Sayfa: [1] 2  Hepsi   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkiye islami Hareketin Dünü ve Bugünü  (Okunma Sayısı 3223 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
****


Puan: 64
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1213
Üye ID: 3387

Nerden:


WWW
« : 03 Eylül 2009, 12:05:47 »

Muhterem kardeşlerim sizlerle uzun zamandır yayınlamayı düşündüğüm bir çalışmayı paylaşmak istiyorum.Bu çalışma Türkiye islami hareketinin dünü,bugünü üzerine olup dünden bugüne gelinen süreci işleyeceğiz.Belirli dönemlere böldüğümüz bu çalışmada Rabbim yar ve yardımcımız olsun..Gayret bizden tevfik ALLAH'tan.Sizlerden ricam bilgi ve birikimlerinizi bizlerle paylaşmanızdır.
                      Türkiye islami Hareketin Dünü,Bugünü

Türkiye'de toplumsal bir degisimi ve sonrasinda da kendi dünya görüsleri dogrultusunda bir devlet sistemi kurma idealini benimseyen, bu amaç dogrultusunda da bir mücadele gelistiren ve gelenek olusturma gayreti tasiyan gençlik hareketlerinin en önemli sacayaklarindan birini kuskusuz Islam Gençligi olusturmaktadir
Binli yillarin baslarinda Islam'la tanisan ve bin dokuz yüzlü yillara Islam dininin baskin anlayis ve yasayisi ile giren Anadolu insani, Cumhuriyet devrimi ve hatta daha öncesinde baslayan batililasma egilimiyle birlikte sahih Islam anlayisindan giderek uzaklasmis, tek parti döneminin din aleyhtari politikalariyla dininden (sahih Islam'dan) kopmustur
Elestirilebilecek bir çok noktalari olmasina ragmen Islamci gençligin, çevrelerinde kümelendigi bir kaç yazar ve bir iki dergi disinda 1960'li yillarin sonlarina dek kendilerini ifade edebildigi, dinamizmini ve söylemini dini inançlarindan alan herhangi bir olusum veya yapilanmadan bahsetmek oldukça zordur
1969 yilinda Burhanettin Kayhan'in baskan seçilmesiyle Milli Türk Talebe Birligi çatisi altinda, üniversite ve orta ögrenim ögrencileri kendilerini Islam gençligi olarak ifade etmeye baslamislardir Bu tarih, bu gün hala üniversitelerde, Islamî yasantiyi benimseyen ve bu ugurda mücadele eden Islam gençliginin sekillenisinin bir baslangici olarak kabul edilebilir
Bu yazimizda, 1969 yilindan bu güne gelinceye dek Islam gençliginin gençlik hareketleri içerisindeki konumunu, fikirsel ve eylemsel gelisimini ve tarihi seyrini ele almaya, son otuz yili okuyucularimizin bilgilerine sunmaya gayret edecegiz
Çalismamizi esas itibariyle 80 öncesi ve 80 sonrasi olarak sekillendirecegiz 80 sonrasi dönem, üniversite düzleminde devam eden mücadele seyrinin kirilma noktalarinin (menfi-müspet) gözönünde bulundurularak 4 ayri dönemde incelenecektir
80 ihtilaliyle baslayan ve 87 yilinda basörtüsü yasagina karsi Istanbul merkezli eylemliliklerin basladigi yila kadar I dönem, 87 yiliyla baslayan ve eylemliliklerin basörtüsü ile sinirlandirilmadigi, Müslümanlarin ve Islam dünyasinin sorunlarinin gündem edildigi, üniversitelerde hakim güç konumuna gelindigi ve bu sebepten kavgalarin basladigi II dönem ki bu dönemi 92 yilina kadar götürmeyi uygun bulduk 92 yili, üniversitelerde kavgalarin belirleyiciliginin ortadan kalktigi, Özal'in Islamizasyon politikalarinin üniversitelerde de hissedilir biçimde basariya ulastigi yil olarak kabul edilmesi gereken bir yildir 92 yilinda baslayan ve zihinlerden hiçbir zaman silinmeyecek, daha sonralari söze baslayan her Müslümanin mutlaka kendisine atifta bulunacagi MGK kararlarinin alindigi tarih olan 28 Subat 1997'ye kadar devam eden süreç III dönem olarak ele alinacaktir Son olarak da su an içinde yasadigimiz 28 Subat sonrasi dönem; IV dönem olarak ele alacağız..
 Rabbim yar ve yardımcımız olsun bu uzun soluklu inceleme ve araştırmaların neticesinde..
80 Öncesi Dönem
80 öncesi Islam gençliginin yasadigi seyri incelerken temel olarak MTTB ve Akincilar dernegini ele alacagiz Ancak MTTB'nin 69 yilinda kendilerini Islamci Gençlik olarak tanimlayan gençlerce sahiplenilmesi ve 1976 yilinda kurulan ömrü kisa ve fakat ortaya koydugu söylem ve pratiklerle göz dolduran Akincilar derneginin öncesinde, bu gençligin olusmasinda besleyici rol oynayan bir kaç unsura deginmemiz gerekir
Kökeni 1913 yilinda açilan Imam-Hatip Medreselerîne dayanan daha sonra Cumhuriyet devrinde 3 Mart 1924'te açilan ancak yeterli ögrenci bulunamamasi sebebiyle 1930 yilinda kapatilan, 3 Eylül 1951 yilinda tekrar açilan ve 1971 yilina kadar herhangi bir degisiklige ugramayan Imam Hatip Okullari Türkiye'de gerek orta ögrenim gerekse de yüksek ögrenimde mukaddesatçi ve daha sonra Islamci bir gençligin olusmasindaki temel etmenlerden biridir Kurumun kurulus felsefesi ve egitiminin niteligi hakkinda getirilecek hiç bir elestiri bu gerçegi gölgeleyemicektir
Bununla birlikte, Necip Fazil Kisakürek'in Büyük Dogu'su, Sezaî Karakoç'un Dirilis'i ve Nurettin Topçu'nun Hareketi, o günün sartlarinda Müslüman gençlerin etraflarinda kümelendigi ve düsünsel olarak beslendikleri kaynaklari ifade etmektedir Bunun disinda 1958 yilinda Salih Özcan'in sahibi oldugu Hilal Dergisi ve yine bu yil ve sonralarinda Türk okuyucusuna kazandirilan tercüme eserler zihinsel bir etkilesimin ve olusumun baslangicini ifade etmektedir
Milli Türk Talebe Birligi Kurulusu ve Tarihi Seyri
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük ve en köklü ögrenci kurulusu olan Milli Türk Talebe Birligî 4 Aralik 1916 yilinda "Darül Fünün" ögrencileri tarafindan kurulmustur "Her Müslüman Türk gibi, bu vatanin çocuklari, dinini, imanini, vatanini ve varligini bunlarin düsmanlarina karsi korumak yolunda, milli suurun uyanmasi için çalistilar Imkanlari elverdigi kadar 'milli mücadeleye' istirak etti"
Cumhuriyetin ilanindan sonra faaliyetlerine artan bir ivmeyle devam eden MTTB'nin bundan sonraki seyrini Aralik 1968 tarihli Milli Gençlik dergisinden ve kismen de Burhanettin Kayhan'in Islam Gençliginin Stratejisi isimli kitabindan aktaralim
Yil 1929, Türklük ve Müslümanligin amansiz düsmani komünistler, Moskova'da tahsil yapmis, azililariyle milli varligimizi tehdit etmeye baslamislardi Agza alinmaz her türlü kepazeligi yaparak milletin inançlariyla alay ediyorlardi Çesitli kanunlar ve ters tutumlarla elleri kollari baglanan milliyetçi ve muhafazakar aydinlar, bu azginlara gereken derslerini veremiyorlardi Iste bütün bunlara dayanamayan, milli degerlere bagli üniversite gençligi harekete geçti Tevfik Celal Ileri ve arkadaslari, sadece isimde kalan "Birlik"te "Yeter" ihtarini veren bir sahlanisti
Kendisiyle ayni fikirde birlesip omuz omuza çalistigi en yakin arkadaslari Rüknettin Fethi (Olcay Tug), Adnan Ötügen ve Sükrü Kaya ile birlikte Babialide bir bina tutup, Devletten hiç bir yardim alamadiklari halde kendi aralarinda topladiklari paralarla faaliyete geçtiler ve o dönemde birligin yayin organi olan BIRLIK isminde haftalik bir dergi çikarmaya basladilar Zamanin en büyük trajli gazetesi kadar bir traja sahip olan dergi 14 sayi çikarildiktan sonra hükümet eliyle kapatildigi düsünülürse derginin tesir gucü anlasilacaktir.Mttp bu yapılanmada islami merkeze doğru kaymaktadır.70 liyılların sonuna geldiğinde ise mttp siyasi çatışmaların ortasında milliyetçi mukeddesatçı çizgiye oturmaktadır..Mttp kendi bünyesinde birçok aydın,kanaat önderi,siyasetçi,yazar vs.yetiştirerek günümüze taşımıştır.
çalışmamız devam edecek kardeşler..MNP,akıncılar,ve diğer yapılardan bash edeceğiz nasipse...Muhterem kardeşlerim sizlerle uzun zamandır yayınlamayı düşündüğüm bir çalışmayı paylaşmak istiyorum.Bu çalışma Türkiye islami hareketinin dünü,bugünü üzerine olup dünden bugüne gelinen süreci işleyeceğiz.Belirli dönemlere böldüğümüz bu çalışmada Rabbim yar ve yardımcımız olsun..Gayret bizden tevfik ALLAH'tan.Sizlerden ricam bilgi ve birikimlerinizi bizlerle paylaşmanızdır.
                      Türkiye islami Hareketin Dünü,Bugünü

Türkiye'de toplumsal bir degisimi ve sonrasinda da kendi dünya görüsleri dogrultusunda bir devlet sistemi kurma idealini benimseyen, bu amaç dogrultusunda da bir mücadele gelistiren ve gelenek olusturma gayreti tasiyan gençlik hareketlerinin en önemli sacayaklarindan birini kuskusuz Islam Gençligi olusturmaktadir
Binli yillarin baslarinda Islam'la tanisan ve bin dokuz yüzlü yillara Islam dininin baskin anlayis ve yasayisi ile giren Anadolu insani, Cumhuriyet devrimi ve hatta daha öncesinde baslayan batililasma egilimiyle birlikte sahih Islam anlayisindan giderek uzaklasmis, tek parti döneminin din aleyhtari politikalariyla dininden (sahih Islam'dan) kopmustur
Elestirilebilecek bir çok noktalari olmasina ragmen Islamci gençligin, çevrelerinde kümelendigi bir kaç yazar ve bir iki dergi disinda 1960'li yillarin sonlarina dek kendilerini ifade edebildigi, dinamizmini ve söylemini dini inançlarindan alan herhangi bir olusum veya yapilanmadan bahsetmek oldukça zordur
1969 yilinda Burhanettin Kayhan'in baskan seçilmesiyle Milli Türk Talebe Birligi çatisi altinda, üniversite ve orta ögrenim ögrencileri kendilerini Islam gençligi olarak ifade etmeye baslamislardir Bu tarih, bu gün hala üniversitelerde, Islamî yasantiyi benimseyen ve bu ugurda mücadele eden Islam gençliginin sekillenisinin bir baslangici olarak kabul edilebilir
Bu yazimizda, 1969 yilindan bu güne gelinceye dek Islam gençliginin gençlik hareketleri içerisindeki konumunu, fikirsel ve eylemsel gelisimini ve tarihi seyrini ele almaya, son otuz yili okuyucularimizin bilgilerine sunmaya gayret edecegiz
Çalismamizi esas itibariyle 80 öncesi ve 80 sonrasi olarak sekillendirecegiz 80 sonrasi dönem, üniversite düzleminde devam eden mücadele seyrinin kirilma noktalarinin (menfi-müspet) gözönünde bulundurularak 4 ayri dönemde incelenecektir
80 ihtilaliyle baslayan ve 87 yilinda basörtüsü yasagina karsi Istanbul merkezli eylemliliklerin basladigi yila kadar I dönem, 87 yiliyla baslayan ve eylemliliklerin basörtüsü ile sinirlandirilmadigi, Müslümanlarin ve Islam dünyasinin sorunlarinin gündem edildigi, üniversitelerde hakim güç konumuna gelindigi ve bu sebepten kavgalarin basladigi II dönem ki bu dönemi 92 yilina kadar götürmeyi uygun bulduk 92 yili, üniversitelerde kavgalarin belirleyiciliginin ortadan kalktigi, Özal'in Islamizasyon politikalarinin üniversitelerde de hissedilir biçimde basariya ulastigi yil olarak kabul edilmesi gereken bir yildir 92 yilinda baslayan ve zihinlerden hiçbir zaman silinmeyecek, daha sonralari söze baslayan her Müslümanin mutlaka kendisine atifta bulunacagi MGK kararlarinin alindigi tarih olan 28 Subat 1997'ye kadar devam eden süreç III dönem olarak ele alinacaktir Son olarak da su an içinde yasadigimiz 28 Subat sonrasi dönem; IV dönem olarak ele alacağız..
 Rabbim yar ve yardımcımız olsun bu uzun soluklu inceleme ve araştırmaların neticesinde..
80 Öncesi Dönem
80 öncesi Islam gençliginin yasadigi seyri incelerken temel olarak MTTB ve Akincilar dernegini ele alacagiz Ancak MTTB'nin 69 yilinda kendilerini Islamci Gençlik olarak tanimlayan gençlerce sahiplenilmesi ve 1976 yilinda kurulan ömrü kisa ve fakat ortaya koydugu söylem ve pratiklerle göz dolduran Akincilar derneginin öncesinde, bu gençligin olusmasinda besleyici rol oynayan bir kaç unsura deginmemiz gerekir
Kökeni 1913 yilinda açilan Imam-Hatip Medreselerîne dayanan daha sonra Cumhuriyet devrinde 3 Mart 1924'te açilan ancak yeterli ögrenci bulunamamasi sebebiyle 1930 yilinda kapatilan, 3 Eylül 1951 yilinda tekrar açilan ve 1971 yilina kadar herhangi bir degisiklige ugramayan Imam Hatip Okullari Türkiye'de gerek orta ögrenim gerekse de yüksek ögrenimde mukaddesatçi ve daha sonra Islamci bir gençligin olusmasindaki temel etmenlerden biridir Kurumun kurulus felsefesi ve egitiminin niteligi hakkinda getirilecek hiç bir elestiri bu gerçegi gölgeleyemicektir
Bununla birlikte, Necip Fazil Kisakürek'in Büyük Dogu'su, Sezaî Karakoç'un Dirilis'i ve Nurettin Topçu'nun Hareketi, o günün sartlarinda Müslüman gençlerin etraflarinda kümelendigi ve düsünsel olarak beslendikleri kaynaklari ifade etmektedir Bunun disinda 1958 yilinda Salih Özcan'in sahibi oldugu Hilal Dergisi ve yine bu yil ve sonralarinda Türk okuyucusuna kazandirilan tercüme eserler zihinsel bir etkilesimin ve olusumun baslangicini ifade etmektedir
Milli Türk Talebe Birligi Kurulusu ve Tarihi Seyri
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük ve en köklü ögrenci kurulusu olan Milli Türk Talebe Birligî 4 Aralik 1916 yilinda "Darül Fünün" ögrencileri tarafindan kurulmustur "Her Müslüman Türk gibi, bu vatanin çocuklari, dinini, imanini, vatanini ve varligini bunlarin düsmanlarina karsi korumak yolunda, milli suurun uyanmasi için çalistilar Imkanlari elverdigi kadar 'milli mücadeleye' istirak etti"
Cumhuriyetin ilanindan sonra faaliyetlerine artan bir ivmeyle devam eden MTTB'nin bundan sonraki seyrini Aralik 1968 tarihli Milli Gençlik dergisinden ve kismen de Burhanettin Kayhan'in Islam Gençliginin Stratejisi isimli kitabindan aktaralim
Yil 1929, Türklük ve Müslümanligin amansiz düsmani komünistler, Moskova'da tahsil yapmis, azililariyle milli varligimizi tehdit etmeye baslamislardi Agza alinmaz her türlü kepazeligi yaparak milletin inançlariyla alay ediyorlardi Çesitli kanunlar ve ters tutumlarla elleri kollari baglanan milliyetçi ve muhafazakar aydinlar, bu azginlara gereken derslerini veremiyorlardi Iste bütün bunlara dayanamayan, milli degerlere bagli üniversite gençligi harekete geçti Tevfik Celal Ileri ve arkadaslari, sadece isimde kalan "Birlik"te "Yeter" ihtarini veren bir sahlanisti
Kendisiyle ayni fikirde birlesip omuz omuza çalistigi en yakin arkadaslari Rüknettin Fethi (Olcay Tug), Adnan Ötügen ve Sükrü Kaya ile birlikte Babialide bir bina tutup, Devletten hiç bir yardim alamadiklari halde kendi aralarinda topladiklari paralarla faaliyete geçtiler ve o dönemde birligin yayin organi olan BIRLIK isminde haftalik bir dergi çikarmaya basladilar Zamanin en büyük trajli gazetesi kadar bir traja sahip olan dergi 14 sayi çikarildiktan sonra hükümet eliyle kapatildigi düsünülürse derginin tesir gucü anlasilacaktir.Mttp bu yapılanmada islami merkeze doğru kaymaktadır.70 liyılların sonuna geldiğinde ise mttp siyasi çatışmaların ortasında milliyetçi mukeddesatçı çizgiye oturmaktadır..Mttp kendi bünyesinde birçok aydın,kanaat önderi,siyasetçi,yazar vs.yetiştirerek günümüze taşımıştır.
çalışmamız devam edecek kardeşler..MNP,akıncılar,ve diğer yapılardan bash edeceğiz nasipse...
Logged

Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz
!!!
ebu ömer
EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
****


Puan: 64
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1213
Üye ID: 3387

Nerden:


WWW
« Yanıtla #1 : 03 Eylül 2009, 16:45:34 »

AKINCILAR

Akincilar Dernegi ilk olarak Ankara Devlet Mimarlik ve Mühendislik Akademili bir grup ögrenci tarafindan Tevfik Riza Çavus'un baskanliginda 1976'da kurulmustur.

Ülke çapindaki ögrenci dernek ve birlikleriyle herhangi bir istisare yapmaksizin kurulan Akincilar, gençlik tarafindan uzun bir süre beklenen ilgiyi görmedi. Özellikle zamanin Adalet Bakani Ismail Müftüoglu'nun bir kaç konusmasinda Akincilar ismini telaffuz etmesi ve sahiplenir bir tavir takinmasi gençlik tarafindan güvensizlikle karsilandi.

Ankara'da yalnizca bir okulun dernek çalismasi seklinde kurulan Akincilar, ayni dönemde Adana ve Kasimpasa'da kurulan derneklerle de ayni ismi tasimaktaydi. Daha sonra Ankara'nin etkintigiyle birlikte Adana ve Kasimpasa Akincilari da Ankara'ya baglanacaklardir.

Bu tarihlerde Islam gençliginin, bünyesinde faaliyet gösterdigi MTTB gerek partiler üstü kalma kararliligi gerek de kendi içerisinde basgösteren kiliklasma-hiziplesme egilimleri sonucunda, basta Istanbul'da olmak üzere aktif ögrenci derneklerini ihraç yoluyla tasfiye etmeye baslamistir.

Tasfiye islemleri sonrasinda Istanbul'da; Fatih Camii Yurdu, Ilim Yayma Yurdii, Antalya yurdu, Atîk Valide Yurdu, Erzincan Yurdu, Fetih Yurdu ve bir kaç yurtta daha kendilerini herhangi bir kurum veya yapiyla ilintilendirmeyen kalabalik bir Müslüman ögrenci potansiyeli vardi. Varolan bu ögrenciler, kendilerini hiç bir legal örgütlenmede ifade edemiyorlarsa da üniversite ve yurt bünyelerindeki Islami teblig faaliyetleri sürmekteydi.

1978 yilina kadar MTTB ve Akincilar Dernegi isimleri varolmasina ragmen gözle görülür elle tutulur herhangi bir etkinlik görünmemektedir. 1978 Temmuzunda yukarida sözünü ettigimiz Müslüman ögrenci potansiyeli okul ve yurt temsilcileriyle Istanbul Akincilara katildi. Etkinlikleriyle göz dolduran gençler kisa bir süre sonra Mart 79'da genel merkeze atandilar ve böylece Akincilar gerçek kimligine kavusmus oldu.

Kurulus asamasinda MSP'nin gençlik kolu olmak gibi bir amaçla kurulmamis ve fakat özellikle 1978 yilinda Mehmet Tellioglu'nun baskanliginda MSP ile somut iliskilere geçilmis ve artik MSP Akincilari gençlik kolu olarak sahiplenmistir. MTTB üzerinde de hiçbir etkinligi kalmayan MSP'nin bu tavri kendi açilarindan anlamliydi. Fakat Akincilar MSP iliskisi o kadar uzun ömürlü olmuyordu.

Akincilarin o dönemde miting ve gösterilerde hatta partinin salon toplantilarinda kullandigi sloganlar ve yürüttügü faaliyetler 1979 yili Milli Güvenlik Kurulu toplantilarina içisleri bakani olarak katilan Oguzhan Asiltürk'ün önüne fatura olarak gelmeye basliyordu. 79'un ikinci yarisindan itibaren gösterilen tüm gayretlerine ragmen Akincilari kontrol altina alamayacagini anlayan MSP, Akincilara karsi daha temkinli ve ölçülüdür artik.

Akincilarin temsil ettigi ve savundugu fikirler yetmisli yillar boyunca arinma gösteren ve artik olgunlasan ve evrensellesen bir Islam anlayisi seklindeydi.

Akincilar kendi ifadeleriyle "Yeryüzünde söz sahibi olan, Sosyalist, Komünist, Liberalist-Kapitalist, Fasist, Siyonist v.b. bütün Islam disi zihniyete sahip devletleri Küfür Devletleri olarak tanimliyoruz. Küfür devletleri ve kafirlerin ortak hedefi ve düsmani Müslümanlardir. Müslümanlar ise dünya üzerinde herhangi bir devlete sahip degillerdir. (Daha sonra gerçeklesen Iran Islam Devrimi sahiplenilecektir). Müslüman cemaatlerin yasadigi bugün "Islam Ülkeleri" diye isimlendirilen ülkeler de batili ölçülere uygun devlet tipleridir. Diger küfür devletlerinden farkli olan taraflari sinirlari içerisinde yasayanlarin Müslüman olmasidir.

Çag, bunalim, zulüm, sömürü ve inançsizlik, kisaca küfür çagidir. Asri saadetten önce yasanan Cahiliye dönemleri tekrar yasanmaktadir. Bütün insanlik umutlarini Peygamber sesinin çagimiza uzanmasina baglamistir. Kavgamiz o kutlu sesin dünyaya getirecegi mutluluk ugruna verilmektedir.

Islami Hareketi belli bir bölgeye veya belirli bir irka has göremeyiz. Islam cemaatlerinden herhangi biri bulundugu bölge veya sahip oldugu irka dayanarak Islam'i inhisari altina alamaz. Bu Islam'in temel yapisiyla çeliskilidir. Çünkü, hangi renkte veya bölgede olursa olsun Müslümanin derdiyle dertlenmek zorundayiz. Islam, Müslümanlari bir vücut gibi kabul etmistir. Bu vücut bütün Islam toplumlarini temsil etmektedir.

Bu vücut ayaga kalkacaksa tabiidir ki bütünlük içerisinde kalkacaktir. Geçmiste ve bugün bütün Islami Hareketleri bölge ve irk ayrimi yapmadan kendimize mal edemiyorsak, önemli bir eksikligimiz söz konusudur."

Akincilar hem sözü geçen düsüncelerini yayginlastirmak, hem varolan kitlesinin hissi birlikteligini ve egitimini gerçeklestirmek amaciyla 3 Agustos 1979 tarihinde ilk sayisini yayimladiklari AKINCILAR isimli on bes günlük siyasi bir dergi çikarmislardi.

Derginin ilk sayisi "Hayat Iman ve Cihad'tir" sözünü kapak edinerek çikiyor. "Baslarken" yazisinda kendilerini DIRILIS NESLI olarak isimlendirmeleri ilk bakista dikkat çekiyor. Yazinin devami su sekilde:

"MUTLAK NIZAM ISLAM. Ne bati, ne dogunun maddeci felsefesi, ne hindu mistisizmi bu gençligi kendi afsunu ile uyutamamaktadir. Bu gençlik Islam'i mutlak nizam olarak kabul etmektedir. O, ne siyonizm timsahinin üst çenesi durumundaki Komünizm ne de siyonizmin alt çenesi durumundaki kapitalizmin disleri arasinda kendine yer aramaktadir. Ne fasizm safsatasini kendine rehber edinmistir, ne de öteki Yahudi tuzaklarini kendi için bir yol olarak görmektedir. Akinci gençlik çaglar üstü ve kavimler üstü bir nizam olarak Islam'i tek kurtulus yolu olarak görmekte ve bu hak davaya teslim olmaktadir."

Derginin yazarlari arasinda Sadik Albayrak, Rasim Özdenören, Arif Altunbas, Zeki Can, Akif Inan'in ismini saymak mümkün.

Dergi sayfalari özellikle dünya Müslümanlari ve Islami hareketlerinden haberlere yer veriyor. Ayrica egitim amacina matuf olarak kaleme alinmis yazilar dikkat çekiyor. Bu yazilarda sikça vurgulanan "ordu disiplini içinde, basa bagli, hedefe; kararli, inançli bir sekilde, davayi her haliyle yasayarak, sonra yasatmak için elden gelen her gayret yapilmahdir ifadesi Akincilar'in hareket mantigini yansitmaktadir.

Akincilar ayrica Türkiye'deki Islami Hareket içerisindeki yerlerini su sekilde tanimlamaktadirlar:

"Islami Hareket iman ve cemaat ikilisinden olusur. Dünya üzerindeki parça parça Islami tavirlar bir bütünlük arzetmek zorundadir. bütün Müslümanlar ayni zamanda birer askerdirler. Bundan dolayi imam cemaat ikilisini bir orduya benzetebiliriz. bütün dünya Müslümanlari bir ordu haline gelmeye mecburdurlar. Türkiye'de Müslümanlar sosyal, iktisadi ve siyasi alanda aktif mücadele içerisindedirler. Bu mücadele kollari bir ordu disiplini içerisinde yürütülmektedir. Türkiye'deki Müslümanlar bütün dünya Müslümanlarini da içine alabilecek bir ordu hareketini baslatmislardir. Bu ordunun disinda kalanlar samimi olsalar da bilmeden Islam disi güçlere hizmet etmis olurlar.

Müslümanlarin en önemli özelligi teskilatlanmasidir. Iki kisilik bir Müslüman cemaatin varligi söz konusu olduguna göre, Islam'da tek kalmamak ve ordu hareketi içerisinde olmamak mazeret kabul etmeyen büyük bir suçtur.

Akincilar, bu ordunun öncü kuvvetleri, koruma askerleridir. Akincilarin ortaya çikisi bu ihtiyaca cevap vermek içindir. Akincilar 400'ü askin teskilati ve olgun kadrosu ile görevini basarmada umut verici bir statüye kavusmaktadir. Sevdigini ALLAH için seven, sevmedigine ALLAH için düsman olan Akincilar Müslüman ordusunun "kelle koltukta" fedaileridir.

Edirne’de Ülkücülerce şehid edilen Erdoğan Tuna, Kartal’da solcularca şehid edilen Nazım Durmuş ,fatihte şehid edilen metin yüksel ve niceleri.bu davanın mihenk taşları olmuştur..sonraki gelen nesil ise şehid metin yükseli kendine ideol olarak bu kutlu bayrağı kaldırmanın sevdasını taşımışlardır.
 

1978 yilinin Aralik ayinda patlak veren Maras olaylari ile birlikte baslayan sikiyönetimle birlikte 79 yili içerisinde 500 kadar teskilata sahip Akincilarin subeleri birer birer kapatilmaya baslamistir.1977’de Mehmet Tellioğlu başkanlığa getiriliyor. 1979’da Mehmet Güney başkanlığa getiriliyor.Sadece gençlik derneği ile kalmıyor Akıncı İşçiler, Akıncı Memurlar, Akıncı Sporcular dernekleri de kuruluyor. Toplamda 1200 civarında dernek şubesi söz konusu. Akıncılar isimli dergi yayınlanıyor. 

(Öncesinde İstanbul’da Kasımpaşa’da Mustafa Aydıner öncülüğünde Akıncılar Kültür Spor Derneği kurulmuş. Benzeri dernekler farklı semtlerde açılmış.)   

Akıncılar Derneği 27 Kasım 1979’da basılıyor; 13 Aralık 1979 tarihinde ise Ankara Sıkıyönetim komutanlığınca kapatılıyor. Yerine 7 Mart 1980’de Akıncı Gençlik Derneği kuruluyor. Seriyye isimli dergi yayınlanıyor. 

12 Eylül’den sonra Mamak’ta Akıncılar ana davasında 140 kişi yargılanıyor.
Türkiye dışında islam ülkelerinde ciddi hareketlenmeler olmaktaydı bu aralar.Afgan cihadı,iran islam devrimi islami gençliği motive etmiş.Şehid metin yüksel ve arkadaşları izmirdeki iran konsolosluğunu basarak koministleri saf dışı bırakmıştır.1940 lı yıllarda başlayan ihvan hareketi Türkiyede ciddi rağbet bulmuş,islami cihadın öncülerinden olan abbud ez zümer ve Halid islambolinin Envar sedat'ı öldürmeleri ençok Türkiye islami hareketlerde rağbet bulmuştur..(ileriki safhada bunlara değineceğiz geniş şekilde inş)


 Tekrar konuya dönecek olursak ;Ankara genel merkez kapatilincaya kadar, bu kapatilmalar Akincilari ciddi biçimde etkilememistir. Ankara araciligiyla koordinasyon devam ettirilmektedir. Bu arada dergide kapatilmalar üzerinde sik sik dikkat çekilen bir konu da "dernegi kapatilan Müslümanin savasi durmaz" seklinde ifade edilen, çalismalarin illegal bir zeminde de olsa devam ettirilmesi gerekliligiydi. Ancak 1980'e gelindiginde Akincilar dernegi genel merkez dahil kapatiliyordu. Bu kapatilma ile birlikte sayisi 500'ü bulan dernek ve her bir dernegin çevresinde kümelenen insan potansiyeli arasindaki organik iliski ve koordine kopuyordu. Etkin sahsiyetlerin oldugu bölgelerde Islami çalismalar dernek olmaksizin yöresel çalismalar seklinde varligini devam ettirmistir. O an için hayir mülahaza edilmeyen kapatilmalar, esasen 12 Eylül askeri darbesiyle birlikte üniversite zemininde süregelen Islami teblig çalismalarinin inkitaya ugramadan devam etmesi gibi bir olumlulugu da beraberinde getiriyordu.

1980 baslarinda legal faaliyet zeminlerini yitiren üniversite ögrencileri birbirleri arasindaki iliski ve hiyerarsileri legal zemin olmaksizin sekillendiriyor ve 12 eylül askeri darbesinin getirdigi olumsuzluklardan en az etkilenerek faaliyetlerini sürdürüyorlardi.

Üniversitelerde yakalanan bu basarinin diger zeminlerde de devam ettigini söylemek oldukça zor. Derneklerin kapatilmasi ile birlikte bir çok bölgedeki çalisma ve gayretler sona ermistir.

Akincilar bünyesindeki gençligin kontrolünü elinden kaçiran ve bu arada da zaten Akincilar derneginin de kapatilmasiyla gençlik teskilatindan yoksun kalan MSP, Mart 1980'de Tevt'ik Riza Çavus baskanliginda Konya merkezli "AKINCI GENÇLER DERNEGINI" kurduracak ancak bu dernek ancak atti ay yasayabilecektir.

Akincilar çok kisa bir süre içerisinde 500'e yakin subeye kavusmasinin sebebini irdeleycek olursak, 70'li yillarin son döneminde kendini gösteren terörizmin, insanlarda kendilerini herhangi bir olusum içerisinde ifade etme istegi, baska bir deyisle yapilanmalarin güvenligine siginma istegi önemli bir etkendir. Aynca MSP'nin de Akincilar'i sahipleniyor olmasi mesruiyet zeminlerini artirmaktaydi.

Kisa ömrüne ragmen etkinligiyle öne çikan Akincilar ülke çapinda yanki uyandiran büyük eylemliliklerin altina imza atmislardir. Bu eylemlerden baslicalari:

24 Kasim 79 Kayseri Mitingi

Kayseri'de toplanan onbini askin Akinci Afganistan Müslümanlarinin mücadelesini desteklemek amaciyla bir miting ve yürüyüs düzenlemislerdir. Miting haberini veren Akincilar dergisi devamla sunlari aktariyor: "Miting sonrasinda bazi çevreler büyük bir telas ve korkuya kapildilar. ABD'nin siyonistlerin incinmesinden korkan bazilan ise hemen efendilerine baglilik mesajlari yayinlamaya basladilar.

Degisik çevrelerin bu tepkileri içinde CHP Genel Sekreteri Mustafa Üstündag ile CHP Adana senatörü Hayri Üzer'in yaptiklari konusmalar hayli ilginçti. Mustafa Üstündag; "Kayseri mitingi ve yürüyüsü cumhuriyet tarihinin en çok üzerinde durulacak ve de düsünülecek olayidir."

1 Nisan 1979 Sakarya Mitingi

Sakarya'da yüz bin kisinin katilimiyla gerçeklesen miting Türkiye tarihine birçok yönden ilk olma özelligi tasimaktadir. "Dünya Müslümanlariyla dayanisma mîtingi" olarak adlandirilan mitingde Iranli, Suriyeli ve Filistinli birer konusmaci misafir edilmisti. Ayrica ilk kez Kelimei tevhid orjinal yaziliyisla bu mitingde açilmistir.

Bunlarin disinda Of, Turgutlu ve Tatvan'da, yurdun üç ayri noktasinda , toplumun sahiplenildigi teblig amaçli mitingler tertip edilmistir.

Yine Erzurum'da Hicret yürüyüsü, Bursa'da Mescidi Haram'in isgalinin protesto edildigi mitingler yapilmistir.

1976 yilinda kurulan ve 1979'un sonlarina gelindiginde tamamen kapatilan Akincilar, bu kisacik dönemde Türkiye Islam gençliginin kendisini ifade ettigi ve üzerine düsen misyonu artilariyla ve eksileriyle yerine getirmis bir yapilanma olarak tarihe geçmistir.

Sonuç

1969 yilinda baslayan Islami Gençlik mücadelesi 1980 yilina gelinceye dek yukarida aktarmaya çalistigimiz serüveni yasamis, bu süreç içerisinde milliyetçi-mukaddesatçi çizgiden Islami çizgiye gelmis ve hatta 70'li yillarin sonlarinda dünya Islami hareketlerinden edindigi tecrübelerle tevhidi ve evrensel bir söyleme kavusmustur.

80 öncesi Islam gençliginin düsünsel olusumuna katkida bulunan baslica yayin organlari; Dirilis, Büyük Dogu, Sura, Tevhid, Hicret, Islamî Hareket, Seriyye, Kiyam, Milli Gençlik, Sanatta ve Fikirde Hareket, Düsünce, Mavera, Hilal, Aylik Dergi, Gölge, Yeni Ölçü, Milli Gazete, Teblig, Sadirvan, Hîcret 1400, Okru, Mustu, Tohum, Kriter, Tomurcuk, Köye Kente Selam ve Akincilar'dir.

Islam Gençliginin Ruhi Kiliçkiran'la baslayan sehitler kervani 12 Eylül'e kadar özellikle 70'li yillarin sonlarinda artan bir hizla devam etmistir.

Komünistlerin sehit ettigi Müslüman gençlerin yaninda, de 1 ülkücüler tarafindan ve sistemin kolluk güçleri tarafindan sehit edilen gençler, Müslüman Gençligin yolunu aydinlatan birer meş'ale olmuslardir. Islam davasi ugruna sehit düsen tüm kardeslerimizi rahmetle aniyoruz.Rabbim onların aziz kanlarını bereketli eylesin ve davamızda soluk almayı lutfetsin..

Devam edecek kardeşler.12 eylül öncesi..
Logged

Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz
!!!
ebu ömer
EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
****


Puan: 64
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1213
Üye ID: 3387

Nerden:


WWW
« Yanıtla #2 : 05 Eylül 2009, 10:57:38 »

MİLLİ GÖRÜŞ HAREKETİ
Milli Nizam Partisinin Marşı       
 
Hür Dünya'nın göbeğine
Milli Nizam yazacağız
Kuşların göz bebeğine
Milli Nizam yazacağız


Yola, ağaca, pınara
Esen yele,yağan kara
Yağmur yüklü bulutlara
Milli Nizam yazacağız


Koç burcuna, yay burcuna
Bebeklerin avucuna
Minarelerin ucuna
Milli Nizam Yazacağız


Herkes duyacak, bilecek
Gizlenmez gayri bu gerçek
Yaprak yaprak, çiçek çiçek
Milli Nizam yazacağız
 
             sonraki yıllarda bu marş şekil değiştirir ve Anıtkabirin ortasına hakyyol islam yazacağız olur.
 Milli Görüş hareketinin eleştirisel birçok yönü olsade Türkiye islami hareketinin ilk temel taşlarını oluşturmaktadır.Necmettin Erbakan'ın özellikle ihvan hareketinden etkilenerek Türkiyede farklı söylem ve farklı bir eyleme imza atmıştır.O güne kadar geleneksel ,sadece dini camiye kilitleyen halk kitleleri islami hayatın siyasal yönünüde görmektedir.mehmed zahid kotku (iskenderpaşa)nun talebesiolan ve daha sonraki yıllarda burayla arasını koparan Erbakan Necmettin Erbakan Konya Bağımsız Milletvekili olarak parlamentoya girdiğinde, Millî Görüş Hareketi de siyasi arenada boy gösterdi. Yıl 1969'du. Kısa bir süre sonra Erbakan artık bağımsız bir milletvekili değil, Millî Nizam Partisi'nin kurucusuydu.Partinin genel başkanı Necmeddin Erbakan bu ilk basın toplantısında MNP’nin mason, komünist ve siyonistler dışında herkesi üye kabul edeceğini bildiriyordu. Basın ve kamuoyu MNP’nin İslamcı yönüne dikkat çekiyor ve Partiyi “siyasal yollarla İslamiyetin destekleyicisi bir parti” olarak nitelendiriyordu. Parti kuruluş kongresini 8 Şubat 1970’de Ankarada tekbir sesleri arasında gerçekleştirdi.Ancak Erbakan'ın kurduğu ilk partinin ömrü kısa oldu ve 20 Mayıs 1971'de kapatıldı.

O dönemde solcuların en aktif militanı Deniz Gezmiş ve arkadaşları idam edilmiş,mahir çayan mardin kızılderede çatışmada öldürülürken sol devrimciler gelecek diye milliyetçi ve mukeddasatçılar karşı cephe oluşturmuş halk kutuplara ayrılmıştı.İşte bu dönemde Erbakan ciddi bir hamle yaparak islami söylemle 11 Ekim 1972'de ise  yeni bir partinin kurucusuydu. Bu kez Mili Nizam gitmiş, Millî Selamet gelmişti.
Necmeddin Erbakan’ın liderliğindeki bu yeni siyasi çizgi, sunduğu ekonomik programla da yeni şeyler söylemekle beraber daha çok ideolojik yönüyle dikkat çekiyor ve daha çok bu yönüyle tepki görüp, bu yönüyle kitleleri etkiliyordu. Bu yeni siyasal hareket, resmi ideolojiyi yansıtan diğer partilerden söylemi ve programı itibariyle özellikle iki noktada ayrılıyordu: Birincisi, yönünü batıya dönmüş ve batıya endeksli bir politika yerine milli ve manevi değerleri esas alan batının dayatmalarına muhalif bir politika; ikincisi, sosyal sıkıntıların çözümünde ekonomik planlamalarla birlikte ahlaki ve manevi kalkınmaya öncelik veren bir parti programı.

Msp,islami gençliğinde o dönemde yakın temas kurduğu bir hareket halini alır.İslami gençlik o dönemde ihvanın kitaplarıylatanışır ve yönlerini artık Mısıra çevirirler.Hasan El benna'nın risaleleri okumaların başında gelir.Seyyid Kutup'u yeni duyan gençlik islami hareket ve red mantığını çözmeye çalışırlar..Akıncıların Msp yakınlığı Konya'da düzenlenen Kudüs mitingiyle son bulur.Zira o miting 500.000 kişiyi bulmuş askeri sıkıyönetim olaya el koymuştu.Çünkü atılan sloganlar söylenen marşlar,yakılan bayraklar tamamen düzenin tepkisini çekmişti.İran islam devrimi olmuş ,Afganistan'da öğrenciler dağa çıkmış ve cihad hareketi başlatmışlardı.Düzen kendi koltuğunun sallandığını anlayınca 12 eylül 1980 'de darbe gerçekleştirmiştir.

6 Eylül Konya Kudüs'ü Kurtarma Mitingi  

1980 yılı içerisinde İsrail Kudüs'ü başkent olarak ilan ediyor. Dünya kamuoyunun ve bilhassa İslam aleminin tel'in ettiği, Yahudilerin Kudüs'ü başkent yapma hadisesinin tel'in ve protesto maksadıyla bir miting yapılmasına ve bu mitingin de 6 Eylül tarihinde Konya'da yapılmasına Erbakan'ın partisi MSP tarafından karar veriliyor.
Konunun uluslararası boyutları da göz önünde tutularak özellikle İslam aleminin büyükelçileri ve diğer yetkilileri de mitinge davet ediliyor. Demirel hükümetinin İsrail'in bu icraatına karşı hiç bir tavır almamasına rağmen Konya mitingine yüzbini aşkın insan katılıyor.
Miting için bütün tedbirler alınmasına rağmen bazı hoş olmayan olaylar meydana geliyor.

Bu hadiseler şunlardır:
1- Bazı kimseler acaip kıyafetlere bürünmüş,
2- Bazı kimseler eski türkçe harflerle levhalar taşımış
3- Bazı kimseler, turistik amaçla süs eşyası diye Konya'da herkese satılan iri taneli tahta teşbihleri boyunlarına takmış,
4- Miting başlangıcında arka tarafta küçük bir topluluk İstiklâl Marşı söylenirken oturmuş... Bu durum karşısında Erbakan mikrofonu spikerin elinden alarak kendisi bizzat yüksek sesle İstiklal Marşı'nı söylemiş ve söyletmeye çalışmıştır.
Bütün alınan tedbirlere rağmen daha ziyade illegal örgütlerin, belki de 12 Eylül'e gerekçe hazırlamak isteyenlerin tahrikleriyle bazı nizam dışı görüntüler ortaya çıkmıştır. Ancak bu görüntüler ileride Erbakan ve arkadaşları hakkında sıkıyönetim mahkemelerinde açılacak davalarda mesned ve delil olarak kullanılmıştır.

KONYA MİTİNGİ İLE İLGİLİ ERBAKAN NE DİYOR?

"Konya Mitingini MSP olarak biz yapmadık. Bütün partilerin sahip çıkması için bir tertip heyeti düzenlendi ve önemine binaen, bütün partileri ve liderleri davet etti.
Devrin İçişleri Bakanı MSP Genel Sekreteri Oğuz-han Asiltürk'ün arayarak, İçişleri Bakanlığı istihbarat birimlerine mitingde provakasyonlar ve sabotajlar olacağına dair haberler geldiğini, bu durumu bildirme ihtiyacını duyduğunu söylemiş ve "mitinge " iştirak edip etmemeyi bir kere daha değerlendirmemizi" talep etmiştir.
Asiltürk, konunun Milli bir mesele olduğunu bu sabotaj ve provokasyonları önlemeye Devletin gücünün yeteceğini ifade etmiş ve mitinge iştirak edeceğimizi, İçişleri Bakanlığı olarak "tedbir" alınmasını istemiştir,
Konya Valisi yürüyüş başlamadan önce hem kılık kıyafet hem de silah bakımından bütün korteji aratmadan yürüyüşe izin vermiyeceğini ifade etmiştir.
Bütün tedbirlere rağmen, mitingdeki olayları yapanlar, herhalde bugünlerde isminden çok bahsedilen gizli örgütler olmalı ki, kendilerine mani olunamadı ve istediklerini yapabildiler."

Prof. Dr. Necmettin Erbakan

Kardeşler bubölümleri almak zorundayım.Çünkü bugün islami çalışmalarda hizmet eden hareket öncüleri o dönemin gençliğiydi.sezai Karakoç,Necip fazıl Kısaküreğin Büyük ortadoğu hareketine değinmeden ihtilal sonrasına geçiyoruz kardeşler..
Logged

Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz
!!!
ebu ömer
EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
****


Puan: 64
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1213
Üye ID: 3387

Nerden:


WWW
« Yanıtla #3 : 08 Ocak 2010, 16:10:52 »

Rabbim razı kalsın kardeşler. Kaldığımız yerden devam ediyoruz..Kendi birikimlerimiz ve yaşadıklarımızla kıt kanat burda aktaracağız.Bundan sonraki bölümler kendi yaşadığımız dönemi ele almaktadır.

  80 Sonrası İslami Hareketler :

 12 Eylül ihtilali gerçekleşmiş,tüm farklı freksiyonlar cezaevi ve işkencehanelere çekilmiştir.Kenan Evren'in çaldığı bir düdükle ülke sukunete ermiş , tüm karşı güçler sindirilmiştir.Solcu ve ülkücüler dağılmış yeni bir uyanış ve farklı söylem ülkeyi sarmaya başlamıştır.

  Solcu ve sağcı beyin adamlarından edebiyattan İsmet Özel,Tiyatrodan Ulvi Alacakaptan ,karikatüristten Hasan Kaçan islamı seçerek diğer gençlerinede vesile olurlar.

 Ülkücü camiadan içeri giren Mehmet Pamak, Burhan Kavuncu  ve Müslüman olarak şehadet şerbetini içen Hüseyin Kurumahmutoğlu o camiadanda islama dönüşe ivme katmışlardır.

 Akıncı derneklerin kapanması ile oluşan boşlukta yeniden oluşuma gidilerek islami hareketler bir noktaya doğru kanalize ediliyor ve yeni söylem ülke gündemine geliyordu.Bu söylem halkın oldukça yabancı olduğu ,geleneksel din olgusunun dışında tamamen asrı saadeti hedef alan bir yapılanmaydı.Dışardaki öze dönüş hareketleri Türkiye İslami hareketlerinide heyecanlandırıyordu.Afganlı mücahidlerin Hikmetgar,sayyaf,Rabbani,şah Ahmet mes'ud öncülüğünde dağlara çıkması,İmam Humeyni öncülüğünde İran İslam Devriminin gerçekleşmesi,Halid islamboli,Abbud Ezzumer ve arkadaşlarının Mısır firavunu Enver sedat'ı öldürmeleri Türkiye  gençlik hareketini ciddi motive ediyordu.Şehadet ve cihad kavramları en öncelik kavramlar arasında olup şehadetin öncülerinden Şehid Metin Yüksel ,sedat Yenigün gençliğin hayallerini süslüyordu. Orta okullar,Lise ve üniversite gençliği artık yeni sloganı kullanıyordu..YAŞASIN ŞERİAT (Ya Ol ! ya Öl ! )seksenli yılların başlarında gruplaşmalar başlıyor kimi İran eksenli,kimide afgan ve mısır İhvan'ından etkileniyordu.<Özellikle Şehid Seyyid Kutub'un dünyada olduğu gibi Türkiye gençliğinde ağırlığı oldukça vardı.Türkiye'li Müslümanlar sorgulama yapamadan (sorgulama yapacak kapasiteli öncülerde yoktu malesef )dışardan gelen tüm kaynakları belleklerine işlemiş ve hayatlarını ona göre ta'zim ediyorlardı.  Sultanahmet'te  başörtü eylemiyle sokakların fitili çekilmiş oldu.Zaman Gazetesi ek bülten yayınlayarak bu protestoyu mit düzenledi diye Müslümanlara malesef iftira atmıştır.Artık Beyazıt eylemleri haftalık haline geliyor sürekli eylemler düzenleniyordu.Eylemden çıkan gençler beyazıt 'taki beyaz saray kitapçılar çarşısına girerek kitaplarını alıyor kendilerini bilinçlendiriyorlardı.Geçnlik ciddi manada kitap okuyor ve kendini geliştiriyordu.Bunu fırsat bilen yayınevleri ciltlerle dışardan tercüme kitaplar Türkiye'ye getiriyordu.İlk evvel yayınevleri ihlasla bunu yaparken parayla tanışmaya başladılar ve Seyyid Kutup marka olduğundan şehidimizin kanı üzere ciddi rant elde ediyorlardı.Öyle hal aldıki şehidimizin Müslüman olmadan önceki Amerika'daki kitapları,Fizilal den parça bölümler alarak şehidimizin kitabı diye piyasaya sürmeleri,70.000 adet fizilal tek baskıda satılması ve diğer yayınevlerinin bunda rant gördüğü bir havuz oluştu.

 İslami Gençlik ciddi şekilde kitap okuyor ve çevresinde deprem adeta oluşturuyordu ; ashab misali..
Ebeveynler karşı çıkıyor çocuklarını bu hareketten alıkoymaya çalışıyordu.Yayın ve basın eski tüfek solcların elinde olduğundan Müslüman Gençliğe karşı halkı yönlendiriyordu..Cumhuriyet Gazetesi o dönemde 7 günlük bir yazı dizisi hazıladı ''YEŞİL KUŞAK NE İSTİYOR ''diye eylemci gençleri anlatıyordu.Amerika CIA bir rapor hazırlıyor ve raporda islamcı gençliği etkileyen islami çevrenin aydınlarını zikrediyorlardı.

  Türkiye'de yaşanan hukuksuzluk,başörtü sorunu,Ülke dışındaki şehadet haberleri ve eylemleri Türkiye Gençliğini sürekli dinamizimde tutuyor alanlara sevk ediyordu.İlk önceleri birlikte hareket eden gruplar sonradan farklı sebeblerle ayrışımlar oluşturuyor, herkes kendi zeminini hazırlıyordu.

 Müslümanlar artık dergi ,kitabevi, dernek ve vakıflar etrafında kümeleşiyor; İstanbul,Ankara gibi büyük şehirlerde okuyan üniversiteli gençler  memleketlerine döndüklerinde Anadolu'ya ivme katıyor  ordaki gençlerin hidayetlerine vesile oluyorlardı.Emine Şenlikoğlu,Ahmed Gümbay Yıldız,Şule yüksel Şenler romanları yeni başlayan gençlerin gözlerine nem,yüreklerine heyecan katıyordu.

 Şehadet geceleri ve diğer gecelerimizde büyük salonlar tutulup hareketin ivme kazanması sağlanıyordu.Hareketler ilimsiz olmaz diye kendi gençliğini imkanlarını zorlayarak (Pakistan,Mısır,Suud)medrese ve üniversitelerinde okutup Türkiye'ye getiriyorlardı.

 Türkiye'de bunlar olurken dışarıdanda Türkiye'ye yönelik islami faaliyetler artıyor onlarda alanları zorluyorlardı. Özellikle Avrupa'ya göç edenlerin yeni nesilleri bu harekete destek veriyor ve onlarda ciddi yapılanmalara gidiyorlardı.IMGH Milli Görüş ve AFİD(federe İslam Devleti)

 Kenan Evren tv.çıkıp Karases diye Almanya'da faaliyet yapan Cemalettin Kaplan 'ı (AFİD) hedef alıyor.Kaplancılar ise ses kasetleri ve Hicret dergisi ülkeye sokarak propagandalarını            gerçekleştiriyorlardı.

 Filistin'de Şeyh Ahmet Yasin öncülüğündeki 87 yılında ilk intifada hareketiyle ,Türkiye'de ciddi nasibini almış ve eylemler taban yaparak tüm beldelerde büyük çapta eylemler gerçekleşmiştir.

  Özal'ın Politik manevralarıyla islama karşı- ılımlı islam anlayışı ortaya atılmış; medyada Müslüman yazarlarımız sürekli panellerde yerini almışlardır.Tüm tv kanalarında bizim yazarlarımız konuşuyor ve tv.erin reytingleri artıyordu.Ülke gündeminde sadece Müsülüman Gençler konuşuluyor toplumu adeta peşinden sürüklüyordu.Çünkü islami Hareketin karşısında ne soldan nede sağdan bir oluşum gerçekleşemiyordu.Dış güçler bu nesli bertaraf edebilmek için çeşitli organizasyonlar tertip edip manüple etmeye çalışıyorlardı.Seksenli yılların sonuna gelene kadar İlsmai hareket cenahından hiçbir silahlı eylem oluşmamış ve sadece tebliğ ve mücadele alanlarına gençler davet edilmiştir.

 Doksanlı yılların başına geldiğimizde ise ayrışımlar iyice belirginleşmiş ve gruplar içerisinde silahı ele alanlar olmuştur.Kimi bölgelerde şartlar kendini doğurarak silahı mecbur bırakmıştır..Özellikle Güney doğu bu konuda muzdariptir...İnşALLAH lisanımız yettikçe Güneydoğu ve Hizbullahi hareketi ele alacağız..Katkılarınızı bekleriz kardeşlerim...

selam ve dua ile            ebu ömer
Logged

Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz
!!!
ebu ömer
HoseyN
тє¢яüвєℓι üує
**



Puan: 42
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 262
Üye ID: 179

Nerden:


« Yanıtla #4 : 09 Ocak 2010, 10:45:27 »

Bekleyenlerden olacağız inşaAllah
Logged

Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12955
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #5 : 09 Ocak 2010, 12:46:22 »

esselamün aleyküm değerli abim...güzel ve verimli bir konu olacak inş..bizde okumaya başladık,ilk mesajınızdaki yazılar iki sefer yazılmıştır,düzelteyim dedim ama izniniz olmadan karışmak istemedim..

tümünü okumadım ama okuyup bu güzel bilgilerden istifade edeceğiz inş..

selametle..
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
****


Puan: 64
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1213
Üye ID: 3387

Nerden:


WWW
« Yanıtla #6 : 09 Ocak 2010, 13:43:52 »

inşALLAH kardeşlerim..Kardeşler özellikle güneydoğu ve hizbullahi hareket çok önemli bir yer tutuyor çalışmamızda..Çünü o beldeleri yakınen bilen sizlersiniz..sizlerden ricam oranın coğrafi ve psikolojik gerginliği bize aksedermisiniz..Çünkü batı ile doğu farklı ülkeler adeta...Bu yazı bizi terletecek..nasipse kardeşler bu yazımız kitaplaşacak.Genç birikim dergisinde yazımızı dizi şeklinde yayınlıyoruz.
yazının bitimine doğru Türkiye islami hareketine yön vermiş önemli şahsiyetlerle röportaj yapacağız...sizlerinde sorularını onlara aktaracağım inşALLAH..Varsa sorularını onlara alayım bitimine doğru..
Logged

Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz
!!!
ebu ömer
HoseyN
тє¢яüвєℓι üує
**



Puan: 42
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 262
Üye ID: 179

Nerden:


« Yanıtla #7 : 09 Ocak 2010, 14:06:25 »

Aslında benimde merak ettiğim nokta orası...
Bölgeyi ve hareketi dışardan takip eden birisinin bölgeyle ve cemaat hakkındaki yazılarını büyük bir sabırla beklemekteyim.
Selametle
Logged

EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
****


Puan: 64
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1213
Üye ID: 3387

Nerden:


WWW
« Yanıtla #8 : 12 Nisan 2010, 11:35:46 »

Uzun bir aradan sonra dışarıdan gelen aziz kardeşlerimizin talebleri üzerine kaldığımız yerden devam deceğiz inşALLAH.Stratejiler,bombalamalar ve ölümler,islami hareketin silahlanma süreci, kültürel çalışmalar ve stk' laşma.Ilımlı islam söylemleri ve islami hareketin öncü kanaat sahipleriyle röportajımız olacak..Sıkı bir çalışma olacak inşALLAH.Altında ezilirde kalkamassak Rabbimden affımızı dileriz inşALLAH.Kitap haline getireceğiz ilerde bu yazı sürecini nasipse..
Türkiye islami Hareketin Dünü,Bugünü
Logged

Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz
!!!
ebu ömer
Melâl
∂ανєтуσℓυ мσ∂
*


''O GÜN GELECEK BİLİYORUM!''

Puan: 208
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 3413
Üye ID: 4830

Nerden:


« Yanıtla #9 : 25 Nisan 2010, 13:04:23 »

ABİ UNUTMA !..
BANA BİR ''ŞERİAT'' BORCUN VAR !



5-6 yaşlarındaydım , ,
ŞERİAT diye birisi ! bir grup abim bu abileriminde dünyanın heryerinde biçok kardeşleri vardı.
''MÜSLÜMANLAR KARDEŞTİR''
derdi hepside...

Bazan evlere sığmaz, ,
 ''KÜFRE KARŞI TEK YUMRUK''
olup miting meydanlarını doldururlardı ŞERİAT'ı getirmek için!..

Çünkü …
'' ŞERİAT GELECEK VAHŞET BİTECEK''  !!! ti !
''ZİNCİRLER KIRILACAK AYASOFYA AÇILACAK''  !!! tı !
Çünkü…
 ''ŞERİAT İSLAM ANAYASA KUR'AN''  !!! dı !

******************************
Abilerimin bize her gelişinde yanlarında yabancı birisini arardım hep... Belki bu sefer getirmişlerdir ? diye.
Ne ŞERİAT ı tanıyordum nede VAHŞET i. Ama ''PUT''u tanıyordum. Betondan bir adamdı ''TAĞUT'' okulların
bahçelerinde dururdu. Abilerimde h.z İBRAHİM (a.s) gibi o ''PUT''ları kırarlardı !

Öyle heyecanlıydılarki ilahilerle marşlarla giderlerdi ''ŞERİAT''ı getirmeye...

''NE DİYORSA İSLAM DİNİ UYACAĞIZ SUÇ OLSADA
GERÇEĞİ ÖRTEN KEFENİ YIRTACAĞIZ SUÇ OLSADA ...''

***

''BİZ KUR-AN'IN HADİMLERİ PÜR İMANLI VE ZİNDEYİZ
BU YOLDAN DÖNMEYİZ ASLA PEYGAMBERİN İZİNDEYİZ ...''
diye...

Bazıları hapse girer bazıları vurulur ve ''ŞEHİT'' olur bazılarının kurşun yaraları olurdu ! Bu ''ŞERİAT'' gelecekti !..
hemde ölümüne !..
BİRGÜN GELECEK !..

******************************
Hep bekledim ellerine baktım hep yanlarına baktım gözlerine baktım...Ama benim gözüme kimse bakmadı !
(o zamanlar hep yere bakarlardı) Kimse beni karşısına alıpta ŞERİAT şudur VAHŞET şu demedi.
İSLAM, KUR'AN, ANAYASA, MÜSLÜMAN, ZİLLET, ZULÜM, ZİNCİR, AYASOFYA ...
Hepsini biliyordumda bütün bunlar ne demekti ve nerdeydi birtürlü anlamıyordum ! Kimsede anlatmıyordu...
Bir yığın adam kocaman bir öfkeyle biraraya geliyor ve bir ŞERİAT'ı getiremiyorlardı...

Bekledim bekledim gelmedi ve karar verdim SİZİN KADAR BÜYÜYÜNCE ''ŞERİAT'' ı ben getireceğim !
Ahh bide tanısaydım AYASOFYA daki zinciri bi görseydim...
Abim,, siz farketmediniz ama ben bu heyecan bu hırs ve bu kinle büyüdüm.Bir türlü göremediğim ŞERİAT’ ı sevdim
ve VAHŞET’ e kinlendikçe kinlendim...

******************************
Ve...ve.. veben büyüdüm.....

Küçüktüm sizlere ulaşamıyordum,büyüdüğümde ise hepinizi kaybettim !
Ortalık durulmuş, , , öfkenizin yerini hoşgörü almış, , , kiminiz şucu olmuş kiminiz bucu, birbirinize selam vermez hale
gelmişsiniz. Herkes kafasına göre bir ŞERİAT getirmiş yaşayıp gidiyor.

Öncelerde AFGANİSTAN'da savaş vardı ve bir AFGAN'lıya kurşun değse sizin YÜREĞİNİZ kanardı !..
Şimdilerde ÇEÇENLER …

''BARİ DUA EDİN !!!
YOKSA BİZİ DUA LARINIZDA BİLE UNUTTUNUZMU ?..'' diyorlar...

*******************************
Sizin yarım bıraktığınız türküyü söyledim hep.
''ŞERİAT GELECEK VAHŞET BİTECEK''...
Şimdi kalkmış bana,söylediğin türkünün notaları yanlış diyorsunuz.Hoşunuza gitsin yada gitmesin beni böyle yapan sizlersiniz.

******************************
ŞERİAT’ ı tanıdığımda ise anladımki türkü söylemekle gelmezmiş !..
Abi be, ne olurdu sanki o zamanlar elimden
tutupta türkülerle beraber İMAN'ı İSLAM'ı KUR'AN'ı da anlatsaydınız.
Emin ol ... abi eğer çocukken neyin ne olduğunu öğrenseydim,,eğer ben sizin türkünüzün yerine ''ŞERİAT''ın
peşine düşseydim, inan onu getirirdim !
Birçok adamın biraraya gelipte getiremediği ŞERİAT'ı ben tek başıma hemde aynı türküyle nasıl getirecektimki ?..
Sizin o zamanki aşkınız heyecanınız ve ruhunuz benim kanıma işlemiş ! Bu öyle bişeyki, şuan bu ruhu çocuklarınıza
dahi veremezsiniz...
Çünkü artık ne SİZ ! ne ŞERİAT ! hiçbişey eskisi gibi değil...

Şuan herkesten farklı düşünüyor ve görünüyorsam ''DEVRİMCİ'' gibi ! Ki öyleyim... Bunun sebebi, benim sizin CİHAD
türkülerinizle büyümüş olmamdır.Farklı olduğumun farkındayım.Ve sizlere çok çok teşekkür ediyorum.Asla pişman
değilim.Çok güzel bir duygu ve anlatılmaz yaşanır bir heyecana sahibim.

Bence her MÜSLÜMAN'ın önce sağlam bir AKİDE ile temiz bir İLME sonrada bu heyecana sahip olması şart !

... abi be, yinede içimde çocukluktan kalma bir ukde var.Sizi görünce, oyuncak sözü verilipte
kandırılmış çocukların büyüklerinin ellerine baktığı gibi elinize bakıyorum !..
ACABA MI ? diye...

ABİ UNUTMA !..
BANA BİR ''ŞERİAT'' BORCUN VAR ! ÖL YADA ÖLDÜR. NE YAP ET ''O'' NU BANA GETİR !!!

Melâl
15/04/1999


Logged

فَفِرُّو إِلَى اللَّهِ

''SONUNDA BİR ESPRİ YAPACAĞIZ
ZULÜM GÜLMEKTEN ÖLECEK''
EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
****


Puan: 64
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1213
Üye ID: 3387

Nerden:


WWW
« Yanıtla #10 : 26 Nisan 2010, 08:40:13 »

 eline sağlık eline sağlık eline sağlık  Şartlar ne olursa olsun ve kim nerede olursa olsun.Muhakkak şeriat gelecektir.Önemli olan bizlerin bu şeriat yolunda ne kadar azimkar olduğumuzdur.Rabbim ayaklarımızı dini üzere sabit eylesin kardeşim.Çook duygulu bir yazı.Herkesin okumasını tavsiye ederiz.
Logged

Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz
!!!
ebu ömer
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12955
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #11 : 26 Nisan 2010, 09:51:39 »

melal kardeşim,ne diyeceğimi bilemiyorum,o kadar içten ve güzel bir şekilde dile getirmişsinizki...
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
****


Puan: 64
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1213
Üye ID: 3387

Nerden:


WWW
« Yanıtla #12 : 26 Nisan 2010, 10:03:46 »

Türkiye islami hareketlerin dünü ve bugünü/Güneydoğu

  Güneydoğu ve doğu illeri tarih boyunca birçok medeniyete hizmet etmiş; dicle ve fırat gibi hayat menbaı nehirleri, yeraltı zenginlikleri, bereketli ve verimli topraklarıyla birçok devletin iştahını kabartmıştır. İslami hareketleri incelemeden önce nebiler ve sahabeler diyarı bu topraklardan biraz bahs etmek isteriz.

  Peygamberlerin atası olan ibrahim (a.s) ve ardından gelen nebilerle birlikte uçsuz bucaksız harran ovası(Mezopotamya)(1); siyonizmin arz-ı mev'ud hayalleri,Hıristiyanların kıyamet senoryaları, emperyal yayılmacılığın anadamarı olan kapitalizmin tükenen kaynakları, bu verimli topraklara gözlerini dikmelerine sebep olmuştur.
Osmanlı döneminde ve kurtuluş mücadelesi saflarında yer alan yöre insanı; adeta bu toplumun mozaik bir yapısını oluşturmakta ve Çanakkale’de ümmetin bekası için binlerce evladını vermektedir..

  Güneydoğu bunca yeraltı kaynaklarına sahip olmasına rağmen ne hikmetse halk da o kadar işsiz ve yoksul bırakılmış altyapıdan-ulaşıma, iş alanlarına ve kültürel yoksunluğa varıncaya kadar her türlü oyun oynanmış, halklar asimile politikasıyla cehaletin kollarına bırakılmıştır.

 Sömürgeci güçler; kukla yönetim ve köy ağalarıyla iktidarlarını korumuş,isyan hareketlerini ise sindirmiştir.Şeyh Said isyanı, Said nursi ve med zehra projeleri herdaim sistemi zora sokmuş ve teyakkuz halinde bekletmektedir.


Bu sistemi en zora sokan engellerden birisi, ulus devlet paranoyalarının ortaya çıkardığı uygulamalarıdır. Hâlâ ulus devlet paranoyaları ile meşgul olarak, tek tip insan, tek ideoloji, tek yaşama biçimi gibi baskıcı dayatmaları sürdürerek bu konuda ilerleme kaydetmek mümkün değildir.
İkinci engel ise, devletin dine yaklaşımıdır. Sorunu çözebilmek için toplumun inançlarını bir veri olarak kabul edip, ona göre çözüm yolları aramak gerekir. Toplumun inançlarını yok sayarak sorunları çözmeye çalışmak, yine boş bir çaba olmanın ötesine gidemez.

Bu noktada, bu iki temel engelle hayatı boyunca mücadele eden Bediüzzaman Said Nursî’nin görüşleri özel bir önem arz etmektedir. Bediüzzaman (1878-1960) hayatının büyük kısmında yaşadığı toprakların sorunlarının nasıl çözülebileceği üzerinde durmuştur. Osmanlı döneminde padişahlara, cumhuriyet döneminde de cumhuriyet hükümetlerine, bölgenin sorunlarını yazarak nasıl çözüleceğine dair fikirler ileri sürmüştür. Özetle, bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ve ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı marifet, san'at ve ittihad silâhıyla mücadele edeceğiz diyerek, sorunların nasıl çözülmesi gerektiğine dair prensipler koymuştur.(2)

Cemal Tutar’ın 6 NOLU AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINda yaptığı savunmada ise Bediuzzamanın dillendirdiği maddelerin benzerine değinerek Hizbullah’ın ana çıkış kaynağını ortaya sermiştir.

Kürtlerin yaşadığı bölgelerin ayırımcılığa maruz kaldığı; Kürt halkının, İttihat ve Terakkiyle başlayıp ta günümüze kadar süren yanlış politikalar yüzünden büyük zulümler gördüğü, tarifi imkânsız acılar yaşadığı inkâr edilemez bir gerçektir. Geçmişte İran'da, günümüzde de Irak, Suriye ve Türkiye'de Kürt halkı, hem Kürt oluşundan, hem de İslam'a sıkı sıkıya bağlı oluşlarından dolayı iki kez zulme uğramışlardır. Bu bağlamda Türkiye'de yaşayan Kürtlerin yaşadığı zulüm ve soykırımı şu başlıklar altında özetlemek mümkündür:
1-Katliamlar: Şeyh Said Kıyamı ve sonrasında yaşanan katliamlar, vahşet nitelemesini dahi aşacak boyutlardadır.
2-Sürgünler ve tehcirler: Kürt bölgelerinde yapılan haksızlıklara muhalefet edenler, sürgünlere uğramakla "terbiye" edilmişlerdir. Bunun yanı sıra, en küçük bir başkaldırı veya muhalif bir hareket bahane edilerek Kürt halkı, neredeyse bütün bir halk olarak zorunlu göçlere tabi tutulmuştur. Bu zorunlu göçlerde inanılmaz zulümler yapılmış, aileler parçalanmış, aşiret yapıları yıkılmış, Kürt halkı yaşadığı topraklardan koparılıp vatansız, topraksız, aşsız-işsiz bir şekilde sefalete mahkûm edilmiştir.
3-Köy boşaltmalar: İnsanın yaşadığı topraklardan güvenlik bahanesiyle zorla çıkarılması büyük bir zulümdür. Bunun ne büyük bir zulüm olduğu, izaha ihtiyaç bırakmayacak kadar açıktır. Bunun sonuçları çok ağır olmuş ve sorunlara çözüm olarak geliştirilen köy boşaltmalar, zaman içinde devletin sırtına ayrı bir sorun olarak binmiştir.
4-Ekonomik geri bırakılmıştık
5-Alt yapı ve sanayileşmeye önem verilmemesi
6-Kürt bölgelerinin sürekli sıkıyönetim ve OHAL altında kalması: Bundan dolayı yaşanan hukuksuzluk, çifte standart, ev basmalar, adam kaçırmalar, yargısız infazlar, köy yakmalar, gözaltına almalar vs.
7-Asimilasyon: Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber, "Tek devlet, tek bayrak, tek millet" olarak formüle edîîen ve bütün kekleri Türkleştirip tek bir millet yapma Çabaları, Kürtler asimilasyona tabi tutulmasına neden olmuştur. Bu doğrultuda Kürt halkına reva görülen zulümleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
a)Türklüğü zorla kabul ettirme çabalan
b)Kürt kavmini yok kabul etme
c)Kürtçeyi yasaklama
d)Türkçe konuşmasını bilmeyen Kürt çocuklarına Türkçe eğitim verilmesi, böylece Kürt çocuklarının yeteri derecede eğitim alamaması yüzünden geride kalması
e)Çocuklara Kürtçe isim koyma yasağı
f)Kürtçe coğrafik isimlerin değiştirilmesi(3)
Sonuç itibariyle bölge sorunları için şunu diyebiliriz ki Kürtlerle Türklerin önünde, bin yıllık ortak tarih, kültür ve din şuuruyla perçinlenen bir kardeşliği bozmayı hedefleyen emperyal güçler tarafından tuzaklar kurulmuştur. Bunun karşısında, gerek Türklerde gerek Kürtlerde İslami kardeşlik bilincinin geliştirilmesi gerekir. Toplumun bünyesinde kanayan bir yara gibi duran bu sorunu çözmenin tek yolu İslam kardeşliğini güçlendirmektir.(4)

Not:Hizbullah Dosyamızla kaldığımız yerden devam edeceğiz inşALLAH.

.

Dipnotlar:
1)   Fırat ve Dicle Sularının arasındaki verimli yere tarihten günümüze Mezopotamya adı verilir. Yunanca kaynaklı bir isimdir
2)   Bediüzzaman'ın Görüşleri Işığında Kürt Sorununa  Çözüm       
Risale-i Nur Enstitüsü
3)   Cemal Tutar’ın 6 NOLU AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINda yaptığı savunma/Diyarbakır
Dosya No: 2000/171 Esas No Konu: Esas Hakkındaki Son Savunma
4)Doğu ve Güneydoğu'nun Temel Sorunu
Musa K. YILMAZ
Prof. Dr., Harran Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi
Logged

Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz
!!!
ebu ömer
Ebu Muaz
üѕтα∂
*****


Puan: 82
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2838
Üye ID: 1112

Nerden:


« Yanıtla #13 : 26 Nisan 2010, 13:07:04 »

beslendiğiniz kaynağı merak ettim üstad, söylemenizde sakınca yoksa öğrenebilirmiim acaba...
Logged

"Ey islam davetçileri: Ölüm tutkunu olunuz ki size hayat bağışlansın... Okuduğunuz kitaplar, devam ettiğiniz nafileler sakın sizi aldatmasın !"                                             ŞEHİD ABDULLAH AZZAM

http://www.yurtfm.net/pencere/player.php
http://www.hikmetfm.net/pencere/player.php
hattab_72
σиυя üуєѕι
****


Leşkere Hüseyni

Puan: 11
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 656
Üye ID: 1697

Nerden: Bağrı Yanmış Bir Diyardan


« Yanıtla #14 : 26 Nisan 2010, 17:29:36 »

Ebu Muaz abim size bir kaynak önerebilirim.belki biliyorsunuzda

1-Kendi Dilinden Hizbullah
2-Cemal TUTAR'ın  Savunması



Kendi Dilinden Hizbullah

Cemal TUTAR'ın Savunması
Logged

Aşk, görme engelli bir coşku, görmezlikten kaynaklanan bir bağdır.

Oysa sevgi, bilinçlice bir bağ; apaçık, duru bir görmenin sonucudur

Aşk genellikle içgüdüden su içer, içgüdüden kaynaklanmayan başka bütün olgular değersizdir.
EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
****


Puan: 64
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1213
Üye ID: 3387

Nerden:


WWW
« Yanıtla #15 : 26 Nisan 2010, 18:23:15 »

beslendiğiniz kaynağı merak ettim üstad, söylemenizde sakınca yoksa öğrenebilirmiim acaba...
Aziz kardeşim beslendiğiniz kaynaktan kasıt,bulunduğum ortammı? yoksa araştırmalar mı?
Logged

Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz
!!!
ebu ömer
HoseyN
тє¢яüвєℓι üує
**



Puan: 42
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 262
Üye ID: 179

Nerden:


« Yanıtla #16 : 26 Nisan 2010, 18:26:21 »

Sömürgeci güçler; kukla yönetim ve köy ağalarıyla iktidarlarını korumuş,isyan hareketlerini ise sindirmiştir.Şeyh Said isyanı, Said nursi ve med zehra projeleri herdaim sistemi zora sokmuş ve teyakkuz halinde bekletmektedir.

üstad yukarıda alıntı yaptığım paragrafta Şeyx said isyanını kıyam la değişsek daha doğru olmazmı
Selametle
Logged

Ebu Muaz
üѕтα∂
*****


Puan: 82
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2838
Üye ID: 1112

Nerden:


« Yanıtla #17 : 26 Nisan 2010, 19:06:39 »

yani bu alıntılar kişisel araştırmalarınızın bir ürünü mü ? yoksa bu konu ile ilgili müsatkil bir eserden mi faydalanıyorsunuz onu merak eyledim
Logged

"Ey islam davetçileri: Ölüm tutkunu olunuz ki size hayat bağışlansın... Okuduğunuz kitaplar, devam ettiğiniz nafileler sakın sizi aldatmasın !"                                             ŞEHİD ABDULLAH AZZAM

http://www.yurtfm.net/pencere/player.php
http://www.hikmetfm.net/pencere/player.php
EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
****


Puan: 64
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1213
Üye ID: 3387

Nerden:


WWW
« Yanıtla #18 : 26 Nisan 2010, 19:11:47 »

Kıyam Tanımı/Anlamı Ayağa kalkma, ayakta durma. Bir işe girişme, kalkışma, teşebbüs etme. Ayaklanma, başkaldırma, karşı gelme .


isyan:Herhangi bir amaçla kurulu düzene veya devlet güçlerine karşi gelme, baş kaldirma, ayaklanma * Bir düzene veya emre boyun egmeme, uymama, itaat etmeme...

BURDA ÇOKİNCE AMA DERİN BİR MANA YATAR.KURULU MEVCUT DÜZEN..
RABBİM RAZI KALSIN HANZALA KARDEŞİMDEN ÖNEMLİ BİR İNCELİĞE DEĞİNDİ..
Abbas kardeşim Rabbim razı kalsın senden.Bu konuda kaç gündür bana yardımcı oluyor ve araştırmaya katkıda bulunuyorsun..Emeklerinin herdaim kıymetini bilenlerden olacağız dostum.


Kardeşler islami hareketleri araştırmaya yönelik ilgi bizde 1986 yılına dayanıyor.O dönemde yeni oluşumlar ve hareketlenmeler başlamış ve kendi bulunduğumuz yapıyı sorgulayarak Yeryüzündeki islami hareketlerin oluşumları,yapılan miting ve eylemler hepsini arşivlerdik.Benim bir dostum vardı. O güzel sözleri arşivlerdi bizde hareketleri kronolojık olarak tutardık.Şehadet dergisi vardı o dönemde .Bizler orda yazar ve arşivlerimizi paylaşırdık.
90 yıllara gelince hareketler sürekli içerisinden yeni bir hareket doğuruyor ve isimler değişiyordu.Açıkçası küçük gruplaşmalar özellikle metropolde çok hızlı idi..
şer bildiğimiz 28 şubat zorbalığı belkide ümmetin vahdeti açısından Rabbimin ikazıda olabilir.Müslümanlar maşALLAH bu dönemde birbirlerine karşı ciddi fedakarlıklarla vahdeti oluşturmaya çalışıyorlar..
Logged

Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz
!!!
ebu ömer
EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
****


Puan: 64
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1213
Üye ID: 3387

Nerden:


WWW
« Yanıtla #19 : 26 Nisan 2010, 19:19:33 »

yani bu alıntılar kişisel araştırmalarınızın bir ürünü mü ? yoksa bu konu ile ilgili müsatkil bir eserden mi faydalanıyorsunuz onu merak eyledim
Rabbim razı kalsın kardeşim tam ben yazarken sizde üzerine yazmışsınız.Yukarda cevabı kısmen vermiştim ama islami hareketler üzerine özellikle ortadoğu islami oluşumları üzerine uzun zamandır arştırmalarımız var.inşALLAH Türkiye islami hareketleri kitabını sene sonuna yetiştirirsek.Önümüzdeki yıl ortadoğu ve gelişen süreç üzerine hazırlayacağız..

Hizbullah dosyası bizi oldukça sık eleyip dokumaya götürüyor kardeşler.Çünkü müslümanlara dillerimizle zarar vermekten Allaha sıgınırız.
Mehmed Göktaş ve bazı kanaat önderleriyle röportajımız olacak inşALLAH..

Kardeşler bu yazılar siteye atılmadan önce Ankara'da çıkan Genç Birikim dergisinde yayınlıyoruz.Bu sayıyı beklemeden açıkçası attık.İnşALLAH hayır olur.
Logged

Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz
!!!
ebu ömer
Sayfa: [1] 2  Hepsi   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: