Abbas
∂ανєтуσℓυ мσ∂
Puan: 156
Çevrimdışı
Üye ID: 702
Nerden:
|
 |
« : 28 Eylül 2010, 17:31:03 » |
|
 |
|
 |
 |
Dünyanın her yerinde, nerde Müslümanların yaşadığı bir cografya, bir ülke, bir bölge, bir şehir, bir kaza, bir köy, bir mahalle, bir ev ve hatta nerde bir birey varsa, hem kendisi hem de kutsal değerleri maddi manevi katledilip yok ediliyor, sömürülüyor ve dışlanılıyor. Bu saldırı maddi boyutuyla canına ve malına yapılırken, yine kendisine yapılan manevi boyuttaki saldırı ise, kutsal değerlerine, fikir yapısına, doğru tasavvuruna, yamuk olmayan bakış açısına, zihnine, bilincine, yüreğine, ibadetlerine, imanına hülasa hayatınının her alanına…
Dünya ülkelerinden Müslümanlara ait olan ülkelere dikkatlice bir bakın! Güçsüz olan devletler ne şekilde katlediliyor, sömürülüyor Aynı şekilde teknolojik açıdan güçlenmiş, ciddi mesafeler katetmiş İslam ülkelerine de bir bakın! Bu güçlü İslam Ülkelerine hergün kendilerine yapılan tehditler, dünya geneli ülkelerden kabul edilmesi ve çıkan uygulamalı ambargo kararları.
Kimi ülkelerde, minarelere yasak getirilir, kimilerinde Kur’an’ı Kerim yakılır, kimilerinde tesettür yasağı getirilir-uygulanır.
Yine, kendi ülkesinde bile inançlarını yaşayamayan, doğal hakları elinden alınmış ve gasp edilmiş haklarından bahsi bile açılmayan yine Müslüman kesimi değilmi?
Bugün okullarda başörtüsünden dolayı atılan öğrenci sayısı 80 bini aşkın rakamdadır. Türkiye’yi ‘’utanç ülke’’ haline getiren Tesettür yasağı üzerinde daha kapsamlı bir araştırma yapmak istedim. Hani şuan Avrupa’da okuyan tesettür mağdurları ne kadardır diye araştırma yapmam neticesinde ne yazık ki, bir netice alamadım. Neden acaba? Kendilerine yapılan zulüm neticesinde mağdur olmuş ve ülkelerini terk etmek zorunda kalmış bu bacılarımız ne kadardır diye bir araştırma yapılmamış? Bu ayrıca sorgulanmalı. Ama neden belli tabi… Yazımızın asıl maksadıda bu! Neden bu durum böyle? Neden bu zulüm hala yaşıyor, ölmüyor? Tabi, tesettür mağdurlarının mağduriyetleri sadece eğitim alanında bu boyutta. Örtülüdür diye hastanelerden kovulan, örtülüdür diye tedavi edilmeyen, iş verilmeyen, insan yerine konulmayan, hakaret edilen (vs) daha saymakla bitiremeyeceğimiz bir çok alanda da bu böyle.
Bize yapılan tüm bu zulümlerin nedeni bizim sorumsuzluğumuzdan, birbirimizi hazmedememizden, kabullenmemizden ve birbirimize karşı lakaytsızlaşmamızdan dolayı değil de nedir ALLAH Aşkına?
Bende müthiş bir duygu seli oluşturan Peygamber Sevdalıları tarafından yapılmış çocuk ilahi grubunun kliplerini izlerken bu yazıyı yazmama neden oldu. İzlerken aklımı kurcaladı ve beni masamın başına getiremeye zorladı. Bu miniklerin öyle özenilen, müthiş örnekler teşkil edilen halleri var ki ve anlattıklarında öyle güzel dersler var ki izleyenlerin bundan feyizlenmemesi, ders alamaması nerdeyse mümkün değildir. Ama İslam adına açılan kanallarda neden bunlar yok? Neden herkese izlettirilmiyor bu minik kızlar. Yoksa bunlarda büyük ablalarının yaşadıkları mağduriyetlerin bir benzerini burada mı yaşıyorlar? Diye düşündüm. Galiba öyle! Yoksa bir çok açık giyindirilmiş, ilahiler okuyan küçük kız çocuklar gruplarını izleyebiliyoruz. Ekranlarda hemen hemen bir çok kanalda ilahi okurlarken izliyoruz. Ama bu örtülü kızlarımız yok!
Hatırlarsanız bunları,
27 Haziran 2007. Yer Şanluurfa. Bir Kutlu Doğum Konferansı. Tertipleyen Mustazaf Der. Sahnede 8 yeşil türbanlı kız çocukları, Hani Genel Kurmay Başkan’lığının olağanüstü toplanmalarına (malum toplantı) sebep olan kızlarımız.
İşte bu minik bacılarımızın o müthiş, birbirinden güzel toplam 12 klipten oluşan ilahilerini seyrettim. Hepsi mükemmel örnekler teşkil edecek kıyafetler içinde, kimi yerde şehadet parmakları hep birlikte hava ‘’la ilahe ilallah’’ deyip haykırmakta, kimi yerde örtüyü arkadaşlarına hediye ederek ‘’emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münker’’ emrini yerine getirme peşinde, kimi yerde ALLAH’ın Esmalarını okumakta, kimi yerde Peygamber Efendimize karşı beslenilen aşk, kimi yerde kardeşi Filistin için gözyaşı dökmekte, onların acılarını ta yüreğinin derinliklerinde hissetmekte, Bediüzzaman’ın misyonunu, Hz.Hüseyin’in şehadetini, babaları şehid edilmiş yetim çocukların özlemlerini, hasretlerini, vahdette birleşen yüreklerin nasıl ses getirdiğini, evet dostlar! Bunların hepsini anlatıyorlar. Ama ne hazindir ki, İslam’i kanallarda görülmezler.
Bu kardeşlerimiz gocunmasınlar ama isim vereceğim. Başta Hilal TV, Dost TV, Beraat TV, TV5, Samanyolu, Kanal7 ve daha isimlerini bilmediğim hatırlamadığım kanallar.
Bu kızlar bizim ortak değerlerimizi anlatmıyorlar mı? Anlatıyorda sırf Mustazaf Der’e ait olduğunu düşünüp ‘’Mustazaflar mı? Geç onları mı diyorsunuz? Nedir bu mesele? Oysa onlarda sizin kızlarınız. Onlarda sizin davanızı dava edinmiş ve yeryüzünde din yalnızca ALLAH’ın oluncaya kadar tüm münkirlerle, münkeratlarla mücadele etme sözünü vermiş. Bu tutumunuzu Kur’an’ın ölçüsüyle ölçmenizi tavsiye ederim.
‘’Kur’an; fe la udvane illa ale’z-zalimin’’ ‘’Zalimden başkasına asla düşmanlık yoktur.’’ (2-193) ‘’Bu önerme ile Kur’an, düşmanın kimliğini, kime düşmanlık yapılacağını, ve düşmanlığın sebebinin, onun zulmünden kaynaklandığını belirtir.’’ M. Emin Yıldırım: Vahyi Hayata taşımak s:320)
Düşman değildir bunlar, size zulümde etmişte değiller. Yazımın başında anlattıklarımız, başımıza gelen tüm bu entrikaların, zulümlerin, ölümlerin, gaspların, terörlerin hepsi bu yanlış düşünce, yanlış bilgi, yanlış eylem ve yanlış tutumlarımızdan dolayıdır.
Kardeşlerimede hitaben; Birlerimiz çok, aramızda tefrikaya dönüşmüş bazı ihtilaflar olsa da (farklılıklar) yine de yeryüzündeki tüm müslümanlar bizim kardeşlerimizdirler. Bizi ALLAH Kur’an’da; ‘’İnnemal mu’minune iğvetun’’ ‘’Tüm mü’minler kardeştirler.’’ Ayetiyle kardeş kılmıştır. Bu ALLAH’ın bize ayetidir. Bize ALLAH’ın ayetleri yetmeli. Yeryüzünün tüm Müslümanların tek bir tırnağını yeryüzüyle değiştirmeme kararları alalım. Ve ona göre hayatımızı, kardeşlerimize karşı şekillendirelim…
Selam ve dua ile…
Mehmet ÖZ
|
|
 |
|
 |
|