Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Molla Aliyê Zîla  (Okunma Sayısı 1527 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12937
Üye ID: 30

Nerden:


« : 09 Mart 2011, 10:05:17 »

Molla Aliyê Zîla Çarşamba, 12 Ocak 2011 11:04



Bütün hayatını ilim, ibadet, tebliğ ve mücadele ile geçiren, her fırsatta, her ortamda hak olanı söylemekten çekinmeyip, söylem ve davranışlarıyla İslam için mücadele edenlere destek veren, 1970’li yıllardan bugüne Diyarbakır Batman ve civarında toplumsal bazda yapılan İslami faaliyetlerde büyük emeği olan İslam âlimi “Molla Aliyê Zîla”
--------------------------------------------------------------------------------

M. Ali Erdoğan

Batman ve Diyarbakır muhitinin meşhur âlimlerinden

Molla Aliyê Zîla

1938 yılında Silvan’ın ‘Bilbil’ Köyünde dünyaya gelen Molla Aliyê Zîla, küçük yaşlardayken ilim tahsiline başlamıştır.  9-10 yaşlarındayken köy imamının yanında Kur’an okumayı öğrenip medreselerde okutulan ilk ders kitaplarının eğitimini gören Molla Ali, bölgedeki çeşitli âlimlerin yanında eğitim almıştır. Silvan muhitindeki birçok âlimden ders alan Seyda, eğitiminin büyük bir kısmını Molla Yasin-i Şemî’nin yanında görmüştür. Bir ara Suriye’ye gidip oradaki ulemadan da ders alan Seyda, en son eğitimini tekrar Molla Yasin’in yanında bitirip icazetini almıştır.

Seyda, eğitimini bitirdikten sonra 20’li yaşlardayken imamlık yaptığı köylerde talebe yetiştirmeye başlamıştır.

ASKERLİK YAPMAMASI

Seyda, talebe yetiştirmekle meşgul olduğu sıralarda askerlik zamanı gelir, talebe yetiştirdiği için askere gitmeyen Seyda, sonradan zorla götürülür. Kendisi sakalını kesmek istemez, subay tarafından zorla tıraş ettirilir. Bir süre sonra askerlik yapmaya dayanamaz, askerlik yapmayı bırakıp geri döner. Askerlik dönüşü Diyarbakır-Hazro’ya gidip muttaki bir âlim olan Molla Fettah-i Hazrovi’yi ziyaret eder, şu soruyu sorar. “Seyda, talebelere ilim dersi vermekle meşgul olan bir âlimin askere gitmesi dürüst müdür?” Molla Fettah, “Bu kişi sen olmayasın.” Molla Ali, “Evet benim” der. Molla Fettah, bir dua yazıp, “Askere gitme, bu duayı da oku, talebelere ders vermekle meşgul ol” der. Seyda, o duayı okur ve askere gitmez.

KÖYLERDEKİ HİZMETLERİ


Seyda, İslami ilimleri öğrendikten sonra köylerde imamlık yapıp talebe yetiştirmekle meşgul olmuş, yüzlerce talebeye ders vermiştir. Halkın sorunları ile ilgilenmekten geri durmayan Seyda, gittiği köylerde gayri İslami bir yaşantı gördüğünde derhal müdahale edip doğrusunu öğretmiştir. Köylerde gayri İslam'i, kadınlı erkekli karışık yapılan düğünlerin kalkmasında büyük rolü olmuştur. Seyda, Diyarbakır’da imamlık yaptığı Dervişhasena, Hayderî, Kurdika köylerinin dışında Silvan’ın “Çirik” Köyünde 18,  Batman’ın “Zîla” Köyünde 16 yıl imamlık yapmıştır. Çirik’te kaldığı dönemlerde çevresinde Molla Aliyê Çirikî diye anılmış, Zîla’da kaldığı dönemlerde Molla Aliyê Zîla olarak bilinip tanınmış, vefatından sonra da bu şekilde meşhur olmuştur. Seyda bu köylerde kaldığı dönemlerde gerek cami vaazlarında, gerek halkın bir araya geldiği oturumlarda, gerek ziyaret ettiği evlerde halkı irşad etmiş, İslam’ı tüm hakikatleri ile anlatmıştır.

Seyda, Çirik’te ders verdiği ilk 10 yıl içerisinde birçok talebe onun yanında okumuş, daha sonraları talebeler azalınca Seyda köyleri gezip irşad yapmaya başlamış, köylüler “Neden çok geziyorsun?” diye sorduklarında Seyda, “ALLAH bana bir mal (ilim) vermiş, bu malı satmak mecburiyetindeyim, siz almazsanız başkalarına satarım.” demiştir.

İSLAMÎ OLUŞUMLARI DESTEKLEMESİ

Seyda, hayatının her safhasında İslam için çalışanların yanında yer almış, kim olursa olsun Müslümanca bir yaşam için uğraş verenleri desteklemiştir. Türkiye’de Cumhuriyetten sonraki ilk İslami oluşum olarak bilinen Nurculuk hareketi filizlenmeye başladığı yıllarda destek vermiş, bundan sonra çıkan bütün İslami gruplara desteğini esirgememiştir.

1970’li yıllarda Güneydoğu illerinde faaliyet gösteren DDKD, Rızgari, Kava vs. gayri İslami sol oluşumları şiddetle tenkit etmiş, bilinçsiz bir şekilde bu oluşumlara destek verenleri İslami şuur ile aydınlatmıştır.

O yıllarda Seyda şehir şehir, köy köy dolaşıp âlimlerle bir araya gelip İslamî bir oluşum kurmayı, dergi, broşür vs. çalışmalarla halkı bilinçlendirmeyi teklif etmiş, birçok molla Seyda’nın bu teklifinin uygulanması için çaba göstermemiş, Seyda, elinden tutacak kimseyi etrafında görememiştir. Molla Ali, Bunun üzerine şiirsel tarzda şu sözü söylemektedir. “Me ittifaq kiriye ku; tu carek ittifaq nâbe di nav meda.” Aramızda hiçbir zaman ittifak olmaması üzerine ittifak etmişiz.

Seyda 1980’li yıllardan itibaren halk içerisinde faaliyetleri yaygınlaşıp, neşv u nema olan İslami harekete de destek vermiş, 1990’lı yıllardaki bölgenin karmaşık ortamında yanlışlıkla İslami camiaya zararım dokunmasın diyerek evine, inzivaya çekilmiştir.

Seyda 1979’da İran’da yapılan İslam inkılâbını desteklemiş, İmam-ı Humeyni’ye sevgisini izhar eden bir şiir kaleme almış, bu şiir İran radyolarından defalarca dinletilmiş, o zamanlar çıkartılan Hacc Dergisinde yayınlanmış, kitapçık şeklinde 12.000 âdetin üzerinde basılıp dağıtılmıştır. Seyda’nın devrim sonrası bir defa İran’a gittiği de bilinmektedir.

ÜSTAD’LA OLAN MÜNASEBETI

Seyda Risale-i Nur Külliyatına ehemmiyet verir, yanında taşır, her zaman okurdu. Bir ara eline geçen Osmanlıca bir Risalenin Arapçaya çevirisini yapıp Üstad’a göndermiş, Üstad buna çok sevinmiş, kendi eliyle bir mektup, talebelerine de birkaç makale yazdırarak Seyda’ya göndermiştir. Bu mektup halen Seyda’nın oğullarının yanında muhafaza edilmektedir. Seyda, talebelere ders vermekle meşgul olduğu için, ileride görüşeceğini umarak Üstad’ı görmekte acele etmemiş, bu görüşme gerçekleşmeden Üstad vefat etmiştir.

Seyda, Cevşen ve kendi el yazması küçük Risaleleri kendi yanından eksik etmez, topluluklarda  Risaleleri okur, birçok akşam kendi evinde Risalelerden ders yapardı.

GAYRİ İSLAMİ FİKİRLERİ SAVUNAN HOCALARLA MÜCADELESİ

Seyda Molla Ali, çevresinde ilim ve irşat vazifesi ile meşgul olmayıp milliyetçi ve sosyalizm söylemlerinin peşinden giden hocaları sert bir dille kınar, “Siz Peygamberlerin varislerisiniz, sizin işiniz almış olduğunuz bu ilmi hakkı ile halka aktarmaktır, batıl söylemlerde neyi arıyorsunuz size ne sosyalizmden, kendi vazifenizle meşgul olun.” derdi. Bu tür hocaların kendi emellerine ulaşmaları için milliyetçi söylemleri kullanarak halkın duygularını galeyana getirdiklerini ifade ederdi. Yine bu mollalar için “Hinek melle hene, ne didin pêş, ne didin paş, beri de’vê ji didin kaş” (Bazı mollalar ne insanlara önderlik yapıyorlar, ne de kendilerini arka planda tutuyorlar, İslam davasının yönünü yokuşa sürüyorlar), “Em vîdeyê xelqî dişidînin, hinek melle ji sist dikin.” (biz milletin vidalarını yerleştirip sıkıyoruz, bazı hocalar da bu vidaları gevşetiyor) demiştir. Seyda, milliyetçiliği savunan mollalarla çok mücadele etmiş, Bu hocalar bir ara Seyda’yı susturma teşebbüsünde bulunmuşlar, o sıralar Seyda şu şiirini kaleme almıştır.

 

Dixwazî ger bizani ka kî u hem naki însanim

Bike diqqet di vî îsbat u nefya hallu î’lanım

Bizan veccehtu vechi lillezi fatere-s sema şanim

Henîfen muslimen la muşriken yanliz misilmanim

Ji kulli qeyd u reptê nisbeti menfî berîim ez

Muhammed İbrahim millet misilman dînê qur’anin

Eve min xan u man u bav u da u milk u mal evlad

Eve min qevm u kes îxwan u de’wa nal u alanim

Ji ğeyrî wî di dikkan a min da nîne tu pertalek

Ji wî pêva tu aliş vêrişê nakim eve canım

Ku madem xel ji bo şirk u delalet ra fida canin

Ji bo dînê xweda elbet bi her tiştê xwe qurbanım

Kesê destê nîfaq u humq u şirkê bîne vî de’wa

Ji wî re zilfeqar u hayderê kerrar li meydanim.

 

HAYATI TEBLİĞLE GEÇTİ

Molla Aliyê Zila görev yaptığı köylere hiçbir zaman bağımlı kalmamış, her zaman değişik köy ve ilçeleri gezerek her fırsatta, her toplumda dinin hakikatlerini tebliğ etmiştir.

Seyda, ders verdiği müddet zarfında birçok talebe yetiştirmiş, lakin hiç kimseye icazet vermemiş,  Daha çok irşad ve tebliğ ile meşgul olmuştur. Seyda’nın yanında birçok medrese müderrisi de yetişmiştir. Silvan’lı Molla M. Şerif, Molla Muhammed Medeni Seyda’nın yanında yetişmiş âlimlerdir.

Seyda şiir sanatına iyi derecede vakıf olduğundan dolayı birçok şiir yazmış, bu şiirler Divan halinde bir araya getirilmiştir. Ayrıca Seyda’nın çeşitli meseleler üzerine yazdığı birçok makale vardır.

Müslümanlar arası vahdete çok ehemmiyet gösteren Molla Aliyê Zîla, İslam için çalışan bütün oluşumları mezhep, meşrep ayrımı yapmadan desteklemiştir.

İslami faaliyetlerde bulunan gençlere büyük bir sevgi besleyen Seyda bazı zamanlar bu gençlerin elini öpmeye teşebbüs ettiği olmuş, yanındakiler niçin böyle yaptığını sorduklarında “Bunların İslam’a olan muhabbetlerini daha da arttıralım.” demiştir.

Seyda’nın ibadî yönü de çok kuvvetli idi. Sabah namazından sonra Kur’an okuyup virdlerini çekmekle meşgul olan Seyda kuşluk namazını kılar, medreseye gidip talebelerinin dersini verir, her gün camide cemaate vaaz verir, akşamları kendi evinde veya başka bir evde ders halkaları kurar, gece ibadetlerini, teheccüd namazlarını aksatmazdı.

VEFATI

Vefatından iki yıl önce felç hastalığına yakalanan Seyda, Zîla Köyünden Diyarbakır merkezine yerleşmiş,1993 yılında Diyarbakır’da dar-ı bekaya irtihal etmiş, Zîla Köyünde defnedilmiştir.

“Fena fi-l İslam” olarak yaşadı, insanlara cennetin yolunu gösterdi. ALLAH onu cennetiyle müşerref kılsın. (Âmin)



http://www.dogruhabergazetesi.com/index.php/aratrma/131-aratrma-/16440-molla-aliye-zila
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12937
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #1 : 09 Mart 2011, 11:00:53 »

Silvan-Batman hattında etkin olan, bölgenin yaşlı ve ileri gelen mollalarından sayılan rahmetli Molla Ali Zila ile de irtibata geçti. Molla Ali’nin bölgede çok sayıda mollalık yapan öğrencileri vardı ve mollalar arasında saygın biriydi. Velioğlu onunla irtibata geçtikten sonra çok iyi düzeyde bir ilişki geliştirdi ve Molla Ali üzerinde diğer mollaların tahmin edemeyeceği kadar etki kurdu.

Kürdistan’daki mollaların bir çoğu belki de ilk kez siyasi bir tecrübe yaşıyordu. Kürd ulusal hareketlerine destek veren mollaların siyasi tecrübesi vardı ancak onlar farklı bir çizgide olduğu için Velioğlu ile doğrudan bir irtibata geçmediler. Velioğlu’nun irtibata geçtiği mollaların çoğu, siyasi tecrübeye sahip değildi. Onları harekete geçiren ve İslami uyanış sürecine katan Velioğlu idi. Bu süreçte mollalarla yaşadıklarının bir kısmını zaman zaman benimle paylaşmıştı. Bir görüşmemizde çok sayıda mollaya iki saat boyunca İslami hareketi ve uyanışı, yapılması gerekenleri anlattığını, oturumun sonunda bir mollanın, ‘yazıklar olsun bize! Bunca molla buradayız bir üniversiteli bize sorumluluklarımızı anlatıyor’ dediğini bana aktarmıştı.

Mollaların durumu bu olunca, muharrik güç mollaların kendisinden değil de dışarıdan olunca, muharrik güç durumunda olan Velioğlu’nun etkileyici ve yönlendirici konumda olması doğaldı.



Molla Ali Zila ve Velioğlu’nun da hazır bulunduğu bir oturum düzenleniyor. Bu oturumun tarihini bilmiyorum ama 1982 veya 1983 olabilir. Önderlikle ilgili tartışmayı başlatan mollaların, Velioğlu ile Molla Ali Zila arasındaki ilişkinin mahiyeti hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları toplantı sırasında ortaya çıkıyor. Muteriz mollalar konuyu gündeme taşıyor ve içlerinden bir mollanın yürüyen siyasal sürecin önderliğini üstlenmesini öneriyor. Molla Ali, kimi önerdiklerini soruyor. Molla Ali en yaşlı ve en itibarlı biri olduğu için muteriz mollalar da Molla Ali’yi öneriyorlar. Molla Ali de ‘Siz beni mi seçtiniz?’ diye soruyor ve evet cevabını alıyor. Molla Ali, ‘Ben de Velioğlu’nu seçtim önderliğe’ diyerek seçimle aldığı yetkiyi devrediyor. Konuyu gündeme taşıyan mollalar hiç beklemedikleri bir tabloyla karşılaşıyor ve bu oturumu müteakiben Velioğlu’ndan ve Molla Ali’den ayrılıyorlar.

Hatırladığım kadarıyla 1986 yılındaydı Velioğlu bu oturumu üstü kapalı olarak detaylara girmeden bana anlatmıştı ve o zaman bile çok rahatsızdı; tarihi bir fırsatın kaçırıldığını söylüyordu ve bu fırsatın kaçmasına neden olanlara çok kızgındı. Ben bu oturumun, anlattığım şekilde cereyan ettiğini yıllar sonra öğrendim. Bir arkadaşım ki ALLAH’ın rahmetine kavuştu, o oturumda bulunanlardan doğrudan nakille bana bu olayın detaylarını aktarmıştı.






bu alıntıyıda,yanlı ve taraflı bir siteden alıntıladım,daha önce okumuştum,seydayı birzda farklı bir pencereden tanımak için aktardım ...

selametle..
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12937
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #2 : 09 Mart 2011, 11:04:35 »

O köyde acılar tazeliğini koruyor
Darbe anayasasına hayır dedikleri için topluca işkence gören Güneydoğu'daki yüzlerce köyden sadece biri Zilan.    10.Eylül.2010,12:36:51
 
  
12 Eylül 1982 tarihinde Batman'ın Kozluk ilçesine bağlı Yeniçağlar (Zilan) köyünde yaşananlar, cuntanın bölge halkını devletten nasıl uzaklaştırdığının en somut örneklerinden biri.

Köyde yaşayan bölgenin tanınmış âlimlerinden Molla Ali ve 28 talebesi, karakolda günlerce işkence gördü.

Köy imamı , 'hayır'a öncülük ettiği gerekçesiyle camide yere yatırılarak dudaklarında sigara söndürüldü. Cunta bununla kalmadı; köy meydanına topladığı halkın önünde, köyün iki kanaat önderlerinin sakalını birbirine bağladı, sopayla sakallara vurarak yoldu.

Türkiye'de sık sık yaşanan darbelerde yaşanan acılar hale hafızalardaki tazeliğini koruyor. Bu acıların yaşandığı beldelerden biri de Güneydoğu'nun sakin ilçelerinden Kozluk'un Zilan köyü. Zilan'da 30 yıl önce yaşanan acılar bugünkü gibi taze. Dönemin tanıklarının gözyaşları içinde anlattıkları bugün bile insanın yüreğini burkuyor.

Buna göre köyde ilim ve irfan faaliyetleri yürüten Şeyh Muhammedê Zîlî'nin de etkisiyle halk İslam'a hizmet ediyor, siyasi hareketlerden uzak durmaya gayret gösteriyordu. 1980 darbesinden hemen sonra köyde bulunan ve bölgenin en büyük İslam âlimlerinden Molla Ali , gözaltına alınıp iki gece Bekirhan Jandarma Karakol Komutanlığı'nda 28 talebesi ile birlikte işkence gördü. Onlarca talebenin eğitim aldığı medrese cunta tarafından kapatıldı.12 Eylülanayasa referandumu halkın iradesine sunuldu. Medresesi kapatılan, âlim ve talebeleri gözaltına alınan köy halkı referandumda hayır oyu kullanma kararı aldı. Ancak bu karar Zilan'a pahalıya mal oldu. Köyün etrafı jandarma birlikleri tarafından sarıldı. Camiden köy halkının meydanda toplanması için duyuru yapıldı. Bu sırada evde hasta bulunan köy imamı ve medrese âlimi Molla Ali , rütbeli subaylar tarafından emir verilerek köy meydanına getirilmesini istediler. Hocanın bir haftalık evli olan oğlu, kendisinin hasta olduğunu ve kalkamayacağını ısrarla söylemesine rağmen rütbeli subay tarafından yumruklanarak susturuldu.

"KANAAT ÖNDERLERİNİN SAKALINI BİRBİRİNE BAĞLAYIP YOLDULAR"

Bunun üzerine oğlu, babasını sırtına alıp askerler ile beraber okul meydanına getirdi. Meydanda yine babasının ayakta duramayacağını bu nedenle oturtulması gerektiğini söylemesi üzerine orada bulunan başka bir sorumlu subay kendisine " Sen kim oluyorsun sen çok konuşuyorsun" dedi. Kendisi de babasına eziyet verileceğini bildiğinden kendini köy imamı olarak tanıttı. Bunun üzerine sorumlu subay " Biz zaten seni arıyorduk." dedi. Ve onu okulun içine götürdüler. Ayaklarını tüfeğinin kemerine bağladılar. İki asker göğsünün üzerinde oturdu. Başucunda duran subay da "Referandumda hayır çıkması için neden propaganda yaptın" diye sigarayı yakıp "Senin propaganda yapan dudaklarını yakacağım." dedi. Ve defalarca sigarayı dudaklarında söndürdü. İmam'ın dudakları tamamen yanmıştı. Ayaklarına sopa ile vurmaya başladılar. Ayaklarının altı yara olmuş su toplamış, darbelerden dolayı sağ ayak serçe parmağı kırılmıştı. Bağırmaları dışarıdaki köylüler duysun diye bayılıncaya kadar dövmeye devam ediyorlardı. Dışarıya çıkarılırken köyün en yaşlılarından Hasan Öztürk ile Hüseyin Kaya'nın sakallarının birbirine bağlandığını gördü. Ve değnek ile sakallarının arasına vurarak kopartıyordu. Defalarca tekrarladılar bu durumu.

Sakalları bir birine bağlanan iki kişiden Hasan Öztürk geçtiğimiz yıl vefat etti. Hüseyin Kaya ise referandumda oy kullanmayı bekliyor. Kaya, darbe anayasasına 30 yıl önce olduğu gibi bir kez daha hayır diyeceğini belirtiyor.

CİHAN


referandum öncesi,basında çıkan bir haber...
« Son Düzenleme: 09 Mart 2011, 14:24:07 Gönderen: Yahya Abbas Müsavi » Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12937
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #3 : 09 Mart 2011, 11:43:28 »

Bir taziyede bu olayı bir değerli alimden işittim,aynen aktarıyorum....

molla Ali,köy köy gezmiş ve islami davette bulunmuş,bölgemizin en büyük ve saygın alimlerindendi..evini toplayıp bir köyde fahri imamlık için yola koyuluyor,tabi o zamanlardaki ev taşıma ne zahmetlerle yapılırdı az çok o bölgedeki herkes bilir.Gittikleri köy bölgede tanınan bir şeyhin köyüdür.şeyh mollaliyi ve tevhidçi duruşunu biliyor ve ondan çekiniyor,istemiyor onun köyde kalmasını ama bunu açıktanda diyemiyor,çekiniyor.Molla Ali yide karşısına almak istemiyor.Molla Aliye köyde kalmandan şeref duyarız ama bir şartımız var der (bu olayın tanıkları çoktur ve bu olay köy odasında herkesin gözü önünde oluyor).siz köyde kaldığınız müddetçe,aykırı ve aşırı fikirleri anlatmıyacaksınız,sadece seydanın meziyetlerini ve şeyhin ailesini öveceksiniz der.Bu söz özerine öfkelenen molla Ali,ayağa kalkar ve şüyle der.*seydanın bir kaç köyü varsa ALLAHın köyleri çoktur,ben ALLAHın köylerine giderim der ve kızgınlıkla dışarı çıkar.Bu tablo şeyhi korkutur ve halkın gözünde imajının sarsılacağını anlar ve seydayı odasına alır ve gönlünü almaya çalışır ve köyde kalmasını sağlar ve molla Ali ye karışmaz...yanılmıyorsam molla Ali köyde bir süre kalır ve sonra ayrılır.

Bölgede daha islami bir bilinç ve uyanış olmamışken bile seyda tevhidçi duruşunu muhafaza etmiştir.Rabbim kendisini merhametiyle kuşatsın..

« Son Düzenleme: 10 Mart 2011, 13:20:18 Gönderen: Yahya Abbas Müsavi » Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Abbas
∂ανєтуσℓυ мσ∂
*



Puan: 156
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5654
Üye ID: 702

Nerden:


WWW
« Yanıtla #4 : 09 Mart 2011, 12:26:45 »

maşALLAH ...

Rabbim kendisine rahmet eylesin, mekanını cennet eylesin.

inşALLAH devamını bekliyoruz kekom.
« Son Düzenleme: 09 Mart 2011, 12:58:38 Gönderen: Yahya Abbas Müsavi » Logged


"vallahi, vallahi bugün resulullah(a.s.v) kabirde sızlanmaktadır.
filistin'deki durum ve mazlumiyet resulullah(a.s.v) ı kabrinde sızlatmaktadır."(şehit murtaza mutahhari)
HoseyN
тє¢яüвєℓι üує
**



Puan: 42
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 262
Üye ID: 179

Nerden:


« Yanıtla #5 : 09 Mart 2011, 14:05:18 »

Rabbim kendisine rahmet eylesin mekanı cennet olsun
Kekocan bildiğim kadarıyla seyda Üstad bediuzaman sait nursiden de bir mektup almıştı
o mektup hakkında bilgin dahilindeyse ve varsa o mektubunuda bizim le paylaşırsan sevinirim
Selametle
Logged

Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12937
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #6 : 09 Mart 2011, 14:29:03 »

Rabbim kendisine rahmet eylesin mekanı cennet olsun
Kekocan bildiğim kadarıyla seyda Üstad bediuzaman sait nursiden de bir mektup almıştı
o mektup hakkında bilgin dahilindeyse ve varsa o mektubunuda bizim le paylaşırsan sevinirim
Selametle

amin...
doğrudur ,öyle bir mektubun varlığından haberdarım...üstadın,kitabında kendisinden bahsettiği ve kendisine ,Seni manevi kardeşim olarak kabul ediyorum ,dediği yazılıdır...
Rahmetli seydanın ailesini tanıyorum,kendilerinden bunu alırsam veya fotokopisinide alırsam paylaşırım inşaALLAH...

SELAMETLE..
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Abbas
∂ανєтуσℓυ мσ∂
*



Puan: 156
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5654
Üye ID: 702

Nerden:


WWW
« Yanıtla #7 : 09 Mart 2011, 16:01:06 »

bekliyoruz inşALLAH kekom...
Logged


"vallahi, vallahi bugün resulullah(a.s.v) kabirde sızlanmaktadır.
filistin'deki durum ve mazlumiyet resulullah(a.s.v) ı kabrinde sızlatmaktadır."(şehit murtaza mutahhari)
EBU CENDEL AMEDİ
üѕтα∂
*****


Puan: 66
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2331
Üye ID: 5033

Nerden:


« Yanıtla #8 : 09 Mart 2011, 17:12:39 »

Molla Fettah, bir dua yazıp, “Askere gitme, bu duayı da oku, talebelere ders vermekle meşgul ol” der. Seyda, o duayı okur ve askere gitmez.

 

BURASI ÇOK İLGİNÇ DEĞİLMİ?
Logged
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12937
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #9 : 09 Mart 2011, 17:19:35 »

 Smiley
kendisine defalarca,müftülük,vaizlik vb memuriyet teklifleri verilkmek istenmesine rağmen...Ben hürüm kimsenin boyundurluğu altına girmem diyecek kadarda bilinçli bir alimdi...
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Emrullah CAN
ѕιтє уöиєтι¢ιѕ
*


…Bismî Hû…

Puan: 220
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 8182
Üye ID: 4

Nerden:


« Yanıtla #10 : 09 Mart 2011, 20:12:59 »

Rabbimiz rahmet eylesin.
Değerli bir alim olduğu açık.
ALLAH razı olsun paylaştığın için keko.
Logged

Şimdi bahar çağırıyor seni, kalbini al eve dön..
Şimdi hayat çağırıyor seni, candan geç cânan’a dön..
Şimdi Rabbin çağırıyor seni, kabından çık Kâbe’ne dön...
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12937
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #11 : 10 Mart 2011, 11:38:33 »

ALLAHcc sizdende razı olsun kekocan...
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Melâl
∂ανєтуσℓυ мσ∂
*


''O GÜN GELECEK BİLİYORUM!''

Puan: 208
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3413
Üye ID: 4830

Nerden:


« Yanıtla #12 : 12 Ağustos 2011, 22:21:17 »

Bunun üzerine oğlu, babasını sırtına alıp askerler ile beraber okul meydanına getirdi. Meydanda yine babasının ayakta duramayacağını bu nedenle oturtulması gerektiğini söylemesi üzerine orada bulunan başka bir sorumlu subay kendisine " Sen kim oluyorsun sen çok konuşuyorsun" dedi. Kendisi de babasına eziyet verileceğini bildiğinden kendini köy imamı olarak tanıttı. Bunun üzerine sorumlu subay " Biz zaten seni arıyorduk." dedi. Ve onu okulun içine götürdüler. Ayaklarını tüfeğinin kemerine bağladılar. İki asker göğsünün üzerinde oturdu. Başucunda duran subay da "Referandumda hayır çıkması için neden propaganda yaptın" diye sigarayı yakıp "Senin propaganda yapan dudaklarını yakacağım." dedi. Ve defalarca sigarayı dudaklarında söndürdü. İmam'ın dudakları tamamen yanmıştı. Ayaklarına sopa ile vurmaya başladılar. Ayaklarının altı yara olmuş su toplamış, darbelerden dolayı sağ ayak serçe parmağı kırılmıştı. Bağırmaları dışarıdaki köylüler duysun diye bayılıncaya kadar dövmeye devam ediyorlardı.

Aman ALLAHım!!! İnanılır gibi değil...
***
Rabbim rahmetiyle muamele etsin inşALLAH...
Mekanı cennet olsun...
Logged

فَفِرُّو إِلَى اللَّهِ

''SONUNDA BİR ESPRİ YAPACAĞIZ
ZULÜM GÜLMEKTEN ÖLECEK''
zeynebi duruş
υѕтα üує
***


Em Zaroké Kerbelayine!!! Zillet Jıme Dure!!!

Puan: 66
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 653
Üye ID: 5170

Nerden:


« Yanıtla #13 : 13 Ağustos 2011, 00:50:35 »

ALLAH razı olsun Yahya Abi...
İsmini duymuştum...ama hakkında bilgi sahibi değildim...
Rabbim mekanını cennet eylesin inşALLAH...
şuan gelseydi de Silvan'ın rezil düğünlerini görseydi ne derdi acaba...
Logged

Biz Aşkı NeYNeVa'da Öğrendik...
Hani O İhanet Diyarında Zulme Meydan Okuyarak Baş Kaldıran KıZıL GüLLeRLe!!!

Ya Huseyn Biz Yoktuk Kerbela'da, Olsun Oğlun Mehdi'ye Lebbeyk Sözü...
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12937
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #14 : 13 Ağustos 2011, 10:53:23 »

ALLAH razı olsun Yahya Abi...
İsmini duymuştum...ama hakkında bilgi sahibi değildim...
Rabbim mekanını cennet eylesin inşALLAH...
şuan gelseydi de Silvan'ın rezil düğünlerini görseydi ne derdi acaba...

Rabbim sizdende razı olsun kardeşim,şüyle derdi,çünkü geçmişte büyle demiş,bu anlatacağım olay bizzat yaşanmıştır...


seydanın bulunduğu köyde düğünler islami usulle yapılırdı daima,elbanelerle ilahiler okunur ve düğün yemeği ile düğün son bulurdu.Bir gün köylülerden biri düğününe davul zurna  getirmiş ve köyde herkes o düğüne gelmiş,kadınlarda düğün yerine gelmiş ve tilililer(zılgıt) çekmişler,seyda bunu duyunca ki hgiç kimseden çeki,nmez ve bildiği doğruları dobra dobra muhatablarının yüzüne süylermiş ve köyün camisinin hoparlürünü açmış ve başlamış düğünler nasıl olmalı ve düğün adabını,bakmışki pek tesiri yok bu sefer şüyle demiş köylülere..
ey köy haalkı,utanmıyormusunuz nerede namuz ve şeref anlayışınız,kadınlarınız çıkmış köyün meydanına herkesin içerisinde tılili çekiyor tılili tılılı demektir(tılılı=bak bak anlamına da gelir)yani kadınlarınız bak bak bana bak diyor,buna nasıl tahammül edersiniz,eğer devam ederseniz bu köyden çekip giderim der,köylüler seydanın bu tepkisini görünce hemen düğünü iptal eder ve davulcuları hemen köy dışına çıkartır,seyda o köyde bulunduğu müddetçe asla davullu ve zurnalı bir düğün olmamıştır,köylülerde seydadan özür dilemişler...çünkü seyda o köyde bulunduğu müddetçe manevi bir hava esmiştir..........


kısmetse başka sefere seydanın şeriate gelen heyete olan tutumunu anlatacağım...


selametle..
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
zeynebi duruş
υѕтα üує
***


Em Zaroké Kerbelayine!!! Zillet Jıme Dure!!!

Puan: 66
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 653
Üye ID: 5170

Nerden:


« Yanıtla #15 : 14 Ağustos 2011, 00:13:08 »

Rabbim sizdende razı olsun kardeşim,şüyle derdi,çünkü geçmişte büyle demiş,bu anlatacağım olay bizzat yaşanmıştır...


seydanın bulunduğu köyde düğünler islami usulle yapılırdı daima,elbanelerle ilahiler okunur ve düğün yemeği ile düğün son bulurdu.Bir gün köylülerden biri düğününe davul zurna  getirmiş ve köyde herkes o düğüne gelmiş,kadınlarda düğün yerine gelmiş ve tilililer(zılgıt) çekmişler,seyda bunu duyunca ki hgiç kimseden çeki,nmez ve bildiği doğruları dobra dobra muhatablarının yüzüne süylermiş ve köyün camisinin hoparlürünü açmış ve başlamış düğünler nasıl olmalı ve düğün adabını,bakmışki pek tesiri yok bu sefer şüyle demiş köylülere..
ey köy haalkı,utanmıyormusunuz nerede namuz ve şeref anlayışınız,kadınlarınız çıkmış köyün meydanına herkesin içerisinde tılili çekiyor tılili tılılı demektir(tılılı=bak bak anlamına da gelir)yani kadınlarınız bak bak bana bak diyor,buna nasıl tahammül edersiniz,eğer devam ederseniz bu köyden çekip giderim der,köylüler seydanın bu tepkisini görünce hemen düğünü iptal eder ve davulcuları hemen köy dışına çıkartır,seyda o köyde bulunduğu müddetçe asla davullu ve zurnalı bir düğün olmamıştır,köylülerde seydadan özür dilemişler...çünkü seyda o köyde bulunduğu müddetçe manevi bir hava esmiştir..........


kısmetse başka sefere seydanın şeriate gelen heyete olan tutumunu anlatacağım...


selametle..

ne yazıkki abi bugün yine aynı şeyler yaşanıyor düğünlerde...hatta daha fazlası...
Rabbim İslami şuur versin...hidayet etsin...

takipteyim inşALLAH abim...
bu güzel paylaşımdan gerçekten çok istifade ettim...
Rabbim sevabınıza yazar inşALLAH...
Logged

Biz Aşkı NeYNeVa'da Öğrendik...
Hani O İhanet Diyarında Zulme Meydan Okuyarak Baş Kaldıran KıZıL GüLLeRLe!!!

Ya Huseyn Biz Yoktuk Kerbela'da, Olsun Oğlun Mehdi'ye Lebbeyk Sözü...
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12937
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #16 : 14 Ağustos 2011, 14:20:23 »

Rabbim sizdende razı olsun kardeşim..


devam edeceğiz inşaALLAH..
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: