“Ortadoğu’da Mısır olmadan savaşamazsınız, Suriye olmadan da barış yapamazsınız.” (Henry A. Kissinger)
Bu ay sizlere 2008 yılında meydana gelmiş bir olay üzerinden İslami beldelerden olan Suriye gibi rejimlerin yönetimlerinin nasıl Amerikalı efendilerine ajanlık yaptıklarını izah edeceğim.
26 Ekim 2008 günü 4 ABD helikopteri Irak’tan Suriye içine doğru 8 km uçuş yaparak Suriye’nin doğusunda bulunan bir çiftlikteki binalara saldırıda bulundu. (
www.cbsnews.com/stories/2008/10/26/world/main4546279.shtml?source=RSSattr=HOME_4546279) Operasyon ABD özel harekatı tarafından yürütüldü ve dördü çocuk, biri el-kaide üyesi olan Ebu Gadiya da dahil 8 kişi öldürüldü. Baskının hemen ardından Suriye rejimi egemenliğinin ihlali gerekçesiyle saldırıyı şiddetle kınadı ve protesto etmek için misilleme niteliğinde bir dizi önlem aldı. Bu önlemler Irak sınırından Suriye askerlerinin geri çekilmesini, kalabalıkları Amerika aleyhinde harekete geçirmeyi, Amerikan okulunun ve ABD kültür merkezinin kapatılmasını içeriyordu. Bunlara ek olarak Esad rejimi ABD yetkililerinden resmi bir özür ve mağdurlara tazminat ödenmesi talebinde bulundu. Hâlbuki bu öfkeli tavırların arkasındaki bazı detaylar Suriye’nin bu saldırıda Amerika ile işbirliği yapmış olabileceği izlenimini uyandırıyor.
2 Kasım 2008’de İngiliz basınından The Times; Suriye’nin baskının yapılmasına izin verdiğini, fakat operasyonu ellerine yüzlerine bulaştırınca pisliği temizlemek ve bölgedeki köylülerin ağzını bağlamak için Suriye’nin adı çıkmış gizli istihbaratının bölgeye akın ettiğini deşifre etti. Gazete, çiftlik alanının eğitim yapmak ve Irak sınırına geçmek isteyen mücahidler için bir cennet olduğunu da ifşa etti. Bazılarının da belirgin bir Irak aksanı ile konuştuklarını belirtti. Bu ifşaatlar yeni değil ve uzun süredir var olan Suriye’nin gizlice ABD’nin Irak’a yerleşmesine destek olduğu kuşkularını destekler mahiyettedir.
Saddam’ın düşmesinden sonra, birçok Irak vatandaşı Irak’tan kaçtı ve Suriye’den iltica talebinde bulundu. Günümüzde bu mültecilerin sayısı yaklaşık olarak 1,5 milyonu bulmaktadır. Suriye; Amerika himayesinde, amacı çok bariz bir şekilde Irak’lı mültecileri toplamak ve Irak direnişinin içine sızarak ABD yetkililerine eşzamanlı istihbarat sağlamak ve özellikle mezhepsel anlaşmazlıkları tetikleyen Irak’taki gizli operasyonlarını gerçekleştirmek olan militan eğitim kampları kurdu. Suriye aynı zamanda Irak sınırlarında her 4 kilometrede bir kontrol noktaları oluşturdu. Bu çabalarıyla Suriye rejimi sınır boyunca hareket eden mücahidlerin izlerini takip etme ve gözetleme imkânı bulmaktadır. Bu düzenleme sayesinde birkaç bin bağımsız direniş savaşçısını ve son örneği Ebu Gadiya olan üst düzeyli hedeflerin yok edilmesi ile sonuçlandı.
Bu tedbirlerden sonra Suriye, belli ölçülerde Irak’ın batı sınırlarını sakinleştirmiş ve ABD’nin bölgeyi kontrol etmesine yardımcı olmuş oldu. ABD yanlısı Irak’ın hasta hükümetine daha ileri düzeyde siyasi meşruiyet sağlamak için Suriye; 2008 yılında diplomatik ilişkileri normalize etmek için 26 yıl sonra ilk defa Bağdat’a büyükelçi gönderdi. Daha sonra çok şaşırtıcı olmayan bir gelişme oldu ve Eylül ayında Irak Başbakanı Celal Talabani, efendisi Başkan George Bush’a Suriye’nin artık Irak’ın güvenliği için tehdit oluşturmadığını söyledi. Mademki tehdit oluşturmuyordu neden ABD bu baskını düzenledi?
Görünüşe göre saldırının zamanlaması 3 amaca ulaşmayı hedefliyordu.
Birincisi, ABD’ye ebu Gadiya’nın tutuklanması için geçerli bilgiler sunuldu. Birkaç hafta öncesinde Irak’taki bir el-Kaide savaş kampı olan Baküba’da bazı militanlar tutuklandı ve onlardan elde edilen istihbarat baskını teşvik etti.
İkincisi, sınırdaki Suriye askerlerinin geri çekilmesi ABD’ye askerlerini resmi olarak 2011’e kadar Irak’ta tutmasını sağlayacak yeni bir güvenlik anlaşması imzalamak için Irak’lılar üzerinde bir baskı unsuru oluşturmaya yardımcı oldu.
Üçüncü olarak da, ABD genişletilmiş önleyici savaş doktrinini ilan etmek için bu baskını istismar etmiş oldu