Emrullah CAN
ѕιтє уöиєтι¢ιѕ
…Bismî Hû…
Puan: 219
Çevrimdışı
Üye ID: 4
Nerden:
|
 |
« : 08 Şubat 2011, 22:25:17 » |
|
 |
|
 |
 |
"Bismillah her hayrın başıdır"
'’Hür adam’’ şüphesiz şimdiden son yılların en çok konuşulan filmlerinden biri oldu. Konusunu şu ana dek kimsenin düşünemediği veyahut cesaret edemediği Bediüzzaman'ın mücadelesinden alan bir film. Bu açıdan ilk olması filmin öne çıkan bir başka özelliği.
Oldukça kalabalık bir seyirci topluluğuyla izledik filmi. Özellikle gruplar halinde gelen bayanlar salonun önemli bir kısmını doldurmuştu. Sinemalarda filmlerin başlamasının hemen öncesinde yayınlanan fragmanlar bu sefer yoktu beyaz tuvalde. Genel bir düzenleme mi bilmiyorum ama kulakları tırmalayan o yüksek sesli film tanıtımlarının olmaması güzel bir farklılıktı.
Film, ilk günlerinde rekor kırmamış olsa da hatırı sayılır bir kitle tarafından takip edildiği bir gerçek. Yine oyuncu bakımından çok güçlü isimlerin yer almamasına rağmen rol alan isimlerin samimiyet ve azimleri dikkatlerden kaçmıyor. Mesela filmde Bediüzzaman Said Nursi'yi canlandıran oyuncu Mürşit Ağa Bağ, filmin hazırlık sürecinde 19 kilo kaybettiğini ve elden geldiği kadar onun gibi yaşamaya çalıştığını anlatıyor.

"Ekmeksiz yaşarım, ama hürriyetsiz asla"
Küçük Said’in ay tutulması karşısında yaşadığı şaşkınlık ve avucuna düşen yaprakla başlıyor bu ilginç sergüzeşt. Ve yıllar sonra yine bu yaprağın yeşermesiyle tutuşan nur bahçesi. Filmin başlarında Bediüzzaman'ın Rus savaşında tutsak düşmesi ve esaret anında ecnebi generale hürmet göstermeyip ayağa kalkmamasıyla idam cezasına çarptırılması anlatılıyor.
Daha sonra generalin, Said’in davranışı takdire şayan bir hareket olarak değerlendirip kararını değiştirmesi gösteriliyor.
Burdur, Isparta, Kastamonu, Emirdağ… Sonu gelmeyen incitmeler, hakaret ve baskılarla dolu yıllar. Herhalde bu yaşamı en güzel özetleyen sözcükler: Sürgün zindan ve mücadele olacaktır.
İzleyenlerin gözyaşlarına hâkim olamadığı birçok sahne var. Özellikle Üstad’ın Kastamonu’da on beş gün boyunca ev hapsinde tutulması ve en sonunda yanına girmeyi başaran gönüldaşlarının elinden su içerken, gözlerinin kızarık ve sulu olduğu bir halde, günlerdir aç ve susuz bırakıldığın ifade ettiği sahne filmin en hüzünlü yerlerindendi.
Cehalet, fakirlik ve ihtilaf en büyük düşmanlarımız diyor Üstad. Buz kesen odada, ağaç gölgesinde, dağların zirvesinde durmadan yaptığı çalışmalar gitgide kök salıyor. Mum ışığında, kandil altında yılmadan, korkmadan yazıyor, “Yaz kardaşım” diyor. Nur postacıları dört bir yana aydınlık dağıtıyor…

“KÂİNATTA EN BÜYÜK HAKİKAT İMANDIR”
Bedelsiz hediye kabul etmiyor, sırtında taşıdığı odunlarla fırıncıdan ekmek satın alıyor. Kendisine zulüm edenlere bile hakkını helal eden bir isim Said... Öyle bir insan... Sevgi ve muhabbet eri, Anadolu’nun en ücra köşesinden yükselen ‘Bismillah’ sesleri tüm dünyada yankılanıyor.
İdamını isteyen hâkimlere, Mahkeme-i Kübra’yı adres gösteren, sanık sandalyesinde oturmasına rağmen yargılayanın kendisinin olduğu, şeriatın her bir hakikatine bin başını feda edebilen bir fedai. Van Kale’sinde düşerken haykırdığı ‘Ah davam’’ feryadını Afyon’da zehirlenirken şifa niyetine çekiyor içine. Said…
''Bu sarık, bu başla çıkar'' diye haykırıyor... Neden sakal bırakmıyorsunuz sözüne karşılık sarığıma bile bu kadar karışıyorlar, bıraktığım sakala da müdahale etmek isterlerse yaşayamam diyor. Davasından taviz vermeyen bir adam "Kuran’ın sönmez ve söndürülemez bir nur olduğunu ispat edeceğim" diyor. Materyalist filozoflara meydan okuyor korkunç imanıyla…

Film Hakkında Yapılan Eleştiriler
Tabi filmin kurgu ve içerik noktasında eleştiriler de yok değil. Malum medyanın değerlendirmeleri ayrı bir boyut… Özellikle İslami çevrelerden ve nur cemaatinden yükselen birkaç ilginç ve önemli eleştiriye aktarmak istiyorum. Gazetecilere açıklamalarda bulunan, yarım asırdır Risale hizmetinde bulunmuş Tenvir Neşriyatın Kurucusu Med-Zehra Vakfı yöneticilerinden Mehmet Sıddık Şeyhanzade, 'Hür Adam' Filmini izlediğini belirterek, Risale-i Nur'da 100'den fazla tahribat tespit ettiğini, aynı şeyin 'Hür Adam' filminde de yapıldığını ifade ediyor.
'Bu milleti Türkler idare etmiştir, bundan sonrada Türkler idare edecektir' sözünün Üstad ile hiç bir alakası olmadığını belirten Şeyhanzade, “Bu söz menfi milliyetçiliğin ürünü olduğu gibi bunu Üstad'a atfetmekte üstada en büyük ihanettir. Bu tarz söylemler İslam milletlerinin kardeşliğini bozmaktan başka işe yaramaz “ Ayrıca 'Milyonlar Türk cemiyeti namına bir Said değil bin Said feda olsun' ibaresinin aslı “20 milyon Türk cemiyeti namına değil, yüzer milyon âlemi İslam cemiyeti namına bir Said değil bin Said feda olsun” şeklinde olduğunu dile getiriyor.
Yine Üstad’ın doğudaki ayaklanma için isyan değil ‘’Şexh Said Hadisesi’’ ifadesini kullandığı, söz konusu olay için olumlu veya olumsuz bir görüşten ziyade fikir bildirmediği ifade ediliyor. Ankarada’ki görüşmede namaz kısmına yer verilmemiş olması, Üstad’ın kendisini suçlayan heyete yönelik ‘Yüce Mahkeme’ hitabında bulunması, Nur gönüllülerinin filmin bir sahnesinde şapkayla dolaşmaları ve Üstad’ın zülüm ve zalime karşı, olduğundan daha ılımlı gösterilmesi diğer eleştirilerden birkaçı…

Filmin yine en dokunaklı ve sinelere işleyen, Üstad’ın mahkemede haykırdığı bir anekdotla yazımı tamamlamak istiyorum.
“Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeğe, imanımı kurtarmağa koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış. Ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi?”
Emrullah Can
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 08 Şubat 2011, 22:41:58 Gönderen: Emrullah CAN »
|
Logged
|
Şimdi bahar çağırıyor seni, kalbini al eve dön.. Şimdi hayat çağırıyor seni, candan geç cânan’a dön.. Şimdi Rabbin çağırıyor seni, kabından çık Kâbe’ne dön...
|
|
|