Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: PARAMİLİTER BASIN YA DA ‘YALANIN TARAF’I  (Okunma Sayısı 469 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Abbas
∂ανєтуσℓυ мσ∂
*



Puan: 156
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5654
Üye ID: 702

Nerden:


WWW
« : 02 Ekim 2010, 17:09:31 »

PARAMİLİTER BASIN YA DA ‘YALANIN TARAF’I 
Paramiliter kavramı, devletler eliyle illegal yöntemlerle üretilip maddi unsurlarla desteklenen ve muhalif kesimlere karşı harekete geçen kişiler ve kurumlar için kullanılan bir kavramdır.

Paramiliterlik her ne kadar özünde silahlı faaliyetler barındırsa ve savaş ya da çatışma dönemleri için söz konusu olsa da “barış” ortamlarında değişen şartlar gereği farklı işlevler ve değişik kimliklerle de “eşekleştirme” operasyonlarından geri durmadığı/durmayacağı açıktır.

Daha dün denilebilecek yakın bir zamana kadar “muhalifleri sindirme” adına uygulanan kirli yöntemler Jitem ve malum diğer silahlı resmi unsurlar bünyesindeki kirli yapılanmalar eliyle pervasızca yürütülürken bugün için değişen atmosfere paralel olarak propaganda yönteminin devreye sokularak aktif eylemlilik sürecinin yürütüldüğü açıkça müşahede edilmektedir.

Beslendikleri malum odakların tüm rezillikleri karşısında kamuoyuna bilgilendirme adına “ipteki cambazı” işaret ederek zihinsel soygunlara imza atan paramiliter yapılanmasının propaganda ayağı olan malum medya organları, karanlık odaların baş aktörlerinin “Saldır Coo!” işaretiyle beraber nasıl salyalar akıttığının, karanlığa karşı nasıl havlamaya başladıklarının son örneğini, yayınladığı asılsız bir haberle ‘Yalanın Taraf’ı olduğunu resmen deklare eden bir gazete oldu.

‘Yalanın Taraf’ı, son olarak yaptığı ve Arif Doğan’a atfettiği asılsız bir manşet haberle kendince Kürt halkının İslamî bilincinin gelişmesinde büyük katkısı olan Şehid Hüseyin Velioğlu’nu hedef aldı. Kur’an’a yönelen hakaretlere karşı Müslüman Kürtler tarafından son günlerde ortaya konan devasa tepkilere ABD’deki Neo-con’cu yapılanmalar ve siyonist lobilerin nam-ı hesabına verildiği gözlerden kaçmayan yanıt, sahte özgürlük söylemcilerinin aslında kimlerden ‘Taraf’ olduklarını da ortaya koymuş oldu.

Evvela belirtelim ki, hâlâ bile her defasında ismini zikrettiklerinde “Euzu Besmele” çeker gibi “Terörist başı” veya “Bebek katili” dedikleri Abdullah Öcalan ile artık açıkça görüşen bir devlet gerçekliğinin yaşandığı son süreçte Şehid Hüseyin Velioğlu etrafında yıllardır uydurulan kara propagandalar karşısında sessiz durmayacağımızı, ona iftira atanların gerçek yüzlerini ve açık kimliklerini deşifre edeceğimizi aynı menhus varlıkların bilmesi gerektiğini açıkça ilan ettik/ediyoruz. Hatta şunu da bilmelerini isteriz ki, her iftira attıklarında bölge genelinde O’na karşı duyulan derin sevginin bir kez daha tazelendiğini, isminden bihaber olan genç neslin de hayatını araştırarak daha bir muhabbet beslemeye başladıklarını tekrar tekrar xennas yapılanmaya hatırlatmak isteriz.

Dolayısıyla diyoruz ki, Kürt illerinde İslamî şiarlar etrafında geçen hafta peş peşe yapılan aktivitelerden her defasında olduğu gibi “derin endişe” duyanlar, etkinliklere yapılan kontr-medya karartmasıyla açığa çıkmıştı. Sadece paramiliterlik ihalesinin bu sefer kimlere ihale edileceği bekleniyordu. Nihayet havlama sesi gecikmedi ve bu sefer ihaleye uygun görülen Taraf, sözde özgürlük yalanının Taraf’ı olarak yüzbinlerce mü’minin lanetine layık görüldü.

Arif Doğan’ın Jitem itirafları üzerinden kendince operasyon tetikçiliğine soyunanlar, Kur’an’a yönelen son saldırı karşısında Kürt illerinin ve başlıca ilçelerinin gösterdiği anlamlı kitlesel tepkilere bir yanıt olarak başta ‘Yalandan Taraf’ olduğu aşikar olan paramiliter organ olmak üzere bilumum bileşenlerinin yaptığı asılsız haberlerin bir kontr-medya özelliği taşıdığı, onların bu niyetlerinden bihaber olmadığımızı bilmelerini isteriz.

Sahtekarlıktan Taraf, sözde Arif Doğan’la röportaj yapmış, Arif Doğan’ın zamanında teşriki mesai yaptığı kimi sanıkları kurtarma içgüdüsüyle sarfettiği “Jitem’i ben kurdum, ancak tayinim çıkınca lağvettim” türündeki garip yaklaşımını, nasıl olsa ölmek üzere olan birinden “keramet” çıkmaz, dercesine hiç görüşmediği halde güya Jitem’in Hizbullah bağlantısını, daha da önemlisi Şehid Hüseyin Velioğlu’nun Arif Doğan’la sözde ilişkisini kendince kurgulayarak manşetine taşımış. Üstelik bu kurguyu yaparken Temel Cingöz faktörüne vurgu yapmak suretiyle kendince sanal röportaja gerçeklik kazandırmış görünürken aslında Cingöz faktörü üzerinden cingözlüğe soyunarak baltayı taşa vurduğunu hissetmemiştir. Ne var ki muhabir arkadaşımızın aynı gün telefon bağlantısı kurduğu Arif Doğan, oksijen tüpüne bağlı olarak son nefeslerini alma/verme mücadelesi verirken kendisinde konuşma mecalinin bile olmadığı, kontr-medya tetikçisinin iddialarına karşın da ben hiç kimseye röportaj vermedim, ben “üç” söylerken “beşyüz üç” olarak karşıma çıkıyor, diyerek kendi adına uydurulan yalanları ve paramiliter organın “% 503”lük yalanını sarih bir dille yalanlamıştır.

Yakın zamana kadar çalışanlarının aylıklarını dahi ödeyemeyen, maddi imkansızlıklardan dolayı basım sorunu bile yaşayan Taraf, bazı yerlerden cülus vergisi aldıktan sonra nasıl da ‘Yalandan Taraf’a dönüştüğünü hatırlarsınız. Ancak yalanın da, ahlaksızlığın da bu alemde bir raconu vardı, Yalandan Taraf, bunu da paramiliter sıfatına kurban etti.

Dönelim dindar insanların Jitem’le ilişkilendirilmesi kurgusuna. Kontr-Medya organı, ilgili haberini güya Arif Doğan’a dayandırırken Temel Cingöz faktörünü daha fazla ön plana çıkarmış olması, aslında “yukarıdan” gelen hazır habere inandırıcılık katma çabası olduğu açıkça görülmektedir. Cingöz faktörüne tekrar ihtiyaç duyulması, haberi emir buyuran zevatı da kliği de ele vermesi açısından önemlidir. Bu tür asparagas haberler, ilk olarak birinci Ergenekon iddianamesinde kocaman gövdesini saklamayı beceremeyen ve Hizbullah kaynaklarınca itirafçı Aziz Tunç olduğu açıklanan “gizli tanık Ahmed” ve DYP’den Eskişehir milletvekili adayı olduğu sırada seçim masraflarının Arif Doğan’ın direktifiyle Sedat Peker tarafından karşılandığı deşifre olan Bülent Orakoğlu ikilisinin önemli aktörleri arasında bulunduğu Ankara merkezli operasyonel bir itirafçı-istihbaratçı çetesinin ürünü olduğu artık saklanamaz. Bu grup, Ankara merkezli faaliyetler yürüterek kara propaganda malzemesi üretmekte, bunu da günümüzün paramiliter medyası ve isimlerini şimdilik saymayı gerek görmediğim paramiliter medya çetesinin diğer tanıdık simaları üzerinden yürütmektedir.
Uydurdukları Hizbullah senaryoları etrafında yalandan göbekleri çatlayan, Kürt illerindeki İslami etkinlikler ve özellikle Kutlu Doğum programları sonrasında “derin endişe”nin borazanlığını yapan çete, her defasında çizdikleri ancak bir türlü gerçekleşmediği Hizbullah’ın “eylem senaryolarıyla” yıpranmış olacaklar ki, toplumda kredibilitesini artık tüketmiş bulunan söz konusu bayat ihaleyi bu sefer ‘Yalandan Taraf’a yüklemiş oldular.

ABD ve israil’de Kur’an’a yönelen küstah tavra karşın Kürt illeri ve ilçelerinin genelinde Müslümanların gösterdiği kitlesel tepki ve ortaya konulan onurlu tavrın arkasında Şehid Hüseyin Velioğlu ve diğer şehidlerin kanlarının etkisini hisseden derin odak, son olarak ‘Yalandan Taraf’ üzerinden onursuzluk gösterisinde bulunmuştur.

Bir başka baharda, Müslüman Kürt halkının takınacağı onurlu tavra karşı onursuzluk senaryolarının hazırlıklarının da sürdürüldüğünden asla kuşkunuz olmasın. Onursuzların pervasızlıkları, onurlu insanları asla yıldırmayacaktır. Geçen süreler bunun kanıtı olmuştur.

M.İkbal Atak / Doğruhaber Gazetesi
 
Logged


"vallahi, vallahi bugün resulullah(a.s.v) kabirde sızlanmaktadır.
filistin'deki durum ve mazlumiyet resulullah(a.s.v) ı kabrinde sızlatmaktadır."(şehit murtaza mutahhari)
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: