erbaiin
üѕтα∂
   
Kaleme Kelam Ettirene Hamd Olsun....
Puan: 5
Çevrimdışı
Üye ID: 1419
Nerden: ....baktığınız yerden
|
 |
« : 01 Ocak 2008, 22:08:01 » |
|
 |
|
 |
 |
İslam Dünyası’nın unuttuğu coğrafya: PATANİ
Patani ile ilgili yazı yazmaya başlamadan önce, her biri İslam Dünyası’nın farklı ülkelerinden olan okul arkadaşlarıma Patani ile ilgili neler bildiklerini sordum. Bir çoğu ne yazık ki Patani ismini taşıyan bir İslam beldesinin olduğundan bile habersizdi. Türkiye’de de kahir ekser tarafından bilinmeyen Patani, İslam Dünyası’nın unuttuğu coğrafyaların başında geliyor. Tabiat güzellikleriyle masallar diyarını andıran Güneydoğu Asya’daki bu güzel İslam beldesi; zarif halkı, asil tarihi ve son yıllarda yaşadığı büyük acılar nedeniyle “unutulmak” gibi bir vefasızlığı hiç de hak etmiyor. ABD Güneydoğu Asya’daki sadık müttefiği Tayland aracılığıyla tıpkı Irak, Afganistan, Somali ve Filistin’de olduğu gibi Patani’de de Müslümanlara karşı acımasız bir savaş yürütüyor. Alimler öldürülüyor, gençler hapislere dolduruluyor, camiler yakılıyor, genç kızlara tecavüz ediliyor.... Patani Halkı ise elindeki kıt imkanlarla işgalcilere karşı direnmeye çalışıyor. Güneydoğu Asya’nın en dindar halkı olarak bilinen Patanili’ler, bugün her zamankinden daha fazla İslam Dünyası’nın ilgi, sevgi ve desteğine muhtaçlar.
ADEM ÖZKÖSE - ŞAM a_ozkose@yahoo.com
Tayland’ın güneyinde yer alan Patani’nin nüfusunun %85’ini Müslümanlar oluşturuyor. Tarihi antik çağlara kadar uzanan Patani Halkı, ırk olarak Malezya ve Endonezyalı’larla aynı kökten geliyor. Patanili’ler ilk olarak 9. yüzyılın başlarında Çin’e ticaret yapmaya giden Yemenli Arap tüccarlar aracılığıyla İslam’la tanışdılar. Bölge İslam’dan önce Budizmin merkezi sayılıyordu. İslam Pataniye coşku, aşk ve kuvvet verdi. İslam’la tanıştıktan sonra büyük bir atılım gerçekleştiren Patani Halkı, 15. yüzyılda “Patani İslam Krallığı’nı” kurdu. “Patani İslam Krallığı” özellikle 16. ve 17. yüzyıllar arasında Güneydoğu Asya’da önemli bir ticaret ve eğitim merkezi haline geldi.
PATANİ’NİN İŞGALİ VE HACI SULONG
“Patani İslam Krallığı” Budist Tayland’lıların dedeleri olarak bilinen Siyamlar ve İngiltere’nin saldırıları nedeniyle daha sonraki yıllar yıkıldı. 1909 yılında İngiltere ve Tayland Krallığı arasında yapılan antlaşmayla Patani, Tayland’ın yönetimine verildi. 1932'de Tayland hükümeti ülkedeki bütün İslami kurumların faaliyetini yasakladı. 1944'de ise Patani’de Müslümanlar’a karşı geniş çaplı bir imha hareketi başlatıldı. Patani Müslüman’larının liderleri budistler tarafından katledildi. Bu yıllarda Bulikor Samik bölgesinde 125 Müslüman aile diri diri yakıldı. Patani’li Müslümanlar uğradıkları saldırılar karşısında kendilerini korumak ve bağımsız bir devlet kurmak için örgütlendiler. Bölgede, Tayland Yönetimi’ne karşı uzun soluklu bir direniş başladı. Patani Halkı’na liderlik yapan şahsiyetler arasında en ünlü olanı Hacı Sulong’dur. Patani Halkı’nın bağımsızlık mücadelesini dünya kamuoyunun gündemine getirmeyi başaran Hacı Sulong, işgalci Tayland yönetimine karşı askeri ve siyasi alanlarda verilen direnişi yönetti. Hacı Sulong’un amacı ilk olarak Patani halkının dinî ve kültürel kimliğine yapılan müdahaleleri engellemek, daha sonra da Patani’yi bağımsız bir bölge haline getirmekti. 1960 ve 1980’li yıllar arasında Patani halkının bağımsızlık mücadelesi Türkiye’de de ilgi görmeye başladı. Hatta İslami yayın organları İslam Dünyası sayfalarında sık sık Patani ile ilgili haber ve dosyalara yer veriyorlardı.
SIKI YÖNETİM İLAN EDİLDİ
Nüfusu 60 milyonu aşan Tayland’ın %90’ı Budisttir. Büyük bir bölümü Patani’de yaşayan Müslümanlar’ın nüfusu ise 3.5 milyon civarında. Patanili’ler geçimlerini daha çok tarım ve balıkçılıkla sağlıyorlar. Bölge yer altı zenginliği bakımından Tayland’ın en verimli bölgesi olarak biliniyor. Fakat Patani Halkı, Tayland Hüküme’tinin İslam karşıtı iç politikası nedeniyle bölgedeki zenginlikten pay alamıyor. ABD’nin Irak işgaline Tayland Yönetimi’nden tam destek gelince, ABD de Tayland’a ülkedeki Müslümanlara karşı kullanılmak üzere her türlü askeri teçhizat sağlama sözü verdi. Hatta Bush Yönetimi Patani’yi Güneydoğu Asya’nın Afganistan’ı ilan etti. Ayrıca Mossad, Tayland'ın başkenti Bangkok'ta aktif bir istasyon kurarak, Tayland gizli servisi THAI ile bölgedeki direnişçi hareketlere karşı ortak operasyonlar yürütmeye başladı. 2004 yılından itibaren Patani’ye yoğun şekilde budist tapınakları, genelevler ve gece kulüpleri yapmaya kalkan Tayland Yönetimi, dindarlıklarıyla bilinen Patani Halkı’ndan büyük tepki aldı. Patani Halkı, hükümetin bölge politikalarını protesto amacıyla sokaklara çıkınca, hükümet de halkı sindirebilmek için Patani’de sıkı yönetim ilan etti.
İŞKENCE, TECAVÜZ VE KATLİAM
2004’ün Ocak ayında ilan edilen sıkı yönetimin ardından Tayland Ordusu bölgede terör estirmeye başladı. Bir çok alim kaçırılarak öldürüldü. Gençler zindanlara dolduruldu, Müslüman kızlar askerlerin tecavüzlerine maruz kaldı. Sıkı yönetim ilanından sonra bölgede iki önemli katliam yaşandı. Bunlardan ilki 28 Nisan 2004’te Patani’nin sembolü olarak bilinen tarihi Krue-Se Camii’nin basılmasıdır. Patanili gençler Filipin Ordusu’na mensup askerlerin camiye girmelerine izin vermedi. Bunun üzerine askerler, gençlerin üzerine ateş açtı. Bu saldırıda 120 Patanili genç şehit düştü. Krue-Se Camisi’nde meydana gelen bu katliamdan 6 ay sonra, Takbay bölgesindeki bir karakolda tutuklu bulunan 6 Patanili’nin serbest bırakılması için yapılan protesto gösterileri de kana bulandı. Bu olayda da 85 Patani’li Müslüman acımasızca öldürüldü. Ölenlerden 7’si açılan ateş sırasında, 78’i ise gözaltında polis karakoluna götürülürlerken hayatını kaybetti. ramazan ayında meydana gelen bu olayda gözaltına alınma aşamasında bu kadar insanın ölümüne neden olan durum ise, Patani’lilerin oruç tutmaları nedeniyle cılız düşmeleri olarak açıklandı. Bölgede son 3 yıldır uygulanan sıkı yönetim döneminde 400’den fazla insan kayboldu. 2300’e yakın da öldürülme hadisesi gerçekleşti. 4 bine yakın insan cezaevlerine konuldu. Tayland Yönetimi, Müslüman Patani Halkı’na yönelik uyguladığı zulüm politikalarını her geçen gün daha da şiddetlendirerek arttırmaya devam ediyor. PATANİ’DEKİ DİrENİŞ GrUPLArI
Patani direnişi tarih olarak 1925’li yıllara kadar dayanıyor. Patani Halkı tarihi boyunca Tayland sömürgesini hep reddetmiş, bir şekilde işgale karşı mücadele etmiştir. Bugün sayıları 16’yı bulan direnişçi hareketler genel olarak İslamcı ve milli gruplardan oluşmaktadır. Patani’deki en güçlü direniş hareketi “Patani Halk Kurtuluş Cephesi”dir. Cephenin çatısı altında irili ufaklı bir çok grup bulunuyor. “Patani Halk Kurtuluş Cephesi” hem askeri alanda, hem de siyasi alanda bir hayli etkin. Son yıllarda dikkat çeken diğer bir direniş grubu da, “Patani İslami Mücahidin Hareketi”dir. Afganistan’dan dönen bir grup Patani’li savaşçı tarafından kurulan bu hareket, son 5 yıldır bir hayli güçlendi. Tayland Ordusu’yla sık sık çatışmalara giren “Patani İslami Mücahidin Hareketi”nin Malezya’daki bazı İslami Cemaatlar tarafından da desteklendiği düşünülüyor. “Patani Birleşik Özgürlük Örgütü” ise bölgedeki eski ve güçlü gruplar arasında gelmektedir. Kabir Abdul rahman tarafından 1968'de kurulan grup, bazı Avrupa ülkelerinde de siyasi bürolar açtı. “Patani Birleşik Özgürlük Örgütü” nün lideri olarak bilinen Tengku Bira, halen bir Ortadoğu ülkesinde ikamet ediyor. Bu 3 grubun dışında Patani’de etkin olan grupların bazıları da şunlardır: “Patani Malay Birliği Hareketi, Patani Milli Kurtuluş Cephesi, Milli-İslamcı Patani Cephesi ve Patani Birleşik Kurtuluş Ordusu”
-Gerçek Hayat Dergisi-
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
Emrullah CAN
ѕιтє уöиєтι¢ιѕ
…Bismî Hû…
Puan: 220
Çevrimdışı
Üye ID: 4
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #2 : 01 Ocak 2008, 22:26:03 » |
|
 |
|
 |
 |
Benim de ilk defa duyduğum bir islam beldesi PATENi...Rabbim affetsin bizi.....
Yeryüzünün hiç bir tarafı olmasın ki zalim ve kafirlerin zulm ve istilasından nasibini almamış olsun.......Rabbim mazlum, mustazaf kardeşlerimizin yardımcısı olsun......
Paylaştığınız için teşekkür ederiz.... |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Şimdi bahar çağırıyor seni, kalbini al eve dön.. Şimdi hayat çağırıyor seni, candan geç cânan’a dön.. Şimdi Rabbin çağırıyor seni, kabından çık Kâbe’ne dön...
|
|
|
|
|
|
|
erbaiin
üѕтα∂
   
Kaleme Kelam Ettirene Hamd Olsun....
Puan: 5
Çevrimdışı
Üye ID: 1419
Nerden: ....baktığınız yerden
|
 |
« Yanıtla #5 : 11 Ekim 2008, 12:26:29 » |
|
 |
|
 |
 |
Patanili ASİME NUR’dan şok açıklamalar Adem Özköse / Gerçek Hayat
- Hareketiniz ne tür çalışmalar yapıyor? Patanili Kadınlar için düzenlediğiniz aktivitelerden bahseder misiniz?
Biz, Patani’nin içinde faaliyetler gerçekleştiren en örgütlü kadın hareketiyiz. Patani’deki il, ilçe ve köylerde sorumlularımız var. Bu sorumlularımız aracılığıyla Patanili Kadınların İslam’ı en iyi şekilde öğrenmeleri için evlerde toplantılar düzenliyoruz ve kadınlarımızın kültür ve eğitim seviyelerini yükseltmek için özel programlar uyguluyoruz. Kadınlara özgürlük şuuru veriyoruz ve Patanili Kadınlardan kocalarını bilinçlendirmelerini ve Patani’deki direnişe destek vermelerini istiyoruz. Anneler aracılığıyla çocuklara, Patanili Müslümanların Budist Taylandlılardan farklı olduğunu öğretiyoruz. Çocuklarımıza tarih, kimlik, kültür ve cihad bilinci vermeye çalışıyoruz. Bu çalışmalarımızı genel olarak gizli yürütüyoruz.
-Niçin?
Tayland Hükümeti bizim hareketimizi yasadışı ilan etti ve hareketimizin yöneticileri hakkında tutuklama kararı çıkardı. Bu nedenle çalışmalarımızı gayri resmi olarak yürütüyoruz ve birçoğumuz sürgünde yaşıyor. Ayrıca zaman zaman Tayland Hükümeti’nin yaptığı zulümleri protesto etmek için gösteriler düzenliyoruz. Başta Malezya’da mülteci olarak yaşayan aileler olmak üzere bir çok ülkede bulunan Patanili Mültecilere hem maddi, hem de psikolojik destek vermeye çalışıyoruz. Dünyadaki Müslüman Kadın Hareketleriyle ilişkiler kurarak, onlara Patanili Kadınların maruz kaldıkları zulümleri anlatıyoruz.
“ASKERLER KADINLARA TECAVÜZ EDİYOR” -Patani’de kadınlar ne tür zulümler yaşıyor?
Narativa’daki toplama kamplarında ve hapishanelerde Patanili Kadın Tutuklular var. Bu kadınların hiç biri mahkemeye çıkarılmadıkları halde hapishanelerde tutuluyorlar ve Tayland Askerlerinin taciz, tecavüz ve işkencelerine maruz kalıyorlar. Sadece Narativa’ya bağlı Galuvo Köyü’ndeki bir toplama kampında 100’den fazla Patanili kadın var. Bu kadınların birçoğu mücahidlerin hanım veya yakınlarından oluşuyor. Toplama kamplarında Patanili Kadınlara askerler tarafından sistematik olarak tecavüz ediliyor. Patani’deki toplama kamplarında yapılan zulümlerin Filistin’de veya Irak’ta yapılan zulümlerden hiçbir farkı yok. Size örnek olarak Patani’de yaşanan bir hadiseyi anlatayım.
-Buyrun…
Tayland Askerleri Tenconmar’da bir evi basıp evdeki kadın ve genç kızlara tecavüz ettiler. Daha sonra da arkalarında şahit bırakmamak için evdeki herkesi öldürdüler. Patani’de bu tür hadiseler çok yaşanıyor. Neravil ve Galuvo’daki toplama kamplarında da sistematik tecavüz olayları yaşanıyor. Neravil’de Patanili bir kadın yaşadığı kötü olaylara dayanamadı ve geçen yıl kendini astı. Bu olayı araştırdık ve korkunç bir bilgiye ulaştık.
“PATANİLİ ANNENİN ACISI” -Nasıl bir bilgi? Bizimle paylaşır mısınız?
Kendini asan Patanili Kadın ve O’nun kızı aynı Tayland Askeri’nden hamile kalmışlar ve Patanili Kadın bu olaya dayanamayarak kendini asmış. Budist Tayland Askerleri Patanili Kadınların en hassas oldukları yerden-iffetlerinden, namuslarından- vuruyorlar.
-İnanılmaz olaylardan bahsediyorsunuz. Dünyanın Irak, Afganistan ve Filistin’de yaşananlardan az çok haberi oluyor; fakat Patani’de yaşananları kimse biliyor. Hatta insanların birçoğu Patani isimli bir İslam beldesinin olduğundan bile habersizler. Bunun sebebi sizce nedir?
Tayland Hükümeti, bu tür olayların dünyaya duyurulmaması için her türlü tedbiri alıyor ve gazetecileri bu tür olayların yaşandığı bölgelere sokmuyor. Bölgeye gelen insan hakları ve yardım örgütlerinin birçoğu, turistlik yerleri gezip Patani’den ayrılıyorlar. İslam Konferansı Örgütü, insan hakları dernekleri, İslam Âlimleri, Patani Halkı’na yapılan zulümler karşısında daha ne kadar sessiz kalacaklar? Müslümanlar niçin sesimizi duymuyorlar ve niçin bize yardım etmiyorlar? Birleşmiş Milletler ve Müslüman Devletler daha ne kadar Patani’yi Tayland’ın iç meselesi olarak görmeye devam edecekler. Patani Halkı bu şartlar altında yaşamaktan artık bıktı. Birçok insan topraklarını terk edip Malezya’ya sığındı. Tayland Hükümeti bizden tarihimizi unutmamızı, dinimizi terk etmemizi istiyor. İnsan tarihini unutabilir mi? Bizim atalarımız Müslüman’dı ve Patani Halkı kıyamete kadar Müslüman olarak yaşayacak.
-Şikayet edeceğiniz, bu tür insan hakkı ihlallerinin takibini yapabilecek hiçbir merci yok mu?
Hayır yok. Tayland Polisi’ne zaten şikâyet edemiyorsunuz. Şikâyet ettiğinizde, şikâyet edenin başına da aynı şeyler geliyor; şikâyetçiler sürekli olarak tehdit ediliyorlar. Tayland Hükümeti Patani’de yaşanan işkence ve tecavüz olaylarının birçoğunu biliyor. Fakat bu olaylarla ilgili hiçbir hukuki takipte bulunmuyor. İslam Dünyası ise bizi duymuyor, sorunlarımızla ilgilenmiyor. İslam Konferansı Örgütü hala Patani’yi tanımıyor, Patani yerine “Tayland’ın Güneyi” ifadesini kullanıyor. Asya’daki Müslüman devletler de Tayland ile aralarını iyi tutmak için Patani’de yaşananları görmezlikten geliyorlar. Patani’nin şu an ALLAH’tan başka dostu ve yardımcısı yok.
“UYUŞTURUCU KULLANIMI NİÇİN ARTIYOR?” -Yaptığım araştırmalara göre Patani’de uyuşturucu kullanma oranı son 3 yılda bir hayli artmış. Böyle ani bir artışın sebebi sizce ne olabilir?
Uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması, Tayland Hükümeti’nin bir politikası. Budist Tayland Hükümeti, Patanili Gençlerin bağımsızlık duygularını yok etmek için 3 senedir böyle bir yönteme başvuruyor. Tayland’ın başkenti Bankok’da uyuşturucu satmak yasak; fakat Patani’de uyuşturucu neredeyse bedava dağıtılıyor. Biz, Patani Kadın Hareketi olarak Patani’de yaygınlaşan uyuşturucu kullanımına karşı aileleri bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Tayland Hükümeti, Patani Halkı’nın özgürlük duygularını yok etmek için yıllardır birçok yöntem denedi; fakat başarılı olamadı. Şimdi de uyuşturucu kullanımını yaygınlaştırarak gençlerimizin zihinlerini esir almak istiyorlar. Ayrıca Budist Hükümet, Patani’ye masaj salonları adı altında fuhuş merkezleri açıyor. Buralarda Bankog’dan gelen hayat kadınları çalışıyor. Bu kadınların birçoğu AIDS’li. Budist Hükümetin bir başka amacı da Patani’de fuhuş ve AIDS’i yaygınlaştırmak. 5 sene öncesine kadar Patani’de AIDS Hastası olan hiç kimse yoktu. Fakat şu an var. Hatta AIDS’e yakalanarak ölenler bile oldu.
-Patani Toplumu’nda kadının yeri nedir? Patanili Kadınlar toplumsal yaşamda aktif olarak rol alırlar mı?
Patani Toplumu’nda kadın ve erkek arasında fark yoktur. Hatta bazı bölgelerde kadınlar erkeklerden daha aktifler. Patanililer İslam’a girmeden önce, ülkeyi yönetenlerin çoğu kadın yöneticilerdi. Hatta Patani İslam Krallığı döneminde de kadınlar çok önemli mevkilerde görevler almışlar. Patanili Kadınlar başta ziraat ve ticaret olmak üzere her türlü işle uğraşırlar ve kadınlarımız toplumumuzda çok önemli bir konuma sahiptir.
-Kadınlarınızın eğitim oranları nasıl?
Patani’de ilkokuldan üniversiteye kadar kız öğrenci sayısı erkeklerden çok daha fazladır. Patanili Erkekler genelde okumuyorlar; evlerini geçindirmek için balıkçılıkla uğraşıyorlar. Ama genç kızlarımız eğitime büyük önem veriyorlar, kızlarımızın geneline yakını eğitimlidir.
-Patani’deki okullarda başörtüsü yasağı var mı? Tayland Hükümeti kız öğrencilere bir kıyafet sınırlaması getiriyor mu?
Hayır; böyle bir sınırlama yok. Kızlarımız istedikleri kıyafetle eğitim görebiliyorlar
PATANİ’NİN DİRENİŞÇİ KADINLARI -Patanili Direnişçiler arasında kadınların da olduğu söyleniyor. Bu doğru mu?
Evet. Dinimize göre bir İslam Beldesi işgal edildiğinde cihad hem erkeklere, hem de kadınlara farz olur. Mücahidler arasında Patanili Kadınlar da var ve bu kadınlar bazı dönemler Budist Tayland Askerlerine yönelik düzenlenen askeri operasyonlara katılıyorlar. Biz de hareketimize mensup kadınları Patani’deki cihada katılmaları yönünde teşvik ediyoruz.
-Son olarak Türkiye Halkı’na ve Hükümeti’ne bizim aracılığımızla vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Öncelikle Türk Halkı’na selamlarımızı gönderiyoruz. Biz de sizin gibi Müslümanız, dinimizi terk etmediğimiz ve Budist Taylandlılar gibi yaşamadığımız için bu zulümlere uğruyoruz. Lütfen bize yardım edin. Yetimlerimize, şehidlerimize, sakatlarımıza, dullarımıza sahip çıkın. Toplama Kampları’nda tutulan esirlerimizi dualarınızda unutmayın. Cihadımızı ve Patani’deki direnişi destekleyin. Patani’nin geleceği için çeşitli eğitim çalışmaları yapıyoruz. Bu çalışmalarda bize yardımcı olun, yetim çocuklarımızı okutun. Özellikle Türkiyeli Kadınlardan Patani’de yaşananların dünyaya duyurulması için bize yardımcı olmalarını talep ediyoruz. Türkiye’deki insan hakları kuruluşlarını ve hukukçuları, toplama kamplarında yaşananları görmeleri için Patani’ye davet ediyoruz. Türk Hükümeti’nden de Patani’de huzur ve güven ortamının sağlanması için İslam Ülkelerini arkasına alarak bir atılım gerçekleştirmesini istiyoruz. Patani’yi Tayland’ın iç sorunu, Tayland’ın toprağı olarak görmesinler; Patani toprakları, Müslümanların işgal edilmiş topraklarıdır.
Asime Nur KİMDİR?
Patani’nin Yala Bölgesi’nde doğan Asime Nur, Tayland Ordusu’nun baskıları nedeniyle çocukluğunda ailesiyle birlikte Patani’yi terk etmek zorunda kaldı. Malezya’da mülteci olarak yaşamaya başlayan Asime Nur; ilk, orta ve lise eğitimini Malezya’da tamamladı. Lise eğitiminin ardından bir üniversitesinin hemşirelik bölümüne kaydolan Asime Nur, üniversite yıllarında Patani’nin bağımsızlığı için mücadele veren Patani Birleşik Kurtuluş Örgütü’nün saflarına katıldı ve bu hareketin kadın çalışmalarında aktif olarak görev aldı. Daha sonra Patani’deki özgürlük mücadelesinin ileri gelen önderlerinden olan Nur Abdurrahman ile evlenen Asime Nur, 2005 yılında yapılan kongrede “Patani Vatanı Kadın Hareketi”nin başkanlığına seçildi. Tayland Hükümeti tarafından hakkında tutuklama kararı çıkarılan Asime Nur, şu an kocasıyla birlikte ismini vermek istemediği bir Güneydoğu Asya Ülkesi’nde mülteci olarak yaşıyor.
Adem Özköse / Gerçek Hayat
http://www.timeturk.com/news_detail.php?id=29527
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
erbaiin
üѕтα∂
   
Kaleme Kelam Ettirene Hamd Olsun....
Puan: 5
Çevrimdışı
Üye ID: 1419
Nerden: ....baktığınız yerden
|
 |
« Yanıtla #6 : 11 Ekim 2008, 13:07:26 » |
|
 |
|
 |
 |
Patani islam ülkesinin bağımsızlık mücadelesi hakında daha öncede bu forumda bi kaç alıntı haber asmıştım,üzülerek söylemek gerekirse patani bugün bir çok insanın harita üzerinde yerini gösteremediği adını bile duymadığı yerlerden biri durumundadır,patani taylandın güney kısmında yer alır,budist iktidarın baskıcı politikasına kurban gitmiş mazlum islam diyarlarındandır.tayland hükümeti,müslümanların inanç özgürlüğüne karşı onlara her türlü şiddet içeren muameleyi mubah görüp ,onları toplama kamplarında,cezaevlerinde kadın erkek yaşlı genç çocuk ayırmaksızın sindirmeye çalışıyor,ve şimdi bu zülüm tüm hunharlığıyla devam etmektedir.,patani yi diğer bir çok islam beldeleri ile aynı düzeyde sahiblenmemiz için önemli bir neden var oda ;patani halkı müslüman oldukları için zülüm görüyorlar ve bu halk mücadelesini salt toprak mücadelesi olarak nitelendirmiyor,budistlerin mandasından kurtulup kendi inançlarını özgürce yaşayabilecekleri bir vatanın bağımsızlık mücadelesini veriyorlar, asime nurun da söyleşisinde dile getirdiği gibi daha bir çok müslüman pataniden bahsederken taylandın güney kısmı diye nitelendiriyolar,pataninin "ayrı bir ülke" olduğunu,islamın kıstaslarına göre bağımsızlık mücadelesi verdiklerini bilmemiz gerekiyor,daha dün nasıl bosnayı,çeçenyayı,afganı,daha benzer islam diyarlarını bağımsızlık mucadelelrinde canı gönülden desteklediysek bugun aynısını patani içinde yapmalıyız,patanide bizim kardeşlerimiz var...ALLAH yardımcınız olsun...zulmü üzerinizden bertaraf etsin,zalimleri zülmünden ötürü en şedid olanıyla cezalandırsın inşALLAH.
selam ile.. |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Selimm
мιя üує
  
HAYDİ NAMAZA...
Puan: 7
Çevrimdışı
Üye ID: 1825
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #10 : 14 Kasım 2009, 00:45:55 » |
|
 |
|
 |
 |
Sİbel ERASLAN Hanımın Vakit Gazetesindeki Yazısı Sevgili kardeşim Adem Özköse oğullarıma hediye etti; bir çift anahtarlık, Patani’li öğrencilerden... Üç yıl öncesine kadar Patani’nin haritadaki yerini bilmezdim. IHH’nın yetimler için tertip ettiği bir şölendeki en mutsuz masaya oturuncaya kadar... Masadaki beş küçük çocuk, annesiz babasızdı, aralarındaki en büyük kız dokuz yaşlarında var yok, kendinden küçük diğerlerine adeta anne gibi kol kanat geriyordu. Biraz İngilizce biraz Arapça, ama en çok da kucaklamaca, gıdıklamaca, kağıda resim çizmecelerle anlaşmaya çalışmıştık. Bana atlastan ülkelerinin yerini göstermişlerdi de öğrenmiştim. Tayland ve Kamboçya’nın güneyinde küçük bir bölge Patani... 1400’lerde kurulan Patani İslam Krallığı, 1909’a kadar bölgenin sanat, medeniyet ve barış timsali olarak yaşadığı asude bir diyar imiş... Ta ki İngilizlerin işgaline kadar... 1909’dan sonraysa, yer altı ve yer üstü zenginlikleri sömürülen, halkı köleleştirilmiş bir bölge. Ülke değil, bölge deniyor artık Patani’ye... Zira Tayland’ın işgali altındaki bir toplama kampıdır artık günümüzde... 5 milyon Müslüman’ın yaşadığı Patani’de 30 bin kişi toplama kamplarında tutuluyor. Aralarında kadın, yaşlı ve küçük yaştaki çocukların da bulunduğu bu toplama kamplarında sık sık işkence, tecavüz ve darp olayları yaşanıyor. Tayland yönetiminin aşırı baskıcı tutumu yüzünden Patani’de yaşanan insanlık dramından uzun yıllar habersiz kaldık. Ama 2002’den beri Bush Yönetiminin “terörist bölge” ilan etmesinden sonra feci katliamlara sahne oldu Patani. 2008’deki katliamların şok görüntüleri tüm dünyayı sarsacak boyuttaydı. Çırılçıplak soyulmuş her yaştan mahkum, sopa ve palalarla paramparça ediliyordu bu görüntülerde... Ebu Garip Hapishanesinde yaşanan işkenceler Patani’dekilerin yanında hafif kalır... Adem Özköse’nin gösterdiği videoları seyredemedim, gözlerim karardı, parçalanan kafalar, kesilen kol ve bacaklar, yakılan insanlar... İsimleri yok Patanililerin. İsrail’de eğitilmiş Taylandlı askerler, onların kafasına kurşun sıkmadan evvel numaralarıyla çağırıyorlar onları... Eğer Müslümansa, insanın adı yok Patani’de... O kişi, imha edilmesi gereken bir numaradan ibaret... Patanili kadın mahkûmlar ise daha çok Narativa’ya bağlı Galuvo Köyü’ndeki bir toplama kampında tutuluyor. Patanililer, 100’den fazla kadın mahkumun tutulduğu bu toplama kampında kadınlara askerler tarafından sistematik olarak tecavüz edildiğini söylüyorlar. Bu kamptaki kadın mahkumların birçoğu Tayland Ordusu’na karşı savaşan yerli direnişçilerin eş ve hısımlarından oluşuyor... Ve biz bu sesi, hicran dolu yakarışları, asla duymadık, duymuyoruz... Mesela Patani’nin hemen kuzeyindeki Kamboçya ile ilgili kim bilir kaç film seyretmiş, kim bilir kaç yazı yazmışımdır... Ama medya denen şey, bir tür göz bağı, gör diyorlar görüyoruz, görme diyorlar görmüyoruz... İnsanları numara ile çağrılan Patani’nin yerini atlaslarda dahi bulamıyoruz... Bu yüzden Bangkong’daki Remkamheng Üniversitesi öğrencilerinden Atıf Şekür’ün selamlarıyla oğullarıma gelen anahtarlığı çok önemsiyorum... O ucu boş anahtarlıklar, bana ve size çok önemli bir şeyi hatırlatıyor... Çünkü Patani’nin anahtarı bizdedir. Bu nasıl bir anahtardır? Adem Özköse’nin, bir Hüdhüd Kuşu gibi dünyanın öteki ucundan getirdiği haberler, hepimizi, “Müslümanlar Kardeştir” ayeti kerimesinden imtihana çekiyor... Siyasal Bilgiler öğrencisi Atıf’ın, Özköse aracılığıyla bize yolladığı selam ve anahtarlıklar, demirden daha ağır geldi bana. Yüreğim eridi... Müslüman kardeşlerimizin sadece inançlarından dolayı kendi yurtlarında maruz kaldıkları işkencelere karşı nasıl bir inisiyatif koyabiliriz? Adem Özköse’nin Patani’li üniversite öğrencileriyle yaptığı ibretlik röportajı okurken, bu ağır zulüm altında yaptıkları entelektüel faaliyetlere hayret ettim. Öğrenci hareketi, kendilerini Müslüman, anti-emperyalist ve anti-kapitalist olarak tanımlıyor sözgelimi. Türkiye’de Patani’deki soykırımı protesto etmek için Tayland Büyükelçiliği önünde yapılan gösteriyi, internet üzerinden seyretmiş genç üniversiteliler... Sizlere de selamları var... Oğullarıma da anahtarlık yollamışlar... O anahtarlığın ucuna ben kalbimi asacağım sevgili Atıf, sevgili Patani... Masum ve kibar insanların güzel yurdu Patani... Kurban Bayramı geliyor. Patani’de koç değil, Müslümanlar kurban ediliyor... Kendisi de “iki kurbanların oğlu; “İbnü Zebiheyn” olan Hz.Peygamber Efendimizin(sav) şefaati Patani’li kardeşlerimizin üzerine olsun... Bayram’da Patani’yi unutmayın ne olur... Kurban payı, şeker, mendil, salat ve dua... Anahtarlarınızı ekleyin artık elinizden ne geliyorsa, artık Müslümanlar Kardeştir ayeti size neyi hatırlatıyorsa... Onu ekleyin Patani kelimesinin ucuna... Bu ekleyeceğiniz kalbinizidir çünkü...
vakit
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
WwW.İslamiyetDini.Com --- WwW.Dinimizİslam.Com --- WwW.İhh.Org.Tr
|
|
|
EbuDücane
уєиι üує
ŞEHADET en büyük aşk, ŞEHİD en büyük aşıktır...
Puan: 4
Çevrimdışı
Üye ID: 4850
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #11 : 28 Nisan 2010, 21:20:38 » |
|
 |
|
 |
 |
Patanili Direnişçiler KonuştuBudist Tayland’a karşı özgürlük mücadelesi veren Müslüman direnişçilerin komutanı Adem Özköse’ye Patani direnişini anlattı. Gerçek Hayat'ta yayınlanan röportajı ilgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz: Tayland Ordusu'nun işgali altında olan Patani'de de Müslümanlar tıpkı Filistin, Afganistan, Irak ve Çeçenistan'da olduğu özgürlüklerini elde etmek için yıllardır mücadele veriyorlar. Tayland Yönetimi Patani'de Silahlı Müslüman Savaşçılar tarafından yürütülen direnişin dünya kamuoyuna mal olmaması için büyük bir çaba harcıyor ve gazetecilere çeşitli kısıtlamalar getiriyor. Patani'de kaldığım bir haftanın sonunda yoğun çabalarım sonuç verdi ve Patani'deki direnişin bir numaralı ismi olan Kumandan Ruslan ile görüşme fırsatı yakaladım. Kendi ifadesiyle 17 yaşından beri Tayland Ordusu'na karşı savaşan Kumandan Ruslan, Tayland Yönetimi'nin en çok aradığı isim olarak da biliniyor. Patani'de gerçekleştirilen silahlı eylemlerin tamamına yakınından Kumandan Ruslan'ı sorumlu tutan Tayland Ordusu, Kumandan Ruslan'ı ele geçirebilmek için binlerce askerden oluşan grupların eşliğinde dönem dönem köylere askeri operasyonlar düzenliyor. Uçsuz bucaksız Patani Ormanlarında yağmurlu bir günde görüşme imkânı bulduğum Kumandan Ruslan, Patani'deki direnişle ilgili bilinmeyenleri anlattı. İlgiyle okuyacağınızı tahmin ediyorum.ADEM ÖZKÖSE -Tayland Ordusu'na karşı uzun zamandır silahlı mücadele veriyorsunuz. Niçin böyle bir yola başvurdunuz?Bu sorunuzun cevabı tarihte yatmaktadır. Patani bir zamanlar Müslüman Liderler tarafından yönetilen bağımsız bir İslam Devletiydi. Tayland Krallığı sömürgeci devlet İngiltere'nin de yardımıyla topraklarımızı işgal etti. Bu işgalle birlikte özgürlüğümüz elimizden alındı ve Patani Halkının kimliğinin temelini oluşturan İslam'a karşı savaş açıldı. Halkımıza önderlik yapan bir çok İslam Âlimi Tayland Askerleri tarafından tutuklandı. Bu alimlerden bazıları da tıpkı Önderimiz Hacı Slong gibi katledildi. Tayland Krallığı Patani'deki İslam Kültürünü yok etmek ve Patanili Müslümanları Budistleştirmek istiyor. Tarihi düşmanımız olan Tayland Krallığı bu amacını gerçekleştirebilmek için binlerce Budist Aileyi farklı yerlerden getirip Patani'ye yerleştirdi. Bizler Patani Halkı olarak dinimizi ve topraklarımızı korumak için ALLAH'a söz verdik ve topraklarımızı gasp edenlere karşı cihat başlattık. Dedelerimiz bu uğurda şehit oldular; biz de onların yolunu sürdürüyoruz. Taylandlılar tarafından yıkılan Patani İslam Devleti'ni yeniden kurmak ve binlerce yıldır vatanımız olan Patani'de özgür bir şekilde yaşamak için mücadele ediyoruz. Özgürlüğümüzü ve topraklarımızı geri alana kadar direnmeye devam edeceğiz ve toprağı işgal altında olan her Müslüman'a farz-ı ayın olan cihad vazifesini yerine getireceğiz. -Tayland Ordusu'na karşı savaşırken nasıl bir strateji izliyorsunuz ve hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?Vur-kaç taktiği olarak bilinen gerilla yöntemini uyguluyoruz ve Taylandlı Askerlere her yerde ve her fırsatta saldırmaya çalışıyoruz. Bu saldırılar 5-6 kişiden oluşan küçük gruplarımız tarafından gerçekleştiriliyor. İşgalci Budist Askerler tarafından Patani'ye kurulan askeri karargâhlar, polis merkezleri ve askeri kontrol noktaları öncelikli hedeflerimiz arasında bulunuyor. "SİVİLLERİN ÖLDÜRÜLMESİNE KARŞIYIZ"-Tayland Yönetimi Patanili Direnişçilerin Budist sivillere yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini iddia ediyor. Bu iddia hakkında neler söyleyeceksiniz?Kadın ve çocukların dışında şehrini, evini terk edip Patani'ye gelen hiçbir Budist sivil değildir. Tıpkı farklı ülkelerden Filistin'e gelip İsrail Devleti'ni kuran Yahudiler gibi. Tayland Hükümeti topraklarımızı Budistleştirmek için farklı bölgelerden getirdiği Budist Aileleri Patani'ye yerleştiriyor ve bu aileleri Müslümanlara karşı silahlandırıyor. Patani'ye yerleşen Budistlerin, Tayland Askerlerinden tek farklı yönleri askeri kıyafetlerinin olmaması. Asıl sivilleri öldürenler Tayland Ordusu'na bağlı işgalci askerlerdir. Taylandlı Askerler daha 3 hafta önce Narativa'da iki eli tutmayan özürlü bir genci sokak ortasında öldürdüler. Bu özürlü gencin suçu neydi? Biz kim gerçekleştirirse gerçekleştirsin İslam'a uymayan her türlü eylemi kınıyoruz. 6 ay önce Patani'de bir ilk okulun önünde öğrencilerin ders vakti sırasında okulun önünde devriye gezen Taylandlı Askerlere yönelik bir saldırı oldu. Saldırı da hiçbir Budist öğrenci zarar görmemesine rağmen biz bu saldırıyı kınadığımızı ve doğru bulmadığımızı açıkladık. İslam hangi dinden olurlarsa olsunlar savaş esnasında sivillerin öldürülmesini yasaklıyor. Biz de bu konuda İslam'ın emirlerine sıkı sıkıya bağlıyız. -Bize kendi içinizde uyguladığınız sisteminizden bahseder misiniz? Mesela direnişçileri askeri operasyonlara nasıl hazırlıyorsunuz?Bir mücahid askeri operasyonlara katılmadan önce eğitmenlerimiz tarafından 24 aylık bir eğitime tabi tutuluyor. Bu eğitimler her biri 6 ay sürmek üzere "anaokulu, ilkokul, lise ve üniversite"diye bölümlere ayrılıyor. Anaokulu dediğimiz bölümde mücahid olma adaylarına temel İslami bilgiler, Patani Tarihi ve niçin cihad etmemiz gerektiği üzerine bilgiler veriliyor. "İlkokul" diye isimlendirdiğimiz bölümde İslam'a göre savaş hukuku derslerini gören mücahid adayları lisede silah ve patlayıcı eğitimi almaya başlıyorlar. Üniversite evresinde ise hem fiziksel hem de zihinsel olarak cihada katılacak hale gelen bu adaylar 4 gün süren imtihanların ardından başarılı oldukları takdirde savaşmak için mücahidlerin saflarına katılmaya hak kazanıyorlar. "MÜCAHİD DİNDAR, ZEKİ VE DİRENÇLİ OLMALI"-Direnişçileri kimler arasından ve nasıl seçiyorsunuz?Her bölgede, her şehirde hatta her köyde sorumlularımız var. Bu sorumlularımız bize mücahid olabilecek kişileri tavsiye ediyorlar ve biz de onları belli bir aşamadan sonra eğitime tabi tutmaya başlıyoruz. Mücahid adaylarını genelde çevrelerinde dürüst olarak bilinen dindar, zeki ve vücut olarak dirençli gençlerden seçiyoruz. -Patani'deki direnişe yakın olan bazı siyasiler Tayland Yönetimi ile Patani üzerine görüşmeler yapıyorlar. Bu görüşmeler hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?Bizler ALLAH'ın rızasını elde etmek ve cenneti kazanmak için cihad ediyoruz. Cihad sadece cephede savaşmak değildir. Cihad bir çok alanı kapsayan genel bir ibadettir. Bir Müslüman insanlara İslam'ı anlatarak diliyle cihad edebilir, bir başka Müslüman da kalemini cihad için bir araç olarak kullanabilir. Burada önemli olan ihlaslı olmak ve ALLAH'ın rızasını kazanmaya çalışmaktır. Biz işgalci Budist askerlerle göğüs göğse çarpışarak cihadın en üstün olanlarından birini yerine getiriyoruz. Bazı kardeşlerimiz de siyasi alanda cihad ediyorlar ve bizim taleplerimizi Tayland Yönetimi'ne iletiyorlar. Bazı kırmızı çizgilerimiz var; bu çizgiler aşılmadığı sürece Tayland Yönetimi ile bazı konular üzerinde görüşme yapılmasına karşı değiliz. Bu görüşmelere bazı dönemler Malezya, bazı dönemler de Endonezya aracılık yapıyor. Ben kişisel olarak bu görüşmelerden hiçbir zaman olumlu bir sonuç alamayacağımızı düşünüyorum. Bizi zafere ulaştıracak olan tek yol cihaddır. Fakat siyasi alanı da boş bırakamayız. Budist Tayland Yönetimi ile direk görüşülmesine de ilke olarak karşıyız. -Bu görüşmelerde Tayland Yönetimi'nden sizin adınıza neler talep ediliyor?15 senedir Tayland Hapishanelerinde tutulan 4 komutanımız var. Komutanlarımızdan biri ağır hasta. Biz bu komutanlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz. -Tayland Yönetimi bunun karşılığında sizden ne istiyor? Silahlarımızı bırakmamızı ve askeri hedeflere yönelik gerçekleştirdiğimiz eylemlerimize son vermemizi istiyor. Tayland Yönetimi'nin bu isteğini asla kabul etmeyeceğiz. Çünkü son işgalci Patani'yi terk edene kadar silahlarımızı bırakmayacağız. İşgalci Budistlere karşı Peygamber Efendimizden ve dedelerimizden bize miras olarak kalan kutsal cihadı sürdüreceğiz. -Tayland Ordusu'na karşı savaşmak için silahları nasıl elde ediyorsunuz? Size maddi olarak veya silah konusunda destek veren ülkeler var mı?"Düşmanının silahı senin de silahındır"felsefesine inanıyoruz ve silahlarımızın genelini Tayland Yönetimi'ne bağlı polis karakollarına ve askeri karargâhlara düzenlediğimiz baskınlar sonucu elde ediyoruz. Ayrıca hiçbir devletten maddi yardım almıyoruz. Çünkü devletler maddi yardım karşılığında sizden son derece ağır isteklerde bulunuyorlar. Patani Halkı cihadı ve mücahidleri seven bir halk. Cihadımıza destek veren binlerce gönüllü ailemiz var. Gönüllü ailelerden her biri mücahidlere aylık olarak ortalama 63 baht (10 dolar) yardımda bulunuyor. Elimizdeki imkanlar kısıtlı; fakat ALLAH çalışmalarımızı bereketli kılıyor. İşgalci düşmana karşı verdiğimiz cihadda sadece ALLAH'a güveniyoruz. Eğer O dilerse zafere ulaşırız. "İSLAMİ HAREKETLER HALKA İNEMİYOR"-İslam Dünyası'nda tarzını beğendiğiniz ve kendinize yakın gördüğünüz İslami hareketler hangileri?
İslam'ın kuvvet bulması ve Müslümanların maslahatı için çalışan bütün İslami hareketleri kendimize yakın görüyoruz. Ben kişisel olarak özellikle Hamas'ı çok beğeniyorum ve başta Halid Meşal olmak üzere Hamaslı mücahidleri takdir ediyorum. Bugün İslami hareketlerin bir çoğu ne yazık ki halka inemiyorlar ve halkın genelinin güvenini kazanamıyorlar. Halkın güvenini kazanamayan hareketler hiçbir zaman başarılı olamazlar. Bu nedenle İslami hareketler halkçı olmalılar ve içinde bulundukları toplumların güvenlerini kazanmalılar. Hamas halk için gerçekleştirdiği sosyal faaliyetler sayesinde bunu başardı ve bütün İslami hareketlere örnek oldu. Biz de Hamas'ın bu yönünü kendimize örnek alıyoruz. -Filistin, Afganistan, Irak, Çeçenistan gibi bölgelerde de sizinle aynı dünya görüşünü paylaşan Silahlı Müslüman Savaşçılar var. Bu bölgelerdeki Müslüman Savaşçılarla aranızda herhangi bir ilişki veya irtibat söz konusu mu?İslam bütün Müslümanları kardeş ilan ediyor. Bundan dolayı Filistin, Irak, Afganistan, Çeçenistan gibi bölgelerdeki mücahidlerle aramızda inancımız nedeniyle kardeşlik ilişkisi var. Her nerede olursa olsun mücahidlerin işgal güçlerine karşı verdikleri direnişi manevi olarak destekliyoruz. Fakat bu bölgelerdeki mücahid kardeşlerimizle aramızda askeri alanda herhangi bir ilişki yok. Biz dünyanın her yerinde cihad eden mücahid kardeşlerimize, özellikle de Filistinli mücahidlere her alanda yardım etmeye hazırız. Müslümanların ilk kıblesi olan Mescidi Aksa'nın Yahudiler tarafından gasp edilmesi her Müslüman'ı olduğu gibi bizi de ağır şekilde üzüyor. Yahudiler bütün Müslümanların ortak düşmanıdır. Budist Tayland Yönetimi Patani'de Müslümanlara karşı yürüttüğü savaşta en büyük desteği İsrail Ordusu'ndan alıyor. Patani'de bize karşı savaşan askerlerin bir çoğu da İsrailli komutanlar tarafından eğitiliyor. -Siz direnişçilerin saflarına nasıl katıldınız? Bize kişisel hikâyenizden bahseder misiniz?Patani'nin özgürlüğü için savaşmaya başladığımda yaşım 17'idi. Askerler sürekli evlerimizi basıp, gençlerimizi gözaltına alıyorlardı. Bir baskın sırasında Taylandlı Askerlerin üst düzey komutanlarından birini öldürdüm ve köyümü terk ederek dağlara kaçtım. 17 yaşımdan beri İşgalci Tayland Ordusu'na karşı halkımın ve vatanımın özgür olması için savaşıyorum ve yıllardır dağlarda yaşıyorum. Yaşım artık 50'ye yaklaştı. Bundan sonra da gücüm yettiği kadar halkıma ve mücahidlere hizmet etmeye çalışacağım. Benim kişisel hikâyem bundan ibaret. "TÜRKİYE MÜSLÜMANLARA LİDERLİK YAPMALI"-Türkiye hakkında neler biliyorsunuz?Küçükken annemden hep İstanbul'u duyardım. İstanbul biz de Türkiye anlamına geliyor. Halife Abdulhamid İngilizlere karşı Patanililere yardım etmeleri için bir çok mücahidi Patani'ye göndermiş. Bu mücahidler İstanbul'dan gelmişler ve bir çoğu Patani'de şehit düşmüşler. İstanbul bizim için hilafetin merkezidir ve Türkiyeli kardeşlerimiz de halifemizin torunlarıdır. Türkiye Halkına son derece saygı duyuyoruz ve Türkiye'yi İslam Dünyası'nın en önemli ülkelerinden biri olarak görüyoruz. Türkiye'den Necmeddin Erbakan'ı ve başbakanınız Recep Tayyip Erdoğan'ı tanıyoruz. Ülkenizde başörtülü kızların üniversitelere giremediklerini de biliyoruz. Biz Türkiye'nin asıl kimliği olan İslam'a dönmesini ve tıpkı tarihte olduğu gibi Müslümanlara liderlik yapmasını temenni ediyoruz. Ayrıca Türkiye Halkından Patanili Müslümanlara sahip çıkmalarını ve bize dua etmelerini istiyoruz. |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
 ...Cennetini vadeden rabbime hamdlar olsun... ...Hak yolunda savaşıp can vemek nasib olsun... ...Baki olan cennetlere göç etmek nasib olsun... ...Can veren yüce rabbime kavuşmak nasib olsun... "Korkaklıkta zillet, utanç; ileri atılmakta, izzet, şeref vardır.
|
|
|
EbuDücane
уєиι üує
ŞEHADET en büyük aşk, ŞEHİD en büyük aşıktır...
Puan: 4
Çevrimdışı
Üye ID: 4850
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #12 : 28 Nisan 2010, 21:22:22 » |
|
 |
|
 |
 |
Çağın Yalnız Kahramanı; Patani...
Hangi yangın daha yangındır Patani? Hangi kurşun daha çok deler yüreği? Ve hangi acı, daha çabuk öldürür yiğidi?
Sen gelince kalemime, sessizlik çöküyor Patani. Kelimelerim düğümleniyor, günlerim darmadağın oluyor.
Sen gelince kalemime, yüreğim geliyor Patani… Günlerime sığmayan hayallerim, sessiz sedasız büyüttüğüm özlemlerim, acılarım, isyanlarım geliyor.
Sen, duyulmayan öfkemizin adısın Patani!
Bilinmeyen zulümlerin, ifşa edilmeyen ihanetlerin tanığısın…
Ne çok kanayan yanımız var bizim Patani! Ne de çok sızlayan acılarımız… Daha biri bitmeden bir diğeri başlayan yangınlarımız.
Çaresiz ve öylesine kahredici bir sessizlikle tanıdım seni Patani! Adının dahi duyulmadığı bir uzak diyardan tanıdım seni…
Sonra, bir utanç düştü günlerime Patani!
Sen öylesine direngen bir tevazuyla, dimdik ve vakarla yürürken tarih yollarında, seni bilmemek utandırdı beni.
Ve çocukların Patani! Çocukların…
Yüzlerinde bir uzun zamandır direnişi taşıyan, bakışlarıyla zulme meydan okuyan, mazlum ama bir o kadar da cesur çocukların…
Yani kardeşlerim Patani! Yani ben, yani sen, yani biz… Öylesine sessiz sedasız günlerime, hayallerime, kunutlarıma girdiniz…
Patani!
Çağın yalnız bırakılmış kahramanı…
Bir başına terk edildin sanma sakın. Yardımcıları ALLAH olanlar yalnız olurlar mı hiç?
Üçüncüleri ALLAH olan o iki kişiyi hatırla Patani! Sıkıştırıldıkları o mağaradan devletlerine giden yolu hatırla.
Ve sen, hiç mahzun olma Patani!
Senelerdir sevdiklerinden ayrı olan çocuklarına da söyle; hiç mahzun olmasınlar sakın.
Anneler, bir gün öpecekler çocuklarını alınlarından, özgür topraklarında senin. Ve seni hiç görmediklerine ağlayanlar, bir garip sürgünü yaşayanlar, dönecekler elbet sana bir gün…
Ve biz, Patani! Bir utancı taşımak istemeyenler alınlarında, ne düşüyorsa üstümüze yapacağız inan…
Senin hikâyelerinle büyüteceğiz bebeklerimizi. Tıpkı biz daha küçücükken Afganistan, Çeçenistan ve Bosnayla büyütüldüğümüz gibi…
Sonra seni anlatacağız Patani, seni dillendireceğiz. Zulüm nerede olursa olsun düşmanıyız diyeceğiz. Seni duyurmamak için birleşen zalimlere inat, üzerinde yapılan alçaklıkları, işkenceleri ve senin onurlu ve mazlum direnişini tüm dünyaya bildireceğiz.
Yüreğimizin attığı, özlemini çektiğimiz topraklara sen de girdin Patani! Bir tutam öfke, biraz hüzün ve öylesine umutla yaptığımız kunutlara sen de girdin.
“ALLAHumme’nsuril mücahidiyne fi kûlli mekân; fi Filistin, fi Şiyşan, fi Afganistan, fi Irak, fi Keşmir, fi Moro, fi Somali, fi PATANİ. ALLAHumme tegabbel cihadehum. ALLAHumme tegabbel şühadaehum. ALLAHumme’fu annâ feğfir lenâ verhamnâ ente Mevlâna. Fensurnâ alal gavmil kafirîn. ALLAHumme’rzugnâ eşşehâdeh.” Amin
İçimizde sıkıp durduğumuz yumruk, bir gün çıkacak dışarıya Patani!
RAZİYE NUR ÖZKÖSE |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
 ...Cennetini vadeden rabbime hamdlar olsun... ...Hak yolunda savaşıp can vemek nasib olsun... ...Baki olan cennetlere göç etmek nasib olsun... ...Can veren yüce rabbime kavuşmak nasib olsun... "Korkaklıkta zillet, utanç; ileri atılmakta, izzet, şeref vardır.
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 281
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #13 : 20 Temmuz 2010, 16:29:41 » |
|
 |
|
 |
 |
Patani'yi Hiç Duydunuzmu ?
 -------------------------------------------------------------------------------- Patani'de olan bitenler gündemimizde değil, tamam ama nereye kadar sürecek bu ? --------------------------------------------------------------------------------
Sokaklarda çırılçıplak yerlere yatırılan genç müslüman erkekler ve kadınlar... Mescidlerde namaz esnasında işgal askerleri tarafından başlarından vurularak şehid edilen mü'minler... Askerî birliklerde toplu tecavüz partilerinde heder edilen minik kızlar... Onurları zedelenen, hakir görülen, katledilen, dinlerine ve kültürlerine savaş açılan koca bir coğrafya...
Hayır, hayır!... Filistin değil... Burası Patani!... Şu sokaklarda çıplak bir halde yatırılan, küfredilen, hakaret edilen ve hatta dipçik darbeleri ile beyinleri parçalanan gençler, bizim gençlerimiz...Suçları bir müslüman ismine sahip olmak büyük ihtimalle... Çok pis bir zulüm altındalar
Karga tulumba kamyonlara doldurulan bu gençlerin yaşadığı ve uzun yıllardır Tayland devletinin zulmü altında kan ağlayan Asya'nın Filistin'i Patani, hâlâ zulüm altında. Hem de çok keskin, çok acımasız, çok "pis" bir zulüm altında.
Kızgın ve vahşi Tayland'ın eline geçene kadar bir müslüman ülkesi olarak varlığını devam ettiren Patani, Budist işgalcilere karşı direnmeye devam ediyor. Aslında Patani bizim çocukluk dönemlerimizin en önemli cihat bölgelerindendi. Cevher Dudayev Çeçenistan'da Rusları dize getirirken; biz Kur'an kursu sıralarında, imam hatip koridorlarında arkadaşlarla Patani'yi de konuşurduk.
 Ne yapıyoruz şimdi?
Ümmetin 'reel takılmayan' dergileri Moro'dan, Patani'den haberdar ederlerdi bizi. Şimdilerin en fazla Taksim meydanında demokrasi yürüyüşü yapan liberallerine rağmen birileri hâlâ Patani'ye, Moro'ya gidiyor, mü'min yüreklerin dertleri ile dertleniyor ve yetimlerine sahip çıkıyor, az da olsa...
Genç kızlarının bu resimdeki gibi korku ile bekleştiği Patani, Tayland'ın güneyinde Malezya ve Tayland arasında kalan bir bölge. Yüzölçümü 13.721 metrekare. Burada yaklaşık 3 milyon müslüman yaşıyor. Patani'nin % 80'i Müslüman. Daha önceleri bu oran % 100 imiş ancak Tayland, İsrail'in Filistin'de güttüğü siyaseti Patani'de güderek bölgeye Budist Taylandlıları yerleştirmeye başlamış.
Patani, tarihî bir müslüman toprağıdır Patani, "yeni" müslüman olmuş bir yer değil. O "tarihî bir müslüman toprağı." Patani halkı 15. yüzyılda bölgeye giden müslüman tüccarlar ve davetçiler vasıtasıyla İslam'la tanışmış ve daha sonra güçlenerek bir devlet halini almış. Patani Krallığı her ne kadar inişli çıkışlı dönemler yaşasa da 1786 yılında Tayland'ın eline geçene kadar bir müslüman ülkesi olarak varlığını devam ettirmiş. Patani'de zulüm
 Patani'nin Budistler tarafından işgal edilmesini kabullenmeyen Patani halkı, o tarihten başlayarak günümüze kadar defalarca yönetime isyan etmiş ve hiçbir şekilde bu işgali kabullenmemiş. O günden başlayarak devam eden direniş her ne kadar her seferinde kanlı bir şekilde bastırılsa da, farklı şekillerde varlığını koruyarak günümüze kadar gelmiş.
İşte bir cami ve sabah namazından sonra mescid içerisinde katledilen mü'minler...
Patani konusunda vebal altındayız
Çok ama çok kötü bir zulüm var Patani'de. Zulmün "çok kötüsü" olur mu? Oluyor işte. Patani ile alakalı en son Faruk Ağabeyim ile görüşmüştüm. Faruk Abi sonra şehadete uçtu Afgan dağlarında. Bahattin Ağabey ile beraber bir yetim okulu projesi için gittikleri Afganistan'da uçaklarının düşmesi sonucunda şehadete ulaştılar.
Geçen gün de Patani'den bir güzel insan ile beraberdik. Yeniden o zulümleri hatırlattı bize; "Vebal altındasınız" dedi. Hakikaten vebal altındayız. Oradaki müslümanları unuttuğumuz her dakika vebal altındayız. Bu durumda onlar mı tehlike altında, biz mi, bilmiyorum.
Patani'de zulüm
 Sadece bu minik kıza sahip çıkamadığımız ve bir gün bu güzelim kız da Budist Tayland askerlerinin iğrenç emellerine alet edileceği için zorlu bir vebal altındayız...
Patani konusunda Türkiye medyasında çok fazla haber yok maalesef. İlgilenmemiz, yazmamız, konuşmamız, dertlenmemiz gerek. Bizler kardeşinin dertleriyle dertlenen ve onların dertlerini kendi derdi gibi bilen bir ümmetiz.
Patani'yi en azından dualarımıza ortak edebiliriz
Biz, emin olun her şeyi yapabiliriz. Yeter ki herkes gücü oranında bir şeyler yapmaya çalışsın. Maddi manevi bu konuda elimizden gelen her şeyi yapabiliriz. En zayıf ve fakir olanımız bile, kardeşi için en azından dua edebilir. Onu duasına ortak edebilir. Patani halkını ve davasını çocuklarımıza, akraba ve çevremize anlatabiliriz. Sivil toplum kurumlarımız, devletin, uluslararası kurumların harekete geçmesi, tepki göstermesi, Tayland'a baskı yapması için bir şeyler yapabilir.
 Patani'de zulüm
Senin gittiğin dernek, vakıf Patani için bir şey yaptı mı? Yapıyor mu? Bunu bir düşün! Derneğine önerilerde bulun!
Çünkü Patani davası sadece fakirlik davası değil; Patani davası bunun kadar hakları elinden alınmış, toprağı gasp edilmiş, tarihi yok edilmeye çalışılan ve türlü türlü haksızlıklara maruz bırakılmış bir halkın hikâyesidir. Ve o mazlum halkın sesine ses vermek bizim boynumuzun borcudur. M. Mustafa Uzun, "Uzak Asya"daki kardeşlerini Türkiye'nin gündemine getirmek istedi Kaynak:Dünyabizim |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 281
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #15 : 16 Haziran 2011, 16:13:54 » |
|
 |
|
 |
 |
Güney Asya`nın Filistin`i `Patani`Tayland Krallığı`nın işgali altında bulunan ümmetin mustazaf coğrafyası Patani hakkında Araştırmacı Yazar Ahmet Varol ile konuştuk.

DİYARBAKIR - Tayland Krallığı`nın işgali altında çığlığına kulak kapatılan, görmezden gelinilen mustazaf coğrafya Patani. Patani halkı yaşanan katliam ve zulmün dinmesi için yardım beklerken, yapılan denge ve çıkar hesapları yaşanan zulmü frenleyemiyor.
Bir Güney Asya ülkesi olan Patani halkının Müslümanlıkla tanışması nasıl gerçekleşti, bundan bize bahseder misiniz?
Tarihî bilgilere göre; Patani halkının İslâm`la tanışması on ikinci yüzyılda Müslüman tüccarlar vasıtasıyla olmuştur. Yemen`den oraya giden Müslüman tüccarlar bölge halkının İslâm`ı tanımasına ve benimsemesine vesile olmuşlardır. İslâm`ın dünyanın uzak bölgelerindeki halklara götürülmesinde tüccarların ve sufilerin önemli bir yerinin olduğu bilinmektedir. Uzak Doğu ve Güney Asya ülkelerine götürülmesinde tüccarların, Afrika ülkelerine götürülmesinde de sufilerin daha çok öne çıktığını görürüz. Patani halkı etnik olarak Malay kökenlidir. Yani Malezya ve Endonezya halklarıyla aynı etnik kökene dayanır. Endonezyalılar bu etnik unsurun Bahasa kolunu, Malezyalılar ve Patanililer ise Malay kolunu oluşturur. Dilleri de ortaktır. Patani`de İslâm öncesinde de bir krallık mevcuttu ve Hindu anlayışına sahipti. 1500 yıllarında Müslüman olan Kral Antira, kendi adını Muzaffer Şah İsmail devletinin adını da Patani İslâm Krallığı olarak değiştirmiştir.
Patani tarihini irdelediğimizde Patani`de kurulan bir İslam devleti ile karşılaşıyoruz. Patani İslam krallığı ve Patani İslam krallığının işgali nasıl gerçekleşti?
Mevcut Tayland Krallığı`nın geçmişindeki Siyam Krallığı`nın Patani`ye göz diktiğini ve topraklarını ele geçirmek için muhtelif saldırılar düzenlediğini tarihi kaynaklardan biliyoruz.
Osmanlı Devleti`nin güçlü olduğu dönemlerde Siyam Krallığı bu cesareti pek gösterememişti. Buradan anlıyoruz ki her ne şekilde olursa olsun ümmetin birlik ve bütünlüğünü temsil eden, onun hukukuna sahip çıkan, bileği güçlü bir otoritenin, hilafetin korunması durumunda ümmetin küçük parçalarını hedef almaya kalkışanlar pek cüretkâr olamamışlardır.
Patani İslâm Krallığı normalde müstakil bir devletti ve bir Osmanlı vilayeti konumunda değildi. Ama onun adına hutbe okutuyor ve ona bağlılığını ilan ediyordu. Bu, çevredeki kurtların gözünü korkutuyordu ve saldırmaktan çekiniyorlardı. Osmanlı otoritesi zayıflamaya başlayınca Siyam yani Tay kurtları 17. yüzyıldan itibaren saldırıları başlattılar. Sonrasında İngiliz sömürgeciler, birtakım menfaatler karşılığında onlara destek verdiler ve 1902`de Patani topraklarını tamamen işgal etmelerine yardımcı oldular.
2. Dünya Savaşı`nda bölge Japonlar tarafından işgal edildi. Onların savaşta yenilmesi üzerine Patani yeniden bağımsız oldu. Ama İngilizlerin tekrar Tayland`a destek vermesi üzerine bu krallık işgali gerçekleştirdi. Hâlen de askerî şiddet ve baskı yoluyla sürdürüyor.
Patani eğitiminde Pondok medreselerinin önemli bir yeri var. Bize bu medreselerin işleyiş ve sıkıntılarından bahseder misiniz?
Ben şahsen Tayland`ı birçok kez ziyaret ettim ve orada halkın krallık rejimine bağımlı kılınmasında, kraliyetin her ne şekilde olursa olsun sorgulamaya tabi tutulmamasında Budizmin müthiş bir şekilde değerlendirildiğine şahit oldum. Tayland Budizmi bölgedeki diğer Budist toplumların dinî anlayışlarından tamamen farklıdır. Çünkü Tayland Budizmi kralın kutsallaştırılması ve ilahlaştırılması prensibine dayanır.
Krala bir yandan Budizme göre bir yandan da resmî ideoloji açısından üstünlük ve saygınlık tanınıyor. Birincisi Budistler için özel anlamda dinî açıdan, ikincisi ise tüm ülke vatandaşları için vatandaşlık açısından bağlayıcıdır ve bu Müslümanları da ilgilendirir.
Patani Müslümanları ise Tayland Krallığı`nın ülkelerinde haksız bir şekilde işgalci olduğundan başındaki kralın da kendi açılarından bu saygınlığı hak etmediğini düşünürler. Patani halkının dinî ve ulusal kimliğini korumasında İslâmî bilincini canlı tutmasının önemli rolü olduğu bilinmektedir. Eğer ki İslâmî bilinci canlı tutmasaydı belki asimile edilmesi ve Tay toplumu içinde eriyip gitmesi mümkün olacaktı.
İslâmî bilincin korunması tabii ki önce ailede sonra da geleneksel olarak yaşatılan Pondok medreselerinde verilen eğitimle oluyor. Devletin resmî okullarının amacı yetişen nesli asimile edip kralı kutsallaştıran anlayışa çekmek olduğundan alternatif eğitime büyük görev düşüyor. Ama bu eğitim tamamen halkın kendi imkânlarıyla ve işgalci gücün askerî tehdidi altında yürütüldüğünden büyük zorluklarla karşı karşıya.
Patani Devleti Güney Asya`nın Filistin`i olarak adlandırılıyor. Bu benzetmenin temelinde ne yatmaktadır?
En önemli benzerlikleri her ikisinin de gayri meşru işgal altında bulunmalarıdır. Bu işgal her iki ülkede de askerî şiddet ve tehdidin sınırsız bir şekilde kullanılması suretiyle sürdürülüyor. Şiddetin sınırsız bir biçimde ve insan haklarıyla ilgili uluslararası anlaşmalara hiçbir şekilde riayet edilmemesi suretiyle kullanılması sebebiyle her iki beldede de mağduriyetler azami düzeydedir. Bir diğer önemli benzerlik de ülkeleri işgal edilen, toprakları gasp edilen toplumlar açısındandır. Her iki tarafta da söz konusu toplumlar işgali reddetmekte, meşru tanımamakta ve yeniden ülkelerinin bağımsızlığına kavuşması gerektiği inançlarını nesilden nesile muhafaza etmektedirler.
Bir diğer benzerlik ise her iki tarafta da işgalin son bulması için fiili bir mücadelenin devam ediyor olmasıdır. Tabii bu arada Siyonist işgal devletiyle Tayland hükümeti arasındaki askerî, ticarî ve turistik işbirliğinin de neredeyse iki kardeş devlet düzeyinde olduğunu da hatırlatmakta yarar var. Bangkok`ta turizm alanında hizmet veren büroların hepsinin camlarına İsrail`in EL AL firmasının etiketlerinin diğer tüm etiketleri gölgede bırakacak şekilde yapıştırıldığı dikkatlerden kaçmaz. Daha birçok alanda İsrail firmalarına bir bakıma VIP farklılığının tanındığını gözlemlersiniz.
Ancak farklı yönleri de var tabii ki. Özellikle iki hususa temas etmek istiyorum ki bunlardan birinde Filistin`in, diğerinde de Patani`nin daha fazla zorlukla karşı karşıya olduğunu söylememiz gerekir. Patani`de Tayland işgalinin ana hedefi Müslüman halkın özel mülklerini ellerinden alıp yerlerine başka bir halkı yerleştirmek değil yurtları üzerinde bir otorite kurmak ve kaynaklarını sömürmek olduğu için onları ülkelerinden çıkarmayı amaçlayan bir stratejiye öncelik verilmemiştir. Gerçi işgalci geçmiş dönemlerde karşı direnişi kırmak amacıyla insanların bazılarını zorla ayaklarına pranga vurarak Bangkok`a ve ülkenin kuzey bölgelerine sürdü. Yine güneyde nüfus dengesini Budist Tayların lehine değiştirmek amacıyla kuzeyden göçmen getirdi. Ama Müslüman halkı göçe zorlayıp yerlerini Taylara verme gibi bir hedefi olmadığı için toprakları üzerinde bir manda yönetimi kurdu.
Siyonist işgal yönetiminin amacı ise Filistinlileri yurtlarından çıkarıp onlardan zorla alacağı toprakları dünyanın değişik beldelerinden getirteceği Yahudilere vermekti. Bu amacı için de göçe zorlama politikasını altmış üç yıldan beri uyguluyor. O sebeple yaklaşık dokuz milyon yani yurtlarında yaşayabilenin üç katı kadar Filistinli ülkeleri dışında mülteci hayatı yaşıyor.
Bir diğer farklı cihet de şudur: Siyonist işgalcilere uluslararası emperyalizm bütün unsurlarıyla destek vermekle birlikte dünya Müslümanları da Filistin davasını artık sahiplenmiştir ve önemsemektedir. Arap ülkelerindeki yönetimler çok samimi olmasalar da Filistin davasını bir ulusal dava olarak görme zorunluluğu duyuyorlar. Kudüs ve Filistin bilinci gittikçe yayılıyor. Patani davasında bu duyarlılık kendi ulusal çevrelerinde bile mevcut değildir. Malezya hükümeti Tayland ile arasına bir sorun girmesini istemediğinden Patani meselesini bir ulusal dava olarak sahiplenmekten bile oldukça uzak durmaya, Patani`deki direniş gruplarının açıktan faaliyet yürütmelerine müsaade etmemeye özen gösteriyor.
Patani halkına İşgalci Budist Tayland devletinin reva görmediği zulüm yok gibi. Ülkede binlerce dul bırakılmış kadın ve yetim çocuk var. Patani halkının mustazaflık tablosunu, karşılaştıkları zorlukları bize tasvir edebilir misiniz?
Hatırlanacağı üzere bir zamanlar Bulgaristan`da Theodor Jivkov adlı diktatörün oradaki Müslümanların adlarını değiştirmeye başlaması üzerine Müslümanlar Türkiye`ye göç etmeye başlamışlardı ve büyük bir çalkantı yaşanmıştı. Bugün genelde Tayland`da, özelde Patani`de Müslümanlar resmî kayıtlarda Müslüman adlarını kullanmaktan bile çekiniyorlar. Kendisini Harun diye tanıdığım bir arkadaşımla Bangkok`ta görüştüğümde bana irtibat için aklımda tutmamın mümkün olmadığı bir isim vermesi üzerine şaşırmıştım. Meğer ki onun resmî kayıtlardaki adı öyleymiş. Bu, tam anlamıyla bir asimilasyon politikası ve amaç Müslüman kimliklerini yok etmek.
Sadece silahın değil tüm baskı politikalarının hedefi durumundalar. Kralın kutsanması ve yüceltilmesi uygulamalarında Müslüman olmalarından dolayı onlara bir ayrıcalık tanınmıyor. Devlet kademelerinde bir görev almaları durumunda bu uygulamalara mutlaka katılmaya ve kralın karşısına çıkmaları halinde saygı secdesi yapmaya mecbur bırakılıyorlar. Bu, genelde Müslümanların maruz kaldığı mağduriyetlerden ve zulüm uygulamalarından birkaç örnek
Patani`deki Müslümanlar ise işgalden kaynaklanan ilave ve çok şiddetli zulümlere, haksızlıklara maruz kalıyorlar. Evleri basılıyor, direnişe katılsa da katılmasa da destek vermesinden şüphelenilen aile fertleri kaçırılıyor, işkenceye maruz bırakılıyorlar. Camilerine baskın düzenleniyor. İnsanları topluca katlediliyor.
Patani`de işgalci Budist Tayland askerlerine karşı direnen Patanili Mücahit direnişçiler var. Bize bu oluşumun ortaya çıkışından ve gayesinden bahseder misiniz?
Az önce ifade ettiğimiz üzere Patani halkı Budist işgali kabul etmediği için 2. Dünya Savaşı sonra başlayan Tayland işgaline karşı 1948`de bağımsızlık hareketi başlattı. O tarihten bu yana direniş sürüyor. Bugünkü direniş büyük ölçüde İslâmî çizgidedir ve Budist Tay işgaline karşı bağımsız bir İslâmî Patani yönetimi kurmayı amaçlıyor. Mevcut direniş örgütlerinin başında da Patani Kurtuluş Örgütü yer alıyor. Bunun dışında da muhtelif direniş örgütleri var. Patani Kurtuluş Örgütü hepsiyle koordinasyon oluşturmaya çalışıyor.
Patani denilince insanlığın büyük kesimi bu ülkeye yabancı. İnsanlık Patani`den neden habersiz?
Bizim gördüğümüz kadarıyla en önemli sebep medya faaliyetlerinin yetersiz olması. Medya faaliyetleri sivil toplum kuruluşları açısından da yönlendirici bir etken oluyor. Patani`deki direnişin sahipsiz olmasının da önemli payı var. Dediğimiz gibi Patani direnişinin arkasında yer alması gereken en önemli ülke durumundaki Malezya bile el altından dahi olsa arka çıkmaktan, seslerini dünyaya duyurmak için bağımsız sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirmekten çekiniyor. Benzer bir faaliyeti normalde Tayland`la çok fazla menfaat ilişkisi içinde olma ihtiyacı duymayan Endonezya`da da göremiyoruz.
Tayland Krallığı`nın, İngiltere, ABD ve Siyonist işgal devletiyle menfaat ilişkilerini çok iyi değerlendirdiğinden uluslararası kuruluşların da Patani`deki zulüm uygulamalarına bigane kalmalarını sağladığını söyleyebiliriz. İslâm âleminde ise büyük ölçüde cehaletten, bilgi yetersizliğinden kaynaklanan ilgisizlik var. Bu ilgisizliğin son bulması için bilgilendirme çalışmalarına ağırlık verilmesi gerekiyor.
Ayetullah Turgut - İLKHA |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
|