Sayfa: [1] 2  Hepsi   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bunları Biliyormusunuz  (Okunma Sayısı 1469 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Barış Güvercini
σиυя üуєѕι
****


BİR SOKAK ÖTESİ FİLİSTİN

Puan: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1143
Üye ID: 1622

Nerden: ALLAH ve peygamber yolundan


« : 19 Aralık 2010, 01:06:13 »

Kardeşlerim burada her konudan bildiğimiz ilginç bilgileri paylaşalım inşaAllah  ilk bilgiyi ben vereyim


Akıllara Ziyan Bir Hesaplama Ve MUHTEŞEM BİR AŞK

Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi .onunla evlenmek ister. Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca’da “Güneş ve Ay” anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır.Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir.Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır! Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama, aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır.Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle elbet, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir. Camiyi yaparken, eserine sanki “etekleri yerleri süpüren bir kadının” dış çizgilerini verir.

Derken, ilk kez padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul’un en yüksek tepelerinden birine, ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan’a. Cami küçücüktür. Minaresi otuz sekiz metredir, bir adet incecik kubbesi üzerindeyse yüz 61 pencere, camiin iç güzeliğini aydınlatır. İçerdeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultan’ın topuklarını döven saçlarını anımsatır insana. İşte, aşka adanmış iki eser.

Şimdi, gidin Edirnekapı ve Üsküdar’daki camileri aynı anda görebileceğiniz bi yer seçin. Ve 21 Mart’ta, yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde seyreyleyin. Unutmadan, 21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür.Göreceğiniz manzaraysa şudur mirim:

Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar’daki camiinin ardından ay doğar! Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay. Bu nasıl akıllara ziyan bir hesaplamadır; nasıl bir güzellik anlayışıdır

ALINTI
Logged

Barış Güvercini
σиυя üуєѕι
****


BİR SOKAK ÖTESİ FİLİSTİN

Puan: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1143
Üye ID: 1622

Nerden: ALLAH ve peygamber yolundan


« Yanıtla #1 : 19 Aralık 2010, 01:11:06 »



Ezan Çiçeği

İlginç özelliklere sahip otsu bir bitkidir. Lale iriliğindeki ipeksi sarı çiçekleri gün boyu kapalı durur. Güneş battığı anda aniden açılarak şaşırtıcı bir gösteri sunar. Ertesi gün öğlene doğru sönen çiçeklerin ömrü bir gündür. Ancak bol tomurcuk verdiği için problem olmaz. Baharda rozet biçimi etli ve tüylü yaprakların ortasından uzun bir sap çıkarır. Bu sapın üzerinde yaz boyu açacak olan tomurcukları taslak halinde bulunur. 1.5 metre uzayabilir.


İyi drenajlı herhangi bir bahçe toprağında yetişir. Gün boyu güneş görmelidir. Çiçek açmaya mayıs ayında başlar ve yaz boyu sürdürür. Sıcaklarda düzenli olarak sulanır. Sonbaharda çiçek sapları toprak seviyesinde kesilir. Bitki fazla uzun ömürlü değildir ama tohumları dökülerek her yıl bir çok fide verir . Bu fideler ilkbaharda istenilen yerlere şaşırtılır.

Logged

Barış Güvercini
σиυя üуєѕι
****


BİR SOKAK ÖTESİ FİLİSTİN

Puan: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1143
Üye ID: 1622

Nerden: ALLAH ve peygamber yolundan


« Yanıtla #2 : 19 Aralık 2010, 01:26:21 »

Hayvanlar Aleminden



- Hastalanmayan tek hayvan köpekbalığıdır.
- Köpekbalıklarının kansere karşı bağışıklığı vardır.
-Bir köpekbalığı 100 milyon damla deniz suyu içindeki bir damla kanı hissedebilir.




Çekirgenin kulağı dizindedir.



Tarantulalar iki bucuk yıl yiyeceksiz yaşayabilirler



Bazı böcekler kafaları kopmasına rağmen 1 sene yaşayabilir.



Sadece dişi sivrisinekler ısırır.
-Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmaz, sizi gizler.Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuzu anlamalarını engeller.
-Sivrisineklerin 47 tane dişi vardır.
-Dünyada en tehlikeli hayvan sivrisinektir. Çünkü insanların ölümüne en fazla sebep olan hayvandır.



Atlar bir aya kadar ayakta kalabilirler.
- Atların, insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır.

Logged

DAVAMŞEHADET
мιя üує
****



Puan: 31
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1411
Üye ID: 5048

Nerden: diyar-ı muhA(M)MED


« Yanıtla #3 : 19 Aralık 2010, 14:14:36 »

maşALLAH güzel bir paylaşım olmuş kardeşim,devamını bekleriz,öyle yarıda bırakmak yok inş...
Logged

Barış Güvercini
σиυя üуєѕι
****


BİR SOKAK ÖTESİ FİLİSTİN

Puan: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1143
Üye ID: 1622

Nerden: ALLAH ve peygamber yolundan


« Yanıtla #4 : 19 Aralık 2010, 17:29:18 »

maşALLAH güzel bir paylaşım olmuş kardeşim,devamını bekleriz,öyle yarıda bırakmak yok inş...
arık vakit buldukça inşaAllah sizinde desteğinizi bekliyoruz
Logged

Barış Güvercini
σиυя üуєѕι
****


BİR SOKAK ÖTESİ FİLİSTİN

Puan: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1143
Üye ID: 1622

Nerden: ALLAH ve peygamber yolundan


« Yanıtla #5 : 19 Aralık 2010, 17:37:37 »

                                    Karma
* Yeni Zelanda’da yaşayan Kea adında bir cins papağan araba pencerlerinin etrafındaki k auçuk şeritleri yer
* Kaydedilen en uzun tavuk uçuşu 13 saniyedir
 *Dünyadaki beyaz karıncaların toplam ağırlığı insanlarin 10 katıdır.
 *Eşeklerin gözleri dört ayaklarını da görebilecek şekildedir.
 *Kedilerin her bir kulağında 32 adele vardır.
 *Kutup ayıları solaktır.
 *Zürafalar 35 cm. uzunlukta siyah bir dile sahiptirler.
 *Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir.
 *Baykuş, mavi rengi görebilen tek kuştur.
 *İnsanları parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanımak mümkündür.
 *Develerin üç tane kaşı vardır.
 *Kirpiler suyun üzerinde batmadan kalırlar.
 *Istakozların kanı mavi renktedir.
 *Eski Mısır’da kediler kutsal hayvan sayılıyordu ve öldükleri zaman insanlar saygılarını göstermek için kaşlarını kazırlardı.
 *Fil yavrusu, hortumuyla annesinin kuyruğuna tutunarak dolaşır. Sürü içindeki dişiler doğumlarını birbirlerine göre ayarlayıp sırayla doğum yapıyorlar.
 *Kuş örümceği sırtında 300 yavrusuyla gezer.
 *Keseli farenin yavruları annelerinin sırtına ısırarak tutunur.
 *Salyangozların 25 bine yakın dişi vardır.
 *Yılanlar duyamaz.
 *Zürafalar yüzemez.
 *Kediler şeker tadını ayırt edemez.
 *Timsahlar, dillerini dışarıya çıkaramazlar.
 *Kangurular, geriye doğru yürüyemez.
 *Kelebekler, ayakları ile tat alırlar.
 *Atlar, bir ay ayakta kalabilirler.
 *Fareler kusamaz.
 *Deniz kobrası, dünyanın en zehirli yılanıdır.
 *Filler zıplamayan tek memelilerdir.
 *Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.
Logged

DAVAMŞEHADET
мιя üує
****



Puan: 31
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1411
Üye ID: 5048

Nerden: diyar-ı muhA(M)MED


« Yanıtla #6 : 19 Aralık 2010, 22:42:25 »

İnsan yaşamı boyunca uyku sırasında yaklaşık 70 böcek ve 10 örümcek yiyor... özellikle ter ve nefes kokusuna gelen böcekler ağzımızın içinde neler olduğunu emrak ediyor... özellikle yemekten sonra kalan yiyecek parçacıklarına bayılıyorlar... bu yüzden ortalama bir insan yaşamı boyunca 70 böcek yutuyor ama farkında olmuyor. Gelelim pusulayı kim icat etti sorusuna...

Pusulayı Milattan sonra 100 yılında Çinliler icat etti. Manyetik bir ortamda serbest bırakılan bir objenin kuzeye yöneleceği prensibinden hareketle pusulanın keşfi gerçekleşti... pusula ayrıca uçak ve gemilerin yön bulmasında yardımcı oluyor

Bir kilogram ağırlığındaki bir cismin okyanusun en derin noktası olan Mariana Çukuru'na ulaşması tam bir saat alıyor.
İkinci Dünya Savaşı'nda ABD'liler, yarasaları ilk defa bomba ikmali için kullanmayı denemişler.

Tavuğun ne renk yumurtlayacağını kulak memelerinin rengine bakarak anlamak mümkündür... Eğer kulak memeleri beyazsa yumurtası beyaz, kırmızıysa yumurtası kahverengi oluyor.

Cam neden saydam dır...
Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Katıların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir? Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkte göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmektedir
Logged

Barış Güvercini
σиυя üуєѕι
****


BİR SOKAK ÖTESİ FİLİSTİN

Puan: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1143
Üye ID: 1622

Nerden: ALLAH ve peygamber yolundan


« Yanıtla #7 : 19 Aralık 2010, 22:43:45 »

Emeğine sağlık + sal.
Logged

DAVAMŞEHADET
мιя üує
****



Puan: 31
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1411
Üye ID: 5048

Nerden: diyar-ı muhA(M)MED


« Yanıtla #8 : 20 Aralık 2010, 00:52:06 »

Emeğine sağlık + sal.
teşekkürler kardeşim seninde inş Smiley
Logged

DAVAMŞEHADET
мιя üує
****



Puan: 31
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1411
Üye ID: 5048

Nerden: diyar-ı muhA(M)MED


« Yanıtla #9 : 20 Aralık 2010, 00:53:45 »

20 lik dişlerimiz neden geç çıkıyor? Yabancıların “akıl dişi” de dedikleri yirmi yaş dişleri geç çıktıkları gibi, çoğu kez problem de yaratırlar ve diş hekimlerince derhal çekilmeleri önerilir. Aslında çiğnemede pek fonksiyonu da olmayan bu dişler bize henüz yiyeceği pişirerek yemeyi keşfedemeyen atalarımızın mirasıdır. Onların çiğ yiyecekleri yemek için daha kuvvetli bir çeneye ve dişlere ihtiyaçları vardı.

Zaten diğer bütün dişlerimiz de aynı anda çıkmaz. Önce süt dişleri çıkar. Onlar döküldükten sonra ön dişler ve köpek dişleri çıkar sonra da azı dişleri. Yirmi yaş dişleri bu sırayı biraz gecikerek takip eder. Bütün bu olaylar olurken de çenemiz gelişmeye devam eder, ancak 20 yaşını geçtikten sonra yirmi yaş dişlerine çene kemiğimizde yer açılır.

İnsanlık geliştikçe yirmi yaş dişine de çenemizde o kadar az yer kalıyor, yani insanın evriminde çene gittikçe küçülüyor. Bu nedenle bazı insanlarda bu dişler hiç çıkmadan gömülü olarak kalabiliyor. Yerine tam oturamadığından çürüyebiliyor, iltihap yapabiliyor. Bir fonksiyonu olmadığından da diş hekimleri çekip almayı tercih ediyorlar.

Görevleri sadece çiğnemek olmasına rağmen dişlerimizin içinde sinirler de vardır. Bu sinirler dişlerimizle ilgili acı, ağrı ve ısıyı beynimize iletirler. Yani dişimiz çürürse sinir bir problem olduğu konusunda beynimizi ikaz eder ama nedense bu ikazı diş çürüdükten, iş işten geçtikten sonra yapar, diş hekimleri de o dişi kurtarmak için önce sinirini alırlar.


Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?

Sıcak yaz gecelerinde bizim köyün dağlarında, kuytuların, çalılıkların süsüdür... onları seyrederken kendinden geçer insan... yaylaların kevenleri arasında yada ardıç çalılıklar yakınlarında bulur oynamak için elimize aldığımızda bir süre sonra sönmeye başlardı...  agustos böceklerinin ince ve tiz nameleri, gece kuşlarının telaşlı kanat çırpıntıları, hepsi adeta bir senfoni oluşturur... aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle sıcaklıkla bir ilgisi yoktur... bilimsel adı soğuk Işıktır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir... bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir. Bazı türlerde sadece erkeği kanatlıdır ve uçma yetisine sahiptir. dişisi kanatsızdır ve çalı diplerinde görülebilir. fakat her iki cins de ışık yayabilir... böceğin ışık vermesi karın kısmında bulunan fosforlu maddenin vücut sıvıları ile bir çeşit kimyasal tepkimeye girmesi neden olmaktadır.

Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?


Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor. Çinde eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı. Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki  elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildişinden ve kemikten yapılırdı.
Logged

-LeyL-
тє¢яüвєℓι üує
**


وَاصْبِرْ ( Ve Sabret )

Puan: 7
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 205
Üye ID: 263

Nerden: ليل


« Yanıtla #10 : 20 Aralık 2010, 16:10:06 »

 Allah razı olsun (:
Logged

Barış Güvercini
σиυя üуєѕι
****


BİR SOKAK ÖTESİ FİLİSTİN

Puan: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1143
Üye ID: 1622

Nerden: ALLAH ve peygamber yolundan


« Yanıtla #11 : 20 Aralık 2010, 19:13:57 »

Allah razı olsun (:
ecmain
Logged

Barış Güvercini
σиυя üуєѕι
****


BİR SOKAK ÖTESİ FİLİSTİN

Puan: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1143
Üye ID: 1622

Nerden: ALLAH ve peygamber yolundan


« Yanıtla #12 : 20 Aralık 2010, 19:18:59 »

Deniz kobrası dünyanın en zehirli yılanıdır.
Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir köpeğinki kadar gelişmiştir.
Kediler şeker tadını ayırt edemezler.
Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.
Deve deniz suyu içebileceği gibi bir defada 250 litre su da içebilir.
Karınca kendi ağırlığının 50 katını taşıyabilir.
Çekirgenin kulağı dizindedir.
Avusturalya’da yaşayan Rheobatrachus Silus türü kurbağalar yavrularını midelerinde büyütür.
Zürafanın kalbi 350 mmHg.’lik bir basınçla kan pompalayacak kadar güçlüdür.
Bir pire kendi vücut yüksekliğinin 100 katından fazla yükseğe sıçrayabilir.
Öte yandan pirelerin kan damarları yoktur. Vücudun iç kısmı tümüyle, berrak akıcı bir kanın içinde yüzer.
Bazı yılanların 0.028 gramlık zehiri, 125.000 fareyi öldürecek kadar güçlüdür.
Yılanların çene kemiği olmadıgından ağızlarını diledikleri kadar çok açabilmektedirler.
İnsan vücudunun radyasyona direci 600 rads dolayındadır.Oysa akreplerde bu direnç 40-150 bin rads’a kadar yükseliyor.
Bukalemun dili kendi uzunluğunun 1,5 katı mesafeye kadar ulaşır.
Logged

Barış Güvercini
σиυя üуєѕι
****


BİR SOKAK ÖTESİ FİLİSTİN

Puan: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1143
Üye ID: 1622

Nerden: ALLAH ve peygamber yolundan


« Yanıtla #13 : 20 Aralık 2010, 19:56:03 »


» Rusya’da erkek erkeğe dudaktan öpüşmenin sevgi ve saygı ifade ettiğini,

2.500 metre derinlik ve 300C’ sıcaklıkta yaşayabilen bakterilerin olduğunu,

» Bağırsaklarımızda 400’den fazla bakterinin olduğunu ve bu bakterilerin Bağırsaklarımızdaki sayılarının hücre sayılarımızdan daha fazla olduğunu,

» Denizatlarında annenin yumurtayı babaya verdiğini ve babanın da o yumurtayı 6-8 hafta kesesinde taşıdıktan sonra,kesesinde yavru bir denizatı doğurduğunu,

» Günde bir metre boy atan sarmaşıkların olduğunu,

» İnsana yemek için saldıran tek hayvanın ayı olduğunu,,

» Kurtların yiyeceklerini 30 km taşıyıp yavrularına götürdüğünü,

» Kir kurtlarının en sevdiği yiyeceklerin kavun olduğunu,

» Pirhanaların üç ısırışta insan elini bileğinden koparabileceğini,

» Soğuk iklimde yaşayan tatlı su kaplumbağası türü olan kaplumbağaların,sonbaharda derin bir nefes alarak girdikleri sudan,ilkbaharda çıktıklarını ve bu kaplumbağaların üç ay oksijensiz hayatta glikolizden enerji sağlayarak kalabildiklerini ve bunların kalp atışlarının dakikada bir olduğunu,

» Dişi mavi balinaların 34m boyunda olduklarını ve günde 3.000.000 kalori aldıklarını,

» Edison’un ampule konulacak maddeyi bulabilmek için 3.000 deneme yaptığını

» Birinci Dünya Savaşı’nda 2.500.000 tane atın kullanıldığını,

» Polonya Kralı August’un 350 tane çocuğunun olduğunu,

» Yapılan bir deney sonucunda sigara içindeki katran maddesinin bir farenin sırtına sürüldükten sonra,farenin sırtındaki o bölgede kanser oluştuğunu,

» Peru’da hiç umumi tuvaletin olmadığını,» Bugüne kadar kaydedilen en büyük dalganın,1971 yılında Japonya’nın Ishigaki Adasındaki 85 metre yüksekliğe ulaşan dalga olduğunu,

» Açık bir gecede 1000’den fazla yıldızı görebilmenin mümkün olduğunu,

» Herhangi bir okyanusun en uzak olduğu noktanın Çin olduğunu,

» Sadece dişi sivrisineklerin ısırdığını,

» Dünyada her dakikada düşük şiddette depremin olduğunu,

» Hindistan’daki yıllık doğum sayısının,Avusturya’nın toplam nüfusundan fazla olduğunu,

» Rusya’nın dörtte birinin ormanlarla kaplı olduğunu,bu alanın Türkiye’nin yüzölçümüne eşit olduğunu,

» Tarih boyunca yeryüzünde bulunan altını 200 kat daha fazlasının okyanuslarda bulunduğunu,

» Köpeklerin ter bezlerinin ayaklarının altında olduğunu,

» Salatalığın %96’sının su olduğunu
Logged

DAVAMŞEHADET
мιя üує
****



Puan: 31
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1411
Üye ID: 5048

Nerden: diyar-ı muhA(M)MED


« Yanıtla #14 : 20 Aralık 2010, 20:16:33 »

İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur?
Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır. İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.



Akıl ile zeka arasında fark nedir?

Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.

Logged

Barış Güvercini
σиυя üуєѕι
****


BİR SOKAK ÖTESİ FİLİSTİN

Puan: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1143
Üye ID: 1622

Nerden: ALLAH ve peygamber yolundan


« Yanıtla #15 : 20 Aralık 2010, 22:49:21 »

yav iki kişimi yürütecez burayı destek yokmu ağlıyacam ha  ağlama
Logged

DAVAMŞEHADET
мιя üує
****



Puan: 31
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1411
Üye ID: 5048

Nerden: diyar-ı muhA(M)MED


« Yanıtla #16 : 20 Aralık 2010, 22:56:55 »

biz yeteriz kardeş Smiley
Logged

Barış Güvercini
σиυя üуєѕι
****


BİR SOKAK ÖTESİ FİLİSTİN

Puan: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1143
Üye ID: 1622

Nerden: ALLAH ve peygamber yolundan


« Yanıtla #17 : 20 Aralık 2010, 23:26:22 »

biz yeteriz kardeş Smiley

Eyvallah ok.
Logged

maide
мιя üує
****


ALLAH azze ve celle

Puan: 122
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1126
Üye ID: 5050

Nerden:


« Yanıtla #18 : 21 Aralık 2010, 11:43:54 »

    peki ya bunu biliyormuydunuz

       
Logged
DAVAMŞEHADET
мιя üує
****



Puan: 31
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1411
Üye ID: 5048

Nerden: diyar-ı muhA(M)MED


« Yanıtla #19 : 21 Aralık 2010, 15:46:29 »

 Smiley bu ne kardeşim
Logged

Sayfa: [1] 2  Hepsi   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: