Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İskilipli Hoca'nın defin görüntüleri  (Okunma Sayısı 127 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12926
Üye ID: 30

Nerden:


« : 26 Kasım 2011, 12:49:56 »

inkılabına muhalefet ettiği gerekçesiyle idam edilen İskilipli Mehmet Atıf Hoca'nın mezarının taşınmasına ilişkin görüntüler ortaya çıktı. İşte o görüntüler....


DNA testinden sonra Atıf Hoca’nın kemiklerini toplayan eski vekil, belediye başkanıyla birlikte cenaze namazını kılıp dualar eşliğinde kemikleri İskilip’teki kabre gömmüş.


1926 yılında ‘’Üç Aliler’’ olarak bilinen heyetin yönettiği İstiklal Mahkemesi kararıyla idamına karar verilen İskilipli Atıf Hoca, 4 Şubat 1926 tarihinde Ankara Ulucanlar’da kurulan idam sehpasında can verdi. Cenazesi ilk olarak Mamak kimsesizle’ mezarlığına defnedildi. Adnan Menderes’in başbakan olmasıyla kabri bulunarak 1954 yılında DP iktidarı döneminde Gülveren ile Çinçin arasındaki asri mezarlığa taşındı. Daha sonraki yıllarda mezarlığın o bölümü parka dönüşünce Atıf Hoca’nın kabri de kayboldu. Uzun yıllar kabrinin yeri ailesi tarafından dahi bilinemedi. Cebeci’deki Şafaktepe Parkı'na gelen sevenleri mezarın yerini dahi bilmeden dua etmek zorunda kaldı. Bu durum idam yıllarında mahkemede katip zabitliği yapan ve Atıf Hoca’nın yargılama ve idam hallerini yakından takip eden bir görevlinin vicdanını derinden yaraladı. Hayattayken Atıf Hoca’nın kabri konusunda harekete geçmekten çekinen katip zabiti, oğluna bir vasiyet bırakarak mezarın yeri konusunda ipuçları verdi. Vefat eden zabit katibinin oğluna bıraktığı vasiyet sonrası parka dönüşen yerde Atıf Hoca’nın mezarı bulundu. Atıf Hoca’nın kabrinin bulunması ve çıkartılması için merhumun yakınlarına Fazilet Partisi eski Hatay Milletvekili Mehmet Sılay yardımcı oldu. 2000 yılında bulunan mezarın İskilip’e taşınma sürece tam 8 yıl sürdü. Atıf Hoca'nın ailesinden geriye çok az kimse kaldığı için süreç uzadı.

Sılay, mezardan çıkartılan kemik örneklerini Atıf Hoca’nın yakınlarından alınan örneklerle birlikte DNA testi yaptırdı. DNA sonuçları kemiklerin Atıf Hoca’ya ait olduğunu doğrulayınca Atıf Hoca’nın cenazesinin memleketi Çorum’un İskilip ilçesine taşınmasına karar verildi. Mezarlık açıldığında daha önce tam üç kez yer değiştiren Atıf Hoca’nın cenazesinden geriye kalan kemiklerinin bir kısmının kayıp bir kısmının da parçalanmış olduğu görüldü. Eski vekil Sılay, dualar eşliğinde özenle çıkartılan kemikleri kendi özel aracıyla İskilip’e götürdü. Konudan haberdar edilen dönemin İskilip Belediye Başkanı Orhan Öztürk ile birlikte Sılay, 22 Nisan 2008 tarihinde ikindi namazı sonrasında cenazenin İskilip Gülbaba Mezarlığı’na defnini sağladı. Definde dualar okunda ve cenaze namazı da kılındı.

İSKİLİPLİ MEHMED ÂTIF HOCA’NIN HAYATI

Babası Akkoyunlu aşîretinin İmamoğulları ailesinden gelen Mehmed Ali Ağa, annesi Mekke'den göç etmiş, Ben-î Hattab aşîretinden Nazlı Hanım. Altı aylıkken öksüz kalan Mehmed Âtıf, dedesi Hasan Kethüdâ'nın himayesinde yetişti. Köy hocasından başladığı tahsiline 1891'de îtibâren iki sene İskilip’te devam etti. 1893 Nisan ayında medrese eğitimine devam etti. 1902’de medresedeki öğrenimini bitiren Atıf Hoca, ertesi sene Fatih Camiinde ders vermeye başladı. Bu sıralarda Dâr-ül Fünûn'un İlâhiyat Fakültesi'ne girdi ve 1905’te buradan mezun olarak Kabataş Lisesi Arapça öğretmenliğine başladı. Şapka inkılabına muhalefet ettiği gerekçesiyle dönemin Üç Aliler olarak bilinen mahkeme heyetinin başında olduğu İstiklal Mahkemesi’nde 26 Ocak 1926 Salı günü Ankara’da yargılandı. Savcı, İskilipli Atif Hoca için 3 yıl hapis cezası istedi. Mahkeme, müdafaa için bir gün sonraya bırakıldı. Mahkemeye savunma vermeyen Atıf Hoca bir süre sonra Ankara Ulucanlar'da idam edildi

Vahdet Haber



<a href="http://www.dailymotion.com/swf/video/xmkg8e" target="_blank">http://www.dailymotion.com/swf/video/xmkg8e</a>
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 281
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12926
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #1 : 11 Aralık 2011, 18:10:29 »

Önce Astılar Sonra Taşladılar


Şapka Kanunu`ndan önce yazdığı kitap nedeniyle tek parti döneminde idam edilen Atıf Hoca`nın kızı ve eşinin yaşadığı İstanbul`daki evi polis gözetimindeyken her gece taşlanmış.
İSTİKLAL Mahkemelerinde Şapka Kanunu çıkmadan yazdığı kitap nedeniyle şapka inkılabına muhalefet ettiği gerekçesiyle idam edilen İskilipli Atıf Hoca’nın eşi Zahide ve kızı Ayşe Melahat Koldan’ın idamın ardından taşındıkları İstanbul’da polis korumasındaki evlerinin sürekli taşlandığı, kendilerinin de yıllarca takip altında tutuklandıkları ortaya çıktı.
 
İskilipli Atıf Hoca’nın torunu Ahmet Faruk İmal, Atıf Hoca’nın eşi ve kızının idamdan sonra İstanbul Laleli de sürekli polis baskısına maruz kaldığını kapılarında her zaman nöbetçi bekletildiğini söyledi.
 
Kapıda nöbetçi olmasına rağmen Atıf Hoca’nın eşi ve kızının oturduğu evin sürekli taşlandığını söyleyen İmal “Ben bu olayları kızından duydum onlarda daha fazla İstanbul’da duramamışlar.
Atıf Hoca’nın eşi Zahide Koldan kızına ‘ben artık İstanbul’a gitmeyeceğim sende kararını ver’ demiş. Zahide hanım bir süre sonra köyde vefat etmiş mezarı hala köydedir. Yanlız kalan kızı Melahat Hanım’ın ise çektikleri daha üzücüdür.
Annesinin vefatından sonra bir süre İstanbul’da kalmış daha sonra tüm Türkiye’yi sefil bir şekilde gezmiştir’’ dedi.
 
İskilipli Atıf Hoca’nın kızı Ayşe Melahat Koldan’ın bir kez evlendiğini ve eşinin kısa sürede vefat ettiğini belirten torun İmal, Melahat Hanım’ın üzerindeki dönemin devlet baskısı ve üzüntüleri içinde akli problemler yaşadığını dile getirdi.
 
1954 ylında Diyanet tarafından İskilipli Atıf Hoca’nın kızına maaş bağlandığını o maaş ile geçimini sağladığını aktaran Ahmet Faruk İmal “Bir dönem akli sorunlar yaşadı. Düşünün ki 14 yaşında bir kız babasını evden alıyorlar ve bir daha göremiyor. Babasının ölümünü dahi mektupla öğreniyor. Mezarının yerini bile bilmiyor. Kim olsa aklını yitirirdi” diye konuştu.
Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
hamza01
υѕтα üує
***


TAGUTU RED ALLAHA İMAN

Puan: 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 403
Üye ID: 12253

Nerden:


« Yanıtla #2 : 11 Aralık 2011, 18:49:44 »

yolunu sürdüreceyiz ey  şehid
İslamı sistem olarak görmeyen ve onu bu çağa uymaz diyenlerin hükmü:


Tarık b. Şihab (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir:

Bir yahudi Ömer (r.a)'ye gelerek dedi ki:

«Ey mü'minlerin emiri! siz Kur'an'dan öyle bir ayet okuyorsunuz ki bu ayet yahudilere inmiş olsaydı o günü bayram ilan ederdik.»

Ömer (r.a):

«Bu hangi ayettir?» diye sordu. Yahudi dedi ki:

«Bugün sizin dininizi kemale erdirdim. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Ve size din olarak İslam'dan razı oldum.» (Maide; 3) ayetidir. Ömer (r.a) dedi ki:

«VAllahi ben bu ayetin Rasulullah'a nerede ve ne zaman indiğini biliyorum. Cuma günü Arafat'ta indi. ALLAH'a hamdolsun ki, bu iki gün bizim için bayramdır.»
(Buhari-Müslim)

Bu din kemale ermiştir. Alemlerin Rabbi olan ALLAH, yukarıdaki ayetle akidenin tamamlandığını ve insanların hayatlarını düzenlemek üzere gönderdiği şeriatini ve kanununu kemale erdirdiğini ilan etmiştir. Artık, kimsenin bu dinde eksikliklerin bulunduğunu veya bir takım ilavelerin, reformların yapılmasının gerektiğini iddia etmesi söz konusu değildir. Bu dinde ilaveyi, reformu gerektirecek hiçbir eksiklik yoktur. ALLAH, İslam'ı kıyamete kadar tüm insanlara yegane din ve hayat sistemi olarak seçip, beğenmiş ve onu her çağ ve her yerde geçerli olacak şekilde mükemmelleştirmiştir. İşte bu nedenle bu dinin geliştirilip, değiştirilmeye ihtiyacı yoktur.

Kim, ALLAH'ın şeriatini ve kanunlarını bir tarafa bırakıp sosyal hayatta tatbik etmez, bu mükemmel kanunların yerine, beşeri mahreçli ( Demokrasi, laiklik, kapitalizm, sosyalizm, kominizm gibi) hayat sistemlerini uygularsa, ALLAH'ın mü'minler için beğendiğini beğenmemiş ve dolayısıyla ALLAH'ı ve O'nun mübarek dinini inkar etmiş, kafir olmuş olur.
Logged



"İslâm'ın yöntemi ve hukukuyla (yasaları ve diğer öğeleri ile) egemen olduğu yerin dışında "dar-ul İslâm" yoktur.

"İman"dan sonra ancak "küfür" vardır.

"İslâm"ın dışında kalan her şey "cahiliye"dir.
"Hakkın" ötesinde ancak "sapıklık / dalâlet." vardır."
Seyyid Kutub
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: