düzenlenen kutlu doğum etkinliklerinin “bidat” olduğuna dair ileri sürülen iddialar, “bidat” kavramının anlaşılması ve tanımlanması noktasında bir algı ve yaklaşım sorunu olduğunu göstermektedir.
Öncelikle “bidat” nedir ve niçin reddedilmiştir?
Bidat; İslam’ın akidesi, ibadetleri, ahkamı noktasında dinin tabiatına, sınırlarına müdahale ederek, ekleme, çıkarma, değiştirme yapmak, “Ed din” olan "İslam"ın yapısını bozmaktır.
Bunun dışında, Müslümanın yaşayışında, tebliğ ve irşad faaliyetlerinde, sosyal münasebetlerinde İslam’ın akaidi ve ahkamına aykırı düşmeyen, bilakis İslami faaliyetler için etkili bir yöntem olarak kullanılan her vesile mübah olduğu gibi, ahsendir.
Örneğin; Hz. Resulüllah (s.a.v) zamanında olmayan bir çok yöntem tarih boyunca Müslümanların geleneğinde yer almıştır; hayır cemiyetleri gibi, yardımlaşma ve dayanışma kurumları gibi. Bu gibi müesseseler Hz. Resulüllah (s.a.v) zamanında yoktu, Ne Resulüllah ne de ondan sonra ashab-ı kiram belli isimler altında dernek, vakıf ve cemiyet kurmamıştır. Ancak, ilahi emirlerin gereği günün şartlarına, imkanlara ve sosyal yapılara uygun olarak sosyal faaliyetler icra edilmiştir.
Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v) bir rahmet peygamberi idi, Medine’de kurulan İslam Devleti’nin reisi, İslam ordularının başkomutanı idi. Tebliğ için dış devletlere elçi göndermişti. Ancak, günümüz örnekliğinde olduğu üzere, Medine İslam Devleti’nin organları, kurumları yoktu. İçişleri bakanlığı, dışişleri bakanlığı, eğitim bakanlığı vs. Hz. Resulüllah (s.a.v) ümmetin meselelerini ashabı ile istişare ediyordu; zira Kur’an’da müminlere emredildiği gibi, Hz. Resulüllah’a da istişare emredilmişti. Ancak Resulüllah istişaresini seçim sandıklarıyla, oy pusulalarıyla, danışma meclisleriyle yapmıyordu.
Şimdi kalkıp “Bizim kuracağımız İslam devletinde bakanlıklar, danışma meclisleri, seçim sandıkları olmayacak, zira bunlar Resulüllah zamanında yoktu” dersek, bu ne kadar tutarlı olur?
Okullar, üniversiteler, araştırma kurumları, akademiler peygamberimiz zamanında yoktu, asr-ı saadeti örnek alarak oluşturacağımız bir toplum ve nizamda bu kurumlara yer olmayacak mı?
Hz. Resulüllah (s.a.v) Hendek savaşı öncesinde ashabı ile istişare ederken, Selman-i Farisi’nin eski İran savaş geleneklerine dayalı olarak önerdiği, şehrin etrafına hendek kazma teklifini kabul etmiş ve uygulamıştı. Bu bir savunma stratejisi. Bunu ister Mecusiler uygulasın, ister yahudiler. Bu stratejiyi uygulamak ne onların dinine meyletmektir, ne de, “bir Müslüman, gayri Müslimlerin uygulamalarını kendine örnek alamaz” diyerek bir komplekse düşmektir. Önemli olan kullanılan araç ve yöntemlerin İslam akidesine, ahkamına, ubudiyet sınırlarına aykırı düşmemesidir.
Hz. Resulüllah (s.a.v)’i anmak İslam’ın hangi sınırlarını ihlal etmek anlamına geliyor? Diğer bir ifadeyle, Kur’an-ı Kerim’in ve Hz. Resul-i Ekrem’in hangi nehyine giriyor?
Hz. Resulüllah (s.a.v) Müslümanlar için sadece Kur’an’ı kendilerine ileten bir “elçi” değildir. Elçilik, Hz. Resulüllah’ın misyonundan sadece bir parçadır. Hz. Resulüllah (s.a.v) bir rahmet ve hidayet peygamberidir. Hz. Resulüllah (s.a.v) bir “Nur-u İlahi” bir “Sirac-i Münir”dir.
"ALLAH göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun örneği içinde çerağ bulunan bir kandil yuvası gibidir. Çerağ bir cam içindedir. Cam sanki inci gibi bir yıldızdır. O, doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Onun yağı neredeyse kendine ateş dokunmasa bile ışık verir. (Bu) nur üstüne nurdur. ALLAH dilediğini nuruna iletir. ALLAH insanlar için örnekler vermektedir. ALLAH her şeyi bilendir."(Nur 35)
"Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; ALLAH’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.
(Ahzab 46)
Bu iki ayeti birlikte düşündüğümüzde, Hz. Resulüllah'ı nasıl göreceğiz ve nasıl tanımlayacağız?
Müslüman ferd, Hz. Resulüllah (s.a.v) ile aydınlanandır; onun aydınlığı ile toplumu ve bütün dünyayı aydınlatmaya çalışandır. İslam toplumu, MUHAMMEDi nurun tesisi, ikamesi ve ihyasıdır. Zira Resulüllah (s.a.v) canlı Kur’andır. O, vahyin tecessum etmiş şekli ve ilahi kemalin veçhesidir. Vahyin yüzü, anahtarı ve kapısıdır. Sözü ve ameli hidayetin bizatihi kendisidir. Onun beyanı Kur'an, Kur'an'ın beyanı ise onun örnekliğidir...
Hz. Resulüllah (s.a.v) müminlerin kalbindeki sevgili, aşk ve muhabbetin kıblegahı, hidayete susayanların çeşmesidir.
Rabbimiz Kur’anda "(Resulüm! ) De ki: Eğer ALLAH'ı seviyorsanız bana uyunuz ki ALLAH da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. ALLAH son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir." Al-i İmran 31) buyuruyor.
Yani “muhabbetullah” Kur’an’da esastır; müminin vasfı “muhabbetullah” ile yoğrulmaktır. Muhabbetullah da “marifetullah” ile olur. ALLAH’ı tanımak, sadece alemlerin yarıtıcısı olarak ALLAH’ı bilmek değildir; bu zihinlerde oluşur. Ancak muhabbetullah kalplerde yeşerir. Rabbimiz de bizden “muhabbetullah” üzere olmamızı istiyor. ALLAH sevgisi de Hz. Resulüllah (s.a.v)’e ittiba etmekle olur. “Muhabbetullah” ve “İttiba-i Resul” tek bir varlığın iki veçhesidir. Birini diğerinden ayrı düşünmek batıldır, sapkınlıktır.
Rabbimiz Kur’an’da "Şüphesiz, ALLAH ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin." (Ahzab 56) buyuruyor.
Bu ayetin anlamı ve bu emrin gereği nedir?
Ey iman edenler! Hayatınız Peygambere sevgi ve muhabbetle dolsun! Onun ışığıyla aydınlanarak, "MUHAMMEDi nur"u her zaman canlı ve ayakta tutun! Toplumlar liderleriyle, başkanlarıyla, kralları ile övünürler; sizin övünüp tazim ve hürmet edeceğiniz lideriniz Resulüllah’tır; her zaman ve her koşul altında yücelteceğiniz en büyük değer odur.
Modern dünyanın tezvir ve aldatmacası bizleri Hz. Resulüllah (s.a.v)’ın nurundan kopardı; Hz. Resulüllah’a aşk ve muhabbet kalbimize giremedi. Ona tazim ve hürmet etmeyi unuttuk; onu yüceltemedik, kalbimizde onun sıcaklığını hissedemedik. Onun siret ve ahlakını hayatımıza yerleştiremedik…
Adına “kutlu doğum” densin, “Resulüllah’ı anma” programları densin, “mevlid” densin, her ne denirse densin, bütün bunlar bize bir parça olsun Resulüllah’ın siret ve ahlakını, aşk ve muhabbetini kazandıracaksa, faaliyetler bu yönde, bu amaçla gerçekleşecekse, bu yapılanları “bidat” olarak tanımlamak, doğru olmadığı gibi, insanların Resulüllah’a yönelimlerinin önüne çıkmak anlamına gelir ki, bu da İslami risalete bir çeşit darbe vurmak olur.
Kur’an’da "Peygamber dedi ki:"Ey Rabbim! Doğrusu kavmim şu Kur'an'ı terkedilmiş halde bıraktılar." (Furkan 30) ayeti var. Hz. Resulüllah’ın ALLAH'a şikayetidir bu.
“Kur’an’ı terk etmek” yani “mehcur bırakmak” ne anlama gelir? Eğer bir toplum Kur’an’ın ahkamından uzaklaşırsa, Kur’an’ın talim ve terbiyesinden uzaklaşırsa, Kur’an’ın nuru ve ruhundan uzaklaşırsa, ve bunların yerine başka ahkamlara, talim ve terbiyelere yönelirse, bu Kur’an’ı mehcur bırakmak demektir.
Kur’an’ı mehcur bırakmak, Resulüllah’ı mehcur bırakmaktır. Diğer bir ifadeyle, Resulüllah’ı terk etmek, Kur’an’ı yalnız bırakmak demektir. Kur’an’ın her bir sayfası, her bir süresi, her bir ayet, her bir kelime ve her bir işareti, “tecelli-i ilahi” olduğu gibi, bir "Nur-u MUHAMMEDi"dir.
O halde, bizler her zamankinden daha çok gündem ve faaliyetlerimizi Hz. Resulüllah (s.a.v)’ı selatla doldurmalıyız; yani onu anarak, onun ahlak ve siretini kavrayarak, ona olan sevgi ve muhabbetimizi yüreklerimize kazıyarak geçirmeli ve bunun için de makul yol ve yöntemler, araç ve vesilelerle bu noktaya yoğunlaşmalıyız.
“Kutlu doğum” adı altında Müslümanların salih amaçlarla düzenledikleri programların bu amaca hizmet ettiğini görüyoruz. Önemli olan bu amacın hasıl olması, çalışmaların toplumda MUHAMMEDi rüzgarlar estirmesidir. Bir çölün bir damla suya hasret olması gibi, bizler bu rüzgarlara hasretiz.
Keşke esen rüzgarlar kasırga olsa, fırtına olsa. Keşke bu rüzgarlar yılın her günü, her saati, her anı esse…
Selamlar olsun o büyük öndere...
Selamlar olsun, hidayet ve kurtuluş rehberine...
Selamlar olsun bir beşerin mutlak kemaline...
Selamlar olsun gül sevgiliye…
...
Ahmed Kuddusi hazretlerinin dilinden:
ALLAH’ın âşinasıdır MUHAMMED Mustafa
Aşikanın gönül bağıdır MUHAMMED Mustafa
Nûr-i Pak’inden Hüdâ bu halkı inşa eyledi
Kainatın başlangıcıdır MUHAMMED Mustafa
İki cihan serveridir, ins-u cin peygamberi
Enbiyanın sevgilisidir MUHAMMED Mustafa
Alemine rahmet için gönderdi Mevla onu
ALLAH’ın hem de Resulüdür MUHAMMED Mustafa
Olmasaydı ol eğer, biz hidayete ermez idik
Ehl-i imanın Hüdâsıdır MUHAMMED Mustafa
Nûr-i irfan-ı Hüdâ’dan gösterdi bizzat izni
Arifanın kılavuzudur MUHAMMED Mustafa
Sırr-ı Mi’racı duyan bilir uluvvi şânını
Cümle âlâlar âlâsıdır MUHAMMED Mustafa
Ona giydirdi şefaat hil’atını ol Hüdâ
Cümle hastanın şifâsıdır MUHAMMED Mustafa
Gökte Ahmed, dahi cennet ona MUHAMMED denir
Yeryüzünün âşinasıdır MUHAMMED Mustafa
Eyle Kuddusi ona her dem selât ve selâm
Ki Hüdâ’nın Mustafasıdır MUHAMMED Mustafa
nureddin@velfecr.com
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
  [/img]
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MERYEMDUAA
σиυя üуєѕι
  
insan bir katre kan ve bin endişedir.
Puan: 34
Çevrimdışı
Üye ID: 1850
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #5 : 29 Ocak 2012, 15:30:26 » |
|
 |
|
 |
 |
ALLAH sizden de razı olsun kardeşim. öncelikle yazdığım şeylerden kalbim mutmaindir zira yukarıda vermiş olduğum ayet yani la nuferriku beyne ahadin min rusulih ayeti (bakara 285) bu konudaki en büyük delildir. kuranın muhtelif ayetlerinde seçilen üstün kılınan ibareleri kullanılır ;fakat aralarında kıyaslamaya gidilecek bir üstünlük olarak zikredilmez. bu konu sürekli tartışılan bir konu olduğu için defaatle ayetlere baktığım olmuştur. ayetlerin dışına çıkacak kadar veya ayetleri okumadan araştırmadan ayetler hakkında ahkam kesecek kadar cesur değilim değerli kardeşim merak etmeyin ama şu var ki muhammed esedden okursam farklı bir yorum mevdudiden okursam farklı bir yorum elde ederim bu açıdan öncelikle esedi, islamoğlunu okuduğumun altını çizeyim ki konu biraz daha netleşsin 
ahkaf 35. ayet bu konu için önemli olan bir başka ayettir. Öyleyse (ey inananlar!) Kalpleri azim ve kararlılıkla doldurulmuş olan bütün Peygamberler gibi sıkıntılara karşı sabırlı olun ve onlara sabırla katlanın. Ve (hakikati inkar edip duran) bu kişilerin hemen azaba çarptırılmalarını istemeyin, kendilerine vaad edilen şeyin (gerçekleştiğini) gördükleri o gün, (yeryüzünde) kaldıkları süre, onlara (dünyevi ölçülerle) ancak bir günün bir saati kadar (kısa görünecek.) Mesaj(ımız işte budur.) Öyleyse hiç sapkın bir halktan başkası yok edilir mi?
yukarıdaki ayeti esedden aldım.ululazm peygamberleri bile bizler kurandaki özelliklerden yola çıkarak anlıyoruz .ALLAH bizatihi şu peygamber ulul azm peygamberdir demiyor.müfessirlerin yorumu böyledir. yorumlara göre hz. isa musa nuh ibrahim muhammed (a.s) olamak üzre 5 tane var ha bir de süleyman ateş buna 6. olarak hz ademi de ekledi. elbetteki yaptıkları ve çektikleri açısından kimisi kimisinden daha fazla ileride olabilir ama bu aralarında misyon ve amaç açısından bir farklılık oluşturmaz.hz süleyman zenginlik içinde yaşadı diye o hiçbir şey çekmedi diğer peygamberler gibi emek vermedi diyebilir miyiz .hayır çünkü o dava için varolan amacı yerine getirdi.zenginlik ve refah içinde böbürlenmeden ,ve ALLAHı unutmadan yaşamayı başardı .mesele amacı yerine getirmektir.ve her peygamberde güzel bir örneklik vardır.kıssa demek zaten bir ders bir örneklik demek değil midir.
ben hz muhammedin bizatihi diğer peygamberlerden üstünlüğüne dair bir ayete rastlamadım .eğer siz gördüyseniz ve rastladıysanız lütfen paylaşın öğrenmiş oluruz. öte yandan bu konu hadislere ihtiyaç duymayacak şekilde açık bir konudur.muhtelif hadislerde özellikle şia kaynaklı hadislerde yeteri kadar üstünlük bildiren hadis var açıkçası burda paylaşmak istemiyorum çünkü akıl karışıklığından başka bir işe yaramıyor.
Resullerden kimisini kimisine üstün kıldık.) [Bakara 253] burdaki üstünlük bile elmalılı hamdi yazırın ifadesiyle niteliksel değil niceliksel bir üstünlüktür . hz muhammed alemlere rahmettir ,son peygamberdir ve bu dinin son ilahi temsilcisidir .güzel bir ahlak üzredir ve güzel bir üsvedir .bunlar bilinen kurani gerçeklerdir.
tasavvufu asla reddetmem ama her şeyini de kabul etmem.tasavvuf sanattaki şiir gibidir.çok hoş duygulandırır gerçeklikten yola çıkar büyük bir duygulanım selidir.rabıta ve kalb sükunu açısından ihtiyacımız vardır tasavvufa ,ibadi konularda kulluk ve takvaya ilişkin çok güzel veriler elde edilebilir ;ama kimi konularda da tasavvufu görmezden gelmemiz gerektiğine inanıyorum ve özellikle peygamberlerin hayatına dair ,miraca hadisesine ve bu üstünlük meselesine dair konularda uzak duruyorum tasavvuftan .
selametle. |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
İman ,ALLAH'la olan sözleşmedir. islam teslimiyettir. kalu bela Karakter andıdır.ve amel sözleşmenin gereğidir.
|
|
|
|
|
nuseybini
υѕтα üує
 
Puan: 37
Çevrimdışı
Üye ID: 4836
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #7 : 30 Ocak 2012, 11:06:16 » |
|
 |
|
 |
 |
Konu güzel ve biligilendirici bilgi alışverişine vesile olur inşaAllah..
ben bu konuda ebu ömer abiye katılıyorum.. meryem kardeşim yazılarınızı beğenerek takip ediyorum.. kendinizi güzel yetiştirdiğiniz yazılarınızdan belli oluyor.. bir kısım insan Resulullah aleyhisselamı haşa ALLAH yerine koyarken kimiside kuran bize yeter diyor.(ikinci guruptan bahsederken sizi kast etmiyorum).biz ikisinide kabul etmiyoruz.. ne ifrat ne tefrit..
Biz reaulullah aleyhisselamı kuranın ve kendi sahih hadislerin ifade ettiği şekli ile kabul ediyor ve öyle değer veriyoruz..
Muhammed aleyhisselamın diğer peygamberlerden üstünlük olarak bir farkı vardır.. zira belli bir kavim ve zamanla kısıtlı değildir peygamberliği.. ve peygamberlerin imamıdır.. ama iman konusunda hiç bir peygamberi aleyhimüsselam diğerinden fark ettirmeden kabul ediyor iman ediyoruz..
aşağıdaki alıntıya bir göz atmanızı tavsiye ederim..
Peygamber efendimiz bütün peygamberlerden üstün olduğu gibi, onun ümmeti de diğer ümmetlerden üstündür. Bekara suresinin, (ALLAH’ın Resulleri arasında ayrım yapmayız) mealindeki 285. âyet-i kerimesi tefsirlerde, (Yahudi ve Hıristiyanlar gibi, Peygamberlerden bazısını kabul edip, bazısını inkâr ederek ayrım yapmayız, hepsi de peygamberdir) demek olduğu bildiriliyor, çünkü Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Resullerden kimisini kimisine üstün kıldık.) [Bekara 253] (Nebilerden bazısını bazısından üstün kıldık.) [İsra 55] Demek ki Resullerin de, Nebilerin de birbirinden üstün olanları vardır. Peygamberlerin birbirinden üstün olduğunu kabul etmemek, bu iki âyet-i kerimeyi inkâr etmek olur. Her peygamber kendi milletine geldi, fakat Muhammed aleyhisselam bütün âlemlere geldi. Birkaç âyet-i kerime meali: (Âlemlere [Cin ve insanlara, ilâhî azapla] korkutucu [uyarıcı] olsun diye Furkan’ı [Kur’anı] kuluna [Muhammed aleyhisselama] indiren [ALLAH’ın şanı] ne yücedir.) [Furkan 1] (De ki: “Ey insanlar! Ben, ALLAH’ın hepiniz için gönderdiği Resulüyüm.”) [Araf 158] (Her elçi bir millete gelmişken, Muhammed aleyhisselam bütün insanlara gelmiştir.) (Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.) [Sebe 28] (Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107] (Başka hangi peygamber âlemlere rahmet olarak gönderildi? Bu rahmet, yalnız insanlar için değil, bütün mahlûklar içindir. Hatta kâfirler bile faydalanır. Nitekim (Sen içlerinde bulunduğun sürece, ALLAH onlara [kâfirlere] azap etmez) buyuruluyor. (Enfal 33) Başka hangi peygamber için böyle buyuruldu?) Bir hadis-i şerifte de, (Beni insanların en iyisi bilmeyen kâfir olur) buyuruldu. (Hatib) ALLAHü teâlâ, bütün peygamberlere (Yâ Âdem, Yâ Musa, Yâ İsa) diyerek ismiyle hitap ederken, Resulullah’a (Yâ eyyühennebiyyu, yâ eyyüherresul) yani (Ey Peygamberim, ey Resulüm) diye hitap ediyor. Bu hitap şekli de, Onun diğer peygamberlerden üstün olduğunu göstermektedir. Fatiha suresinde bildirdiği gibi, ALLAHü teâlâ Âlemlerin Rabbi’dir. Resulullah da âlemlerden üstün olduğu için, Rabbüke, Rabbike yani Senin Rabbin buyuruluyor. (Bekara 30, Saffat 180) Birkaç âyet-i kerime meali: (Rabbinin sana verdiği nimetlerle mecnun değilsin. Senin için bitmeyen, sonsuz mükâfat vardır. Elbette sen, en büyük ahlak üzeresin.) [Kalem 2-4] (Başka hangi Peygamber böyle övülüyor?) (Rabbin sana [çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın!) [Duha 5] (Razı olana kadar nimet verecek. Başka hangi Peygambere bu nimetler veriliyor?) (ALLAH ve melekleri, Nebiye salât ediyor, iman edenler, siz de salevat getirin.) [Ahzab 56] (Başka hangi Peygambere bu makam veriliyor? Hangi peygambere ALLAHü teâlâ salât ediyor?) Fetih suresinin, (Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Resulünü hidayet ve hak dinle gönderen Odur) mealindeki 28. âyeti de Resulünün getirdiği dinin ve kendisinin en üstün olduğunu göstermektedir. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir: (Öğünmek için söylemiyorum, ben peygamberlerin efendisi, sonuncusu ve şefaat edicilerin de ilkiyim.) [Darimi] Buhari ve diğer hadis kitaplarındaki bir hadis-i şerifte de bildirildiği şekilde, insanlar şefaat için Hazret-i Âdem’den itibaren bütün peygamberlere gidecekler, hepsi bir özür beyan edecek, sonunda Muhammed aleyhisselama gönderecekler. İlk şefaati Peygamber efendimiz yapacaktır. En üstün olan peygamberin ümmeti de üstündür. Bir âyet-i kerime meali: (Siz ümmetlerin en hayırlısı, insanların seçilmişisiniz.) [Âl-i İmran 110] İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki: Muhammed aleyhisselamın izinde ilerleyenlerin büyükleri, İsrail oğullarının Peygamberlerine benzetildi. [Hadis-i şerifte, (Ümmetimin âlimleri İsrail oğullarının peygamberleri gibidir) buyuruldu.] Musa aleyhisselam Onun zamanında bulunsaydı, Onun yoluna girmekten başka bir şey yapmazdı. İsa aleyhisselamın gökten ineceği ve ALLAHü teâlânın sevgilisine ümmet olacağı herkesin bildiği bir şeydir. Onun ümmeti, Onun yolunda bulundukları için, ümmetlerin en iyileri oldular. (1/249) Tevrat ve İncil’de Muhammed aleyhisselamın vasıfları, üstünlükleri bildirilmişti. Bunları bilen hazret-i Musa ile hazret-i İsa, Onun ümmetinden olmak için çok yalvardılar, dua ettiler. İsa aleyhisselamın bu duası da kabul olundu. ALLAHü teâlâ Onu diri olarak göğe yükseltti. Kıyamete yakın tekrar yeryüzüne inecek, Muhammed aleyhisselamın dinine uyacak ve onu yayacaktır (H. L. O. İman)
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Abbas
∂ανєтуσℓυ мσ∂
Puan: 156
Çevrimdışı
Üye ID: 702
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #8 : 30 Ocak 2012, 14:15:55 » |
|
 |
|
 |
 |
Rabbim Razı olsun .Vicdanın rahat ve huzursuzluğu insanı doğruya ulaştırır.
yazdığınız ayeti celilenin tefsiri sizin idrakiniz gibi değildir.Elbetteki nübüvvet ve misyon olarak hiçbir peygamber diğerinden ayırt edilmez.Ki Ayetin tefsirine bakıldığı zaman ehli kitaptan olan bazı başı boşların ayırt etmesi, kimisini kabul edip kimisinin kabul edilmemesi meselesine karşı olduğu vurgulanır.Elbetteki ALLAH böyle bir ayrım ve kayrım yapmaz. Haşa ve kella sümme haşa ve kella münezzehtir.Madem mesele böyledir , biraz daha dikkat edeceğiz inşALLAH.Diğer taraftan ;
(Resullerden kimisini kimisine üstün kıldık.) [Bekara 253] (Nebilerden bazısını bazısından üstün kıldık.) [İsra 55]
ayeti celileri tartışma gerektirmeksizin bazı peygamberlerin(hepsine yüzlerce kez selam olsun) bazılarından üstün olduğunu göstermektedir.Evet madem kimisi kimisinden üstün kılınıyor, "Alemlere rahmet olarak gönderilen",hem nezir hem mübeşşir olan, peygamber efendimiz(a.s.v) kendisine nicel olarak verilen mucizatın fazlalığının dışında En üstün ahlak üzere kılınan , kavminden iman etmeyenler için genel bir şekilde bedduada bulunmayan ve diğer peygamberlerin kendisini müjdeledikleri ve geldiği zaman kendisine tabi olacaklarına dahi ahitte bulundukları , sadece kendi kabilesine değil, tüm beşeriyete ve bunun yanında da , cinlerin de peygamberi sakaleyn olan peygamber efendimiz (A.s.v) nasıl olur da üstün olmaz....Bu basit insanların düştüğü basit bir kıyaslama değildir.Bu ümmetin Ne kadar büyük bir nimete sahip olduğunun ifadesidir.Bu yapılan övme , bu yapılan üstünlük basitlerin düştüğü kayırma veya yerme değildir, basitlerin düştüğü gibi haşa ve kella süğmme haşa ve kella eşyaların kıyaslandığı , gurur gösterisi olan; "Bak benim arabam seninkinden daha güzeldir." cehaleti ve divaneliği değildir. Bu ümmetin sahip olduğu faziletin idrakinde olması ve bu doğrultuda bu lütfa cevap vermesi gerektiğinin ifadesidir.Evet Zaten peygamber efendimiz (a.s.v) Kendisinin(a.s.v) diğer peygamberlerle böyle cahilane bir mantık içerisinde kıyaslanarak övülmesine karşıdır ki zaten islam tarihinde bu mevcuttur.Bir yahudinin , Hz. Musa (a.s)'yı medhi ve bir müslümanın :"hz. muhammed(a.s.v) 'den de mi üstün kılınmıştır ? sorusuna karşılık , yahudinin ; " evet " demesi ile müslüman yahudiye tokat atar ve bunun akabinde yahudinin , müslümanı serveri kainata (a.s.v) şikayet etmesi ile peygamber efendimiz (a.s.v) bu şekilde övülmesinin ve kıyaslanmasının doğru olmadığını ve bu şekilde bir eylem ve söylemde bulunulmaması gerektiğini vurgular.Üstün ahlak da bunu gerektirir. Ama ümmetin onu övmesi cahilane kıyaslamaya gitmemesi ve bu büyük lütfun(a.s.v) idrakinde olması ve kadr u kıymetini bilmesi bu üstünlüğün fehminden geçer demişlerdir.İşte ben islamın bu vasat ve yapıcı çizgisine hayranım özellikle.Evet diğer taraftan peygamber efendimiz (a.s.v) :" Ben kıyamet gününde, adem oğlunun ulusu ve seyyidim demiştir." kimisi bunu zayıf görse de ibn i abbas (r.a) ve Hz. Ali(r.a) gibi sahabiler bu hadisin mana açısından doğruluğunu teyit ederler.Hatta Ahmed ibn i hambel (r.a) in özellikle bu övülme yapılamaz , üstünlüğü bildirilemez söylemlerine öyle bir cevap vermiştir ki, gerçekten cevab kimimize çok ağır gelebilir.El hasıl bu konuda ayeti celilerde çok işaret vardır .Özellikle bir ayet- i celilede ,Efendimize(a.s.v) hitaben , peygamber efendimizin daha önce gönderilen elçilerin yollarına uyulması istenmektedir.
Fahreddin razi(r.a) bu emre çok muazzam yaklaşır ve derki ,İşte ALLAH resulü (a.s.v) diğerlerinden üstün olduğu bu ayetten de anlaşılıyor.Yani şüphesiz ki Peygamberler arasında farklılık mevcuttu.Örneğin peygamber efendimiz(a.s.v) kimi sahabisine , hz nuh gibi, kimi sahabisine hz ibrahim gibi ifadeleri bunun kanıtıdır.Şimdi Bir insanın hepsinin özelliklerine sahip olması elbetteki daha üstün olduğunu gösterir.ALLAH'ın resulü aleyhisselatu vesselam kemal noktadadır ki, ümmeti de en hayırlı düzeye çıkabiliyor.Bir de Üstad bediüzzaman da şöyle der:
"Îsâ Aleyhisselâm ve Mûsâ Aleyhisselâm gibi umum resullere nebi dedirten ve risaletlerine medar olan delail ve evsaf ve vaziyetler ve ümmetlerine karşı muameleler; Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'da daha ekmel, daha câmi' bir surette mevcuddur. Mâdem hükm-ü nübüvvetin illeti ve sebebi, Zât-ı Ahmedî'de (A.S.M.) daha mükemmel mevcuddur. Elbette hükm-ü nübüvvet, umum enbiyadan daha vâzıh bir kat'iyet ile ona sabittir...."(19. mektuptan alıntıdır.)
Üstad ın bu ifadesi de dikkate şayandır: "Evet fenn-i hadîsin muhakkikleri, nekkadları o derece hadîs ile hususiyet peyda etmişler ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın tarz-ı ifadesine ve üslûb-u âlîsine ve suret-i ifadesine ünsiyet edip meleke kesbetmişler ki; yüz hadîs içinde bir mevzu'u görse, "Mevzu'dur" der. "Bu, hadîs olmaz ve Peygamber'in sözü değildir" der, reddeder. Sarraf gibi hadîsin cevherini tanır, başka sözü ona iltibas edemez. Yalnız İbn-i Cevzî gibi bazı muhakkikler tenkidde ifrat edip, bazı ehadîs-i sahihaya da mevzu' demişler. Fakat her mevzu' şey'in manası yanlıştır demek değildir; belki "Bu söz hadîs değildir" demektir...."(19. mektuptan alıntıdır)
Valla kardeşim inanınız onca yazılacak şey var ki bu konuda biz sadece bir kaç noktaya temas ettik ve dikkatleri çektik...
s.a
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 02 Şubat 2012, 13:12:34 Gönderen: Abbas »
|
Logged
|
 "vallahi, vallahi bugün resulullah(a.s.v) kabirde sızlanmaktadır. filistin'deki durum ve mazlumiyet resulullah(a.s.v) ı kabrinde sızlatmaktadır."(şehit murtaza mutahhari)
|
|
|
|
|
|
|
Abbas
∂ανєтуσℓυ мσ∂
Puan: 156
Çevrimdışı
Üye ID: 702
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #11 : 30 Ocak 2012, 17:18:43 » |
|
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 30 Ocak 2012, 17:54:15 Gönderen: Abbas »
|
Logged
|
 "vallahi, vallahi bugün resulullah(a.s.v) kabirde sızlanmaktadır. filistin'deki durum ve mazlumiyet resulullah(a.s.v) ı kabrinde sızlatmaktadır."(şehit murtaza mutahhari)
|
|
|
MERYEMDUAA
σиυя üуєѕι
  
insan bir katre kan ve bin endişedir.
Puan: 34
Çevrimdışı
Üye ID: 1850
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #12 : 30 Ocak 2012, 22:26:19 » |
|
 |
|
 |
 |
4-ALLAH ve melekleri, Nebiye salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin. Ahzab 56
ALLAH c.c tüm yarattıklarıa ona selavat getirin deyince neyi kast ediyor..Hiçbr peygambere ALLAHın selavat getirdiğini yada kullarına bunu emrettiğini gördünüz mü? Demekki efendimiz son mühür olduğuna göre bizde ALLAHın övgüsünden dışarı çıkmamız uygun değildir. Elbette peygamberimiz tüm peygameberlerden ve insanlıkdan üstündür.
son olarak kardeşim burada amacım münazara etmek değil olayı tahlil ederken hassasiyetleri derinlemesine tefekkür etmekdir..Rabbim razı kalsın hepinizden selam ve dua ile.
yorumunuzdan ötürü teşekkür ederim abi . nebiye sadece salavat getirilmez abi nebiye salat edilir yani destek olunur .müsaadenizle ayetin başka bir mealini paylaşmak istiyorum 'Şüphesiz ALLAH ve melekleri peygamberi destekliyorlar, ona yardım ediyorlar, onun için gerekeni yapıyorlar. Ey müminler siz de ona destek olun, ona yardım edin, onun için gerekeni yapın. Ve onun güvenliğini tam bir güvenle sağlayın. ' ALLAH ve melekleri sadece nebiye değil 43. ayette müminlere de salat ediyor o ayete bakmanızı istirham ederim. ve salat destek manasına gelir , sözlü bir literatür geliştirilmesi de peygambere olan sevgimizdendir.
hassas yazınızdan ötürü de ayrıca teşekkür ederim daha temkinli davranmam gerektiğini hatırlattınız . selametle abi
Konu güzel ve biligilendirici bilgi alışverişine vesile olur inşaAllah..
ben bu konuda ebu ömer abiye katılıyorum.. meryem kardeşim yazılarınızı beğenerek takip ediyorum.. kendinizi güzel yetiştirdiğiniz yazılarınızdan belli oluyor.. bir kısım insan Resulullah aleyhisselamı haşa ALLAH yerine koyarken kimiside kuran bize yeter diyor.(ikinci guruptan bahsederken sizi kast etmiyorum).biz ikisinide kabul etmiyoruz.. ne ifrat ne tefrit..
Biz reaulullah aleyhisselamı kuranın ve kendi sahih hadislerin ifade ettiği şekli ile kabul ediyor ve öyle değer veriyoruz..
estğfirullah,ALLAH razı olsun nuseybini abi .kişiliğe saldırı olmadığı müddetçe her fikir uygun bir üslupla dile getirilmeli .yazıyı okudum abi yazı içinde çok ciddi çelişkiler barındırıyor , hz muhammede alenen iftira var yazıda .hz muhammedin savunulmaya ihtiyacı yok ama bizim onu ve misyonunu anlamamız için bu tür bir diyaloğa ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim .
yazıyı kritize edecek olursak abi şöyle bir tablo çıkıyor karşımıza :
Fatiha suresinde bildirdiği gibi, ALLAHü teâlâ Âlemlerin Rabbi’dir. Resulullah da âlemlerden üstün olduğu için, Rabbüke, Rabbike yani Senin Rabbin buyuruluyor.
biz biliyoruz ki ayetlerin çoğu hz muhammedin nezdinde bütün müminlere hitaptır,namazı kıl orucu tut derken sadece peygambere demiyor hepimize diyor bu bir farklılık değil, bu açıdan bu üslup hemen pekçok ayette geçtiği için bir delil değildir.
(Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Resulünü hidayet ve hak dinle gönderen Odur) mealindeki 28. âyeti de Resulünün getirdiği dinin ve kendisinin en üstün olduğunu göstermektedir. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir: (Öğünmek için söylemiyorum, ben peygamberlerin efendisi, sonuncusu ve şefaat edicilerin de ilkiyim.) [Darimi] Buhari ve diğer hadis kitaplarındaki bir hadis-i şerifte de bildirildiği şekilde, insanlar şefaat için Hazret-i Âdem’den itibaren bütün peygamberlere gidecekler, hepsi bir özür beyan edecek, sonunda Muhammed aleyhisselama gönderecekler. İlk şefaati Peygamber efendimiz yapacaktır. En üstün olan peygamberin ümmeti de üstündür
ayette dinin üstünlüğünden bahsedilir ki bu din zaten ademden bu yana varolan islam dinidir .hz muhammedle türememiştir .din hz muhammedle yani kuranla kemale ermiştir.yani bozulan hristiyanlık ve yahudiliği gerçek olan dine dönüştürmek ,hz muahammedin önderliğinde ALLAHın vahyini yeniden hakim kılmak gayesi vardır.ve tabi bütün ideoloji ve sapkınlıkların bertaraf edilmesi maksadıyla islam dini bir kere daha kureyşten yükselmiştir.
öte yandan ALLAH ayetlerde kimin şefaat edeceğine kendisinin karar vereceğini söylerken hz muhammedin ben şefaat edeceğim demesi ayetle çelişen bir durum değil midir ? peygamber üstündür dolayısıyla ümmeti de üstündür demek çok ama çok tuhaf bir denklemdir.kuranla sahih hadislerle zerrece alakası yoktur bu söylemin .üstün olan ümmet bizsek vay geçmişlerin haline .
Musa aleyhisselam Onun zamanında bulunsaydı, Onun yoluna girmekten başka bir şey yapmazdı. İsa aleyhisselamın gökten ineceği ve ALLAHü teâlânın sevgilisine ümmet olacağı herkesin bildiği bir şeydir. Onun ümmeti, Onun yolunda bulundukları için, ümmetlerin en iyileri oldular. (1/249) Tevrat ve İncil’de Muhammed aleyhisselamın vasıfları, üstünlükleri bildirilmişti. Bunları bilen hazret-i Musa ile hazret-i İsa, Onun ümmetinden olmak için çok yalvardılar, dua ettiler. İsa aleyhisselamın bu duası da kabul olundu. ALLAHü teâlâ Onu diri olarak göğe yükseltti. Kıyamete yakın tekrar yeryüzüne inecek, Muhammed aleyhisselamın dinine uyacak ve onu yayacaktır
hz muahammed öncekilerin yolunu takip etti ve evrensel dini hakim kıldı .hz isa da musa da müslümandı ve zaten hz muhammede inanıyorlardı .hz isa haşa hangi dindendir ki hz muhammedin dinine inanacağı söyleniyor,hz isa islam peygamberi değil midir ?
abi bu yazı kurana zıt şeyler içeriyor .peygamberlerin hepsi bu dinin esas yayıcıları. ibrahimin isadan isanın musadan musanın muhammedden (a.s ) hiçbir farkı yok bu manada .. bütün peygamberlere bir kere daha selam olsun
selametle abi.
.
bakara 285 ebu ömer abinin ve sizin vurguladığınız gibi imana dair bir hususu vurgulamakta.temel inanış maddeleri olarak sıralanmakta .burda kısmi bir hata gerçekleştimiş ve ayeti genele yaymışım.ALLAH dilerim bağışlar beni.
Şimdi Bir insanın hepsinin özelliklerine sahip olması elbetteki daha üstün olduğunu gösterir.
diğer türlü geniş bir araştırma yapmakla beraber ortada ayetlerin ışığında herhangi bir peygamberin diğer peygamberlere nazaran net bir üstünlüğüne rastlamadım. öte yandan hz muhammede öncekiler örnek olarak gösteriliyor hatta öncekilerin sabrettiği gibi sabret diyor.yani eğer bütün özelliklere sahip olsaydı muhtelif ayetlerde uyarılmazdı.
abbas kardeşim bi şey değil yazıyı okuyanlar sizi hz muhammedin savunucuları beni de muhalifi sanacak (allaha sığınırım elbette böyle bir şeyden ) 
üstünlük takvadadır der ALLAH . dilerim her birimiz yürüyen kuran ve büyük bir ahlak üzere olan peygamberin ciddi manada birer salat edicisi oluruz.
seviyeli cevap ve üslubunuzdan ötürü ömer abi nuseybini abi ve abbas kardeşim her birinize tekrardan teşekkür ederim selametle kalınız.
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 30 Ocak 2012, 22:51:45 Gönderen: MERYEMDUAA »
|
Logged
|
İman ,ALLAH'la olan sözleşmedir. islam teslimiyettir. kalu bela Karakter andıdır.ve amel sözleşmenin gereğidir.
|
|
|
EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
  
Puan: 64
Çevrimdışı
Üye ID: 3387
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #13 : 30 Ocak 2012, 23:26:27 » |
|
 |
|
 |
 |
subhanallah!
Bacım ahzab suresındek ayette ALLAH bunu dıyor. Bizler ayeti farklı çerçereveye taşıyoruz. Bu ayeti buraya taşırken ne kopyala yapıştır yaptık nede alıntıladık. Tercüme edilen meallerin hemen hemen hepside aynı şekilde ayeti alıyor.
selavat ve övgü....
10 dan fazla meal aynı şeyi söyler..sadece ve sadece iki mealde farklı okudum.mustafa islamoğlu,yaşar nuri öztürk... Kardeşim bu sözüm ALLAH için sizedir..yaşı 40 aşkın biri olarak sözümü ALLAH için abi yada kardeş nasıl algılıyorsan algıla ama ALLAH için mümince bir nasihat olarak al
Bilgi allaha ulaşmamıza vesile olan araçtır değil mi? Taki vahyin ve sunnetin çizdiği çerçeveler dairesinde. Bizler bilgiye hikmet nazarında yaklaşmalı bize ne murat ediliyor. Ne ders çıkarmalıyz? Ne ibret vardır? yaklaşımıyla hareket etmelıyız. Bilgi nassa dayanmıyorsa onu asla mutlak kabul etmemelı. Umulurki,,,kavramı bizler içindir... Bizler iki kitap okurda alıntılarla mutlak ifade kullanırsak işte o zaman kendimize dikkat etmeliyiz. Fakat bilgiyi kendı nazarında görenler herdaim hataya sürüklenmeye mahkumdurlar. Objektif bakayım, ayetleri pratize edelim derken siyak ve sıbakına,illetine,siyerle paralellik arz etmeden yaklaşarak ciddi manada sıkıntıya düşmüşlerdir. Herşeyi illa moderniteye yada rasyonelızme dayandırarak ayetleri güncellersek o zaman akıl ve bilmi vahyin çizgisinden çıkarırız. örneklendirelim:
mustafa islamoğlu,yaşar nuri öztürk muhammed esedden etkılenmışler mi? evet...
şayet konuya musade edilirse o zaman çok geniş şekilde ele alacağız.
Yeni icad bulmuş mucid gibi ummetin meselesine farklı bir perspekiften bakıp, farklı alana çekmeninde pek bir kabulu yoktur. insanlar anlık överler sonrada döverler.alahın övgsüne kulak vermeli. kuran kendi ıstılahı manasıyla anlaşılır.farklı litaretüre sokarsak o zaman BİLGİ OBEZİTELİĞİ oluşur. ALLAHın kelamı o kadar derinki okudukça insan daha geniş algılıyor. Daha geniş algılayım derken malesef yorumda zorlanıp kırmızı çizgilerin üzerine basabılıyor.
Fahrettin yıldız hocamız var.ALLAH rahmet eyelsın. adam 40 yılını bu işe verdi. hala üsküdarda derslerine gidilir.
mubarek tefsirini bir türlü tamamlayamaz. sebebine gelince..her yazdığım ayete diğer sene bakıyroum eksık algılamışım. bu sefer yenıden duzenlıyroum. çunku her araştırmam daha geniş bakmamı sağlıyor. o bunu derken bize bakarmısınız ne akdar ALLAHın ayeleri üzerinde rahatça ahkam verip konuşuyrouz..bize sorsalar kardeşim arapçasından meall ver.ben şahsen veremem. verdiğimde uydurma olur. ALLAH bızı af etsin..bizler ne zaman adam gıbı adam olacağız bılmıyorum... |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz !!! ebu ömer
|
|
|
Abbas
∂ανєтуσℓυ мσ∂
Puan: 156
Çevrimdışı
Üye ID: 702
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #14 : 31 Ocak 2012, 13:02:18 » |
|
 |
|
 |
 |
Rabbim razı olsun kardeşim.Amacım sizi aşağılamak veya savunucusu olmadığınızı düşünerek yazmak değildi.Ki hepimizin yazıları açık ve nettir.Böyle anlaşılmak beni üzdü işin gerçeği. Artık fazla kurcalamaya gerek duymuyorum açıkçası.
Ama son bir hakikate işaret edeyim, ebu ömer abeyle sizin ifadelerinizin ortak noktası olsun.Şimdi salat kelimesini iyi fehmedebilmek için ebu ömer abemizin dediği gibi, geçmiş ulemanın eserlerin tedkiki şarttır.Salat manasında çok görüş bildirilmiştir.Malesef ebu ömer abem de meryemdua kardeşim de sınırlı anlamlarını belirtmişsiniz.Ama her ikinizin de belirttiği manayı cem etmektedir bu kelime.Bu yüzden kimsenin kınanması gerekmiyor. Bu ayetteki salat efendimiz(a.s.v) e has bir anlam ifade etmektedir ve 5 temel mana içeriyor.İmam kastalaninin mevahibul ledunniyesinde zamanında bu meseleyi okumuştum. Günümüz alimlerinin görüşlerinden yararlandığı müceddit mesabesindeki alimlerimizin görüşleri yer alıyordu.Ve beş temel manada durmuşlardı.Yardım manası da taşımaktadır, övgü manası da taşımaktadır, şeref manası da taşımaktadır, peygamber efendimiz (a.s.v) temsil ettiği dinin ve muminlerin muzaffer olması manasını da taşımaktadır, makamı mahmuda ulaşma manası da taşımaktadır vs. bu yüzden iki kardeşimin de belirttiği manaları taşımaktadır.Tenkide gerek yok.Tenkid edilecek bir mesele varsa, o da bu iki mananın , kelimeyi karşılamada yetersiz kalmasıdır.Bir de bu ayette geçen bu kelime efendimiz(a.s.v) e hastır.salat kelimesi direk dayanak ve destek manasına gelmiyor.Diğer ayetler doğrultusunda alimlerin ulaştığı bir manadır.manalardan bir tanesi.
s.a |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
 "vallahi, vallahi bugün resulullah(a.s.v) kabirde sızlanmaktadır. filistin'deki durum ve mazlumiyet resulullah(a.s.v) ı kabrinde sızlatmaktadır."(şehit murtaza mutahhari)
|
|
|
MERYEMDUAA
σиυя üуєѕι
  
insan bir katre kan ve bin endişedir.
Puan: 34
Çevrimdışı
Üye ID: 1850
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #15 : 01 Şubat 2012, 00:50:13 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
İman ,ALLAH'la olan sözleşmedir. islam teslimiyettir. kalu bela Karakter andıdır.ve amel sözleşmenin gereğidir.
|
|
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 281
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #17 : 03 Şubat 2012, 15:22:09 » |
|
 |
|
 |
 |
kandilleri dinmiş gibi,dinin bir emriymiş gibi algılayıp,o günlere has ibadet etmek,o günlere has ibadet çeşitleri üretmek,o günleri kutsamak tehlikelidir...Ama o günlerde,mesela bir mevlüt günü münasebetiyle efendimizi daha fazla hatırlamak ve hatırlatmak,doğumuna sevinç duymak,o sevinci paylaşmak,o mutluluğu kendin ve etrafına hisettirmen(mesela bir yemek vermen veya bizim buralarda yapıldığı gibi lokum bisküvit-bahçelinin pisküvit meselesini hatırladım-dağıtmak)sohbetler düzenleyip efendimizin hayatını ve mücadelesini anlatmak ve insanlara bunu ulaştırmak,bu günün önemini insanlara dosdoğru anlatmak,efendimizin geliş gayesinin amacını hatırlatmak ve haykırmak bidat değildir.Çünkü bunu dini bir emirmiş gibi yapmak ayrı,ama bu günleri efendimizin mesajını anlatmak ve ulaştırmak için gayret sarfetmek ayrı bir husustur.yoksa bu günde oruç tut günahların af olunur dersek bu vb durumlar dinde olmayan işlerdir,bu ince çizgiyi bilmek ve bu çizgiyi doğru bir şekilde tutturduğumuz zaman,bu kutlamalar uyanış ve bilinçlenmeye katkı sunar. ne hurafelerle donanmış bir islam anlayışı,nede efendimizi hayattan soyutlayan bir anlayışı kabul etmemeliyiz.
benim düşüncem ve bakışım bu yöndedir.selametle.. |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
|
|
nuseybini
υѕтα üує
 
Puan: 37
Çevrimdışı
Üye ID: 4836
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #19 : 07 Şubat 2012, 15:25:15 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|