Sayfa: [1] 2 3 ... 6   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ŞEHİDLER ve SAHABELER DİYARI DİYARBAKIR...............  (Okunma Sayısı 15419 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12949
Üye ID: 30

Nerden:


« : 24 Haziran 2008, 14:03:50 »

SAHABELER DİYARI DİYARBAKIR...............

BUGÜNLER AMEDin FETİH YILDÖNÜMÜ OLMASI NEDENİYLE BİRAZ MEMLEKETİMİ TANITAYIM DEDİM... Smiley
Ne güzel bir memleketimiz var ama kiymetini bilmiyoruz ve hatta bu güzide şehid sahabelerin varlığından bihaberiz...başka yerler bir alimle bile özdeşleştiği vakit bunun propagandası yapılır ki karşı değilim  ama her tarafı şehid ve sahabe kaynayan memleketim niye KARPUZla ön plana çıksın...bunu bilinçli yapıyorlar ve bizlerde buna karşı  dur diyelim...ilçelerde bulunan peygamberlerin mekanlarını şimdilik buna dahil etmedim ama onuda ekleyeceğim inş....bunu ilimizin reklamı olsun diye değil sadece değerlerimize sahip çıkıp onları unutturmamak adına yapmak lazım..yoksa turizm amacı değildir kardeşlerim...ne işimiz olur turizmle sadece bizi biz yapan değerleri hatırlatalım ve ön plana çıkartalım....

karpuzla değil şehidlerle ve sahabilerle maneviyatı yüksek bir amed olmak temennisiyle...


Diyarbekir Ulucami'de bulunan 501 sahabenin (r. anhün.) Diyarbekir'de ikamet ettiğini gösteren belge





Hz.Ömer halifeliği sırasında Bizans imparatorluğu Heraklius (610-641)bulunuyordu. İslam orduları Yermük savaşıyla Heraklius'u yenerek Suriye'yi fethetti. Hz.Ömer Kuzey Mezopotamya bölgesinin fetih işini İlyas Bin Ganm'a verdi. İlyas, sekiz bin kişilik bir orduyla harekete geçti, ordusunda bine yakın sahabi vardı.Kuşatma beş ay sürdü.


Fetihte İyaz b.Ganm mardinkapıyı,Said b.zeyd Urfa kapıyı,Muaz b.Cebel dağ kapıyı,Halid b.Velid yenikapıyı tutmuştu.Halid bin Velid sur dibinde yaptığı keşiflerde surun doğu vadisine bakan yönünde şimdiki dairesinin bahçeler cihetinde gördüğü gizli su deliğini genişleterek oradan içeri girebileceğini keşfetti. Şehre mengfezden ilk giren Halid b Velid oldu.Onu Amir b El Ahvas,Huzeyfe b.Sabit,İmran b.Bişr,Selame b.Yes’ub,Macid b.Talha,el-Müsenna b.Asım,Salim b.Adiy,Malik b.Hafs,Hattab b.Cabir,Eflah b.Saade ve diğer sahabiler takip ettiOtuza kadar sahabi şehre girmeyi başardı.


Bunların beraberinde kılıç ve hançerlerinden başka silahları yoktu.Halid’inm adamlarından on kişi kapıya yüklenerek kırdılar,kilitleri söktüler,zincirleri keserek kapıyı açtılar.Öte yandan Iyaz da Halid kendisinden ayrılır ayrılmaz kapının önüne gelmişti.



Böylece Amed, 639'da feth edildi. Halkın silahları toplatıldı. Kendilerine iyi muamele edildi İslam dinine zorlanmadılar. Buna rağmen halk kendi isteğiyle İslamiyeti kabul ettiler. İlk iş olarak şehrin Ortasındaki Mar-tamu(sain-toma)kilisesinin bir kısmı, sonradan tamamı camiye(bugünkü Ulu camii)çevrildi ve Müslümanların ibadetlerine ayrıldı.Vakidi.s.(183)



Peygamberimiz(SAV) arkadaşları olan 27 sahabe Diyarbakırda yatmaktadır.Bu rakam Mekke ve Medineden sonra üçüncü sayıda sahabenin yattığı yer özelliğidir.Mevlana Halid-i Bağdadi eserinde ise ayakların basamayacağı kadar şehid sahabeden yani yüzlerce şehid sahabeden bahseder. Mevlana Halid ' şühedadan ayak basacak yer bulamadım 'demektedir.27 sahabenin ismi ise salnameden alınmıştır.İyaz bin Ganem komutasındaki ordu 27 Mayıs 638'de şehri fethetmiştir.


İlk etapta 40 şehit verilmiştir.27'si Hz.Süleyman isimli bölgededir.13 şehit şehrin farklı yerlerinde şehit olmuştur.)Örneğin Mirisyap hazretleri,Sahat bin Vakkas gibi) Iyaz bin Ganem Sultan Sasa'ya 500 sahabe yardımcı vererek başka yerlere gazaya devam etmiştir.Yani Diyarbakır'da ayrıca 500 sahabe daha bulunmaktadır.(Bu durumda Diyarbakır'da 541 sahabe yatıyor demektir).


İyaz Diyarbakırda 12 gün kaldıktan sonra Sa’sa bin Savhan el-Abdi’yi beşyüz atçıyla beraber vekil bırakarak Husun’a gitti(Vakidi,187) Ancak bu rakam asgari bir rakamdır.Mevlana Halid Bağdadi'nin Farsça yazılı divanında geçen yukarıdaki ifadeyi gözönüne alırsak Hz.Süleyman mevkiinde 27 sahabe değil ayakların basamıyacağı kadar şehid cümlesine uygun olarak yüzlerce sahabe anlamı çıkar.Buna Sultan Sasa ve 500 sahabeyi de katarsak yaklaşık 700-1000 arası bir şehit sahabe anlamı ortaya çıkar. (Ali Öztürkiyarbakır'ın şehid fatihleri.1998.s:333,39-Basri Konyar iyarbekir Tarihi.1936.s:1/149)


Vakidiye göre(s.187) İyaz şehirde oniki gün kaldıktan sonra Sultan Sasa’nın yanına 500 sahabe bırakmıştır.Yani Diyarbakır’da şehit sahabelerden gayrı eceliyle ölen 500 sahabe daha vardır.Diyarbakır’da tarihte 4 mezarlık vardı.( bkz. Diyarbakır Müze şehir).Urfa kapı ve Dağ kapı mezarlarının yakın zamanda kalktığını görüyoruz.Geriye küçük olarak Yenikapı ve Mardinkapı mezarlarının kaldığını görüyoruz.Yaşlılardan öğrendiğime göre iptal edilen mezarlıklardaki kemikler Mardin kapı mezarlığına nakledilmiştir.Bu durumda Şam’daki sahabe mezarlığı gibi Mardin kapı’nın da sahabe mezarlığı olma ihtimali yüksektir.Diyar bakırda 500 sahabenin yaşadığına dair tarihi bir vesika da Diyarbakır müftülüğündedir.



Sultan Sasa'nın türbesini eski belediye başkanı yıktırmış ve eski belediye bahçesine dahil etmiştir.Şu an ayakkabı tamircilerinin ve Pamukbank’ın yanındaki arazide bir büyük tuhafiye dükkanı Sultan Sasa'nın türbesi idi.Buraya da gerekli düzenlemenin yapılması gerekir.Adil Tekin Sultan sasa’nın cesedinin kaldırıldığını ifade eder. 'Daha sonra türbesini oradan taşımak üzere,mezarını açtıkları zaman,cesedinin çürümediğini görmüşler.Yalnızca so bacağının dizden aşağısı çürümüş'(Adil Tekin. Diyarbakır)(Muhsine Helimoğlu Yavuziyarbakır Efsaneleri.1993.s:40)Ancak Abdülsettar Hayati Avşar cesedin orijinal mezarında kaldığını söylemektedir. Eski belediye başkanı Cemal Toptancı cesdin Urfakapı'da Rıdvanağa kabristanına nakledildiğini ifade etmektedir.



Lalabey mahallesinde hançerinin güzelliği nedeniyle Hançer-i güzel lakablı Ebul Muhsiin yatmaktadır. Dağ kapıda mezarı olan Sahabe Sahad bin Vakkas'ın etrafı işportacılarla çevrili olup,sürekli müzik sesi mevcuttur.Bu sahabenin arkadaşı İstanbuldaki Eyübel ensariye verilen saygı ve yapılan çevre düzenlenmesine bakın,bu sahabeye yapılan saygısızlığa bakın.Olayı insaflara havale ediyorum. Şeyh Matar camiin havlusu ile 4 ayaklı minare arasında türbesi yıkılmış sahabe Mirisyap'ın her ne kadar türbesi yıkılmış olsa da yatttığı mekan burada olduğu için bu alanın ayakla basılmayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekir. Aşefçilerde ise sahabeden Maliki eşter'de ise sahabenin sadece parmakları burada gömülüdür



Hz.Süleyman camiinde yatan sahabe isimleri Hz.Halidbin Velidin oğlu Hz süleyman,Hz.Rıdvan,Hz.Mesut,Hz.Beşir,Hz.Hamza,Hz.Amrnin Sadullah,Hz.sabe,Hz sabit 2 Hz.Zeyd(Zeyd bin Hanzele),2 Hz.Halid,Hz.Numan, 2 Hz.Muhammed,3 Hz.Abdullah,2 Hz.Hasan,Hz.Ka'b-Zişan,Hz.Fudayl,Hz.Malik,Hz.Fahr bin Ebülhamd,Hz.Ebul Hamd,Hz.Ebu Nasr,Hz.Mugire(RA) Ayrıca Diyarbakırda yatan sahabe isimleri olarak Diyarbakır salnamelerinde Sultan Sasa,Malik Eşter,Sarı Saltah ,Sultan Şucauddin,Arakein-i Mazenderi hazretleri de vardır



Mailk el eşter türbesinde sadece sahabenin parmağı vardır.Zira: Malik el eşter MS.657 yılında Diyarbakır'da vali oluyor.2 yıl sonra Mısır'a gönderiliyor.Yerine Sebib b.Amir geliyor. (50.Yılında Diyarbakır.1973 İl Yıllığı s:46) KALE CAMİİ (HZ. SÜLEYMAN-NASIRIYE CAMİİ): Nisanoğlu Ebul Kasım tarafından 1155-1169 yılları arasında yaptırılmıştır. Cami bitişiğinde Osmanlılar döneminde yapılan Halid Bin Velid'in oğlu Süleyman ile Diyarbakır'ın Araplar tarafından alınışı sırasında şehit düşen diğer sahabelerin yattığı Meşhed bulunmaktadır.Burada 27 sahabe yatmaktadır.


İSİMLERİ ŞUNLARDIR.......

Ey Nas Reisi cümledir.Sahabe Süleyman Bin Halid Rıdvan süt kardeşi Mesud-i Ey Can Beşir-u Hamza Amru Sabe-u Sabit İki Zeydir iki Halid biri Nu'man Muhammed ikidir Abdullah üçtür Hasan-ı Nam ikidir biri Kabi Zişan Fudaylu - Maliku -Fahru - Ebul Hamd Ebu Nesru Mağire'dir






Diyarbakır’da Metfun Bulunan Sahabiler (Vakidi’de geçen):
1-Süleyman ibn-i Halid (Radiyallahu Anh) 2-Amir b. Ehves (Radiyallahu Anh) 3-Huzeyde b. Sabit (Radiyallahu Anh) 4-İmran b. Bişr (Radiyallahu Anh) 5-Selem b. Yes’ub (Radiyallahu Anh) 6-Macid b. Talha (Radiyallahu Anh) 7-Musanna b. Asim (Radiyallahu Anh) 8-Salim b. Adiyy (Radiyallahu Anh) 9-Malik b. Hafiz (Radiyallahu Anh) 10-Hattab b. Cerir (Radiyallahu Anh) 11-Efleh b. Saide (Radiyallahu Anh)





Diyarbakır’da (Çeşitli Mekanlarda) Metfun Bulunan Sahabiler:
1-Malik-i Eşter (Radiyallahu Anh) Bu mekanda Parmağı medfundur. Balıkçılarbaşı Aşefçiler Sokakta, 2-Mir Seyyaf (Radiyallahu Anh) Hasırlı Mah. Kardeniz 2 Sk 3-Sahad bin Ebi Vakkas Ebul Muhsin (Radiyallahu Anh) Dağ Kapıda kapının yanında 4-Sa’saa bin Sühân (Radiyallahu Anh) Ulu Camii yanı, Hasan Paşa Hanı karşısı 5-Mirsiyap (Radiyallahu Anh) Şeyh Matar (Dört ayaklı) Camii bahçesinde 6-Ebul Mücin (Hançer-i Güzel) (Radiyallahu Anh)::Lalabey mahallesinde 7-Sultan Sucaeddin:Mardin kapıda (Detay için makalenin sonuna bakınız)



Hz süleyman camisinde meftun bulunan sahabeler....
Hz.Süleyman, Hz.Rıdvan, Hz Mesut, Hz.Beşir, Hz.Hamza, Hz.Amr, Hz.Sabe, Hz.Sabit, Hz.Zeyd 2, Hz.Halid 2, Hz.Numan, Hz.Muhammed 2, Hz.Abdullah 3, Hz.Hasan 2, Hz.Ka’b-Zişan, Hz.Fudayl, Hz.Malik, Hz.Fahr, Hz.Ebul Hamd, Hz.Ebu Nasr, Hz.Muğire (Radiyallahu Anhum).




1631-1633 tarihleri arasında Diyarbekir valiliğini yapan Silahtar Murtaza paşa tarfından yeniden onarılmış olan Meşhed’te yatan şehit sahabelere dair manzum bir kitabede şunlar yazılıdır:
Halid oğlu fatih-i Amid Süleyman Hazreti Kim yiğirmi dört sahabeyle olup bunda şehit Kubbenin altında madfundur sahabe cümlesi Bu müşerref yerde meskenkıldılar vakt-i medid Murtaza paşa silahdara Huda ihsan edüp Bir müzehhep perde astı üstüne anın cedid Kıldı ihya zib ü ziynetle der ü divarını Kim okursa fatiha ruz_İslam ceza olan Said (Cuma Karaniyar-I bekr ve Müslümanlarca Fethi.Yüksek Lisans tezi.2003.Diyarbakır.s:76-77)





diyarbakırın silvan ilçesinin fethi...
Vakidi buranın fethine katılan sahebe isimlerini şu şekilde zikreder: Hakem b Hişam ; İlyes’e b Halef; er-Raziki b.Ganm; Sehl b Sabit, el Haris b Zerarh (Seraketü’l Ensari ), Ukbe b.Kamil (Malik) ; Ka’k b.Esed; Sarim b.El.Eş’es,Nu’man b.Amir,Talha b.Ye’sub ;İbrahim b.İlyes’e b.Halef (Cuma Karaniyar-I bekr ve Müslümanlarca Fethi.Yüksek Lisans tezi.2003.Diyarbakır.s:84)








« Son Düzenleme: 29 Mart 2011, 12:58:54 Gönderen: Üftade » Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12949
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #1 : 24 Haziran 2008, 14:17:28 »

                           DİYARBEKİR

ZÜLÜM VE İSYANLARI İÇİNDE BARINDIRAN
SEVDALI YİĞİTLERE ŞEHADETİ TATTIRAN
HUSEYİNCE DİRENİP ZEYNEP GİBİ HAYKIRAN
KERBELALAR DİYARI ÇİLEKEŞ

                                              DİYARBEKİR

ŞEHİT EDİLDİ ŞEYĞİM AMEDİMİN BAĞRINDA
NİCE SAİTLER GEÇTİ İDAM SEHPALARINDA
ZÜLME KARŞI KIYAM VAR AMED DİYARLARINDA
İDAMLARA YÜRÜYEN KAHRAMAN

                                                 MEMLEKETİM

KAFİRİN ÜSTÜNE,HAMZA GİBİ ATILMAYI
ZALİMDEN,ALİ GİBİ,BİZLER HESAP SORMAYI
EBU DÜCANE GİBİ,KÜFRE KARŞI DURMAYI
BEDİRLERİNDE GÖRDÜK,ÖĞRENDİK

                                                   CAN AMEDİM
HERGÜN ZÜLÜM İŞKENCE ŞEHADET HABERLERİ
BUNCA EZİYET ÇİLE DELER BU YÜREKLERİ
UNUTMAZ BUNU ASLA ALLAHIN ASKERLERİ
İNTİKAM GÜNÜ GELİR SABIR

                                               EY MEMLEKETİM

BİZLER ŞANLI RESÜLÜN ŞEREFLİ ERLERİYİZ
DAVASINI YÜKLENEN ÇİLEKEŞ ÜMMETİYİZ
EZİLEN MAZLUMLARIN KURTULUŞ ÜMİDİYİZ
PEYGAMBER SANCAĞINDAN KOPMA

                                                   EY MEMLEKETİM

DİYARBAKIR AŞKINA AKAN GÖZYAŞLARIMA
HASRETİYLE ZİNDANDA YANAN KARDAŞLARIMA
KAVUŞTUR YA RAB BİZİ FETİHLE DİYARINA
MECNUNUN LEYLASISIN SEVDAMSIN DİYARBAKIR.


                  SELAM VE DUA İLE
« Son Düzenleme: 07 Mart 2012, 12:45:41 Gönderen: Yahya Abbas Müsavi » Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
*Cundullah*
üѕтα∂
*****



Puan: 83
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 8242
Üye ID: 138

Nerden:


« Yanıtla #2 : 24 Haziran 2008, 14:29:43 »

abiii bu güzel tarihi  bize hatırlattığın için rabbim razı olsun
Logged


zalimler yakında nasıl bir inkılapla devrileceklerini görecekler
zeyneb ebrar
σиυя üуєѕι
****


Sen zehri şeker,şekeri zehr ediyorsun..ETME..!

Puan: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2645
Üye ID: 19

Nerden: nereye?


« Yanıtla #3 : 24 Haziran 2008, 17:43:23 »

ALLAH razı olsun abi elinize sağlık...
Logged

İlahi, senin rahmetin sığınağımdır!
Ve alemlere rahmet olan, sevgili resulün
Senin rahmetine yetişmek için vesilemdir..

Said Nursi
şuheda_öncü
σиυя üуєѕι
****



Puan: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1214
Üye ID: 1600

Nerden:


« Yanıtla #4 : 24 Haziran 2008, 19:51:41 »




Diyarbakır hakkındaki bilinmeyenler..
İslam’ın 5. Harem-i Şerif’inin Diyarbakır’daki Ulu Cami olduğunu
Diyarbakır’daki Ulu Cami’nin Anadolu’daki ilk cami olduğunu

Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği haçın bir parçasının Diyarbakır’da olduğunu

Yedi Uyuyanlar - Eshabı Kehf Mağara’sının Diyarbakır’da olduğunu


Diyarbakır’da yaşamış 541 Sahabeden 27’sinin kabrinin bu kentimizde oluduğunu

Dünyanın ceylan derisine elle yazılmış tek Tevrat’ının burada olduğunu

9 peygamber kabri ile 3 peygamber makamının Diyarbakır’da olduğunu

Yahudi inancı için Kudüs’ten sonra ikinci kutsal kent olan Kalne kentinin Diyarbakır’da olduğunu

Türkiye’de Hz. İsa’nın diliyle ibadet yapılan tek kilisenin Diyarbakır’da olduğunu

Diyarbakır’ın sahip olduğu kutsal mekanlar nedeniyle Ortadoğu’nun en önemli inanç turizmi merkezi olduğunu

İnsanoğlunun yerleşik düzene geçtiği ilk yerin Diyarbakır’da olduğunu

İç Kale’nin 5 bin yıldan bu yana Anadolu’nun en önemli yönetim merkezlerinden biri olduğunu

Diyarbakır Surları’nın dünyanın en eski ve en büyük kalelerinden biri...

Diyarbakır’daki Arkeoloji Müzesi’nde 40 binden fazla eser var...

1700 yıllık tarihi Diyarbakır Surları’nın 82 burcunun olduğunu

Dünyadaki ilk robotunun 900 yıl önce Diyarbakır’daki Artuklu Sarayı’nda yapıldığını

Kabe’nin ilk ipek örtüsünün Diyarbakır Hasanpaşa Han’ında işlendiğini biliyor musunuz...?

..
Logged

ALLAH KULUNA KAFİ DEĞİL Mİ..
erbaiin
üѕтα∂
*****


Kaleme Kelam Ettirene Hamd Olsun....

Puan: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2140
Üye ID: 1419

Nerden: ....baktığınız yerden


« Yanıtla #5 : 24 Haziran 2008, 19:57:03 »

amed'e gelmek kaçınılmaz oldu,bakalım bu sene şartları zorlayacaz bi görelim şu öve öve bitiremediğiniz amedi ne varmış şu memlekette görecez Cool
Logged

Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12949
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #6 : 24 Haziran 2008, 20:09:34 »

ALLAHcc razı olsun kardeşlerim..elinize yüreğinize sağlık......

erbain kardeş hele sen bi gel,gör bak ne güzellikler var amedimizde...toprağı şehidlerin kanı ile sulanmış,sahabilerin takvası ile yoğrulmuştur...bir başkadır benim memleketim... Wink

selam ve dua ile kardeşlerim...
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Leyl-i Firak
тє¢яüвєℓι üує
**


" Ya Rabb Sükut'u mu En güzel Duam Eyle!.."

Puan: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 100
Üye ID: 2164

Nerden: Diyar-ı Muhammed


« Yanıtla #7 : 24 Haziran 2008, 21:34:24 »

ALLAH razı olsun emeğine sağlık kardeşim çok güzel tanıtmışsınız. wesselam..
Logged



siyahsancaklı
мιя üує
****


^^HİZBULLAHİ MEKTEPTE İLİMLE CİHADDAYIM^^

Puan: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1137
Üye ID: 1682

Nerden:


« Yanıtla #8 : 24 Haziran 2008, 22:13:22 »

İSLAMİ DİRENİŞİN,DİRİLİŞİN,MÜCADELENİN,KIYAMIN,ŞEHADET VE ZAFERİN,TAĞUT ORDUSUNA KARŞI KOYMANIN,ZULME KARŞI KIYAM ETMENİN,ZİNDANLAR VE İŞKENCELERE KARŞI SABIRLA BAŞKOYMANIN ,YİĞİTLİĞİN,CESARETLİĞİN,ŞEHİTLERİN VE ŞEHADETİN EN GÜZEL ÖRNEKLERİNİN DOĞDUĞU YER AMED(DİYARBAKIR)
Logged

!!!AşIğIm  isLaMa
             
BeN
    
ŞeHaDeTe!!!
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12949
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #9 : 22 Temmuz 2008, 12:48:45 »

İSLAMİ DİRENİŞİN,DİRİLİŞİN,MÜCADELENİN,KIYAMIN,ŞEHADET VE ZAFERİN,TAĞUT ORDUSUNA KARŞI KOYMANIN,ZULME KARŞI KIYAM ETMENİN,ZİNDANLAR VE İŞKENCELERE KARŞI SABIRLA BAŞKOYMANIN ,YİĞİTLİĞİN,CESARETLİĞİN,ŞEHİTLERİN VE ŞEHADETİN EN GÜZEL ÖRNEKLERİNİN DOĞDUĞU YER AMED(DİYARBAKIR)


aynen öyle kardeşim.......

selametle
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Emrullah CAN
ѕιтє уöиєтι¢ιѕ
*


…Bismî Hû…

Puan: 220
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 8182
Üye ID: 4

Nerden:


« Yanıtla #10 : 25 Temmuz 2008, 14:54:24 »

Evet Diyarbakırın tüm bu özellikleri ile insanı cezbeden manevi ve otantik bir atmofseri var.....Gelenler gördükleri ve gezdikleri yerler karşısında hayranlıklarını gizleyemiyorlar...

İnş görmeyen kardeşlerimize de en kısa zamanda nasip olur...

Bu güzel bilgiler ve şiir için teşekkür ederiz Yahya abi'ye..
Logged

Şimdi bahar çağırıyor seni, kalbini al eve dön..
Şimdi hayat çağırıyor seni, candan geç cânan’a dön..
Şimdi Rabbin çağırıyor seni, kabından çık Kâbe’ne dön...
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12949
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #11 : 22 Aralık 2008, 10:10:06 »

bende teşekkür ederim emrullah kardeşim...

selametle
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
can nurani
σиυя üуєѕι
****


**EM XUUNA WE Jİ BİR NAKİİİNN**

Puan: 61
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1741
Üye ID: 2210

Nerden:


WWW
« Yanıtla #12 : 23 Aralık 2008, 01:05:32 »

Bugün uzun oturdum Amed Surlarinda
Yigitlerin Suru
Hayallere tutundum soguk ve sicak
Yürek oldu kendine volkan
özlem  oldu Aci ve sizi
Hani nerde yigitler
Hani nerde bilincli bilgeler
Hani nerde Hak yolunu ölümüne savunanlar
Hic kalmadimi   
kimse gelmiyor artik
Kabirlerden ses gelmiyor
Ey Amed surlari
Said'ler Kalmadı mı?
karacadağ siyahlar bagladi
VAn gölü kurudu
Artik akmiyor Dicle ve Firat
Kar yağmıyor artık şeref görene
Harran ovası serinledi
Artik ates kirmizigül olmuyor
su artık akmıyor
yer kalmadi cudide
yigitligin suskunluğu
Amed Surlari
Agliyor ve diyorki
Kervanlar geldi ve geçti
Kafile Kafile
Büyüklerin sesinde izi ve yolu kaldi
Sabahin ezani yüksek duyuldu
Daglar sagir oldu
At nallarının takırtıları geldi
Bunu gösteriyor                                                                                 
Yamaç sessiz kaldı
Tekbirlerin sesinden
Devran değişti
Felek hıyanat etti
Surlar baykuşların mekanı oldu
Çiçekler soldu
Gecenin sıcaklığı gitti
Ölüm rüzgarını taru mar etti (Dağıttı)
Gam kederin,hüznün mekanı olmuşum
Uyku içinde uyuklayan memeleket olmuşum
Bilal'in sesi,gitmiyormu Ali'ye İkbalin iniltisi
Umulurki orda hazır olurlar
Hayır şafağı,cihad ve rahmet kokusu
Particilik ve taaasubluk ümmetin ölümü
Sırtımızı tarihe verdik
Ey Amed surları
Sesini bekler yolunu gözlerim
Nur getirecek askerlerin
Savaşı ve ALLAH'ın kılıcını beklerim Kalkın gelin,kalkın gelin
Ali'in kılıcı gibi Halid'in askeri gibi
Ömer'in adaleti gibi,zeynebin feryadı gibi
Yükseltin şereflendirin,kalkın yüklenin bu vebali (YÜkü)
Bağlayın kütüklükleri,çekin cihadın hançerlerini
Çıkın meydana çığlık çığlığa tekrar Ebu Dücane gibi
Hamza olun sahip çıkın,Halid olun galip  gelin                                 
Hüseyin olun kerbelada
Saidlere ağlamaklı şikayette
Gelin artık kuşanın gelemsin zulüm
Mazlumun göz yaşını silin öldürün küfrü zulmü
Yeter artık bu çığılılar çayırlarımızda,sularımızda
Gelin hep beraber islami cemaati hançer yapın
Kur-an'ı yüceltin olun Alaadin
Ey yirmi senemin umudu,anaların göz yaşı
Yaralı kalbin kanı susa  Gayretkeşlerin namusu,
Binlerce kızın adıdır susa
Şehidlerin tekbiri şahadetin dersi
İslami hareketin  umudu ve sevincidir susa
 
 
Logged

Sizler Namazda Eli Acikmi Eli kapalimi kilalim diye tartisirken!Kàfirler ise o elleri Nasil keseceklerini planliyorlar imam humeyni
can nurani
σиυя üуєѕι
****


**EM XUUNA WE Jİ BİR NAKİİİNN**

Puan: 61
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1741
Üye ID: 2210

Nerden:


WWW
« Yanıtla #13 : 23 Aralık 2008, 01:06:44 »

Ez dırej runıştım iro lıser kelha amed
Kelha méra, xéyala ez gırtım sar u germ
Dıl bu hetuna ğema, eşu jan bune berri
Gelo ka ew merxas, ka ew jiru zana
Ka ew şurkeşe riya heq, Qey neman
Hew kes te deng naye jı Qebra
Ey kelha amed Qey said neman
Qerejdağ reş gıreda, gola van 'e çıkıya
Hew dıherıke dicle u fırat
Berf nema te lı şerefdin


Herran cemıdi agır hew dıbe sorgül
Av nema dıherıke ci nema lı cudi
Sukuta meraniyé kelha amed
Dıgıri u dıbeje kervan hatın u çun
Qafile u qafile
Jı dengé mezın şop u réç man
Sıbeha azané bılınd sehkır
Çiya kerr bu, bu çer Qina sımé hespa
Ava ré dıda geli bé dengbu
Jı naré tekbira dewran Qülıpi
Felek xain ket kelh bu waré künda
Külilk çılmısin germa şevé çu
Bayé sekerate taru mar kır
Bu me kelilku hüzna meqberan
Bendewaré xwebın, dınav xweda
Dengé bilali, naré heyderi nalina iQbali
Hevi heye lıser sazbın
Fereca xéré ,bihna cihadu rehmeté
Ba'su be'del mewta ümmeté
Me pıştaxwe da tarixé
Kelha amed
Guh lı deng,çav lı ré
Bendeyé askeré nuré bın
Lı héviya şur u şer é xwuda
De werın,de rabın werın
Weka şuré ali weka askeré xalıd
Weka adeleta ömer,weka Qérina zeynep
Bılındkın, bı şerefkın,derabın barkın vi bari
Gırédın rexta,bıkşinın xençera cihadé
Derkevın weka dırar,ebu dücanebın bı nara
Hemzebın,bıbın xwedi,xalıdbın,bıbın xalıd
Hüseyinbın ji kerbela
Jı seidara bı gülle u gotın
De werın xerakın koné zülmé
Zuwakın çave mezlum,büküjın küfru zülmé
Bese Qérinu nalin, lıser mérgu kaniyéme
Dewerın islami Cemaat, bıkıne xençer
Qur'ané bılındkın bıbıne aladin
Ey heviyamıni bist sali hestıré çevé diya
Xwuna dılébırindaré susa
Namusa ğeyretkéşa,bınave hezara Qizé susa
Tekbira şehid, dersa şehadet
Héviya kéfa islami Cemaat susa


Logged

Sizler Namazda Eli Acikmi Eli kapalimi kilalim diye tartisirken!Kàfirler ise o elleri Nasil keseceklerini planliyorlar imam humeyni
can nurani
σиυя üуєѕι
****


**EM XUUNA WE Jİ BİR NAKİİİNN**

Puan: 61
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1741
Üye ID: 2210

Nerden:


WWW
« Yanıtla #14 : 23 Aralık 2008, 01:09:24 »




« Son Düzenleme: 05 Mart 2009, 14:18:55 Gönderen: євυ ∂ü¢αиє » Logged

Sizler Namazda Eli Acikmi Eli kapalimi kilalim diye tartisirken!Kàfirler ise o elleri Nasil keseceklerini planliyorlar imam humeyni
ey_acı_senı_unutmadık
σиυя üуєѕι
****


şüphesiz en doğru söz ALLAHın kıtabıdır

Puan: 86
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1994
Üye ID: 2090

Nerden:


« Yanıtla #15 : 23 Aralık 2008, 09:25:43 »

tşk can nurani  yine dökmüşşsün  guzel birbeyt  Sesini bekler yolunu gözlerim
Nur getirecek askerlerin
Savaşı ve ALLAH'ın kılıcını beklerim Kalkın gelin,kalkın gelin
Ali'in kılıcı gibi Halid'in askeri gibi
 selametle
Logged

kur,an kardeşliği salih bir ameldir
     ümmet olmanın fidesi kur,an kardeşliğidir
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12949
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #16 : 02 Mayıs 2009, 12:03:35 »

1869 'larda Diyarbekir nasıl bir yerdi?

--------------------------------------------------------------------------------

1869 'larda Diyarbekir nasıl bir yerdi?
Merak ediyor musunuz?

1869an de Diyarbekir ciyek çawa bû? Hûn meraq dikin?


Nüfus sayımına göre 137 yil önce Diyarbekır merkezi tamamiyla Kürd ve gayri müslümlerden oluşuyor. Şehir merkezinde bir tek Türk dahi yok.

Li gora serjimara 137 sal berê navenda Diyarbekirê ji Kurd û gayrî musluman pêk dihat. Tenê Turkek jî li Diyarbekirê tunebûye.
Diyarbekır merkezinde yapılan sayım sonuçlanmış olup aşağıda açıklanmıştır.

Tahrir Müdürlüğünden açıklanan cetvele göre Diyarbekır'ın merkezinde

1 Vilayet Konağı ve Harem Dairesi
1 Liva Hükmümet Konağı

4229 Hane, 1840 Dukkan, 31 Magaza, 76 Kersete vesaire ambari, 8 Han, 12 Hemam, 34 Kahvehane, 28 Değirmen(aş), 6 Pirinc dingi, 24 Bulgur dingi, 36 Firin, 159 Ahir, 288 Arsa, 2 Bekçi odasi, 2 Samanlik, 1 Balikli gusulhanesi(banyo-hewuz) 12 Bezirhane, 4 Meyhane, 2 Sallahhane, 1 Kireçhane, 1 Midmanhane(Kefalet Sandigi), 2 Sabunhane, 2 Direkhane, 1 Menzilhane, 1 Postahane, 1 Casshane(alçihane), 7 Karakol, 29 Tabakhane, 4 Tabakhane odalar, 1 Haşirhane, 1 Bardak atolyesi, 2 Patrikhane, 1 Eski Timarhane, 1 Eski Damgahane, 21 Boyahane, 1 Islahiye, 6 Iplikhane, 1 Tahmishane (Kavurma hane), 1 Muvakkithane,(Vakithane) 1 Su Terazusi, 1 Su Hayrathanesi, 15 Hanefi Camii Şerifi, 4 Şafii Camii Şerifi, 2 Camii arsasi, 30 Mescidi Şerif, 11 Tureb-i Şerife, 1 Darulkurre, 5 Tekke, 6 Medrese, 1 Ruştiye Mektebi, 11 Islam Mektebi, 3 Ermeni Mektebi, 1 Protestan Mektebi, 1 Rum Mektebi, 1 Rum Katolik Mektebi, 1 Keldani Mektebi, 1 Suryani Mektebi, 1 Yahudi Mektebi, 1 Zaptiye Mektebi, 1 Polis ve 1 Redif deposu, 8 Kale Kapisi, 167 Kale Magazalari(Burc odalari), 13 Kilise, 1 Yahudi Havrasi, 9 Böceklik, 11 Kasr, 149 Tarla, 308 Bağçe, 22 Kavaklik, 85 Buz gölü, 17 Buzhane, 24 Bostan, 7 Bağ, 1 Bakir Atolyesi, 1 Gumruk Hani, 8 Islam Kabristani, 4 Hiristiyan Mazarligi, 1 Yahudi Mazarligi ve Dicle kenarinda iki odun iskelesi olup toplam olarak 8099 Muskalat ve Arazi mevcut olduğu gösterilmiştir.


Bunun yanıda mevcut nüfus cetvelinde
4781 erkek ve 5033 Kürd kadını 9814 Kurd
3577 erkek ve 3276 kadın Ermeni 7684 Ermenî
428 erkek ve 403 kadın Ermeni katoliği
747 erkek ve 687 kadın Süryani 1608 Süryanî
94 erkek ve 80 kadın Süryani katoliği
508 erkek ve 468 kadın Keldoni 976 Keldoni
179 erkek ve 128 kadın Rum
25 erkek ve 30 kadın Rum katoliği 362 Rum
318 erkek ve 332 kadın Protestan
143 erkek ve 137 kadın Yahudi 280 Yahudi
toplam 21 372 erkek ve kadin olduğu tespit edilmiştir







Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12949
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #17 : 02 Mayıs 2009, 12:19:34 »

Aşagıda D.Bakır Tarihini kısa bir şekilde anlatmaya çalışalım...

İLK ÇAĞLARDAN OSMANLI DEVLETİNİN SONUNA KADAR DİYARBAKIRIN KISA TARİHİ

Şehrimiz, M.Ö.14. yüzyıldan günümüze kadar Amidi, Amid, Amida, Agusta, Karaamid, Karakale ,Karacakale, Hamid, Karahamid, Diyarbekir ve Diyarbakır isimleri ile anılmıştır
Diyarbakır ismi, yakın zamanlara kadar Diyarbakır merkezininde içinde bulunduğu geniş birbölgenin adı olmuştur.Bu bölge, bugünkü Diyarbakır merkezinden başka Erbil, Erzen, Cizre, Hani, Silvan, Harran, Hasankeyf, Habur, Ceylanpınar, Rakka, Urfa, Siirt, Sincar, İmadiye, Mardin, Muş, ve Nusaybin gibi pek çok yerleşim birimini kapsamaktadır.Ancak, günümüzde Diyarbakır ismi, sadece şehir merkezini ifade etmektedir.
Diyarbakır stratejik konumu itibariyle, daha kuzeyideki dağlık arazi ve bu dağlar arasındaki ovalarla, güneyindeki çöl karakterli ovalar arasında bir genişlik teşkil etmektedir. Bu bölge, aynı zamanda, uzak bölgeleri denizlere liman şehirlerine bağlayan ana yollar üzerinde bulunmaktadır. Bu yollardan biri, Anadolu ve Suriye’den gelerek Irak’a gitmekte idi ki bu yol aynı zamanda Akdeniz sahillerini Basra Körfezine bağlamaktadır. Bu güzergahtan Diyarbakır’da ikinci bir yol ayrılarak, kuzeydeki dağ settini Devegeçidi ile aşıp, Elazığ ve Sivas üzerinden Samsun’a iniyordu. Bu suretle Mezopotamya ile Karadeniz sahilleri arasındaki bağlantı Diyarbakır üzerinden kuruluyordu. Yine Diyarbakır’dan ayrılan diğer bir yol ise, Bitlis Van Gölü Havzası üzerinden Azerbaycan ve İran’a bağlanmakta idi.
İfade edilen staretejik konumu ve ana yolar üzerinde bulunması, çağlar boyunca Diyarbakır’ın gelişmesinde önemli bir faktör olmuştur.
Bu özellikleri dolayısıyla Diyarbakır, çok eski çağlardan beri önemli bir yerleşim alanı olmuştur.Bölgede M.Ö.25000-10000 yıllarında ilkel kavimlerin yaşadıkları tahmin edilmekte; M.Ö. 3000 yıllarından itibaren de medeni kavimlerinyerleştikleri bilinmektedir. Bölgemiz, M.ö. 1700 yıllarından sonra yazılı tarih dönemine girmiştir.
Kaynakların verdikleri bilgilere göre M.Ö 3000 yıllarından günümüze kadar Diyarbakır’dan gelip geçen uygarlıklar, hakimiyet kurmuş devlet ve hanedanlar , şekilde taspit edilmiştir.

HURİLER M.Ö. 3000-1260
MİTANNİLER M.Ö 3000-1260
ASURLULAR M.Ö. 1260-653
URARTULAR M.Ö. 1260-653
İSKİTLERM.Ö. 653-625
MEDLERM.Ö. 625-550
PERSLERM.Ö. 550-331
MEKEDONYALILAR(İskender Devri) M.Ö 331-323
SELÖKİDLER (Selevkos Hanedanı)M.Ö. 323-140
PARTLARM.Ö. 140-85
BÜYÜK TİGRAN DEVRİ M.Ö. 85-69
ROMALILARM.Ö. 69-M.S. 53
PARTLAR VE ROMALILAR DÖNEMİ 53-226
SASANİLER VE ROMALILAR DEVRİ 226- 639
BİZANS DEVRİ 395-639
DİYARBAKIR’IN MÜSLÜMANLAR TARAFINDAN FETHİ VE ÜÇ HALİFE DEVRi 639 –750
EMEVİLER 661-750
ABBASİLER 750-869
ŞEYHOĞULLARI 869-899
ABBASİLER 899-930
HAMDANİLARI 930-978
BÜVEYHOĞULLARI 978-984-
MERVANİLER 984-1085
BÜYÜK SELÇUKLULAR 1085-1093
SURİYE SELÇUKLULAR 1093-1097
İNALOĞULLARI1097-1142
NİSANOĞULLARI142-1183
HASNKEYF ARTUKOĞ.1183-1232
EYYUBİLER 1232-1240
TÜRKİYE SELÇUKLULAR 1240-1302
MARDİN SELÇUKLULAR 1302-1394
TİMUR HAKİMİYETİ 1394-1401
AKKOYUNLULAR 1401-1507
ŞAH İSMAİL İDARESİ 1507-1515
OSMANLI DEVRİ1515-1923

Bu tablodan anlaşılabileceği gibi Diyarbakır, uzun bir tarihi geçmiş boyunca ilk çağlardan itibaren bir çok Asya kökenli, Mekadonyalılar ve Romalılar gibi Avrupa kökenli ve hatta Azak Denizi civarından hareketle Kafkaslar ve Azerbaycan yolu ile Anadolu ,Suriye ve Filistin bölgesine kadar Türk kökenli iskitler gibi hakimiyetler altında yaşamıştır. Daha sonra Romalılar’ın bölgede hakimiyet kurmaları ile Diyarbakır, Romalılar’la, özellikle İran kökenli diğer hakimiyetler arasında bir mücadele sahası olarak görülmektedir. Bu arada Roma hakimiyeti esnasında Diyarbakır surlarıda önemli ölçüde inşa edilmiştir.
Roma hakimiyetinden Bizans’a intikal eden Ddiyarbakır, bu defa İslamiyetin ortaya çıkışını takiben müslüman Araplarla Bizans arasındaki mücadelelere sahne olmuştur. Bu mücadeleler esnasında halife Hz. Ömer zamanında, 699 yılında Diyarbakır, Müslümanlar tarafından feth edilmiştir. Emeviler ve Abbasiler gibi Arap idareleri geçiren Diyarbakır, Emeviler devrinde pek önemli bir gelişme kaydetmemişsede, Abbasiler devrinde eksiklerini tamamlayarak , İslam aleminin bölgedeki önemli şehirlerinden biri haline gelmiştir.
Daha sonra Şeyhoğulları,Hamdaniler, Mervaniler gibi mahalli hakimiyetleri takiben Diyarbakır, Büyük Selçukllu Sultanı Tuğrul Bey zamanında, Oğuz boylarının Anadolu akınları sebebi ile temasa başlamış ve nihayet 1048 yılında Mervanoğulları Nasrülddevle Ahmet’in Tuğrul Bey’e itiatini arzetmesi ile Büyük Selçuklu hakimiyetini tanımıştır. Sultan Melikşah devrinde 4 Mayıs 1085 tarihinde Diyarbakır, Büyük Selçuklular tarafından fethedilerek, Türk idaresi kurulmuştur.
Diyarbakır ve çevresi, Türk idaresinde daha da önem kazanmış ve geliştirilmiştir. Özellikle idari merkezi olan şehirler çok iyi imar edilmiş ve kültürel açıdan da ilerlemişlerdir. Başka Diyarbakır ve Silvan olmak üzere diğer şehirler; Bizans hakimiyetinden çıkarılarılarak “darül- islam” (islam ülkesi) haline getirilmeye çalışılan Anadolu’nun İslam medeniyetine intibak ettirilmesi hususunda önemli rol oynamıştır.
Büyük Selçuklu hakimiyetinin sona ermesinin ardından İnanoğulları , Nisanoğulları, Artuklular, Eyyübiler, gibi mahalli hakimiyetler ve Türkiye Selçukluları, Timur dönemi, Akkoyunlular ve Şah İsmail idaresindeki İran egemenliğinden sonra Diyarbakır, 15 Eylül 1515 tarihinde Yavuz Sultan Selim devrinde Bıyıklı Mehmet Paşa tarafından fethedilerek Osmanlı birliğine katılmıştır. Fethi müteakip, eyalet merkezi haline getirilen Diyarbakır’a ilk beyler bey’i olarak Bıyıklı Mehmet Paşa tayin edilmiştir.
Diyarbakır Osmanlı devrinde en önemli ve geniş eyaletlerden biri olmuştur. Doğu İstikametine hareket eden orduların önemli ikmal merkezi haline gelen Diyarbakır, aynı zamanda diğer eyaletlere nazaran en çok asker yetiştiren bir eyalet olmuştur. Bunların özellikle 16.yy. boyunca Diyarbakır’da büyük kalkınma ve imar faaliyetleri gerçekleştirildiği gibi, yüzyılda şehrimiz önemli bir ticaret ve sanat merkezi haline gelmiştir . Daha sonraki yüzyıllarda da öneminde pek fazla birşey kaybatmeyen Diyarbakır, Osmanlı Devletinin yıkılışına kadar bu konumu korumuştur.

Alıntıdır...
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12949
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #18 : 02 Mayıs 2009, 12:28:32 »

Diyarbakır Surları

Diyarbakır’ın tarihi surlarını, estetik perspektiften değerlendirmek farklı bir özellik taşır. Yaklaşık 9000 yılı aşkın bir geçmişe sahip Diyarbakır surları o günden günümüze, tarihi, kültürel, estetik ve sanatsal şahsiyetine dokunulmasına izin vermeden ulaşabilmeyi başarmıştır. Çağların olanca tahribatına, yok ediciliğine, yıkımına karşın kendini korumasını bilmiş en etkili estetik görünümüyle Diyarbakır’ı “Müze Şehir” haline getirmiştir.

Diyarbakır, Anadolu’da binlerce yıldan beri bir çok medeniyetin canlı izlerini taşıyan bir tarih kültür ve sanat hazinesidir. M.Ö. 7000 yıllarında Çayönü’nden başlayan ve günümüze kadar gelen sadece bölgede değil dünya tarihinde de önemli roller oynayan bir çok uygarlık bu yörede değerli eserler bırakmışlardır. Bu eserlerin başında “Diyarbakır Surları” gelir.[1]

Diyarbakır Surları yapıldıkları dönemden (Roma İmparatorluğu, II. Konstantinus. M.S. 349) bu güne, her şeye rağmen fazla tahrip olmadan gelebilmiştir. Surlarda Roma, Bizans, Arap, Türk-İslam, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait son derece güzel ve birer Sanat eseri olan burçları, kapıları, kabartma ve figürleri yan yana görmek mümkündür. Bu yapıtların hem tarihi özelliği hem de o dönemler ait düşünce sistemi, sanat zevki, bitki ve hayvan zenginliği bakımından önemleri vardır. Anadolu eski tarih geçmişinin en önemli kültürel miras olan Diyarbakır surları, üzerinde taşıdığı bitkisel ve hayvansal motifler yanında kitabeleri oluşturan kaligrafik unsurlarla çok önemli, estetik değer taşıyan eserlerdir.

Eski Diyarbakır şehrini kuşatan kaleye Diyarbakır Surları diyoruz. Çin Seddinden sonra dünyanın en uzun, en geniş ve sağlam surlarından biri olduğu kabul edilir. Kale, Karacadağ’dan Dicle’ye uzanan geniş bazalt yaylanın doğu ucuna, zeminden yüz metre yüksekliğe kurulmuştur. Surların ilk yapılışı kesin olarak bilinmiyor. Fis Kayasına kurulu iç Kalenin, milattan 2.000 yıl kadar önce Hurriler Döneminde kurulduğu sanılıyor. Yazılı belgelere göre milattan sonra 349 yılında Roma imparatoru ikinci Constantinus (Kanstantinus) zamanında şehrin surlarla çevrildiği kalenin onarıldığı biliniyor 367 ve 365 yılları arasında şehrin batı surları yıktırılmış, Urfa Kapısı ve Mardin Kapısına uzanan bölüm yapılmış, altıncı yüzyılda Justinianus zamanında güçlendirilerek genel biçimini almış, daha sonraki yıllarda sürekli onarımlarla genişletilerek günümüze kadar ayakta kalmıştır.

Genel olarak kalkan balığı biçimini andıran Diyarbakır Kalesi, Dış Kale ve iç Kale olarak iki bölümden meydana gelmektedir. Dış Kale surlarının uzunluğu 5 kilometre kadardır Doğu–Batı doğrultusunda 1.700, kuzey - güney doğrultusunda 1.300 metrelik bir alanı kuşatmaktadır. Surların yüksekliği 10-12 metre, kalınlığı 3-5 metredir. Surlar üzerinde kuleleri birbirine bağlayan geniş bir yol vardır. Bu yol, 70 santimetre kalınlığında mazgal duvarları ile korunmuştur. Kalenin 81 burcundan en ünlüleri Evli Beden (Ulu Beyden), Yedi Kardeş ve Keçi (Kiçi) burçlarıdır. Burçların içinde koğuşlar, mahzenler, sarnıçlar ve depolar yer almıştır. Dış Kale ile iç Kale surlarında Romalılardan Osmanlılar kadar çeşitli devletlere ait yazıtlar (kitabeler) bulunmaktadır. Bunları şöyle sıralayabiliriz : Latince : Romalılar, 367 375 yılları arası, Yunanca: Bizanslılar, 440-528 yılları arası. Arapça yazıtlar : Abbasîler 909, Mervaniler 995-1035, Büyük Selçuklular 1088-1092, Şam Selçukluları 1093, İnallılar 1141, Nişanlılar 1154-1183, Artuklular 1188-1208, Eyyubiler 1236-1237, Akkoyunlular 1149-1479. Farsça yazıtlar Osmanlılar Dönemine aittir. 1525–1527 arası tarihlerini taşır. Dış Kalenin kapıları : Kuzeyde Dağ Kapışı (Harput Kapışı), batıda Urfa Kapışı (Rum Kapışı), güneyde Mardin Kapışı (Teli Kapışı), doğuda Yeni Kapı (Su Kapışı, Dicle Kapışı). iç Kalenin kapıları : Fetih Kapışı, Oğrun Kapışı, Saray Ka- pışı, Küpeli Kapış;, Fetih ve Oğrun kapıları dışarıya, Saray ve Küpeli kapıları iç tarata şehre açılır. iç Kale Kanunî Sultan Süleyman zamanında 1524–1526 yılları arasında ikinci bir surla çevrilerek genişletilmiştir. Dış Kale surları içinde cami, medrese, türbe, kilise, han, hamam gibi tarihî eserler yer almaktadır. iç Kale surları içinde iki kilise, Artuklu Sarayı kalıntıları. Viran Kale, sarnıç ve cami bulunmaktadır.



Surların Büyük Burçları

Evli Beden Burcu (Ulu Beden Burcu): Artuklu Melik Salih tarafından 1208 yılında Mimar ibrahim’e yaptırılmıştır.

Yedi Kardeş Burcu: Artukoğlu Melik Salih adına 1208 yılında Mimar İbrahim’in oğlu mimar Yahya’ya yaptırılmıştır. Burcun üzerinde Selçukluların simgesi olan çift başlı kartal ile iki arslan kabartması, bunların altında da burcun yazıtı vardır.

Keçi Burcu (Kiçi Burcu): Mardin Kapısının doğusundadır. Diyarbakır surlarının üzerindeki en eski, en büyük burçtur.



Taş işçiliği

Diyarbakır surları, taş’ın bir büyük sanat eseri haline getiriliği muhteşem bir
abidedir. O, taş üzerindeki süsleme ve bezemelerle güzelliğin zirvesine çıkmış estetik bir abidedir. Taş işçiliğindeki sanatkarane ustalık, bugün Tarih ve Medeniyetinin önemi ile kültür ve sanatımızın sahip olduğu engin ve zengin değerlerimizi tartışmasız kabul edilir duruma getirmiştir. Bu duvarüstü taş işlemeciliğin bir büyük plastik sanat eseri haline getirmek ancak büyük bir sanat ruhuna sahip olmakla mümkündür. Bu Güzel sanat eserleri, bir kaç bin yıllık tarihimizin içinden süzülüp gelen ince işlenmiş " Altın taş " niteliği ile; eşsiz birer güzel sanatlar abideleri olacaktır. Diyarbakır surlarının Duvarlarım birer canlı sanat müzesi haline getirenler, acaba dünya sanat ve medeniyeti için başvurulacak birer kaynak eser niteliğini taşıyacaklarını, biliyorlar mıydı?



Süslemeciliği[2]

Diyarbakır surlarının taş işçiliğini bir büyük sanat haline getiren önemli özelliklerinden biri de " Taş Süslemeciliğidir ". Kendi döneminin, yaşadığı ortamı ve kullandığı eşyayı göze en hoş gelecek şekilde süslemek, onu sanat anlayışı ile biçimlendirmek, Diyarbakır surları taş ustalarının, sorumluluğun ötesinde; doğal bir tutkuları olduğunu göstermektedir. Onbir ve onikinci yüzyıl Selçuklularının kendine öz kavramları, ilhanlıların parlak ve atak sanat ibdaları, Timurluların ince ve zarif sanat görüşleri, Memlükların, Celayirlerin, Muzafferilerin, Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmenlerin ve nihayet Safevilerin süsleme sanatlarında gösterdikleri başarılı buluşlar, Türk Süslemesinin oluşmasında büyük rol oynadığı kesin olarak kabul edilebilir.[3] İşte o dönemin Taş ustaları, süslemeleri ile taşı taş olmaktan çıkarıp bir büyük sanat eseri haline getirmeleri, Diyarbakır surlarını bir Güzel Sanatlar Galerisine dönüştürmüştür. Diyarbakır surlarındaki Süslemeciliğin tarihsel süreç içerisinde kendi geleneksel yorumlarına sıkı sıkıya bağlı kalarak surların kültür ve sanat dünyasında seçkin bir yer almasına neden olmuştur.



Kufi [4] Kitabeler

Bin yıllara dayanan tarihi özelliği ile Küfî yazışı Diyarbakır surlarının duvarlarına bir başka biçimde özellik ve önem kazandırmıştır. Bu yazı ile taş, Tarihsel bir belge olmanın ötesinde plastik olgunluğun doruğuna çıkarak surlara bir yücelik kazandırmıştır. Türk sanatının her sahasında en iyi bir biçimde değerlendirilen hat sanatı taş üzerine yazılması yanında mimariye de hayat vermiştir. Bu taşlar üzerinde yer alan Küfî yazısı ile yazılmış kitabeler insanı maddi alemden mana aleminin sonsuz derinliklerine götürmektedir. Bitkisel bezemelerle bir arada şekillendirilen Küfî yazısı; bir taraftan tarihin "zaman tünelinden" geçerek günümüz insanına belge niteliği ile bilgi ulaştırırken, bir taraftan da güzelliğin esintileri ile ruhun derinliklerine işlemektedir. İnsan bu Tarihi manzara karşısında kendisinden geçmektedir. Kitabeler hemen hemen Diyarbakır surlarının önemli bir yüzünü çevre sarmaktadır.



Bitkisel Motifler

Sanat, milletlerin kültür ve zevklerini açıklayan, toplulukların geleneklerini, duygularını yansıtan bir kavram olduğuna göre bitkisel motifler "Taş Süsleme Sanatlarında " ne denli bir mucize olduğu, Diyarbakır surlarının duvarlarında görülür. Kendi devirlerini oluğu kadar kendi devirlerinin sonraki devirlerin de estetik değerlerini yönlendiren Diyarbakır surlarındaki Bitkisel motifli taş süsleme sanatı; Mazinin derinliklerinden gelen sır dolu esintilerini günümüz insanın ulaştırdığı gibi geleceğe de götürecektir. Bitkisel motifler yarı natüralistik, yarı stilize bir üslup ile çalışmıştır. Çeşit çeşit çiçeklerin yepyeni stilizasyonla Taş üstünde biçim bulduğu surlar sanki tarihi bir çiçek bahçesine dönüşmüştür. Bu bitkisel motifler dekorasyon sanatının ilk örnekleri olarak gösterilebilir.



Hayvansal Figürler

Diyarbakır surlarının en önemli özelliklerinden bir de, taş süslemeleri arasında hayvan figürlerinin yer almış olmasıdır. Hayvan figürlerinden oluşan kompozisyonlar bitkisel motifli Küfî kitabelerle yan yana yer almaktadır. Surları oluşturan taşların üzerine yerleştirilmiş ilginç kabartma hayvan figürleri görmek mümkündür.





Diyarbakır Surlarındaki Hayvan Figürlerinin Plastik Analizi

Diyarbakır Surları Yedi Kardeş Burcu Üzerindeki Hayvan Figürleri

Diyarbakır surlarının önemli ünitelerinden biri Yedi Kardeşler Burcudur. Artuklu dönemi eseridir. (1183-1232) Melik-el Salih ebu’l-feth Mahmut zamanında yapılmıştır (1208). Mimarı İbrahim oğlu Yahya’dır.

Yedi Kardeşler burcuna bakıldığında Bütünü kapsayan bir yüzeysel estetiğin sağlanmış olduğu görülür. Zeminden burcun zirvesine kadar hemen yüzeyin hemen her karesinde mimar ve uygulayıcıların estetik bir endişe taşıyarak form-inşada bulundukları gözlenir. Kitabeyi oluşturan kaligrafik istiflerden tutun da, alan boşluklarını dolduran hayvan figürlerinin yerleştirilmesine kadar sanat dili ili ile “espas”a yani dengeli boşluklar bırakılmasına özen gösterilmiştir.

Yedi Kardeşler burcunun yüzeyini hemen hemen iki eşit parçaya bölecek şekilde yerleştirilen bir şerit kaligrafik kitabe geniş taş yüzeyi üzerinde bir oya işlemesi gibi yer almıştır. Kitabenin başlangıç kısmının her iki tarafına simetrik olarak ejder başlı kuyruklara sahip aslan figürleri yerleştirmiştir. Burcun Sol-sağ tarafındaki Aslan figürleri kitabenin bulundu şerit üzerinde dış kabartma tarzında işlenmiştir. Hayvan figürleri burç yüzeyi üzerine, sağdan ve soldan dengeli boşluklar bırakılarak kompozisyon düzenli bir biçimde yerleştirilmiştir. Bu özellik Resim sanatının temeli olan desen çalışmalarında da hassasiyetle üzerinde durulan konulardan biridir. Konu için ayılan alanın yerli yerince değerlendirilmesi resim sanatının temel amaçlarından biridir. Konu gözü rahatsız edecek derecede küçük boyutlu olmadığı gibi kontur çizgisi dışına da taşmamalıdır. Aslan figürlerinde de bu plastik denge ideal bir biçimde uygulanmıştır. Aslan figürleri izleyiciye bir mesaj vermesi yanında iyi estetik değerleri de üzerinde taşımaktadır. Bu üslup bir yerde yazılarla benzeşen bir üslup olsa gerek. Kitabelerle Hayvan figürleri biçimsel farklılıklara rağmen öz’de birbirleri ile örtüşmektedirler. Yazılar ile hayvansal figürler aynı yüzey üzerinde birlerine kontrast düşmemektedirler. Bunun yanında rölyef biçiminde uygulanmış aslan ve çift başlı kartal figürlerin plastik olgunluğa sahip olması, sanatçısının iyi bir gözlem, tasarım ve uygulayım bilgisine sahip olduğunu göstermektedir.

Her iki aslan figürünün orta yerinde ise çift başlı kartal figürü bulunmaktadır. Aslan figürleri kimi tarihçilere göre mücadele, güç ve üstünlük sembolü olarak yorumlanmıştır. Buradaki aslan figürlerinin kullanılma nedeni de; bulunduğu yerin koruyuculuğu ve kollayıcılığı sembolize edebilir. İki aslan figürünün ortasında yer alan çift başlı kartal figürü ise; tarihte gelmiş geçmiş Türk İslam devletlerinin ve Selçuklular’ın simgesi olarak kullanılmıştır. Yedi Kardeşler Burcu üzerinde yer alan tüm bu hayvansal figürler ilginç stlizasyona uğratılarak biçimlendirilmişlerdir.



Yedi Kardeşler Burcu’nun (İzleyene Göre) Sağ Tarafında Yer Alan Arslan Figürü

Aslan figürünün genel biçimsel yapısına bakılırsa; güçlü bir stilizasyon görülür. Bazalt taşının sert olma özelliğine rağmen bu aslan rölyefindeki stilizasyon şaşırtıcı şekilde uygulanmış ve plastik açıdan başarı ile sonuçlandırılmıştır. Aslan figürü hareket ve dinamizm mesajı yüklü bir anlayışla yapılmıştır. Sanatçısının olayı iyi gözlemlemediğini göstermektedir. Figür yüzeyde poz veriyormuş edasıyla durgun bir halde “biblo” görünümündedir. Kabartma derecelendirme yapılırsa; 0,1, 2, 3, 4, 5 aşamalı olarak tanımlanabilir. Sıfır noktası, burcun düz yüzeyi olurken, burun bölümü aslan rölyefinin en yüksek alanıdır. Güzler burun kısmının her iki tarafında Uygur resimlerinde yer alan figürlerdeki gibi çekik gözlüdür. Göğüs bölümüne bir zırh yerleştirilmiş gibi ek kabartma yer almıştır. Aslan figürünün, Askerlik deyimi ile başı dik göğsü ilerdedir. Ön ve arka ayaklar genel anatomik yapıya aykırı bir duruşla kıvrılmışlar, bu durum ya stilizasyonun sonucu ya da sanatçısının gözlem eksikliğinden kaynaklanabilir. Aslanın kuyruğu ejder başı olarak yapılmıştır.
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 12949
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #19 : 02 Mayıs 2009, 12:28:46 »

Yedi Kardeşler Burcu’nun (İzleyene Göre) Sol Tarafında Yer Alan Arslan Figürü

Burada yer alan aslan figürü diğerinin simetrik biçimi olarak uygulanmıştır. Baş genel olarak gövdeye oranla daha büyüktür. Her ikisinde de perdahlanmış bir taş işçiliği yer almaktadır.



Çift Başlı Kartal Motifi

Yedi Kardeşler Burcu’nun ön yüzünde, besmele-i şerife’nin yer aldığı kitabenin üzerinde bulunan çift başlı kartal motifi, aslan figürlerinin bir anlamda simetrik olarak ikiye bölmüştür. Burcun ortalarında yer alan kartal motifinin üst bölümündeki friz biçimindeki kabartma şeritler ile bir anlamda kitabe, aslan ve kartal motifleri taçlandırılmıştır. Çift başlı kartal motifi simetrik olarak uygulanmıştır. Kanatlarda beş sembolik telek uygulanmıştır. Kartal figüründeki baş, kanat ve pençelerdeki stilizasyon uygulamasına bakılırsa, sanatçısının iyi bir gözlem, tasarım ve uygulayım gücüne sahip olduğu görülür. Tüm bunlar göstermektedir ki; Güzel sanatlar, Hangi zaman ve mekanda olursa olsun, birey ve toplum olarak, bizzat insanın kendine yönelişi, kendi ruh yapısını ortaya koymasını, kendi dert, çile, ızdırap, özlem ve mutluluklarını dile getirmesini temin ederken, bir taraftan da insana ümit, cesaret, şevk ve dayanma gücünü telkin eder.



Evli Beden Burcu

Evli Beden Burcu, Ulu Beden veya Ben-u Sen Burcu olarak da bilinir. Artuklu dönemi eseridir. (1183- 1232). Melik-el Salih ebu’l-feth Mahmut zamanında yapılmıştır (1208). mimarı Cafer oğlu İbrahim’dir. Burçta toplam 6 aslan motifi rölyefi vardır ve Avrasya hayvan motifleri üslubunu yansıtırlar. Başlarında taç bulunan kanatlı aslan figürlerinin kuyrukları ejder başlı olarak işlenmiştir. Üslup olarak Yedi Kardeşler Burcu ile belirgin özellikler taşır. Evli Beden burcunda da Aslan ve çift başlı kartal motifleri yer almıştır. Bu burçtaki taş işçiliğine bakılırsa bir adım daha önde ince süslemelere girilmiştir. Bu çift başlı kartal motifindeki kanatlarda simgesel altışar adet telek (Kanat tüyü) kullanılmıştır. Evli Beden burcunun ön yüzünde (izleyene göre) sol alt köşede yer alan ve dışa dönük aslan motifi rölyefi dereceli olarak çukur halde işlenmiş yatay dikdörtgen içine alınmıştır. Burç yüzeyinde yer alan tüm aslan motifi rölyefleri ciddi anlamda aşınmış ya da tahrip olmuştur. İnsanlar Çift başlı kartal sembolünü sevmişler; Selçuklu Devleti, Diyarbakır Belediyesi, Dicle Üniversitesi ve diğer bir çok sivil kuruluşlar bu motifi birer amblem olarak kullanmışlardır. Kitabe kuşağının sol başında kanatlı, Ejder başlı kuyruklu aslan motifi rölyefi, görüntüsü ile dinamik bir imaj hissi uyandırmaktadır. Aslan figürü dikdörtgen şeklinde bir taş yüzeyi üzerine işlenmiştir. Kompozisyonun yüzey üzerine dengeli bir biçimde yerleştirildiği söylenebilir. Bununla beraber figürün ejder başlı kuyruğu çerçeve dışına taşırılmıştır. Aslan başı’nın insan başını çağrıştırmış olması, Mısır piramitlerinin önünde yer alan insan başlı aslan heykelleri olan “sfenksleri” hatırlatmaktadır. Güneş doğarken nasıl ilk olarak, dağların tepelerini, daha sonra yüksek binaların damlarını aydınlatıyor ve en sonra, yeryüzünün düzlüklerine ve alçak yerlerine ışınlarını yaymaya başlıyorsa; güzel sanatların yaydığı ışıklar da tıpkı güneş gibi yayılır ve ilkönce yüksek seciyeli, sayıları pekaz olan aydın kişilerin ruhlarını ve kafalarını aydınlatır. Evli Beden burcunun üst kısmında yer alan konsollar form inşa bağlamında çok zarif taş işçiliğinin uygulandığı bir alan örneğidir.



Nur Burcu

Selçuklu dönemi eseridir. (1085-1183). Melikşah zamanında yapılmıştır.(1089). Mimarı Selami oğlu Urfalı Muhammed’dir. Kufi (Nebati) yazı ile yazılmış kitabesi ve çeşitli hayvan figürleriyle en zengin burçtur. Kitabe arasında yer alan uzun boynuzlu keçi motifi rölyefi dikkat çekici estetik değerdedir. Yine kitabe arasında yer alan simetrik olarak yerleştirilmiş dört nala koşan at motifi rölyefleri bu dönem heykel sanatında perspektif ve anatomide ne kadar bilgi, gözlem, beceri ve yetenek konusunda bize net belge sunmuşlardır. Kitabenin sol kenarında yer alan güvercin motifi rölyefinin kanatlarındaki beşli telek, yedi kardeşler burcundaki çift başlı kartalın telekleri ile aynı sayıda olması dikkat çekicidir. Hemen alt tarafında yer alan bağdaş kurmuş bir şekilde oturan kısa saçlı, eli ile ayaklarının tutan çıplak kadın rölyefi ise hangi amaçla yapıldığı konusunda fikir yürütmek zordur. Kitabenin sağ tarafında da soldakinin simetrisi olarak uygulanmış kanatları açık ancak bunda altı telek görünen güvercin motifi rölyefinin altında da çıplak kadın motifi yer almaktadır. Ancak antik çağ eserlerinde; çıplak kadın heykelleri-örneğin: Kibele, Bolluk ve bereket tanrısı sembolü olarak kullanılmıştır. Nur burcunda yer alan kitabenin sağ köşesindeki aslan motifi daha belirgin stilizasyona uğratılmış olması yanında sevinç veren bir gülümseme imajı kayda değer bir özelliktir. Nur burcunun sol yüzünde yer alan ancak türü belli olmayan bir yırtıcı kuş, aynı şekilde türü belli olmayan avını parçalamasını konu edinen bir rölyef, büyük ihtimalle mücadele ve güç gösterisini simgelemiştir. Bazı sanat tarihçileri, Alta mira ve Lascaux Mağara resimlerini, hasımına karşı bir üstün gelme tasviri olarak betimledikleri biçiminde yorum getirmektedirler. Buradaki kuş ve avı konusu da bu anlayıştan kaynaklanabilir. Bu olgunun önemli yanı; düşünce duyguların mukim kale duvarlarına bile olsa resimsel bir anlayışla ifade edilmiş olmasıdır.



Selçuklu Burcu

Melikşah dönemi eseridir. Nur Burcu benzeridir. Kufi yazı ile yazılmıştır (1088). Evli Beden Burcu’nun kuzeyindedir. Kitabe üzerinde yer alan simetrik olarak yerleştirilmiş keçi motifi rölyefinde uygulanan uzun boynuzların stilize edilmiş parçalı bölümleri yüzeyin başka bölümlerinde de uygulandığı görülmüştür. Kitabenin sol köşesinde yer alan aslan motifi rölyefinin stilizasyonu olmakla beraber miken sanatında olduğu gibi zarafet açısından daha az özen gösterildiği yorumu yapılabilir. Güvercin olabileceği yorumu yapılabilecek olan kuş figürü rölyefi yine kitabenin arasında yer almaktadır.



Dağkapı Burcu

Diyarbakır’da hüküm sürmüş devletlerin hemen tümü, kentin en önemli bölümlerinden olan Dağ kapı burcunun iç ve dış duvarlarına çeşitli işaretler, kitabeler ve armalar koydurmuşlardır. Dağ kapı burcunun çeşitli yerlerinde değişik hayvansal, bitkisel ve motiflerinin rölyefleri yer alır. Bitkisel motiflerin içinde üzüm ve yaprak şekilleri bulunur. Dağ kapı harput kapı olarak da bilinir. Kitabe ve rölyef yönünden en zengin kısımıdır. Yanında Mervani dönemine ait mescit vardır. Kapı civarındaki rölyeflerin çoğu çeşitli zamanlarda yapılan onarımlar sırasında rastgele yerleştirilmiştir. Bunlardan biri Bizans döneminden kalma kitabe parçasıdır. Dağ kapı burcunda yer alan ilginç işlemeli demir kapı eskiden beri sürekli nöbetçiler tarafından akşamları güneşin batışı ile kapanır, doğuşu ile açılırdı. Abbasilere ait güvercin, hayvan ve bitki motiflerindeki stilizasyon alabildiğine naif ve spontane bir biçimde yapılmış oldukları dikkati çekmektedir. Öyle ki bazı hayvan motiflerindeki aşırı naiflik, rölyefin hangi hayvan türüne ait oluğuna dair yorumu zorlaştırmaktadır.

Dünün sanatı geçmişin aynasıdır. Bu günün sanatı da geleceğe en geçerli tarihi belgelerdir. Gelecek çağın insanları bizim bugünkü toplumuzda neler olup bittiğini, bu toplumun başından neler geçtiğini nasıl öğrenecekler?.. Bundan yüz sene sonraki insanlarımıza, bu günleri bizzat yaşamayan evlâtlarımıza her anı başlı başına bir olay olan bu enterasan yüzyılı nasıl ulaştıracağız?.. İşte bu mesajı gelecek nesillere iletebilecek yegane köprü sanattır.

Bir toplum yüce değerlere, güzel sanatlara sahip çıkarak ulaşabilir veya diğer bir ifade ile, güzel sanatları benimseyen toplumlar ulvî özelliklere sahip olabilir. Her bir güzel sanat eseri toplumsal otobiyografidir. Bir toplum ortaya koyduğu veya sahip çıkıp koruduğu güzel sanat eserinin niteliğine göre, kendi otobiyografisini okuyabilir. Meselâ; denilebilir ki, Diyarbakır’da yaşayan toplumların otobiyografilerini Diyarbakır’daki eserlerden okuyabiliriz. Diyarbakır Surları, Ulu Camii, Nebî Camii, Hz. Süleyman Camii, Behram Paşa Camii, Melik Ahmet Paşa Camii, Zinciriye Medresesi, Mesudiye Medresesi, Hatuniye Medresesi, içkale Artuklu Sarayı, Malabadi Köprüsü, Haburman Köprüsü, Mervânlı Kitâbesi gibi sanat eserleri sanki kulağımıza yüzyıllar ötesinden birfleyler fısıldıyor




alıntıdır...
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Sayfa: [1] 2 3 ... 6   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: