|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Üftade
мιя üує
  
Şeb-i Yelda !
Puan: 90
Çevrimdışı
Üye ID: 3676
Nerden: Nereye..
|
 |
« Yanıtla #26 : 02 Haziran 2011, 14:01:00 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
..Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil..
|
|
|
kördüğüm
υѕтα üує
 
bu samançöpünü kasırgada bırakma ya Rabb!
Puan: 95
Çevrimdışı
Üye ID: 5019
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #27 : 16 Kasım 2011, 23:44:56 » |
|
 |
|
 |
 |

Kara gözler kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. Bu gece yarısında iki kişi uyanık: Biri benim, biri de uzayan kaldırımlar
İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler, Simsiyah camlarını üzerime dikiyor Gözleri çıkarılmış bir ama gibi evler

Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta, Ben bu kaldırımların emzirdiği cocuğum. Aman sabah olmasın bu karanlık sokakta, Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum
Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin; İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler. Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; Yolumda bir tak olsun zulmetten taş kemerler.
Ne ışıkta gezeyim, ne göze görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları. Islak bir yorgan gibi iyice bürüneyim, Örtün, üstüme örtün serin karanlıkları |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Rabbim! tut ki elimden,düşmeyeyim...
|
|
|
kördüğüm
υѕтα üує
 
bu samançöpünü kasırgada bırakma ya Rabb!
Puan: 95
Çevrimdışı
Üye ID: 5019
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #28 : 29 Kasım 2011, 16:21:13 » |
|
 |
|
 |
 |
1 Ocak 1952 Perşembe: “İbadet, ibadet, gözyaşı, ibadet, ALLAH’ı düşünmek... Başka işim yok, yahut ben öyle zannediyorum.” 4 Ocak 1952 Cumartesi: “Soylu fikir adamı için, bu kâinatın mutlaka îzahı lâzımdır.” 6 Ocak 1952 Pazar: “Kur’an’a, İnşirah sûresine kapanmış ağlıyorum.” 15 Aralık 1952 Pazartesi: “Kalem odasına çekilip yattım ve yorgana sarılıp duaya yapıştım.” 16 Aralık 1952 Salı: “Dayanabilirsem, kendimi murada ermiş sayabilirim.” 17 Aralık 1952 Çarşamba: “Öyle ya; hapsedilen, edilebilen maddemizdir, ruhumuz değil ki... Burada maddemizle beraber ıstırap çeken ruhumuz, vücudumuza taallûkundan, ona mahkûmiyetinden çekiyor bu acıyı... Fakat uyku basınca, ruh da basıp gidiyor. Sen burada istediğin kadar pinekle; o, ne kilit dinliyor, ne duvar, ne zincir... Bir de uyanınca: eyvah; maddenin bütün sefaleti ve onun üstünde tükenmeye memur ruhun bütün acısı meydana çıkıyor.” 18 Aralık 1952 Perşembe“Sükût, devamlı sükût.” 19 Aralık 1952 Cuma: “Tek noktaya dalmış, içimin mahşer gürültüsünü dinliyorum.” 21 Aralık 1952 Pazar: “Beynim o kadar parazit dolu ki, ruhumun sesini alamıyorum.” 22 Aralık 1952 Pazartesi: “Benim gayemden tiksinenler için, eroinci, hırsız, katil de kim? Onlar hep masum, hep temiz, hep zararsız...” 23 Aralık1952 Salı: “Yalnızlık, yalnızlık... Şu dakikada sen benim için, bir pansuman, bir konfor, bir âb-ı hayat gibisin.” 25 Aralık 1952 Perşembe: “Bu bir fırın hayatıdır... Kendisine dâvâ adamıyım diyen bir insan dâvâsı çapında pişmeye borçlu değil mi?” 28 Aralık 1952 Pazar: : “Yarabbi; nezdinde kendimi, en aşağı mü’minlik mertebesinin ancak ayak tozlarını silmeye memur bir dereceye bile lâyık görmeyerek böyle bir iddiadan bile kemiklerim ürpererek kaydediyorum: sadece senin dininden, hak olan yolundan, tek olan kapından nefret ettikleri için nefret edilmek, bana muazzam payedir.” Necip Fazıl, 18 Ocak 1952’da günlüğüne, “yalnız namaz kılan ve yalnız ağlayan”, kırk günlük bir çilenin sonunda “Yalnızlık yırttı benim ruhumu ALLAHım; kendimi sana teslim ediyorum” şeklinde not düşer ve günlük tutmaya ara verir. |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 29 Kasım 2011, 16:23:24 Gönderen: kördüğüm »
|
Logged
|
Rabbim! tut ki elimden,düşmeyeyim...
|
|
|
|