Ebu Muaz
üѕтα∂
   
Puan: 82
Çevrimdışı
Üye ID: 1112
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #1 : 20 Temmuz 2009, 19:50:53 » |
|
 |
|
 |
 |
Murat ÖZER: “Taliban, Afganistan sınırlarını çoktan aşmış bir düşüncenin adıdır” Daha sonra söz alan Murat ÖZER ise Müslümanların yanlış Taliban algısını sorgulayan bir konuşma yaptı. ÖZER, 2001 ABD işgaliyle tamamen biteceği hesap edilen Taliban güçlerinin, tüm strateji uzmanlarının öngörülerine inat; sadece Afganistan’a dönmekle kalmadığını; neşet ettiği topraklarda egemenlik alanını da arttırdığını söyleyerek sözlerine başladı. Taliban’ın asıl büyük gelişimini, Veziristan’da sağladığını anlatan ÖZER, “Medyaya “Svat saldırısıyla” birlikte bazen yanlış bir şekilde yansıyan haberlerde, adeta Afgan Taliban’ının Pakistan topraklarında ilerlediği gibi bir izlenim doğmuş görünüyor. Oysa ki durum hiç de böyle değildir. Svat Vadisi’ne, oradan İslamabad’a 100 km. kadar yaklaşan Taliban Hareketi, tamamen Pakistanlılardan oluşmakta. Zaten hareketin ismi de Tehrik-i Taliban-ı Pakistan. Yani, Taliban ismi bölgede adeta bir fenomen durumundadır. Yayılma istidadı gösteren şey, hareketin üyeleri değil, zihniyetin ve bu zihniyetin tezahürü olan direnme bilincidir.” dedi. Taliban’ın, Afganistan’daki kabile ve hizip savaşlarını büyük ölçüde engelleyip iktidarda kaldığı 5 yıl boyunca ülkede huzur ve sükunu tesis eden bir hareket olduğuna değinen Murat ÖZER, hareketin, asırlardır kavgalı Veziri ve Peştun kabilelerini “inanç ve eylem” temelinde birleştirmeyi başarmış olduğunu anlattı. Kamuoyunun değerlendirmelerinin aksi istikametinde örnekler veren ÖZER, dünyanın en kaba ve bağnaz insanları olarak tavsif edilen bu kişilerin eline kimlik ve kıyafet değiştirerek düşen bir İngiliz gazeteci kadının, serbest bırakıldıktan sonra İslamla şereflendiğini, dünyanın en modern ve çağdaş iki ülkesi; ABD ve İngiltere’nin aşağılık askerlerinin eline düşen Müslümanların ise en ağır bedensel ve psikolojik işkencelere maruz kaldığının ne çabuk unutulduğunu söyledi. Murat ÖZER, “kadın ve erkeklerimize tecavüz görüntülerinin bilmem ne sitelerine servis edilirken; Taliban savaşın ortasında esir ettiği Batılı bir kadına nasıl muamele etmişti ki, Yvonne Ridley daha sonra Müslüman olmayı seçebildi; sanırım, Taliban’ı tahlil eden insanlar için bu nokta iyi bir başlangıç olabilir; şayet hala insaf sahibiyseler.” dedi. Taliban’ın sadece askeri açıdan değil, siyasi ve sosyal hayatta da nüfuzunu arttırdığını ifade eden ÖZER, bunun çarpıcı bir örneğini Selim Şahzad, Tehrik-i Taliban yönetimi ile bölgede çalışan bir doktorun mektuplaşmalarını örnek vererek gösterdi. ÖZER, Taliban yönetiminin, halkın, bölgede faaliyet gösteren bazı doktorlardan şikayet etmesi üzerine radyo istasyonları aracılığıyla bir bildiri yayınladığını söyleyerek, bildiride ki uyarılara dikkat eden doktorlara yazılan latif ve iltifat edici mektupları katılımcılarla paylaştı. “Melakan Kabile Bölgesi: Sevgili Doktorum.. ALLAH sizden razı olsun. İnsanlara merhamet eden ALLAH’dır ve Yaradan, insanların üzerine rahmet yağdırır. Tehrik-i Taliban Pakistan adaleti temel alan bir refah toplumunu kurmaya çalışan bir hareketin adıdır ve bu büyük projesini hayat geçirmek için tüm şer güçleri karşısına almıştır. ALLAH sizi tüm fiziksel ve manevi rahatsızlıklarınızdan arındırsın. Bizim kimseye karşı kişisel bir kinimiz yoktur. Biz eğer her hangi bir şerri durduruyorsak veya her hangi bir hayra öncülük ediyorsak bu yalnızca alemlerin Rabbi olan ALLAH’ın rızası içindir. Siz bizim kardeşimizsiniz. Eğer bizim davranışlarımızla yaralanmışsanız, sizden özür dileriz. Biz ne yaptıysak sadece sizin davranışlarınızı dinin aslına döndürmek için yaptık. Hz. Muhammed (sav) bir kişiye güzel ve hoş bir kelam etmek hayırdır buyurmuştur. Bu nednele bizim size tavsiyemiz hastalarınızı tedavi etmenizdir. Çünkü bu konuda birkaç insan dışında sorumluluk üstlenecek çok fazla kişi yoktur. ALLAH sizi hayırla mükafatlandırsın ve iyi işlerinizde size rehberlik etsin. Selametle..” Murat ÖZER, Taliban yönetiminin, hastaları tedavi ettiğini iddia eden “üfürükçülerle” de mücadelesinin olduğunu, radyo aracılığıyla bu tür hurafe ve bidatleri yaygınlaştıranların cezalandırılacağının ilan edildiğini söyleyerek, ayrıca bölgede kurulan şer’i mahkemelerin Pakistan mahkemelerinin yıllar boyunca karara bağlayamadığı tartışmalı davaları da, kısa bir sürede karara bağlamaya başladığını bunun halk nezrinde memnuniyetle karşılandığını aktardı. İki kız kardeşin bir davasının buna güzel bir örnek teşkil ettiğini belirten ÖZER yaşanan olayı şu şekilde aktardı: “Zubeda ve Pari Gul, babalarından kalan mirasın erkek kardeşleri tarafından gasbedildiği iddiasıyla Pakistan Yüksek mahkemesine başvurmuşlar. Ancak iki yıl süren davada bir karara bağlanması mümkün olmamış. Svat’ta şeri mahkeme kurulunca, kadıya basit bir dilekçeyle başvurmuşlar. Avukata gerek duyulmamış. Zubeda Kadı’nın dilekçeyi aldıktan sonra erkek kardeşlerini ve akrabalarından bazılarını şahit olarak çağırdığını, onları dinledikten sonra aynı gün içinde kararını verdiğini söylüyor. Karar, kızların haklarının iadesi ve mirasın yarısının kızlar arasında paylaşılması şeklinde olmuş. Yabancı bir haber ajansına konuşan Zubeda şöyle diyor: “İnanılmaz bir şey oldu. İki yıldır süren davamız, 4 saatte Şeriat Mahkemesi tarafından sonuçlandı. Hakkımızı aldık.”Murat ÖZER, Taliban’ın Afganistan sınırlarını çoktan aşmış bir düşüncenin adı olduğunu, bu düşüncenin, Şeriatın sadece sosyal ya da adli boyutu olmadığını, aynı zamanda Küresel Emperyalizmle hesaplaşmayan bir anlayışın şer’i olamayacağını ortaya koyduğunu, kaynaklanan rahatsızlığın da bu anlayışın yayılma temayülü göstermesinden kaynaklandığını ifade etti. Suud tipi, ya da Batılı güçlerin desteklediği şimdiki Somali yönetiminin uyguladığı Şeriat düzeninin, Rabbimizin taleb ettiği bir düzen olmadığını söyleyen ÖZER, Taliban’ın ortaya koyduğu bu anlayışın aslında İslamcı paradigmanın geçtiğimiz yüzyılın başından beri vurguladığı söylemle örtüştüğü iddiasında bulundu. Taliban’ın usuli çizgisi hakkındaki kanaatlerinin tartışılabileceğini, fakat siyasi ve sosyal duruşunun İslamcılıkla birebir örtüştüğünün ortada olduğunu vurgulayan ÖZER sözlerine şu ifadelerle son verdi: “Yüz yıla yakın bir zamandır, İslam dünyasında verilen pek çok savaş, aslında bu çizgiden uzaktır. Birinci Çeçen savaşı, Bosna cihadı, Cezayir Bağımsızlık Savaşı, İslami bir kimlik taşısa da, “Küresel Emperyalizmle savaşmak ve İslam Şeriatını ikame etmek” gibi bir çizgiden uzaktılar. Taliban’ın 15 yıldır ortaya koyduğu pratik ise, ulusal, kabilevi ya da hizbi bir savaşın uzağındadır. Çok duru bir şekilde, Asya’nın en fakir insanları güçleri yettiği oranda İslam şeriatını ikame ederken, namlularını her türlü etnik ve hizbi bağnazlıktan uzak olarak Emperyalizm’e ve yerel tağuti otoritelere çevirmiş durumdadırlar. Bu gerçek, bir takım arızi hatalar gerekçe gösterilerek, görmezden gelinemeyecek durumdadır.”
Hamza ER: “Ortaya Konan Proje ABD’nin Yenilgisine Sebep Olan Unsurların Ve O Unsurları Besleyen Ortamın Dağıtılması Ve İmha Edilmesi Projesidir.” Programın son konuşmacısı Hamza Er, sözlerine işgalci, emperyalist zihniyetin, işgal ettikleri topraklardaki varlığını devem ettirebilmesi için daima toplumu ikna edecek bahaneler geliştirme ihtiyacı hissettiğini söyleyerek başladı. İkna edici delillerin ortaya çıkabilmesi için ortam hazırlandığını ve sahte kurgularla toplumu maniple etme yoluna gidildiğini ifade eden ER, medyanın bu yönde etkili bir şekilde kullanıldığını, o cam ekranın mutlak doğruculuğu üzerine bir seyir gerçekleştiren zihinlerin kendi insanlarının sebep olduğu tahribatı değerlendiremez hale geldiğini söyleyerek bu hali bir hipnoz durumuna benzetti. Bu yönlendirmelerin Rusların Çeçenistan işgalinde, ABD’nin 1.ve 2. Irak saldırılarında ve son Gazze katliamında görüldüğünü hatırlatan Hamza ER, Şamil Basayev Dağıstan’a girmeseydi böyle olmazdı, Saddam nükleer silah yapıyor ve Kaide ile ilişkileri var, Hamas ateşkesi bozdu gibi haberlere odaklanarak, işgallerin, binlerce insanın katledilişinin ve yurtlarından sürülmesinin göz ardı edilmesinin anlaşılamaz olduğunu söyledi. Bu maniplenin son Svat bölgesi saldırılarında da görüldüğünü belirten ER, 17 yaşındaki kızın kırbaçlanma görüntülerinin, kız medreselerinin yakıldığı ve Tehrik-i Taliban-ın şeriat anlaşmasını bozduğu -yalan-haberlerinin peşinde koşanların 3000’in üzerinde insanı öldüren, 2.750.000 kişiyi mülteci konumuna sokanları es geçtiklerine yakındı. Coğrafyamızdan uzak yerlerde gelişen hadiselerin tali sebep ve sonuçları üzerinde yaşanan tartışmaların odaklanılması gereken hakikatlerden bizleri alıkoyduğunu söyleyen Hamza ER, “Pakistan’ın üçe bölünmesi iddiaları, ABD’nin Orta Asya”nın zengin doğalgaz, petrol, eroin, yakut gibi değerli madenler ve stratejik geçiş hatlarını kontrol etme idealleri tabii ki dikkate alınmalı ama asli sorunu ve sorumluluklarımızı gölgelememelidir” dedi. Hamza ER, Svat bölgesinde yaşanan gelişmelerin ABD’nin Afganistan ‘da yenilmesinden kaynaklandığını, hazırlanan projenin, ABD’nin yenilgisine sebep olan unsurların ve o unsurları besleyen ortamın dağıtılması ve imha edilmesi projesi olduğunu söyledi.
 |
|
 |
|
 |
|