 |
Yaradılış sırrını idrak eden ve ilahi vicdana sahip olan bütün kullar iyi bilirler ki aşk sadece kusursuzadır. Züleyha yusuf’ta bir kusur görmiyordu, taki gözlerini yusuf’un açamayacağını ve sadece bu kudrete ALLAHın sahip olduğunu görünceye ve idrak edinceye kadar. O ana kadar züleyha yusufa âşıktı fakat gözlerinden bazı perdelerin çekilmesiyle züleyha büyük bir kudret gördü ve aşkını ilahi aşka yöneltti. Yusufa artık sadece sevgi beslemekteydi…
Akıl, ALLAHın yarattığı en güzel varlıktır ki bunu yüce yaratıcının kendisi de buyurmuştur. Yüce ALLAH aklı yarattığı vakit ona şöyle buyurdu ; ”andolsun ki senden daha sevimli bir varlık yaratmadım”.
Davut peygambere “ey Davut ben bir hazineyim ki insanları beni keşfetmeleri için yarattım” diye buyuran ALLAH-u Teâlâ kullarının sadece ve sadece kendisine ilgi duymasını ve kendisinden başka her şeyin bir gün yokolacağını ve o anmaz günde ise sadece onun rahmetine muhtaç olduğumuzu bilmesini istemiştir.
Bütün yaratılmış mahlûkatlar insan için yaratılmışken bu gerçeği akledemeyip kalbinde geçici heves ve arzulara yer verenler gafletlerinden uyanmalı ve dünya nimetini iyi değerlendirmelidir. Dünya aşk yaşayacak bir diyardır. Kusursuza duyulan aşk ölüm ötesinde artık çok fazla bir anlam ifade etmeyecektir. Dünyada gerçek âşkı bulan kulları ölüm ötesinde artık maşuğun nimetleri beklemektedir. Ölüm ötesinde aşkını artık ilan etmek söz konusu değildir. İlahi aşk bu dünyada ilan edilmeli ve isbat edilmelidir.
Yoktan varedilen bütün varlıklar ALLAHın güzelliğinin tecellileridir ki ALLAH ne yaratmışsa kusursuz ve eksiksiz yaratmıştır. Bu yaratılmış varlıklara bakarak ALLAHın güzelliğini seyredurmak ve yüce yaratıcının karşısında ondan başkasına gönül vermemek gerekir. Bu aşka ulaşmak için kul her şeyini feda etmelidir.
Bazıları kalplerini eşlerine bazıları herhangi bir maddeye veya cisme ya da üç gün yaşayacağı bu dünya konağında sanki ebedi kalacakmış gibi makam ve mevkiye kendilerini adayarak, hiç bir zaman ölüm kervanına katılmayacağını düşünüyor. Aklen ALLAHın yüceliğini idrak edenler sadece bununla yetinirse ilahi aşktan yine yoksun kalırlar ve gerçek aşklarına ulaşamazlar. Akıl ALLAHın yüceliğini kabul ettiği takdirde bu gerçek kalben yakin derecesine ulaşmalı ve o kalpte başka bir varlık ve varlıklara duyulan sevgiler yeralmamalı. İnsanın kalbi ALLAHın mukaddes ve tertemiz evlerinden birisidir ki içerisinde sahibinden başkası olursa sahibi o evi terk eder. O kalp, o kutlu ev sadece sahibini ağırlamalı ve sadece onunla dolmalıdır…
Ne mutlu kalben yakin derecesine ulaşan ve ALLAHın evinde başka heves ve zevklere duyulan sevgileri barındırmayanlara demek gerekir…
Keşke ilahi aşka ulaşmak bununla kalsaydı…Oysa öyle değil.
İlahi aşka ulaşmak isteyen her kul bu iki aşamayı başardıktan sonra son olarak aklıyla doğrulayıp kalben mutmain olduğu bütün bu ilahi gerçekleri faliyete geçirerek samimiyetini ve aşkını isbat etmelidir.
Aklen doğrulayıp kalben ise yakin derecesine ulaşan bir insan doğruladığı bütün bu gerçekleri faliyete geçirmek onları uygulamak ve sergilemek zorundadır. Bu üçüncü aşama ilahi aşka gitmenin son mertebesidir. Birbirini tamamlayan bu aşamalar kulu gerçek ve tek olması gereken ilahi aşka ulaştırır ve âşık olduğu yaratıcısı tarafından maşuk-i bir cevap alır. Zira o zaten bunu istemekte. Kullarım bana âşık olsunlar, bana tapsınlar, bana yönelsinler. Bilsinler ki bütün güzellikleri yaratan benim. Bilsinler ki yarattığım tüm güzellikler bende mevcuttur.
Züleyha yusuftan daha güzel bir tapılası varlık gördü de yusufa duyduğu aşkı ilahi aşka yönelterek rabbinden maşuk-i bir cevap aldı…
Eğer insan aklıselim düşünürse sadece ona âşık olunması gerektiğini anlar. Gece yerini gündüze bırakırken, güneş yerini aya teslim ederken, su ateşi söndürürken, ırmaklar akıp giderken yerinde sabit ve gidici olmayan, kalıcı olan sadece rahman-i aşktır. Rabbe duyulan aşk ne bu dünyada ne de ölümün ardındaki hayatta bitip tükenmez bir rahmet vesilesidir.
Kalbindeki hicran iniltilerini, seni yaratan o iradesi bütün iradelerden üstün olan yaratıcıya sunarken hissettiğin soyut haz rabbinin sevgine ve aşkına verdiği cevaptır. İhlâsla kılınan namazda kalbinde hissettiğin ve hiçbir şeye değişmek istemediğin o huzur ALLAHın kuluna ilahi cazibesidir.
Dile getirmeli ki insan “ey rabbim ben seni yüce görüyorum, sana âşık olmamak elde değil, ben hakikatini görüyorum. Sen ne yaparsan güzel yaparsın, kalbimde senin dışındaki içi kof sevgi, heves ve arzuları sök at, evini gasbetmelerine izin verme, ben sadece sana aşığım. Senin dışında âşık olacak bir varlık yoktur. Beni aşkınla yücelt, aşkınla yaşat ve aşkınla öldür”…
Diyorya şair ; “Ey saba rüzgârı, dostun sarayına yolun düşerse Ona dost, başını sadece dostun ayağına koyar, de”
Ali KAÇAN
|
|