 |
Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında on beş Cumhuriyete parçalanmasından sonra, Kafkas bölgeleri bağımsız cumhuriyetlerden birisi olmadı. Aksine Federal Rusya Cumhuriyeti’ne bağlı kalmaya devam etti. 01.11.1992’de Cevher Dudayev liderliğindeki Çeçenler, bağımsız bir devlet kurduklarını ilan ettiklerinde Ruslar bu devleti tanımayı hemen reddettiler ve en hafif yumuşaklık göstermeden savaşa başladılar. Sonra 1995 yılında Çeçenistan’ı istila ettiler. Bu savaşta Ruslar benzeri görülmemiş bir yenilgi aldılar ve ağır hasarlara uğradılar. Çeçen Devleti Moskova’dan tam bağımsız bir devlet olmak için çaba göstermeye devam etti. 1999 yılında ise Ruslar Çeçenistan’ı yeniden işgâl etmeyi ve ilan edilmiş Çeçen Devleti’ni ortadan kaldırmayı başardılar. Burada geniş çaplı katliamlar ve korkunç işkenceler yaptılar. Fakat herhangi bir dünya devleti, Çeçenlere yardım elini uzatmadığı gibi her tür vahşeti yapan Rus barbarlığına karşı Çeçenlere herhangi bir destekte de bulunmadı.
Anna Politkovskiya, Rus Ordusu’nun Çeçenistan’daki cürümleri hakkında bir kitap yazdı ve ona “Rus Utancı” ismini verdi. Anna Politkovskiya, Komünizm sonrası dönemin en ünlü kadın gazetecilerden biridir ve Rus NovayaGazeta Gazetesi’nin muhabirlerindendir. 1999’den beri birçok kez Çeçenistan’ı ziyâret etmiş ve kitabında, Çeçen Savaşı’ndaki Rus cürümlerinin canlı sahnelerini aktarmıştı. Bu kitabında Çeçen trajedisinin gerçeğini şöyle kaydetmişti: “Başkent Grozni enkaz doluydu. O sırada Mehâbi Eşbah gibi yüzlerce Çeçen köyü, hayâlet barınakları haline gelmişti. Birçok toplu mezarlar vardı. Nüfusun yarısı da komşu İnguşetya’daki mülteci kamplarında kötü koşullar altında yaşıyordu.” Anna Politkovskiya, ayrıca Rus güçlerince Çeçenistan’da işlenen savaş suçlarına ait bir liste yayınladı. Bu listede Çeçen nüfusunun yarısının topraklarından uzaklaştırılarak toplu göçe zorlandıklarına ve nice toplu katliamlar yapıldığına yer veriyordu. Yine Politkovskiya 150 sivilin Rus güçleri tarafından yargılanmaksızın idam edildiklerini de yazmıştı.
Sivil toplum kuruluşlarından insan hakları savunucusu Memorial Örgütü ise Rus yönetimini, Stalin’in en karanlık yıllarındakilere benzer yöntemleri Çeçenistan’da kullanmakla suçladı. Devletlerarası Federal İnsan Hakları Birliği Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında, Başkent Grozni’deki Memorial Örgütü Koordinatörü Lida Yusupova ile Moskova’daki İnsan Hakları Örgütü Merkezi Müdürü Oleg Orlov Rusya Federasyonu’nun, 1930’lu ve 40’lı yıllarda Stalinci Siyâsî Polis Teşkilâtı’nın kullandıklarına benzer yöntemlere başvurduğunu söyledi. Nitekim Yusupova, Rus güçleri ile onlarla işbirliği yapan Çeçen güçlerinin, aranan şahısları teslim olmaya zorlamak için tüm aile fertlerini her defasında artan sayıda kaçıran Stalinci Gizli Polis ile aynı yöntemleri kullandıklarını dile getirdi.
Öte yandan tam da Çeçenler bağımsızlıklarını kabul ettirmek üzere iken, Çeçen meselesini Rusya’nın çıkarlarına uygun bir şekilde kesip atmak üzere Rus güçleri, 1999 yılında Çeçenistan’a yeniden saldırdı. Bu saldırı, Rus İvanov ile Amerikan Dışişleri Bakanı Albright arasındaki gizli anlaşma ile Amerikan-Rus işbirliğine dayanılarak gerçekleştirildi. Bununla birlikte Çeçenler, aynen kendilerinden beklendiği gibi, karşılaştıkları her şeye rağmen kararlılıklarını kaybetmediler, korkmaksızın Rus askerî kuvvetlerine karşı bütün güçleriyle mücadeleye devam ettiler.
11.09.2001 [11 Eylül] Hâdisesi ile Bush’un “Terörizme Karşı Savaş” îlanından sonra Putin, bu süreci Rusya lehine Çeçenistan’da istismâr etmeye girişti. Böylece teröre karşı küresel savaş çağrısında bulunup Çeçenistan’daki savaşın, devletlerarası düzeyde “teröre karşı savaş” olarak tanınmasını sağlamaya uğraştı. Bu iddiayı sıklıkla tekrarladı. Bunu en son, Moskova Metrosu’nda meydana gelen saldırıdan hemen sonra 06.02.2004 târihinde, “21. Yüzyılın Felâketi” olarak tanımladığı terörizme karşı mücâdele etmek için devletlerarası topluma çağrıda bulunurken kullandı. Oysa Rusya’nın eski Enformasyon Bakanı Boris Miranov, el-Hayat Gazetesi’ne verdiği bir demeçte, büyük bombalama operasyonları ile seçimler arasındaki eş zamanlılığa dikkat çekmiş ve bu metro patlamasını, 1999’daki Devlet Başkanlığı Seçimleri’nden önce başkanlık binalarında meydana gelen patlamaların “mükerrer versiyonu” olarak göstermişti. Bu patlamalar, aynı zamanda, Ruslara güvenliği sağlama ve Çeçenistan ile Kafkas bölgesinin tümünde alevli dosyaları kapatma sözü veren Devlet Başkanı’nın önceliklerinin en başına, “güvenlik dosyası”nı taşımıştı.
Ne var ki Putin, bu hususta cüz’i bir başarı elde ettiyse de bu savaşı, dünya çapında teröre karşı sürdürülen savaşın Çeçenistan ayağı haline getirmede tümüyle başarılı olamadı. Bu, Amerika ile Avrupa’nın Çeçenlere yönelik destekleyici bir tutumu olduğundan değil, bilakis Çeçenistan meselesi üzerinde, birtakım tâvizler karşılığında Rusya ile pazarlık yapmak istemelerinden dolayı idi.
|
|