Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: DAVET YOLUNDA DÖKÜLENLER  (Okunma Sayısı 1467 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ebu basir
σиυя üуєѕι
****



Puan: 16
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 637
Üye ID: 1848

Nerden:


« : 13 Şubat 2008, 10:43:50 »

DAVET YOLUNDA DÖKÜLENLER

İyilerle olmayı, onları sevmeyi, onların yolundan gitmeyi bizlere bahşeden ALLAH’a hamd olsun. Gelmiş geçmiş insanların en iyisi, iyilerin önderi Hz. Muhammed aleyhisselatu vesselam ve pâk ehl-i beytine binler salât ve selam olsun.

Meyvelerin olgunlaştığı, gölgelerin insanın hoşuna gittiği, Medine’de bundan daha güzel bir anın, manzaranın tahayyül edilemeyeceği bir yaz günüydü. Hiçbir gazada gideceği yeri açıklamayan İslam Peygamberi aleyhisselatu vesselam bu gazada, gideceği yeri ve düşmanı açıklamıştı. Bunun sebebi ise yolun uzunluğu ve düşmanın büyük bir güce sahip oluşuydu.

Sahabeden Ka’b bin Malik, o güne değin hiç olmadığı kadar, savaşa hazırlık için gerekli olan maddi olanaklara sahip idi. Ama o da ne? Ordunun gitmesinin üzerinden günler geçmesine rağmen Medine sokaklarında, yalan yere mazeret beyan edip savaşa gitmeyen münafıklar, hasta ve yaşlıların dışında Medine sokaklarında tanıdık bir sima daha vardı. Bu Ka’b’dan başkası değildi. Ve işin garibi ALLAH ve Resulü nezdinde geçerli hiçbir mazereti de yoktu.

Harp bitmiş İslam ordusu izzetli bir şekilde geri dönmüştü. Herkes cihada niçin katılmadığının mazeretini beyan ediyordu Sevgili Resule. Sıra Ka’b’a gelmişti. O da mazeret uydurabilirdi. Ama O, ALLAH (cc)’ın, Peygamber Efendimiz aleyhisselatu vesselama bu uydurma mazeretin aslını haber vereceğini de biliyordu. Bunun üzerine tabiri caizse mertçe, delikanlıca, hiçbir mazeretinin olmadığını söyledi. Aslında bu aynı zamanda elli gün sürecek, hayatının en sıkıntılı ve zor günlerinin de başlangıcı olacaktı. Başta Resulullah aleyhisselatu vesselam olmak üzere, hanımı dâhil tüm Müslümanlar ona ambargo uygulayacak, kimse onunla konuşmayacak selam vermeyecekti. Buna rağmen doğruyu söyledi. Ta ki ALLAH tövbesini kabul edinceye kadar.

İslam tarihinin birçok evresinde, çeşitli nedenlerle davadan uzaklaşanlar, gevşeyenler ve de dökülenler olmuştur. ALLAH (cc)’ın “Doğrusu biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz.” (Müzemmil: 5) dediği bu ağır yükün altında eğilip bükülen, tökezleyen, geri kalan birçok insan olmuştur. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de oluyor ve de olacaktır. Ama bu gevşeyen dökülen insanlardan kaçta kaçı Ka’b bin Malik’in gösterdiği sadakati, samimiyeti ve fedekarlığı göstermiş veya gösterebilecektir. Tarih, yıllarca davanın en ön saflarında her hizmete koşan, insanların gevşediğine, tökezlediğine ve davalarından döküldüklerine şahit olmuştur. Hani derler ya tarih bunları affetmeyecek, asıl tövbe etmezlerse ALLAH onları affetmeyecek. Yetişmesi için yıllarca emek ve çaba harcandıktan sonra bir meyve ağacının meyve vereceği sırada kuruması bahçe sahibini ne kadar üzer, kahrederse; meyvesinden yiyen insanların hayat bulduğu, bir İslam davetçisinin durumu da bundan farksız değil aksine daha ehemmiyetlidir. O davetçi için de birçok bedeller ödenmiştir. Nice güzel insanın vaktini ayırdığı, emek harcadığı; tam da kendisinden insanların istifade edeceği konumda veya konuma gelmişken bunca emek ve beklentiyi heba etmesi elbette kabul edilebilecek bir durum değildir. Bundan önemlisi ALLAH’u Teâlâ’nın en büyük nimetine karşı nankörlüktür. Bu tür insanlar, yemyeşil kalmayı, insanların meyvelerinden yiyip değerli bir meyve ağacı olmayı, kurumaya ve dökülmeye; izzeti zillete; faniyi bakiye tercih edenlerdir.

Bu tip insanlar üç kısımdır. Bunlardan bir kısmına İslami dava ve İslami davanın geldiği merhale itibarıyla zorluklara tahammül etmek ağır geldiği için hizmeti oturmaya tercih edenlerdir. Bunlar davanın hak olduğunu bilir, söyler hatta dua da ederler; ama davaya hizmetten geri dururlar.

İkinci bir kısım da, hem İslami hizmetten, hem de İslam’dan vazgeçenlerdir. Böyle oldukları halde İslami hizmette bulunanları eleştirmekten de geri durmazlar.

Üçüncü bir kısımda var ki, bunlar en tehlikelisidir. İslam’dan çıkmakla beraber, İslam düşmanlarıyla bir olup, Müslümanlara saldırırlar.

Yemyeşil güzel kokulu ağaçlar iken, meyveleri, yaprakları dökülmüş, dalları kırılmış, kötü kokular saçan, üzerinde öten bülbüllerin yerini baykuşlara terk ettiği, sobaya atılacak odundan başka hiçbir işe yaramayan bu insanların davadan geri durmalarının sebebi dünyevi kaygı ve endişeden başka hiçbir şey değildir.

Kimisi aile baskısından, kimisi hanımının baskısından, kimisi dünyevi makam ve mevkilerini, para-pulunu kaybetme endişesiyle, kimisi bu yolla ‘tehlikeden korunurum’, ömrüm uzar gayesiyle bu yolu seçmişlerdir. Hâlbuki daha önce onlar değil miydi, sohbet meclislerinde bu yolun çile ve mihnetle dolu olduğunu, imtihan dünyasında olduğumuzu söyleyen... Bu ayeti sık sık dillendirenler de onlardan başkası değildi. "İnsanlar sırf `inandık' demekle; hiçbir sınavdan geçirilmeksizin bırakılıvereceklerini mi sanıyorlar? Biz onlardan önceki kuşakları sınavdan geçirdik. Bu sınav sonucunda ALLAH, doğru sözlüler ile yalancıları kesinlikle belirleyecektir.” (Ankebut: 2-3) Her şeyin bir bedeli vardır. Cennetin dahi bir bedeli vardır. Birçok hadis-i şerifte cennetin etrafının zorlukla çevrili olduğu rivayet olunmuştur. Şakiler ve Saidlerin belirlenmesi için sıkıntı ve belalar elbet olacak. Toprak altındaki yakutların, elmasların, altınların, gün yüzüne çıkıp o güzel parlaklığını, güzelliğini müşahede etmemiz için, üzerlerindeki toz-toprağın, onların güzelliğine engel tüm maddelerin ayrıştırılması için nasıl bazen bir çekiç darbesine, bazen de bir fırçaya ihtiyaç duyuluyorsa davetçi için de durum farklı değildir. Onun temizlenmesi, arınması ve pişmesi için de bela çekiçlerine, musibet fırçalarına ihtiyacı vardır.

Sözlerime büyük İslam âlimi Şehid Hasan el-Benna’ın sözleriyle son veriyorum:

“Müslüman kardeşlerim! Özellikle de aceleci ve heyecan dolu olanlar! Bu kongrenizde benden ve kürsüden söyleyeceğim faydalı ve önemli sözleri dinleyin bulunduğunuz yolun programı yapılmış sınırları belirlenmiştir. Bu yolun hedefe kesinlikle varacağına gönülden inanıyorum. Onun sınırlarına karşı çıkmıyorum. Evet, uzun bir yol olacak; ancak bundan başka da yol bilmiyorum. Yiğitlik; sabır, dayanma, gayret, samimiyet ve sürekli çalışmayla ortaya çıkar. İçinizden bazıları meyveler yetişmeden toplamak istiyorsa, çiçekleri olgunlaşmadan koparmak istiyorsa, bu durumda onunla beraber değilim. Onun için bu hareketten ayrılıp başka bir harekete katılması daha iyidir. Ancak benimle birlikte kim sabreder, tohumun yeşermesini, büyümesini, ağacın gelişmesini, meyveye durmasını, çiçeklerin toplanmasını beklerse onun ücreti ALLAH’a aittir. Biz ve onun mükâfatı, iyi kişilerin mükâfatı olacaktır. Ya zafer, ya liderlik, ya şehitlik ya da mutluluk olacaktır.” (Davet Yolunda Dökülenler; s.114)
 
Mücahid Hakseven (inzar Dergisi 41. Sayı)
 
« Son Düzenleme: 13 Şubat 2008, 10:46:50 Gönderen: ebu basir » Logged
^^ALİKERİM^^
υѕтα üує
***



Puan: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 805
Üye ID: 1177

Nerden: UZAK BIR YER İŞTE.....


« Yanıtla #1 : 13 Şubat 2008, 11:51:33 »

ALLAH razı olsun krdewsımmm guzel bır pyasmdı
Logged

ALLAH BİZE YETER O NE GÜZEL VEKİLDİR!!!!
ebu basir
σиυя üуєѕι
****



Puan: 16
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 637
Üye ID: 1848

Nerden:


« Yanıtla #2 : 13 Şubat 2008, 11:56:22 »

amin..Cümlemizden razı olsun İNŞALLAH..
Logged
-ŞEHİDEM-
υѕтα üує
***


Sevdası Büyük Olmayanın Eylemide Büyük Olmaz...

Puan: 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 881
Üye ID: 1814

Nerden:


« Yanıtla #3 : 13 Şubat 2008, 12:01:21 »

Alıntı
Bu tip insanlar üç kısımdır. Bunlardan bir kısmına İslami dava ve İslami davanın geldiği merhale itibarıyla zorluklara tahammül etmek ağır geldiği için hizmeti oturmaya tercih edenlerdir. Bunlar davanın hak olduğunu bilir, söyler hatta dua da ederler; ama davaya hizmetten geri dururlar.

İkinci bir kısım da, hem İslami hizmetten, hem de İslam’dan vazgeçenlerdir. Böyle oldukları halde İslami hizmette bulunanları eleştirmekten de geri durmazlar.

Üçüncü bir kısımda var ki, bunlar en tehlikelisidir. İslam’dan çıkmakla beraber, İslam düşmanlarıyla bir olup, Müslümanlara saldırırlar.

   ALLAH ım sana  sığınırı(m)z.....


rabbim razı olsun inşeallah...

abi müsadenle  çıktısını alabilir  miyim??
Logged

Zalimler için karar verildi , infaz kaldı.
Ufka bir bak yiğidim ; İnkılâb'a az kaldı !..

ebu basir
σиυя üуєѕι
****



Puan: 16
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 637
Üye ID: 1848

Nerden:


« Yanıtla #4 : 13 Şubat 2008, 12:04:44 »

estğ kardeşim, alabilirsiniz İNŞALLAH tabi yakında derginiz de size ulaşır...
Logged
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
*



Puan: 371
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 17870
Üye ID: 30

Nerden:


« Yanıtla #5 : 15 Mayıs 2010, 18:43:21 »

okurken aklımda ve yüreğimde birkez daha hakkı haykıran,hakikatleri dile getiren ve muhasebe etkisi yapan,hüzünlendiren ve pişmanlıkları aklıma getiren bir paylaşım olmuş,aklımdan neler geçti neler.....................bu konuda söylemek istediğim o kadar çok şey varki....
« Son Düzenleme: 17 Mayıs 2010, 09:17:59 Gönderen: Yahya Abbas Müsavi » Logged

Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
Selimm
мιя üує
****

HAYDİ NAMAZA...

Puan: 9
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1384
Üye ID: 1825

Nerden:


WWW
« Yanıtla #6 : 17 Mayıs 2010, 00:21:06 »

Güzel bir konu. Ama öncelikle bizzat çevremizdende gördüğümüz kadarıyla dökülenlerden önce DÖKÜLME SEBEPLERİNE bakmamız gerekir. Kişiden çok konuya odaklanmalıyız. Birkaç arkadaşım bazı nedenlerden ötürü birlikteliklerden ayrılmıştır fakat hizmetinden geri durmaz. Amaç ALLAH(CC)a ve dinine hizmettir. Dinlediğimde hak veriyorum arkaşlarıma (yani mantıkla baktığımızda haklı) fakat bunun gerekçe olmadığını kişilerin doğrusuyla yanlışıyla kabul edilmesi gerekiğini söylesek de pek etkili de olamıyoruz. Bizzat içinde olduğumdan şunu söyleyebilirim özetle KİŞİ TABANLI DEĞİL SORUN TABANLI DÜŞÜNMEMİZ GEREKİR.
         Afganistan Şehidimiz Hanzala nın bir sözü vardı ve bu söz beni herzaman etkilemiştir: "Cihad da en zor şey düşmandan öte birbirimize karşı sabırlı olmamızdır." Bu düşünülmesi gereken bir söz...
[/color]
Logged

WwW.İslamiyetDini.Com  ---  WwW.Dinimizİslam.Com --- WwW.İhh.Org.Tr


Abbas
σиυя üуєѕι
****



Puan: 210
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 6280
Üye ID: 702

Nerden:


WWW
« Yanıtla #7 : 17 Mayıs 2010, 09:36:11 »

şunu hiçbir zaman unutamalıyız aslında, bir meyve ağacının bir dalı kurumuş olabilir, köklerinden birinde çüreme de meydana gelebilir. meyvelerinden bazılarına kurt da girmiş olabilir... bu durumda şahsi hareket edip ağaca balta sallamak yanlış olur.

yani nefsimizi feda edeceğiz kimi durumlarda. kendimizden vazgeçeceğiz, dediğiniz gibi, hatalarımıza sabredeceğiz.ve unutmayacağız ki, nefsimize zor gelen bir durumda, yapacağımız bir eylem daha büyük bir hatayı doğurabilir.hem müslümanlara da yansır bu.meyvelere de yansır.beşer aynı zamanda kararlarında şaşabilir de.ama efendimiz bize şunu öğretti, uhut bize şu dersi verdi:

alınan kararlarda, yapılan eylemlerde, asıl büyük fayda birliktelik ve bağlılıktır. nefis ve kendi şahsımız değil. bu söz yanlış yorumlanmamalı.şu anlaşılmalıdır:efendimiz aleyhisselatu vesselam uhudda çok sevdiği kimselerin şehit edileceğini biliyordu. ve medine içinde kalmanın dah faydalı olacağını düşünüyordu. ama çoğunluk daha fazla zarar görülecek bir durum seçmesine rağmen. efendimiz çoğunluğun kararına baktı. kendikisini uygulamadı.asıl fayda birlikteliktedir, asıl önemli olunan bir arada beraberce harekettir.yoksa efendimizin kendi kararı daha doğru değilmiydi?neden muhalif davranmadı, bu konuda.

ben burda kendi nefsim başta olmak üzere bütünden ayrılan kimselere derim ki; böyle bir davranışı mantığa bürümeye çalışmayalım. çünkü hatalara rağmen , yapılan bu ayrılık daha büyük bir hatadır.cemaatsiz olmaz , bütünlüksüz olmaz, bunu öğretir islam bize.
Logged


"vallahi, vallahi bugün resulullah(a.s.v) kabirde sızlanmaktadır.
filistin'deki durum ve mazlumiyet resulullah(a.s.v) ı kabrinde sızlatmaktadır."(şehit murtaza mutahhari)
ey_acı_senı_unutmadık
σиυя üуєѕι
****


şüphesiz en doğru söz ALLAHın kıtabıdır

Puan: 150
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2277
Üye ID: 2090

Nerden:


« Yanıtla #8 : 17 Mayıs 2010, 11:22:18 »

sağol ebubasir kardeşim   yureğine sağlık  ALLAH razı olsun  selamtle
Logged

kur,an kardeşliği salih bir ameldir
     ümmet olmanın fidesi kur,an kardeşliğidir
Selimm
мιя üує
****

HAYDİ NAMAZA...

Puan: 9
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1384
Üye ID: 1825

Nerden:


WWW
« Yanıtla #9 : 17 Mayıs 2010, 19:29:29 »

şunu hiçbir zaman unutamalıyız aslında, bir meyve ağacının bir dalı kurumuş olabilir, köklerinden birinde çüreme de meydana gelebilir. meyvelerinden bazılarına kurt da girmiş olabilir... bu durumda şahsi hareket edip ağaca balta sallamak yanlış olur.

yani nefsimizi feda edeceğiz kimi durumlarda. kendimizden vazgeçeceğiz, dediğiniz gibi, hatalarımıza sabredeceğiz.ve unutmayacağız ki, nefsimize zor gelen bir durumda, yapacağımız bir eylem daha büyük bir hatayı doğurabilir.hem müslümanlara da yansır bu.meyvelere de yansır.beşer aynı zamanda kararlarında şaşabilir de.ama efendimiz bize şunu öğretti, uhut bize şu dersi verdi:

alınan kararlarda, yapılan eylemlerde, asıl büyük fayda birliktelik ve bağlılıktır. nefis ve kendi şahsımız değil. bu söz yanlış yorumlanmamalı.şu anlaşılmalıdır:efendimiz aleyhisselatu vesselam uhudda çok sevdiği kimselerin şehit edileceğini biliyordu. ve medine içinde kalmanın dah faydalı olacağını düşünüyordu. ama çoğunluk daha fazla zarar görülecek bir durum seçmesine rağmen. efendimiz çoğunluğun kararına baktı. kendikisini uygulamadı.asıl fayda birlikteliktedir, asıl önemli olunan bir arada beraberce harekettir.yoksa efendimizin kendi kararı daha doğru değilmiydi?neden muhalif davranmadı, bu konuda.

ben burda kendi nefsim başta olmak üzere bütünden ayrılan kimselere derim ki; böyle bir davranışı mantığa bürümeye çalışmayalım. çünkü hatalara rağmen , yapılan bu ayrılık daha büyük bir hatadır.cemaatsiz olmaz , bütünlüksüz olmaz, bunu öğretir islam bize.

     Amenna, fakat çok kolay kaybediyoruz. başkalarını kazanalım diye kazanılmış kişilerden vazgeçebiliyoruz. Hatalara rağmen cemaatten yahud birliktelikten ayrılmak yanlıştır fakat bunu söylem yerine uygulamada neden sorun yaşıyoruz bunu merak ediyorum. Yani neden hatalar tekrar tekrar yapılır ya da neden hatalardan dersler alınmaz...
Logged

WwW.İslamiyetDini.Com  ---  WwW.Dinimizİslam.Com --- WwW.İhh.Org.Tr


Abbas
σиυя üуєѕι
****



Puan: 210
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 6280
Üye ID: 702

Nerden:


WWW
« Yanıtla #10 : 18 Mayıs 2010, 07:37:38 »

inşALLAH ders alınıyordur kekom.

Logged


"vallahi, vallahi bugün resulullah(a.s.v) kabirde sızlanmaktadır.
filistin'deki durum ve mazlumiyet resulullah(a.s.v) ı kabrinde sızlatmaktadır."(şehit murtaza mutahhari)
Selimm
мιя üує
****

HAYDİ NAMAZA...

Puan: 9
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1384
Üye ID: 1825

Nerden:


WWW
« Yanıtla #11 : 18 Mayıs 2010, 13:40:42 »

inşALLAH ders alınıyordur kekom.



İnşaAllah...
Logged

WwW.İslamiyetDini.Com  ---  WwW.Dinimizİslam.Com --- WwW.İhh.Org.Tr


Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: