DÜNYA İSLAM
σиυя üуєѕι
  
Puan: 14
Çevrimdışı
Üye ID: 1138
Nerden:
|
 |
« : 09 Temmuz 2009, 20:13:52 » |
|
 |
|
 |
 |
Hizbullah Küllerinden Doğuyor Lübnan sınırı boyunca Land Rover’ları ile ortaya çıkıveriyorlar birden. Bazen de uzun mercekli kameralarıyla sınırın öbür tarafındaki İsrail ordusunun ileri karakollarına yaklaşarak birkaç poz yakalıyorlar ve hemen ortadan kayboluyorlar. Diğer zamanlarda da UNIFIL ve Lübnan Ordusunun mevzileri önünde tur atıyorlar.
04/07/2009
Yaakov KATZ Lübnan sınırı boyunca Land Rover’ları ile ortaya çıkıveriyorlar birden. Bazen de uzun mercekli kameralarıyla sınırın öbür tarafındaki İsrail ordusunun ileri karakollarına yaklaşarak birkaç poz yakalıyorlar ve hemen ortadan kayboluyorlar. Diğer zamanlarda da UNIFIL ve Lübnan Ordusunun mevzileri önünde tur atıyorlar.
Bu kişiler Hizbullah üniforması giymemelerine rağmen İsrail ordusu, bunların İran destekli Şii gerilla grubuna mensup olduklarından şüphe duymuyor. Çok nadir gerçekleşen bazı şanslı durumlarda, İsrail ordu kameramanlarının bildik bir Hizbullah savaşçısının yüzünü yakalayabildiği de oluyor.
Bu Hizbullah savaşçıları her zaman yalnız olmuyorlar. Bazı turlarında beraberlerinde bazı yabancı grupları da getiriyorlar, bazen bunlar arasında İslam Devrimi Muhafızları da bulunuyor.
2. Lübnan Savaşı’nın ardından üç yıl geçmişken kuzey sınırımızdaki durum bundan ibaret. Hizbullah, 2006 yılından önce yaptığı gibi açık askeri mevzilere sahip değil ama hala orada ve gün geçtikçe de daha da güçleniyor.
İsrail tahminlerine göre Hizbullah’ın bugün elinde 30.000 ila 40.000 adet, değişik menzillere sahip roketler var ve bunların menzilleri kuzeyde Kiryat Şomona’dan güneyde hassas önemdeki nükleer reaktörün bulunduğu Dimona’ya kadar uzanıyor.
Beyrut ve güney Lübnan’daki altyapısı savaşta ciddi zarar gördüğü için Hizbullah ciddi bir şekilde askeri kanadını yeniden güçlendirmekle meşgul. Bugün, güney Lübnan’daki varlığı daha çok köylerin içinde –Şii ve Şii olmayan köylerde- yoğunlaşıyor, savaşın öncesinde olduğu gibi “doğal koruma alanlarında” bulunmuyor.
Hizbullah’a silah taşıyan uçaklar sıklıkla Beyrut’u ziyaret ediyorlar. Bunlardan bazıları ana silah sağlayıcıları olan İran ve Suriye’den, diğerleriyse doğrudan anti tank roketlerin ve Katyuşaların üreticisi olan Doğu Avrupa ülkelerinden geliyor.
İsrail ordusu, savaşın başlangıcında Hizbullah’ın Çin üretimi, radar güdümlü C-802 füzesinin Hanit gemisini vurmasına (bu saldırıda 4 denizci ölmüştü) çok şaşırmıştı. Bundan dolayı askeri istihbarat çevrelerinin yeni önermesi “İran ve Suriye’nin sahip olduğu her şeye Hizbullah da sahip olabilir” şeklinde.
Bu hadisenin operasyonel etkisi ise çok büyük oldu. Gelecek bir çatışmada, deniz kuvvetleri gemileri Lübnan sahillerinde geçmişte olduğundan daha fazla mesafelerde devriye gezmek zorunda kalacak ve hala Lübnan üzerinde istihbarat toplama amacıyla keşif uçuşlarını sürdüren İsrail Hava Kuvvetleri daha yükseklerde seyredecek; her ne kadar İsrail, Suriye’nin elindeki Scud füzelerini Hizbullah’a aktardığına inanmasa da – ki bunu önleyici saldırı sebebi sayıyor- çıkacak yeni bir çatışmada bunun gerçekleşmesi çok uzak bir ihtimal değil.
Üst düzey bir komutan “Şam’dan Hizbullah’ın kalesi Bekaa’ya sadece 7 saatlik sürüş mesafesi var” diyor.
Savaş esnasında İsrail ordusu Hizbullah’ın savaşın son anına kadar elinde tuttuğu komuta-kontrol kapasitesinden çok etkilenmişti. Bu durum, Hasan Nasrallah’ın, kendisi Lübnan’da bir yerde, derin bir bunkerin içersinde olsa da roket ateşini dilediği an başlatıp dilediğinde durdurabilmesiyle ispat edilmişti.
Hizbullah’ın bu kapasitesini geliştirdiğine ve kuvvetleri için yarı askeri bir bünye kurmak için gayret gösterdiğine inanılıyor. Askeri üsler yerine küçük birimlere ayrılan ve köylerde görevlendirilen tabur ölçeğinde bir gücü var. En tepede de bölge komutanları yer alıyor.
Fakat Hizbullah daha çok konvansiyonel “görünümlü” bir ordu mahiyetine büründüğü için geleneksel ordu jargonunu kullanmıyor. (Gazze Şeridi’ndeki Hamas’ın aksine) Zira Hamas Gazze Şeridi’ndeki komutanlarını “tabur komutanları” olarak adlandırıyor. Hizbullah, özgürlük savaşçılarından oluşan bir direniş örgütü görünümünü korumak için bu askeri terimleri kullanmaktan uzak duruyor.
Hizbullah, bu arada hala İmad Muğniye’nin intikamının peşinde. Yabancı kaynaklı haberlere göre bu sene başlarında Azerbaycan’daki İsrail büyükelçiliğine düzenlenmek üzereyken son anda engellenen saldırının arkasında Hizbullah vardı. Örgüt aynı zamanda İsrail içersindeki Filistinli vekillerini kullanarak bir dizi saldırı gerçekleştirmek istedi fakat bunda başarılı olamadı. İsrail’in korkusu, Hizbullah’ın yaşadığı bu hayal kırıklığının kuzey sınırında bir misilleme atağında bulunmasına yol açması.
Öte yandan tahminler, Hizbullah güney Lübnan boyunca çok güçlü bir mevcudiyete sahip olmasına rağmen, bölgeye olan hakimiyetinin 2000 yılında İsrail ordusunun buradan çekilmesinden savaşa kadar süren dönemdeki gibi eksiksiz olmadığı yönünde. Bunun somut bir örneği İsrail’e Lübnan’dan füze fırlatılması hadisesinde açığa çıktı. Zira eylemciler Hizbullah’ın kontrolünde olmayan Filistinli gruplara üyeydiler.
Bazı değerlendirmelere göre bu roket saldırısı Hizbullah’ı bile şaşırtmıştı. Bu hadise güneydeki UNIFIL ve Lübnan ordusunun Hizbullah’ın manevra kabiliyetine etki ettiğini de göstermektedir.
Hizbullah’ın onarım çabaları sadece askeri kanadıyla sınırlı değil, geçen ayki Lübnan parlamento seçimlerinde de görüldüğü gibi politik gücünü arttırmak için de büyük yatırımlarda bulunmuş durumda. Burada da bazılarınca paylaşılan yaygın öngörülere göre Hizbullah’ın bu seçimlerde kazanması bekleniyordu fakat Batı yanlısı ve Suriye karşıtı Saad Hariri karşısında istediklerini alamadılar.
Bununla birlikte, Hizbullah’ın yeni koalisyona katılması ve politikada çok etkili olma ihtimali hala var. Bu yüzden, başbakan Benyamin Netanyahu Pazar günü kabineye yaptığı konuşmada “eğer Hizbullah Lübnan hükümetine katılırsa bu durumda Lübnan hükümeti de Hizbullah’ın eylemlerinin sorumluluğunu, İsrail karşısında yaptıkları da dahil, üstleniyor demektir” dedi.
Fakat Kuzey Komutanlığının değerlendirmelerine göre Hizbullah aslında bu seçimleri kazanmayı hedeflemiyordu, asıl amacı seçimleri 4 yıl sonraki seçimler için sıçrama tahtası olarak kullanmaktı.
Eğer Hariri’nin koalisyonuna katılırsa bu durumu, aleyhinde olan halihazırdaki seçim sistemini değiştirmek için kullanacaktır.
Kuzey Komutanlığı, Hariri’nin zaferinin Lübnan halkının Hizbullah’ın sebep olduğu savaştan dolayı duyduğu rahatsızlıktan kaynaklandığı değerlendirmesini de yapıyor.
Hizbullah bir taraftan İsrail’in yok edilmesi gerektiğine inanıyor ve bir noktada kelimelerin fiiliyata geçmesinin zorunlu olduğu bir an geliyor. Öte yandan Nasrallah da bir gün, demokratik bir sürecin sonunda tek başına bütün ülkenin sorumluluğunu eline alacağı ihtimalini cazip buluyor, tıpkı Hamas’ın 2006’da Fetih’i mağlup etmesinin ardından yaptığı şey gibi. Fakat İsrail ile girişilecek yeni bir savaş bu şansı yok edecektir.
|
|
 |
|
 |
|