Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Silahlı Mücadele mi? Fikrî Mücadele mi?  (Okunma Sayısı 162 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
EBU CENDEL AMEDİ
üѕтα∂
*****


Puan: 66
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2331
Üye ID: 5033

Nerden:


« : 23 Kasım 2011, 22:17:11 »

Soru: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den gelen birçok hadis, açık küfür belirdiğinde yöneticilerine karşı silah kullanmaya delâlet ederler. Oysa biz bazı kitaplarda, yöneticileri ve mevcut nizamları degiştirmenin metodunun, silahlı çalışma değil de, fikrî çalışma olacağını okuduk. O halde bu iki husus arasını nasıl birleştirecegiz?
Cevap:
Şüphesiz ki, bu sorunun cevabı yani yöneticileri silahla değiştirmek konusu, kendisinde anlayışların saptığı, hatalı anlayışların doğduğu bir konu olması hasebiyle, bu konuya daha fazla ayrıntı ve açıklama tahsis etmeyi gerekli gördük. Bazı görüşler, yöneticiye karşı kılıç çekmenin ve silahla değiştirmenin câiz olmadığına, diğer bazı görüşler de bunun vucûbuna dairdir. Bu konu hakkında dakik ve doğru cevabı verebilmemiz için bu mesele hakkındaki bütün delillerin zikretmek gerekmektedir.
Evet, bazı hadisler mutlak olarak geldi. Lakin bir meselede şer’i hüküm istinbat edilmek isteniyorsa ve o meselede de başka nass varsa, bir nassla yetinilmez. Bilakis o mesele ile alakalı bütün nasslar toplanır. İster bu nasslar, ister kuran olsun, ister sünnet olsun, isterse icma olsun, farketmez. Bunlar ışığında toplu olarak hüküm istinbat edilir. Zira bu nassların bazıları, bazılarını açıklar.
Bu mevzudaki mutlak olan hadislere gelince; bunlardan biri şu hadistir: Avf İbn-u Mâlik’ten, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in şöyle buyurdukları rivâyet edildi:خيارأئمتكم الذين تحبونهم ويحبونكم ويصلون عليكم وتصلون عليهم وشرار أئمتكم الذين تبغضونهم ويبغضونكم وتلعنونهم ويلعنونكم قيل يا رسول الله أفلا ننابذهم بالسيف؟ فقال لا ما أقاموا فيكم الصلاة  “İmamlarınızın en hayırlısı sizin onları sevdikleriniz, onların da sizi sevdikleri, onların size dua ettikleri sizinde onlara dua ettiklerinizdir. İmamlarınızın en şerlileri de sizin onlara buğzettiğiniz, onların da size buğzettikleri, sizin onlara lanet ettiğiniz onların da sizlere lanet ettikleridir.” Denildi ki: “Yâ Rasûlullah! Onlarla kılıçla savaşmayalım mı? O da “Hayır! Aranızda namazı ikâme ettikleri müddetçe!” buyurdu.” (Muslim 3537)  Başka bir rivayette ise, şöyledir: قيل يا رسول الله أفلا ننابذهم بالسيف؟ فقال لا ما أقاموا فيكم الصلاة  “Denildi ki: “Yâ Rasûlullah! Onlarla kılıçla savaşmayalım mı? O da: “Hayır! Aranızda namazı ikâme ettikleri müddetçe!” buyurdu. (Muslim 3536) Bir başka rivayette Ubâde İbn-us Sâmet’ten şöyle dediği rivâyet olundu: إلا أن تروا كفرا بواحا عندكم من الله فيه برهان  “Ancak hakkında elinizde ALLAH'tan bir hüccet bulunan aşikâr bir küfür görürseniz müstesna!”  Burada namazın ikâmesinden kasıt, İslam’ın hükümlerinin tamamını ikâme etmektir. Bu bir şeyi kendisindeki en bariz olanla isimlendirmekdir. Yani cüzzü zikredip küllü kastetmektir. Başka bir hadiste buna delalet eder. إلا أن تروا كفرا بواحا  “Ancak açık küfür görmeniz müstesna’’
Burada bir kişi şöyle diyebilir: “Bu ve benzeri hadisler, sadece fikrî ameliyeyi değil, silahlı mücadeleyi de değiştirmenin metodu kılarlar.” Buna şöyle cevap verilebilir; konu üzerinde dakik bir araştırma yapan kişi şu iki durum görür:
Birinci durum: Zikredilen hadislere sahih bakışla baktığımızda, bize bunların menâtını, yani çözümü için hadislerin üzerine indirilecekleri vakıayı açığa çıkarırlar. Hadislerin menâtı, Dar’ul İslâm’daki yöneticidir. Yani bu nasslar, Dar’ul Küfür sorununu tedavi etmek üzerinde odaklaşmaktadır. Ancak bu hadisler, İslâm ile hükmedilen, emânı da Müslümanların emânıyla olan Dar’ul İslâm hakkındadırlar. Bu hadisler, Dar’ul İslâm’da hükmeden ve Dar’ul İslâm’daki kanun ve nizamlarında İslâmî olduğu bir yönetici hakkındadırlar. Bu yönetici İslâm ile hükmeder, daha sonra toleranslı olmaya başlar, alenî bir şekilde küfür nizamların sokulmasına müsade ederse, hadisler bununla ilgilidir. Mesela dini zaruretlerden bilinenlerden riba ile muamele veya içki veya zina veya avretleri açmak veya hadleri terk etmek veya İslâm’dan irtidadı mubah kılan kanunlar çıkarmak gibi. Aynı şekilde Nebi Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in: إلا أن تروا كفرا بواحا   “Açık küfür görmeniz müstesna” sözünün de, hükmüne küfrü sokan Müslüman yönetici hakkında olduğu açıktır. Yani hükümde aniden küfür meydana gelirse. Yoksa bugünkü yöneticilerin hükmü gibi, küfür asıl değildir.
Yine Nebi Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in: عندكم من الله فيه برهان  “Hakkında elinizde ALLAH'tan bir burhan olur” sözününden de, elimizde küfür olduğuna dair kâti, kesin hüccet ortaya çıkması için araştırmak, tetkik etmek, meseleleri kaynaklarına götürmek, onları usûlleriyle mukâyese etmek olduğu açıktır. Hadis de belirtilen haldeki yönetici Dar’ul İslâm’ı, Dar’ul Küfür’e dönüştürme tavrındadır. Bu durumda onu azletmek veya alaşağı etmek için silahla yöneticiye karşı koymak hadisleri uygun düşer.
 İkinci duruma gelecek olursak: Bu, devamlı şekilde Dar’ul Küfür’de hükmeden yöneticinin durumudur. İster Dar’ul Küfür asıl olsun, isterse herhangi bir günde Dar’ul İslâm olsun, sonra Dar’ul Küfür’e dönüşsün fark etmez. Mesela İtalya, aslî Dar’ul Küfür’dür. Zira Müslümanlar daha önce orada İslâm’la hükmetmediler. Şimdiki Türkiye’ye gelince, orası aslî olmayan Dar’ul Küfür’dür. Çünkü oranın halkı, Müslüman’dır. Geçmişte de Dar’ul İslâm idi. 1924 senesinde Mustafa Kemal Hilâfet’i ilga edip dini devletten ayıran laik cumhuriyeti ikâme ettiğinde, Dar’ul Küfür’e dönüştürüldü. Bu ikinci hal, yerleşik Dar’ul Küfür halidir. Buna kılıçla karşı koyma hadisleri tatbik edilmez. Yerleşik Dar’ul Küfür halini, Dar’ul Küfür’den Dar’ul İslâm’a dönüştürmenin metodu silahlı devrim değildir. Açık küfür ve kılıçla mücadele hadisleri, bu hal için gelmedi. Bilakis sadece ilk hal için geldi.
Belki bir kişi şöyle diyebilir: “Hadisler, mutlaktır. Bunlar, ikinci hal ile değil de ilk hal ile kayıtlı değiller. Bu hadisler şöyle demektedirler: “Ancak açık küfür görürseniz müstesna” “Namazı ikâme ettiği sürece hayır.’’ Bunlar Dar’ul Küfür’e dönüşme esnasında Dar’ul İslâm haline şâmil oldukları gibi yerleşik Dar’ul Küfür haline de şâmildirler.”
 Buna cevaben deriz ki, evet onlar mutlaktır. Fakat onları kayıt altına alan başka nasslar vârit oldu. Usûlî kâide şöyle der: “Mutlak, mukayyet kılan delil vârit olmadıkça, mutlaklığı üzerinde devam eder.” Burada ise, mukayyed kılan deliller vârit oldu.
Mukayyet kılan birinci delil: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Mekke’de 13 sene boyunca yaptığı amelidir. Yani bisetten hicrete kadar ki süreç. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yerleşik aslî Dar’ul Küfür’de devlete davet etti. Ama silah kullanmadı. Bilakis fikrî ameliye ile yetindi. Burada şöyle denmez: “Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekkî dönemde silah kullanmadı. Çünkü kıtal henüz meşru kılınmamıştı. Kıtal, Hicretten sonra meşru kılındı ve meşru olarak da devam ediyor.” Böyle denmez. Çünkü bu, başka bir konudur. Meşru değil iken ALLAH’u Teâlâ’nın أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَاتَلُونَ بِأَنَّهُمْ ظُلِمُوا  “Zülüm edilenlere savaşmaları için izin verildi.” sözüyle meşru kılınan kıtal, vakıası açısından başka bir konudur. Yani İslâmî Devlet’in Küfür Devlet’i ile kıtal bahsidir. Bizim içinde bulunduğumuz konu ise, Müslümanların kendi emirleriyle savaşmalarıdır. Onlarla ne zaman savaş edilir, ne zaman savaş edilmez meselesidir.
Mukayyet kılan ikinci delil: Bu, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Müslümanların Dar’ul Küfür’e gitmelerine veya Dar’ul Küfür’de yaşamalarını ikrarıdır. Birçok Müslüman, Medine’de İslâmî Devlet kurulduktan sonra Habeş topraklarında yaşıyordu. Bazıları da hicretin yedinci senesinde Hayber’in fethine kadar orada kaldılar. Hâlbuki Habeşistan, Dar’ul Küfür’dü ve Müslümanlar da açık küfür görüyorlardı. Ama o açık küfre karşı silah kullanmıyorlardı.
Aynı zamanda Müslümanlar, Dar’ul Küfür’e ticaret için yolculuk yapıyorlar, orada açık küfür görüyorlardı. Şimdi Avrupa ve Amerika ülkelerindeki Müslümanlar, gözlerini nasıl açarlarsa açsınlar, açık küfür görürler. Oradaki Müslümanlardan istenilen, o ülkenin yöneticilerine karşı silahla karşı koymak değildir.
Mukayyet kılan üçüncü delil: Kılıçla karşı koymak hakkında bahseden hadislerin, siyâkıdır. Bunların hepsi, kendilerinden fısk ve münker beliren Müslümanların yöneticilerinden bahsediyor. Bu fısk veya münker, açık küfre dönüşmediği müddetince, yöneticilere karşı çıkmak caiz değildir. Bilakis muhasebe edilirler. Kendilerine karşı silah kullanmaksızın, masiyetin olmadığı hususlarda da itaatlarından dışarı çıkmaksızın marufla emredilirler, münkerden nehyedilirler. Bu durum, açık küfre geçtiği zaman onu bundan alıkoymak için Müslümanların kılıçla ona karşı koyması vaciptir. Hadisler, aslî Dar’ul Küfür’den, küfre dönüşen ve üzerinden de uzun zamanın geçtiği Dâr’dan bahsetmiyor. Hadislerin siyâkı incelendiklerinde hakkında bahsedilen konunun çerçevesi açığa çıkar.
Böylece açığa çıkıyor ki, İslâmî beldelerdeki şimdiki mevcut nizamları ve kendileri sebebiyle İslâmî beldelerin Dar’ul Küfür olduğu nizamları değiştirmenin metodu, silahlı çalışma değildir. Aksine Rasûl Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Mekke’de çalıştığı gibi fikrî çalışmadır.
 1924’te işlenen münker, bu babtandır. Hilâfet, 1924 senesinde ilga edilip küfür hükümleri Dar’ul İslâm’a sokulurken, kuvvetle de olsa bu münkeri izâle etmek, silahla da olsa onları bundan alıkoymak Müslümanlara vâcibti. Şimdi ise, münker bitmiş, iş tamamlanmış, Dar’ul İslâm’da küfür hükümleri istikrar bulmuştur. Artık durum değişmiştir. Vâcib olan artık, Dar’ı değiştirmekte Rasûl Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in metoduna ittiba etmektir.


Ali Dikici 
Logged
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12949
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #1 : 27 Mart 2012, 13:13:13 »

Bu YAZIDA GEÇEN BİR KAÇ HUSUS AKLIMA TAKILDI,UMARIM BUNU BİRAZ İZAH EDERSİNİZ..

Şimdiki Türkiye’ye gelince, orası aslî olmayan Dar’ul Küfür’dür. Çünkü oranın halkı, Müslüman’dır. Geçmişte de Dar’ul İslâm idi. 1924 senesinde Mustafa Kemal Hilâfet’i ilga edip dini devletten ayıran laik cumhuriyeti ikâme ettiğinde, Dar’ul Küfür’e dönüştürüldü. Bu ikinci hal, yerleşik Dar’ul Küfür halidir. Buna kılıçla karşı koyma hadisleri tatbik edilmez.
şimdi buradan anladığım husus,türkiyedeki cihadın kılıçla değilde,fikri anlamda yapılması gerektiği ve bununda sebebinin halkının müslüman olması ve daha önce darül islam olmasından kaynaklandığı belirtiliyor,buna göre daha önce aslı darül islam olan bir memlekette,şimdi darül küfre girse bile kılıçla karşı koyma hadisleri tatbik edilemez denilmektedir,deniliyor ,sizde bunu anlamışsanız sorum bundan sonra gelecektir,yada eğer ben yanlış anladımsa biraz açınki daha iyi anlıyalım?


diğer husus...

1924’te işlenen münker, bu babtandır. Hilâfet, 1924 senesinde ilga edilip küfür hükümleri Dar’ul İslâm’a sokulurken, kuvvetle de olsa bu münkeri izâle etmek, silahla da olsa onları bundan alıkoymak Müslümanlara vâcibti. Şimdi ise, münker bitmiş, iş tamamlanmış, Dar’ul İslâm’da küfür hükümleri istikrar bulmuştur. Artık durum değişmiştir. Vâcib olan artık, Dar’ı değiştirmekte Rasûl Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in metoduna ittiba etmektir.
yani artık vacib olan kılıcı bırakıp,fikri metodla bu münkeri düzeltmektir,denilmek isteniyor?
eğer denilen buysa islam dünyasındaki cihad mücadeleleri niçin ve hangi ölçülerden dolayı yapılmaktadır,yada islam dünyasındaki fiili cihad yanlış bir metod özerinemi binamı edilmiştir?

sadece kısa bir giriş yapmakla şlimdilik yetiniyorum,vereceğiniz açıklamadan sonra devam ederiz inşaALLAH....

SELAMETLE..
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12949
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #2 : 27 Mart 2012, 13:29:11 »

Böylece açığa çıkıyor ki, İslâmî beldelerdeki şimdiki mevcut nizamları ve kendileri sebebiyle İslâmî beldelerin Dar’ul Küfür olduğu nizamları değiştirmenin metodu, silahlı çalışma değildir. Aksine Rasûl Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Mekke’de çalıştığı gibi fikrî çalışmadır.

İSLAM BELDELERİNDEKİ şimdiki zalim nizamları değiştirmenin metodu silahlı çatışma değilse,o zaman suriyedeki vb arab rejimlerindeki yapılan silahlı başkaldırışlar meşru değilmidir?meşruysa bu yukardaki cümleyle nasıl izah edilir?
ayrıca islam beldelerindeki zalim nzamlarla mekkenin kıyası neye dayanılarak yapılmaktadır?mekkedeki müşrik yönetimle şimdiki zalim nizamlar aynı mukayeseye bağlıysa,o zaman günümüzdeki cihad hareketlerini nereye koyacağız?fikri metoda bağlı kalınması gerekiyorsa,fiili cihadın mmanası nedir?
bu ve buna benzer aklımdaki soruları sorup cevablarınızı bekleyeceğim..
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
EBU CENDEL AMEDİ
üѕтα∂
*****


Puan: 66
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2331
Üye ID: 5033

Nerden:


« Yanıtla #3 : 27 Mart 2012, 13:34:35 »

selamunaleykum
aslında buna şeyh said örbeğini verebiliriz o ALLAH ona rahmet etsin o an yapılması geekeni yaptı. ben bunu anlıyorum yani darıl islamken küfürlre çevrilmesi halinde kılıç çekilmeli diyor ben  bunuablıyorum.
ama halkımüslüman olmakla beraber küfür nizamlarıyla yönetiliyorsa
küfür hükümleri istikrar bulmuştur artık islamdaki yöneticiyi muhasebe etme  açısından değilde yeniden kurulmasıiçin resulun mekkede izlediği sağlam kitle oluşturma onları kültürlendirme akide verilme vs.
ondan sonrası isde açık davet ve  nusret taleb etmek taifteki gibi ve sakif heyetlerine sunmak.
inşALLAH doğru anlamışım soruyu  ki zaten kılıç çekilmesi gereken islamın hakim olduğu yani islamın tatbik edildiği darul islamdan bahsdiliyor. oysa resul mekke de silaha  başvurmadı kabilsesi onu koruyorken bile.
sahabeler bize bu denizi gösterip dalarsan seninle beraber dalarız demelerine karşın  bununla emrolunmadım diyerek cevap vermiştir.
Şimdi ise, münker bitmiş, iş tamamlanmış sanırım buraya takılmışsınzı z iş tamam lanmıştır demekle yani küfür hükümleri artık tamamen yerleşmiş.


Logged
EBU CENDEL AMEDİ
üѕтα∂
*****


Puan: 66
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2331
Üye ID: 5033

Nerden:


« Yanıtla #4 : 27 Mart 2012, 13:36:23 »

şimdi çıkmalıyım güzel soruinşALLAH uzun uzun konuşuruz bunu
selametle
Logged
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12949
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #5 : 27 Mart 2012, 13:38:53 »

şimdi çıkmalıyım güzel soruinşALLAH uzun uzun konuşuruz bunu
selametle

tamam geldiğinde buna devam ederiz o zaman...
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12949
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #6 : 27 Mart 2012, 13:47:01 »

selamunaleykum
aslında buna şeyh said örbeğini verebiliriz o ALLAH ona rahmet etsin o an yapılması geekeni yaptı. ben bunu anlıyorum yani darıl islamken küfürlre çevrilmesi halinde kılıç çekilmeli diyor ben  bunuablıyorum.
ama halkımüslüman olmakla beraber küfür nizamlarıyla yönetiliyorsa
küfür hükümleri istikrar bulmuştur artık islamdaki yöneticiyi muhasebe etme  açısından değilde yeniden kurulmasıiçin resulun mekkede izlediği sağlam kitle oluşturma onları kültürlendirme akide verilme vs.
ondan sonrası isde açık davet ve  nusret taleb etmek taifteki gibi ve sakif heyetlerine sunmak.
inşALLAH doğru anlamışım soruyu  ki zaten kılıç çekilmesi gereken islamın hakim olduğu yani islamın tatbik edildiği darul islamdan bahsdiliyor. oysa resul mekke de silaha  başvurmadı kabilsesi onu koruyorken bile.
sahabeler bize bu denizi gösterip dalarsan seninle beraber dalarız demelerine karşın  bununla emrolunmadım diyerek cevap vermiştir.
Şimdi ise, münker bitmiş, iş tamamlanmış sanırım buraya takılmışsınzı z iş tamam lanmıştır demekle yani küfür hükümleri artık tamamen yerleşmiş.




şimdi,şeyh said kıyamı bile yukardaki yazıyla değerlendirdiğimiz zaman yanlış bir hareket olarak anlaşılır,eğer şeyh said kılıçla değilde fikirsel bir kıyama kalkışsaydı daha doğru bir metod özerine olmuş olurdu denilmek isteniyor veya ben öyle anlıyorum.çünkü şeyh said aslı darül islam olup sonradan darül küfre giren bir anlayışa karşı cihad etmiş,yazara göre bu doğru bir kıyam değildir,şeyh saidin zamansız ve acele hareket ettirilmesi ayrı bir konu ama şeyh saidin metodu yanlış demek ap ayrı bir konudur?
İslâmî beldelerin Dar’ul Küfür olduğu nizamları değiştirmenin metodu, silahlı çalışma değildir. Aksine Rasûl Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Mekke’de çalıştığı gibi fikrî çalışmadır.gelin şeyh said hareketi ile mekkeyi karşılaştırın,sizce bu doğru bir karşılaştırma olurmu?
sahabelerin kıyam etme isteğine efendimizin biz daha emrolunmadık demesi cihadın daha emredilmediğinden dolayıdır,yoksa efendimiz bir güç ve kuvvete gelmiş olsaydı aynı şeyi dermiydi sizve,ayrıca mekke yönetimi ile şimdiki yönetimleri kıyaslamak doğru bir kıyas değildir bence.o zamanki müşriklerle şimdikiler arasında fark var,en azından şimdikiler biz müslümanız deyipte bunu yapıyorlar,bu ve buna benzer çok farklılıklar var,ama dediğim gibi geldiğiniz vakit devam edeceğiz...
bu arada we aleykümes selam we rahmetullah..
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
EBU CENDEL AMEDİ
üѕтα∂
*****


Puan: 66
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2331
Üye ID: 5033

Nerden:


« Yanıtla #7 : 02 Nisan 2012, 18:08:05 »

s.a şeyh saidin durumu neden böyle bunun la kıyaslayınca yanlış bir kıyam olarak anlaşılsınki. darul islamken darulküfre döndürülürse silah kullanmak gerekir demiyormu ?

dediğiniz gibi bakacak olursam eğer şu sonucta çıkar mesela mekkede müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün ayeti buna eğer sizin dediğiniz zaviyeden bakılıursa şu an müşrikleri öldürmek gerekiyor islami hareketlerin.

hırsızın elinin kesilmesi , zina edenin cezalandırılması vs.
İSLAM BELDELERİNDEKİ şimdiki zalim nizamları değiştirmenin metodu silahlı çatışma değilse,o zaman suriyedeki vb arab rejimlerindeki yapılan silahlı başkaldırışlar meşru değilmidir?meşruysa bu yukardaki cümleyle nasıl izah edilir?

öncelikle şunu belirtmekte fayda var sutriyedeki ve diğer ülkelerdeki ayaklanma bir hareketin  düzenli çalışması sonucu patlak veren bir ayaklanma değil yani orda tam olarak kamuoyuna yeterli derecede bir islami jkitle çalışması oluşmamış ordaki ayaklanma sivil ayaklanma idi taki ordudan ayrılanlar sişlahla karşı koyana kadar ondan sonra farklı gruplar sivil olarakta silah kullandı9lar.
 kaldıki silahla korunmaya çalışmak ve darul islamı  kurmak için silah kullanmak apayrı şeyler.
ama her halukarda şahsım askerlerden ordudan ayrılanlardan pek islami bir yaklaşım sergileyeceklerini beklemiyorum.

ama el kaidenin vede diğer silahlı grupların yaptıkları cihatmı değilmi bu konuda yeteri bir birikime sahip değilim. ama fiili saldırı altında olan beldelerde buna kalkışmak hiçbir islami anlayış yanlış yapıyorlar diyemez ister cihad olarak adlandırılsın isterse savunma.
ali dikici şu an cezaevinde dışarda olsaydı bu sorunuzuu ona maille atardım. daha ilmi ve daha delile dayalı olurdu ama nerde bende o ilim. yinede araştırmaya devam edeceğim
 selametle
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: