EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
  
Puan: 36
Çevrimdışı
Üye ID: 3387
Nerden:
|
 |
« : 02 Mart 2010, 22:15:25 » |
|
 |
|
 |
 |
HİCRET
Bir müslümanın temel hedefi ALLAHû Teâla (cc)'ya ihlâsla ibadet edebilmek. Ruhlar âleminde gerçekleşen misaka ve o misakın tabii sonucu olan emânete, hakkı ile riayet edebildiği müddetçe, yeryüzünün neresinde olursa olsun yaşayabilir. Elbette hangi halde bulunursa bulunsun, insanları, ALLAHû Teâla (cc)'nın dinine davet etmeye devam edecektir. Herhangi bir devlet, müslümanların ibadet etmelerine karışmaz ve tebliğ hususundaki gayretlerini sınırlamazsa mesele yoktur. Ancak bütün bunları kanunla yasaklar ve ibadet ettikleri için müslümanlara zulüm ederse, durum ne olacaktır? Bu suale cevap verebilmek için hicret kavramını açıklamak durumundayız.
Hecr veya hecran; insanın başkasından (bedenen, kalben veya dille) ayrılması demektir. Hicret; ayrılma, terketme ve göç etme mânâlarına gelir. Seyyid Şerif Cürcanî: "Küfür ahkâmının tatbik edildiği beldeden, dânî'l-İslâm'a intikâl etmeye hicret denilir." Tarifini esas almıştır. Râğıb el-İsf_ahanî, Müfredat isimli eserinde şu noktalar üzerinde durur: "Hecr veya hicran; insanın başkasından ayrılmasıdır. Bu bedenle, kalple veya dille olabilir. ALLAHû Teâla (cc): "Şerlerinden, serkeşliklerinden yıldığınız kadınlara gelince; onlara öğüt verin (vazgeçmezlerse), kendilerini yataklarında yalnız bırakın (vehcürûhunne)" buyurmuştur. Burada kullanılan vehcürûhunne ifadesi, onlara yaklaşmamaktan kinayedir. Furkan sûresindeki "Peygamber dedi ki: `Ey Rabbim! Kavmim hakikat şu Kur'ân'ı metrûk (mehcûr) bir şey edindiler."2 mealindeki âyette, kalp ile hecr veya hem kalp, hem lisan ile hecr sözkonusudur. "Onlardan güzel bir şekilde ayrıl."3 mealindeki âyette, üç türlü hecr (ayrılma) muhtemeldir. Bununla beraber; müşriklere iyi davranmakla birlikte mümkün olursa her üç şekilde de (beden, kalp ve dil) ayrılmanın (hecr etmenin) yollarını aramaya davet edilmektedir. "Uzun bir müddet benden ayrıl (vehcurni), git!"4 mealindeki ayette de böyledir. "Âzâb(a götürecek şeyleri) terket (fehcûr)!"5 Burada da bütün şekilleriyle ayrı kalmaya teşvik vardır. Muhaceret, başkasıyla ilişkiyi kesip, onu terketmektir (...) Denildi ki; şehvetlerden, kötü huylardan ve günahlardan uzaklaşmak, olanları terk ve reddetmek de, hicretin gereğidir.'(6)
Hz. Âdem (a.s) ile başlayan tevhid mücadelesi; tâgûtî güçlerin zulmü sebebiyle, hicret eden muttaki insanların ızdırabını gündeme getirmiştir. Kâfirler ve müstekbirler daima zorbalığa başvurmuşlar. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de; Hz. Şuayb (a.s)'ın kıssası beyan edilirken, kavminin önde gelen (mele) müstekbirlerinin teklifi haber verilmiştir: "Onun (Şuayb'ın) kavminden iman etmeyi kibirlerine yediremeyen kodamanlar (devlet adamları) şöyle dedi: `Ey Şuayb, seni ve beraberindeki iman edenleri ya muhakkak memleketimizden çıkaracağız, ya mutlaka bizim dinimize (küfre ve şirke) döneceksiniz! O (Şuayb): `Ya istemesek de mi? dedi."(7)
Hz. Musa (a.s)'ın kıssasında da kâfirlerin ne derece zorba olduğu açıklanmaktadır. Nitekim Fir'avun, Hz. Musa (a.s)'ya hitaben: "Yemin ederim ki; eğer benden başka bir ilâh edinirsen, seni muhakkak ve muhakkak zindana atılanlardan ederim.'s tehdidinde bulunmuştur. Esasen bütün tâgûtî iktidarlarda, Fir'avun kompleksini tesbit etmek mümkündür. Tarih boyunca, birçok peygamber ve muttaki mü'min, sadece ve sadece ALLAHû Teâla (cc)'ya ibadet edebilmek için hicret etmişlerdir. Şimdi bu konu üzerinde kısaca duralım:
DEVAM EDECEK |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz !!! ebu ömer
|
|
|
|
|
EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
  
Puan: 36
Çevrimdışı
Üye ID: 3387
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #2 : 08 Mart 2010, 19:43:24 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz !!! ebu ömer
|
|
|
|
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 248
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #5 : 23 Mart 2010, 10:04:32 » |
|
 |
|
 |
 |
Hicret kaçış değil,aslında direniştir En uygun zaman için,kılıcı bileyiştir Hicret teslim olmayıp,izzetle bekleyiştir Peygamber gibi mekkeye,fetihle yöneliştir. .....
değerli abim,
“ -- Melekler ; kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara ; "Ne yapıyordunuz ?" derler. Onlar da: "Biz yeryüzünde zayıf kimselerdik." derler. Melekler de: "ALLAH'ın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya " derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü dönüş yeridir. “ (Nisa 97)
“Mekke ehlinden Rasulullah (s.a.v.) ile beraber hicret etmemiş bir topluluk hakkında inmiştir. Bunlar fitneye düşerek Bedir savaşında müslümanların karşısında, müşriklerin safında savaşa katılmışlardır.Savaş esnasındada bunların bir kısmı müslümanlar tarafından öldürülmüştür.Bunlar görünürde iman etmişler,namazda kılan(mekkede gizlice yapıyorlardı) kişilerdi,bunların ölümünden dolayı müslümanlar arasında ihtilaf çıkınca Rabbimiz bu ayeti indirmiştir.
“ ALLAH’ın arzı dar mı geldi (yer yüzü geniş değil miydi) hicret etseydiniz ya ?” Yani hicret etseydiniz bu duruma düşmezdiniz, çünkü hicret imkanınız vardı, diyecekler ve bu kişiler işledikleri küfür ameline karşılık ceza olarak cehenneme atılacaklardır. eğer zamanınız varsa,ve ilerki konulardada açıklayacaksanız bekleriz abim,biz bu ayetten ne anlamalıyız,bu konudaki görüşünüz nedir değerli abim...
selam ve dua ile... |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
|
|
|