reis
уєиι üує
Puan: 4
Çevrimdışı
Üye ID: 1813
Nerden:
|
 |
« : 28 Eylül 2011, 15:31:41 » |
|
 |
|
 |
 |
Devşirme Laiklerin Başörtü Düşmanlığı 2011–2012 eğitim ve öğretim yılı, BAŞÖRTÜSÜ çevresinde ardı ardına gelişen haksız hadiseler zinciriyle devam etmektedir. Türkiye'de Müslümanların ciddi bir inanç hürriyeti problemi bulunduğunu yapılan bu uygulamalar bir kez daha ortaya koymuştur. Bu, hem mevcut duyarsız hükümetin hem de laik Kemalist yapının bir gerçeğidir. Şu anda farklı kıyafet giyiliyor; din, ırk ayırımı yapılıyor denilerek öğrenciler okullara alınmıyor. Eğer bu din, ırk ayırımına sokulacaksa, bu ayırıma sokulmayacak hiç bir uygulama yoktur. Örneğin okullarda Namaz kılan kimseler de, kılmayanlara göre farklı bir görünüm arzetmekte, bu da din ayırımını körüklemektedir, denebilir. Veya Ramazan'da herkes oruç tutuyor ama Türkiye'de Hıristiyanlar da var. Diğer din mensupları da var, bunlar tutmuyorlar, Müslümanlar tutmakla din ayırımını körüklemiyorlar mı? Veya tutmayanlara da “siz ayrımcılık yapıyorsunuz” mu denilecek? Yani demem o ki; aslında problem çok yönlüdür. İlk olarak okullardaki yönetici laikler inanılamayacak kadar cahildirler. Batılılar bunları laikliğe zorladı. Çünkü bu kendi çıkarlarına uygundu. Sonra devşirme laikler yetiştirmeye başladılar. Bunlar aracılığıyla ülkeyi ele geçireceklerdi. Önce Frenk diliyle okutan okullar açtılar, sonra kendi okullarını kurdular. Batı'yı taklit etmeye gönüllü sürüler, aydın sürüler ve bunların arasında "çoban köpekleri" yetiştirdiler. Bu laik zihniyet yüzünden halen bocalıyor bu ülke. Bir laik ölmek üzere olsa, tedavi için başörtülü ya da sakallı bir doktor bulunsa, "Laiklik elden gidecek" diye muayene olmaz. İşte bunlar çağdaş kafa. Aman ne çağdaş! Laiklik papazlığı yapmayı bırakın artık. Kendinize özgü nass'larla kurduğunuz engizisyona kurbanlar arıyorsanız, Müslüman halka karşı bu cellâtlık tutkusu yetti artık. "lâikliği ihlâl ediyor" diye ne şekilde haklanmaya çalışılırsa da "yüzyılın ayıbı" olarak bir başörtüsü yasağına halen bacılarımız maruz bırakılıyor. Başbakan "yasak yok" diyordu şimdi çıkıp bir daha söylesin yok diye. Yasağın sürdüğü yerler her yere yayılmış. Ve her geçen gün bu zulme bir yenisi ekleniyor. Şu anda ilerisi için başörtüsünün akıbetinin ne olacağını da kimse kestiremiyor.Toplumda yürütülen mantık şudur:Bugün başörtüsü emrine uymayı kısıtlayanlar, yarın acaba İslâm'ın hangi emrine ambargo koyacaklardır? Başörtüsü mağduru mazlumu olan bacılarımıza, ne yazık ki laik Kemalistler bir çıkış yolu gösteriyorlar.‘Başını aç, içeri gir; bu işkenceden kurtul!' diyorlar. Ağlamaktan göz pınarlarının kuruduğunu gördüğümüz bu başörtüsü mağduru kardeşlerimize baktıkça Zeyneplerin, Fatmaların, Ayşelerin, Zinnîrelerin, Sümeyyelerin zalimlerle olan mücadelelerini hatırlıyoruz. Bu iffet timsali bacılarımızı çocuklarımızı, başları örtülü olduğu için okullarına, fakültelerine almamak zulüm ve haksızlıktır. Onların başörtülerini siyasi bir simge kabul etmek ikinci bir zulüm ve alçaklıktır. Çünkü tesettür siyasi değil, dini bir semboldür. Şu iyice bilinsin ki ALLAH'a inanan, inandıkları gibi yaşamak isteyenler, eğitim haklarını kaybetseler bile inançlarından en ufak taviz vermemişlerdir. Ve mü'minlerle uğraşmak, hiç de akıl kârı değildir. Onlar zayıf, güçsüz, çelimsiz görünseler bile, arkalarında bütün güçleri elinde tutan bir güç vardır. "Mazlumun bedduasından sakın!" buyuran Peygamber'e uyarlar. Zira mazlumun âhına tutulanın iflâh olduğu görülmemiştir. İnançları gereği başlarını örten bu genç kardeş bacılarımızın rejimin temellerini sarstıkları inkâr edilemez bir gerçektir. Müslüman, ALLAH'ın dini ne ölçüde yaşadığını değerlendirmek, onu bütün unsurlarıyla yaşayabileceği bir ortamı aramak ve oluşturmak zorundadır. ALLAH Teâlâ Ehl-i Kitaba "Yoksa siz, kitabın bir kısmına inanıyor, bir kısmını da inkâr mı ediyorsunuz." diye soruyor ve "İçinizde böyle yapanların cezası dünya hayatında rüsvalıktan başka bir şey değildir. Son söz olarak okullardaki başörtülü kardeşlerimize bazı okul idarecileri veya görevlileri tarafından dayatılan zorbalık; ya isteyerek ve bilinçli olarak kendilerine verilen bir görevi icra etmekten veyahut da bilinçsiz bir şekilde sürüklendikleri ve içine düştükleri gaflet durumundan kaynaklanmaktadır. Bilinçli veya bilinçsiz olsun, kendi iradeleriyle veya iradeleri dışında olsun, sürüklendikleri ve içine düştükleri bu aşağılık durum, bir İslam düşmanlığından ibaret olup neticesi kendilerine hem dünyada, hem de Mahşeri Kübra’da azaptan başka bir şey getirmeyecektir. İslam’ın farzlarından olan başörtüsüne ve Müslümanlar bacılarımızın aleyhine gelişen bu ve benzeri durumlara karşı hassasiyet ve duyarlılık sahibi her Müslüman’ın gereken meşru tepkiyi göstermeleri gerekir. ALLAH’ım! Bizlere hakkı hak gösterip ona uymayı nasip et, batılı da batıl gösterip ondan sakınmayı nasip et. Davamızın sonu ALLAH’a hamd etmektir…
ebuzer çetin.. (Hürseda Haber) |
|
 |
|
 |
|