Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 280
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« : 10 Mayıs 2011, 16:01:56 » |
|
 |
|
 |
 |
Esselamün aleyküm kardeşlerim.Apo ve pkk nın dine bakış açısına dair elinizde ne kadar delil ve bilgi varsa,delilleriyle(burasına özellikle dikkat diyorum,delilli olsun) burada paylaşmanızı rica ediyorum.Yanlız kulaktan duyma değil,yer ve zaman veya kitab ismi ,kısacası delilli olmayan bilgiyi burada paylaşmayınız kardeşlerim..Araştırıp bizimle paylaşırsanız güzel olur,zaman sınırı yok,ama bunların tuzağına düşen dindar halkımızın okuyabileceği ve tatmin olacağı bir bölüm olsun..Eski veya yeni bilgiler farketmez,yeterki o zihniyetin dilinden ve kaleminden çıksın yeter...
Bu konu dışında ve bu konuyu ilgilendiren paylaşımlar dışında,başka paylaşımlar yayınlamazsanız sevinirim..sadece bu konuya has paylaşımlarınızı bekliyorum. şimdiden tüm katkılarınız için Rabbim sizden razı olsun. |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 10 Mayıs 2011, 16:03:55 Gönderen: Yahya Abbas Müsavi »
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
Tayfun
тє¢яüвєℓι üує

Puan: 16
Çevrimdışı
Üye ID: 2919
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #1 : 10 Mayıs 2011, 19:04:16 » |
|
 |
|
 |
 |
... “İslamiyet bir emperyalist ideoloji olarak başladı.” Kaynak : “21.12.1992 tarihli Lazkiye konuşmalarından”
Terörist, bir konuşmasında da kendisini Hz. Muhammed ile kıyaslar ve şunları söyler:
“Dünyada hiç kimse benim kadar göndermedi, uğraşmadı. Ne Lenin ne Marx ne Hz. Muhammed ne Ho Şi Minh ne de Humeyni vazife namustur. Ben vazifemi yaptım. Namuslu bir insan da yapmalı. Lenin “Bana 150 militan verin Rusya’nın altını üstüne getireyim” diyordu. Ben size 5 bin militan verdim ne oldu? Ayağınızın üstünde duramıyorsunuz, bahane buluyorsun. Bu namussuzluktur. Böyle olmaz böyle yürümez. Bütün kanunlarda talimatlarımız var. Büyük yoldaşlık ruhu ile hareket edin, düşmanın oyunlarına gelmeyin. Yoldaşlık ilişkileri ile oynayanları anında halledin. Devrimin büyük rolü ülkedekilere düşer.”
Öcalan, 13 Eylül 1998 günü Şam'da 60-65 kadar teröriste hitaben yaptığı konuşmasında, dini kökenli aile yapısının kadın özgürlüğünü kısıtladığını, kadınların din yüzünden hareket edemez duruma geldiğini, halkın emperyalist yapısı olan İslam'ı terk ettiği gün mücadelelerinin daha da güçleneceğini belirtir. Öcalan, sosyalist ahlakın topluma egemen olmasını istediği konuşmasına şunları da söyler:
"Kızlarımız, kadınlarımız, annelerimiz çocukça ve ahmakça hareket ediyor. Onlar, Kürdistan’ın çağdışı toplum etkilerini taşıyor. Düşmanın toplumumuza empoze etmiş olduğu karanlık toplumsal özellikleri değer yargısı olarak anlıyor. Kadınlarımız, açıkça söylüyorum dinin etkisinde kalarak pasifleşmiştir. Bu nedenle de kadın militanlarımız gittikçe azalmaktadır. Sadece kızlarımızı değil erkeklerimizi de engellemek istemektedirler. Pkk'ya katılırsan hakkımı helal etmem demektedir. Ne hakkı var, aptal kadın. Bırak oğlunu bırak kızını gelsin. Kadınlarımız, analarımız Kürdistan davasına ihanet etmiştir.
Bizim din ile ilişkimiz yok. Halkımız tanrıdan, ideolojiden kopmalıdır. Ben çok uğraştım sonunda tanrıdan koptum. Tanrıyı aştım. Böylece Abdullah Öcalan olabildim. İslam kadınımıza bir şey vermemiştir. Bunun yerine sosyalist ahlakı koyacağız."
.......................................
“İslam'ın kürt milli rengine bürünmesi sağlanamadı. Bazı tarikatlar ve mezhepler var... Bir Saidi Nursi var, bir Şeyh Sait var, şeyh tarikatları var, Nakşiler var...hepsi İslam emperyalist ekollerin ajan temsilcileri durumundadırlar.”
.................................... Abdullah Öcalan, din ve özellikle İslamiyet konusunda kendi sözleriyle şu tespitleri yapmaktadır “…Çok geciktirilen dindeki reformasyonu sonuçlandırmak, hem de daha önemli olan özgür bireye yol açmak için, dini doğmayı tümüyle çözen hamle başlatılmalıdır… Bununla bağlantılı ibadet biçimleri yerine tüm halkın anlayabileceği bir dille kutsal kitapların ve eklerinin tarih, sosyoloji, siyaset, ekonomi, sömürü, özgürlük, bilim, ilerilik, gerilik, materyalist diyalektik, idealist metafizik, ahlak vb. konularla ilişkilerin temelinde derinliğine çözümlemeler geliştirmek esas alınmalıdır. Ayet ve sünnet yorumlamalarını bu temelde geliştirmek gerekir. .......................................... Öcalan"a göre İslam bir hastalık
“…Ortadoğu kültüründe çok güçlü olan doğma ve ütopya gericiliğini kırmadan, Rönesans"ı gerçekleştirmek mümkün değildir. Binlerce yıl öncesinin gelişmemiş bilim ve tekniğin ürünü olan, ama bir o kadar da toplumsal eşitsizliğe zorlayan koşullara dayanarak geliştirilen tasarımları, halen en büyük kutsallık olarak ve anlamını da hiç bilmeden tapınış konusu yapmak, her halde en büyük toplumsal ve bireysel hastalıktır.”
Devam edelim Öcalan"ın hezeyanlarına:
Din yerini felsefeye bırakacak. İslam dini Kürtleri ezdi! “…Sonuçta ortaya çıkacak olan yeni bir din değildir. Dinin kendisi ahlaki alana indirgenerek layık olduğu konuma gelecek; özgür ve adil vicdanı yaratacaktır. Bilimin alanıyla fazla ilgilenmeyecek, onu felsefeye bırakacaktır.” “… İslam dini ve milliyetçilik Araplar, Farslar ve Türkleri milliyet ve ulus olarak güçlendirip devletleştirirken, Kürtlerin asimilasyonunda ve ezilmelerinde temel rol oynamıştır.”
Öcalan: Muhammed"in kişiliği çelişkili!
“... Hz. Muhammed"in kişiliği, özce dile getirilen dönem koşullarının etkisi altında oldukça çelişkili bir gelişim göstermektedir. Mekke-Şam arası ticaret yolculukları, Hz. Muhammed"in fikri olgunlaşmasında temel bir öneme sahiptir. Hıristiyan Nesturi rahiplerini çok dinlediği, onlarla tartıştığı bilinmektedir. Hatice"nin kendisine güveni, sevgisi ve evliliği, kadınlar hakkında olumlu düşüncelere ulaşmasında belirleyici öneme sahiptir.”
“Hatice olmadan Muhammed peygamber olamazdı!” Öcalan hezeyanlarına aziz peygamberimize saldırarak şöyle devam etmektedir: “Hatice olmadan Muhammed"in peygamberleşmesi mümkün görülmemektedir. Bu yönüyle Hatice üstü örtülü de olsa Meryem"in çok üstünde bir etkiye sahip ve tanrıça kadın kültürünü temsil etmek durumundadır. Muhammed"i Mekke toplumunda ilk destekleyenin Hatice olduğu açıktır. Yaşça da Muhammed"den büyük ve ticaret kervanına sahip olacak kadar zengin ve güçlüdür. Hatice kendi başına bu azgın toplumda baş edemeyeceğine göre, Muhammed"le ilişkileri ve evliliği çok anlamlı olmaktadır.” “Muhammed, Hira dağında "ideolojik ve devrimci" yoğunlaşmayı yaşadı!”
............................................................
“Cennet ve cehennem fantezidir!”
“Tarih içindeki gelişimine baktığımızda, ALLAH tapımıyla birliğe ve güce ulaşılmak istendiği çok açık görülmektedir. Öyle sevgili kulun cennete gitmesi gibi kavramlar, işin fantezi kısmıdır, edebi kısmıdır.”” ................................
“İslamiyet bir Türk şövenizmidir!” İslam düşmanı Apo, demek ki en zorlandığı husus olarak İslam dinini görüyor ki, Kürtlerde bu dinin tasfiye edilmesi gerekliliğine geniş yer veriyor: “...Türkiye"deki İslamiyet (Sünnilik) Türkleşmeye belli ölçüde hizmet etmiştir. Özellikle Türklerin Araplardan uzak bir gelişme içine girmeleri ve Hıristiyan âlemiyle de karşı karşıya olmaları onlarda İslamlaşmak, Türkleşmek anlamına gelmiştir. Türklerdeki İslamiyet"i bir din olarak kesinlikle düşünmemek gerekir. Onlarda İslamlaşmak, Türkleşmek anlamına gelmiştir. Türklerde İslamiyet Türk uluslaşmasının günümüze kadar geliştirilmesidir. Eğer İslamiyet olmasaydı, Türklerin Ortadoğu"da bir ulusal gelişmeyi yaşamaları imkânsızdı. Türk egemenleri ancak ve ancak İslamiyet"le yayılabilmişler, kendini ayakta tutabilmişlerdir. Bir anlam da, Türklerdeki İslamlaşma, bir milli yayılma biçimidir. Biz tarihi temellere bakarak bunu Türk şovenizminin bir biçimi olarak değerlendireceğiz.”
“İslamiyet sosyal sınıfların ayrışmasını engellemek için kullanılıyor!” İslam elbette ki etnik kimlikleri arka plana atar. Zira önemli olan İslam kardeşliğidir. Şöven bir milliyetçilik, İslam"da hayat bulamaz. Ama Apo, bu noktada İslam"a karşı "birleştirici özelliği olduğu için" kin duymaktadır: “…Burada şunu görüyorum: İslam ideolojisinin hem emperyalist, hem de sınıfsal ayrışmada bir saldırı aracı olması söz konusudur. Egemen İslam mezhebinin veya siyasi rejiminin böyle bir niteliği vardır. Günümüze doğru gelişmesinde bu temel özünü hiçbir zaman göz ardı etmemek gerekir. İslamiyet"in resmi biçimi sosyal ayrışmayı bastırmada şiddetle kullanılıyor. İşte bir Kuyucu Murat Paşa"nın kırk bin Aleviyi kuyulara doldurması gibi sayısız katliamlar. Birde İslamiyet"in Türkler elinde emperyalist amaçlı kullanılması yönü vardır. “Cihat” adı altında, “Kâfire karşı savaş” adı altında bu, ta Orta Avrupalar" a kadar bir saldırı silahı olarak kullanılır. Demek ki din, Türklerin elinde tam bir milliyetçiliktir, tam bir şövenizimdir. Hem bir emperyalist ideolojik araç olarak işlev görüyor, hem de ezilen sınıflara karşı bir saldırı aracı olarak kullanılıyor.”
“Kürtler İslamlaştıkça Kürtlüklerini unutuyorlar!” İslam"ın asırlardır sağladığı huzur ve güvenliğin altında ırkların eşitliği ve önemsizliği düşüncesi söz konusuyken, Öcalan bakın Kürt kardeşlerimizin saygıyla itibar ettiği Kürt din âlimlerini nasıl dışlıyor: “…Özellikle de Kürdistan somutuna baktığımızda, Kürtlerde İslamiyet"in çok çeşitli nedenlerle bir mezhebe ulaşmadığını görüyoruz. Bir Kürt İslam mezhebi gelişerek kendi gelişmesinin hizmetine girmemiştir. Kürtler bu konuda en talihsiz durumu yaşamışlardır. İslamiyet"in ideolojisiyle veya İslamiyet"in etkisi altında Kürt feodalitesi aşiret reisliğinden feodaliteye dönüşmüştür. Ama bu tamamen kendi milli gelişmesini inkâr temelinde olmuştur. Müslümanlaşan aşiretçilik, ağalık ve benzeri gibi egemen kesim kendini ya Türlükle, ya Araplıkla, ya da Farisilikle özdeş tutmuştur. Yani Kürtler, Kürtlüğü terk ettiği oranda İslamlaşmışlardır. Bizde (Kürtlerde) İslamlaşmak, tümüyle olmasa da, özellikle üst tabakalarda, işbirlikçi tabakada milli inkârı hızlandırıyor. Tabi üst tabakanın İslamiyet maskesiyle inkârlığı geliştirmesi halka da kötü yansıyor. Böylece milli inkâr dönemine doğru hızlı bir gidişat söz konusu olmuştur. Demek ki Kürtlerde İslamiyet milli gelişmenin aracı değil, milli inkârın destekleyicisi rolünü, özellikle de Kürt işbirlikçi tabakasının eliyle oynamıştır. Bu önemli tarihi bir gerçektir.” (Abdullah Öcalan, Oligarşik Cumhuriyet Gerçeği, Mem yayınları) PKK, din adamlarını ve Ramazanda sabah namazına giden imamı neden öldürür şimdi bu hususa nazar edelim:
“Kürt din adamları Kürtlüğe ihanet ediyor!” “…Gerçekler muazzam bir lafazanlığa boğdurulmuştur. Kürtler içinden çıkan sözüm ona birçok şeyh, evliya gibi din adamları, genel anlamda bu konuyu özellikle göz ardı ettirmeye yol açmışlardır. Yine, hâkim milliyetlerden olan birçok İslam bilgini de bu konuya dokunma gereği bile duymamıştır. Ama şuna eminim ki, onların temel görevi sosyal ve milli gerçekliğe muazzam bir şovenizm dayatmaktadır. Tarih bunun engin çabalarıyla doludur. Kürtlerdeki din adamlarının da görevi bundan öteye değildir. Nasıl ki Türkiye solunun etkisi altında Kürt solculuğu uzun bir süre silik, kişiliksiz, şahsiyetten yoksul kalmışsa, Kürt din adamlarının da tarih boyunca hâkim milliyetteki egemen ideolojinin etkisi altında silik ve onun kopya taklitçisi kaldıklarını, yine şahsiyetli bir kimliğe pek bürünmediklerini iyi biliyoruz.”
“İslam, Kürtlüğe ihanet ediyor!” İslam"ın tüm ırkları birleştiriciliğinin ve sağladığı huzurun güzelliğini terörist Öcalan bakın nasıl yorumluyor: “…Tarihin önemli kesitlerinden İslamiyet"in gerçeğimizle teması, devrimci özü ve adaleti temsil etme temelinde değil, tam tersine gerçeğimizin imhası, eşitsizliğe ve adaletsizliğe yol açması temelinde olmuştur. Daha doğrusu İslamiyet"in Kürdistan koşullarına girişi, devrimci yandan ziyade emperyalist yanı ağır basan biçimde olmuştur. İdeolojik ve hem de ekonomik, sosyal ve siyasal düzeylerdeki İslami yayılma, Kürt milli ve sosyal gerçekliğine çok az yer verir. Bu öğelerin önemli bir bölümünü silip süpürmüştür. Bunun da en başta gelen sorumlusu, Kürt egemen işbirlikçi tabakasıdır. Hala da günümüzdeki o işbirlikçi tabakaya baktığımızda kraldan daha çok kralcı, İslamcı, Türkçü veya bilmem neci kesimleri bu tarihi nedenden dolayıdır.
PKK"ya karşı savaşılamayacağı veya Kürdistan demokratik kurtuluş mücadelesine karşı mesafe alınamayacağı anlaşılınca bin yıllık saldırı silahına yeniden sıra geldi. Hatta bütün Türk sultanlık veya egemenlik resimlerinin silahı olan dine saldırıdır. Tıpkı Osmanlı dönemindeki yeniçeri ocağı"na yedi yaşındaki Hıristiyan çocuklar zorla ve özel alınarak Müslümanlaştırılıp sultanın emrine veriliyorsa bu dönemde de bütün Kürt çocukları alınıyor ve kendi ulusal toplumsal gerçeklerine ihanet ettirilip hain olarak yetiştiriliyorlar. Bu daha önce dersim katliamı sonrasında da gerçekleştirildi. O zaman bunu oligarşik düzen, katıksız Türkleştirmek için yaptı. Bütün çocukları aldı, çok iyi bir Türkçe eğitimden geçirdi. Dersim katliamı sonrası, yeniçeri ocakları"nı geride bırakan bu uygulamayla toplanan çocuklar Türk"ten daha Türkçü olarak yetiştirildi. Bu gün hala bunlardan bazıları bakandır, generaldir. Dört dörtlük Türkçüdür. İşte bütün bunlar imha sonrasında okullarda yoğun asimilasyonun ürünü olarak gerçekleştirildi.” (Abdullah Öcalan, Oligarşik Cumhuriyet Gerçeği, Mem yayınları, sh.18) |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 10 Mayıs 2011, 19:07:45 Gönderen: Tayfun »
|
Logged
|
Azadi vuslattadır vuslat yolu mavera sakın boynunu bükme hırslanma umutlara Dik dur ki kuvvet gelsin sıkılan yuımruklara yolun cenetten geçer Filistinli Küçüğüm.. 
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 280
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #2 : 10 Mayıs 2011, 21:13:49 » |
|
 |
|
 |
 |
ALLLAHcc razı olsun kardeşim....
...........................
öcalan...
''Lenin 1900'de ne ise ben de 21. yüzyıl sosyalizmini temsil ediyorum, reel sosyalizmle savaşarak, emperyalizmle savaşarak yeni sosyalizmi inşaa ediyorum.'' (Özgür Yaşamla Diyaloglar, s. 201)
..................
''PKK, Marksizm-Leninizm geleneğine uygun bir gelişme yaşamıştır. Bundan sonrası açık ki etle tırnak gibi birbirinden ayrılmayan bu miras üzerine şekillenecektir.'' (Kürdistan`da Halk Kahramanlığı, s.78) ............................
13. kuruluş yıldönümü mesajından:
''Sosyalizm yıkıldı, komünizm yıkıldı" diyenlere en iyi cevap olarak, 'tam tersine, SOSYALİZMİN EN GÜÇLÜSÜ, EN DOĞRUSU, EN YÜCESİ PKK'DE GERÇEKLEŞMİŞTİR' diyoruz.'' Bölücü örgütün elebaşının 1 Mayıs 1982 tarihli konuşmasından: ''Ne kadar elverişsiz koşulları yaşarsa yaşasın, işçi sınıfının objektif gücüne ve onun eylem kılavuzu olan bilimine, MARKSİZM-LENINİZM’E DAYANMAK ZORUNDADIR VE DİKKAT EDİLİRSE BİZİM VARLIK NEDENİMİZ TÜMÜYLE BU GERÇEK ETRAFINDA OLUŞMUŞTUR. ...Eğer o aşiret duvarları, o feodal çitler aşılmasaydı, MODERN DÜŞÜNCE, EN DEVRİMCİ DÜŞÜNCE OLAN MARKSİZM-LENINİZM kafalarımıza sıçramayacaktı.''
öcalanın aşağıdaki ifadeleri de örgütün komünist olduğunun net bir delilidir:
Partimizin Merkez Komitesi üyesi ve kurucularından olan DEĞERLİ KOMÜNİST Mazlum Doğan yoldaş... Halkın engin değerlerini SAĞLAM VE AYDINLANMIŞ KOMÜNİST KİŞİLİKLE BİRLEŞTİREN BU YOLDAŞIMIZIN Kürdistan ulusal kurtuluş savaşçıları ve tüm devrimcilere yol gösterebilecek güçtedir. (Kürdistan’da Halk Kahramanlığı, İstanbul, Mart 2004, s.43)
..................................... ÖCALAN, ELİ KANLI KOMÜNİST LİDERLERDEN ÖVGÜ İLE BAHSETMEKTEDİR
İşte PROLETARYANIN KAHRAMANLARI MARKS VE ENGELS. İşte onun TEORİK, SİYASAL DAHİSİ LENİN ve yine ONUN PRATİK USTALARI STALİN, HO CHİ MİNH VE MAO. Ve bunların önderliğinde yürüyen birçok ulusal ve enternasyonalist kahraman. İnsanlığın özgürlük bilincini ayaklandıran, örgütlendiren ve halk ordusu denilen orduları ortaya çıkaran bu büyük kahramanların insanlık tarihindeki yeri gerçekten büyüktür. (K.’da Halk Kahramanlığı, İstanbul, Mart 2004, s.87)
.................................
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 280
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #3 : 10 Mayıs 2011, 21:15:59 » |
|
 |
|
 |
 |
ATEİST VE KOMÜNİST OLAN BÖLÜCÜ ÖRGÜTÜN HAPİSTEKİ ELEBAŞININ ALLAH VE DİN HAKKINDAKİ BAZI İFADELERİ (YÜCE ALLAH’I TENZİH EDERİZ)
Aşağıdaki alıntılar, ÖCALANIN kitaplarından alınmış, bizzat kendisine ait ifadelerdir. Bu ifadelerin tümü, bu kişinin ateist olduğunu ve İslam’ı kendi sığ materyalist anlayışıyla yorumladığını ortaya koymaktadır:
Lise dönemlerinde büyük felsefik bunalımı yaşadım. Tanrı ile savaşı verdim, bu savaştan başarı ile çıktıktan sonra yarı Tanrı oldum. (Özgür Yaşamla Diyaloglar, Ekim 2002, s. 257)
Tek tanrılı din ideolojileri, baştan sona siyaset ideolojileridir. Dini söylem, ALLAH, peygamber ve melek gibi kavramlar dönemin siyasi literatürüdür. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Aralık 2001, s. 204)
ALLAH bir nevi ortaçağın feodal manifestosudur, temel yasası ve bildirgesidir. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Aralık 2001, s. 313)
Namazın kendisi de genel anlamda bir tiyatrodur. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Aralık 2001, s. 354)
Öcalan 1992'de Yalçın Küçük'e verdiği röportajda " PKK'nın çıkışıyla İslamiyet'i karşılaştırıyorum... Peygamber gibi konuşmak, peygamber gibi hitap etmek, nazarımda çok değerlidir. Kaldı ki peygamberce olmak niye kötü olsun!"
......................... KENDİNİ HZ. İSA GİBİ GÖRÜYOR
11 Eylül 2004'te Özgür Politika'daki yazısında Hz. İsa'ya da parantez açmış. "Doğuş, oluşum tarzım, sistemin içine giriş, muhaliflik ve yakalanış tarzım Hz. İsa öyküsüne öz ve biçim olarak yakın durmaktadır. PKK başlangıçta on iki kişi civarındaydı." ......................
devam edecek...
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 10 Mayıs 2011, 21:22:25 Gönderen: Yahya Abbas Müsavi »
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
can nurani
σиυя üуєѕι
  
**EM XUUNA WE Jİ BİR NAKİİİNN**
Puan: 61
Çevrimdışı
Üye ID: 2210
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #4 : 10 Mayıs 2011, 22:36:03 » |
|
 |
|
 |
 |
İSLAMİYET'E AĞIR HAKARETLERŞimdi de yine terör örgütünün önde gelen isimlerinden Bese Şimal'in Zerdüştlüğe yöneldiği ve bunun yanında Aleviliği yüceltirken, İslamiyet'i “lanetli bir realite” olarak nitelendirdiği iddiaları yayıldı.
PKK'nın şehir yapılanması KCK'nın 21 Yürütme Konseyi Üyesi'nden biri olan Bese Şimal “Alevilik, Zerdüstlük ve İslam” başlıklı bir yazısında aynen şöyle diyor: “İslamiyet ortaçağ Avrupasını da geride bırakan lanetli bir realite haline gelmekten geri durmamıştır.” KCK Yürütme Konseyi Üyesi Bese Şimal'in akıl almaz görüşleri şöyle:
ALEVİLİK VE ZERDÜŞTLÜKAlevilerin inanç ve kültürlerine baktığımızda toplumsallaşmadan bu güne yaşanan her tarihsel gelişmeden bir kalıntı bir iz görmek mümkündür. Aleviliğe bu konuda en büyük etkiyi belki de Zerdüşt inancı ve felsefesi yapmıştır. Derinlikli bakıldığında Alevilikle Zerdüştlik arasında birçok ortak noktaya rastlanır. Zerdüştlükte devletçiiktidarcı uygarlığın insan iradesini eriterek köleleştirdiği toplum gerçeğine karşı büyük bir öfke vardır. Benzer bir insan yaklaşımı Alevilikte de vardır.”
“Aleviliğin Ali yandaşlığı olarak dayandırıldığı İslamiyet gerçeğini tanımak-anlamak önemlidir. Kendi döneminin en büyük devrimsel hamlesi olan İslamiyet, Ortadoğu toplumları açısından yeni bir tarihsel süreç ve yeni bir tarihi aşamadır. İslamiyet özünü koruduğu sürece toplumun komünal, ahlaki ve politik değerlerini sahiplenmiş, yeni bir ahlaki ve politik sistem kurmaya çalışmıştır ancak özünü korumadığı nokta da ise ortaçağ Avrupasını da geride bırakan lanetli bir realite haline gelmekten de geri durmamıştır.”
“İSLAMİYET, MUHAMMED'LE BOZULMUŞTUR“Siyasallaştırılarak devşirilen İslam, iktidarın temel silahı haline getirilmiştir. İktidarlaşan İslam dinden dinciliği doğurmuştur. Dinin iktidara yedirilmesiyle şekillendirilen dincilik, yeni bir egemen ideoloji olarak toplumu kasıp kavurmuştur. Din adına korkunç derecede katliamlı ve kanlı bir süreç başlatılmıştır. İslamiyet devriminin başına gelen de iktidar hastalığının trajik sonudur. Hz Muhammed'in devleti temel çözüm aracı hatta amacı olarak görmesi, ideolojisini bir devlet ideolojisi olarak şekillendirmesi, İslamiyetteki bozulmanın, özden uzaklaşmanın esas nedenidir. Devlet kurma temelinde yürütülen her mücadele her ne kadar güzel duygular ve niyetlerle hareket edilse de yozlaşma kapılarını hep açık tutacaktır. İslamiyet devriminin başına gelen de iktidar hastalığının yolaçtığı trajik sondur.” İSLAM'A AĞIR HAKARETLERAlevilik katı, gerici, sömürgeci İslamlaşmaya karşı hafif bir İslam'ı rayına bürünerek direnmeyi sürdürme anlamına geliyor. Bunun çok kesin böyle olduğunu mevcut Alevi direniş geleneğinde de bulmak hiç zor değil. Eğer tam direnebiliyorsa eski dininde kalıyor, yok tam direnme imkanı bulamıyor biraz İslamlaşmak gereğini duyuyorsa o zaman Alevi olunur... Ana hatlarıyla demek ki Kürdistan'daki Alevilik; İslam sağ, şovenist Arap egemenliğine karşı duran, savaşan ve bu biçimde coğrafya olarak dağları esas alan, eski dini kültür kaynaklarıyla karışık, oldukça çok şey alan, neredeyse İslam'ı bir perde olarak kabul eden, fakat onun da daha çok Ali geleneğini esas alan böyle dini, sosyal, ulusal bir oluşumdur. Dini direnişçi yanı olan, dini olarak resmi İslamiyet'ten en az etkilenen, eski dini gelenek olarak Zerdüştlük ile bağlarını çok güçlü koruyan, sosyal olarak da beylik, Emevilik dışında kalan halkın kendisi oluyor.”
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Sizler Namazda Eli Acikmi Eli kapalimi kilalim diye tartisirken!Kàfirler ise o elleri Nasil keseceklerini planliyorlar imam humeyni
|
|
|
can nurani
σиυя üуєѕι
  
**EM XUUNA WE Jİ BİR NAKİİİNN**
Puan: 61
Çevrimdışı
Üye ID: 2210
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #5 : 14 Mayıs 2011, 23:39:22 » |
|
 |
|
 |
 |
PKK lideri Murat Karayılan, Almanya`da yayımlanan `Bir Savaşın Anatomisi` isimli kitabında, PKK`nın dine yaklaşımını anlatırken ilginç ifadeler kullandı14 Mayıs 2011 Cumartesi 10:39:00
Karayılan kitabında İslamı, tarikatı ve İslam adına ne varsa hepsini çözümsüzlüğün hedefi yaparak Kürtlerin bu yüzden geri kaldığını, diğer taraftan Alevilik, Zerdüştlük ve Yezidiliği Kürtlerin için asıl çözüm olarak sunmaktadır.
`Kürtlerin ideolojik kimlik ve aynı zamanda inanç dini` diye tanımladığı Zerdüştlük için övgüler dizen Karayılan, İslam`ın Kürtlerde parçalanma nedeni olduğunu ileri sürdü. Kitabında Nakşibendiler için de ağır ifadeler kullanan Karayılan özetle şunları yazdı: "Nakşibendi tarikatının geçmişte Osmanlı ile yaptığı işbirliği, günümüzde TC ile iç içe örgütlenmiş olması gerçeği, onu işbirlikçi tarikat haline getirmiştir. Kürdistan`da milli düşüncenin şekillenmesinin önündeki engellerin başında Nakşibendî tarikatı gelmektedir."
Murat Karayılan`ın kaleme aldığı ve Almanya`da yayımlanan `Bir Savaşın Anatomisi` isimli kitapta, PKK`nın bugüne kadar uyguladığı taktik ve stratejilerin yanı sıra örgüt yönetiminin din konusundaki yaklaşımı da yer alıyor. `Kürtlerin ideolojik kimliği ve aynı zamanda inanç dini` olarak tanımladığı `Zerdüştlük` için övgüler dizen Karayılan, İran`daki Şia gibi İslam`ın Kürtlere özgü bir yorumu geliştirilmediği için İslamiyet`in Kürtlerde bölünme, parçalanma, başkasına bağlanma ve zayıflama nedeni olduğunu savunuyor.
Süleymaniyeli büyük bir alim olan Mevlana Halid`in halifeleri vasıtasıyla Doğu ve Güneydoğu`da yayılan Nakşibendi tarikatına ağır eleştirilerde bulunuyor. Şu ifadeleri kullanıyor: "Nakşibendîlikte Mevlana Halid`in yorum tarzı ve zihniyeti iktidarlaşma eğilimi üzerine kuruludur. Salt İslami, manevi değerlerle yetinme değil, güç olma hedefi vardır. Siyasal iktidarlarla bağını koparmış bir Nakşibendî şeyhi ya da tarikat mensubuna rastlamak pek mümkün değildir... Bu tarikat öncelikle iktidar olmayı, bunun için de güce dayanmayı, dolayısıyla işbirlikçiliğin düşünsel temelini derinleştirmiştir. Kürt egemen sınıflarında ihanetin bu denli derinleşmesinin en temel nedeni, Nakşibendî tarikatının yarattığı bu düşünsel zemin olmaktadır. İşbirlikçi karakter kazanan Nakşibendî tarikatının ağına düşen şeyhlerin, bağımsız bir çizgi izleyemeyecekleri ve ulusal duygularla yüklü olmayacakları beklenen bir husus olacaktır. Şeyhlik kurumu, Kürt toplumunu düşünsel düzeyde boğuntuya getirmiştir."
Murat Karayılan, yaklaşık 500 sayfalık kitabında uygarlığın doğuşu, savunma ve şiddet yaklaşımları ile savaş tekniklerine değiniyor. Savaş biliminin gelişmesine paralel olarak tarihin en büyük imparatorluklarından birini kuran Asurluların zulümde sınır tanımadığını anlatan Karayılan, kuzeydeki Aryen topluluklarında ise daha çok insanlık erdemlerini yüceleştiren Zerdüştlüğün geliştiğini belirtiyor. `Bir direniş ve var olma felsefesi` olarak tanımladığı Zerdüştlük inancının, Kürtlerde bir toplumsal bilinç geliştirerek daha büyük bir şekilde güçlenme ve toparlanmalarını sağladığını savunuyor. Yüzyıllarca Sasani ve Roma imparatorluklarının at nalları arasında kalan Kürtlerin, bir tür kurtarıcı olarak gördükleri için ekseriyetle İslamiyet`i kabul ettiğini anlatan Karayılan, şu görüşleri ileri sürüyor: "Kürt halkı İslam ideolojisini kendi milli toplumsal yapısıyla bütünleştiren bir yoruma ve milli toplumsal yapısını güçlendirecek bir içtihada ulaşamamıştır. (...) Kürt halkı ve onun dindar çevreleri, İslamiyet`in Kürt toplumuna özgün bir yorumunu geliştiremedikleri için, İslamiyet diğer halklar için bir aydınlanma, ilerleme ve güç kazanma kaynağı olurken, Kürdistan toplumu için bölünme, parçalanma, başkasına bağlanma ve zayıflama nedeni olmuştur. Kürdistan`da İslamiyet`in egemenlikçi yönüyle hücrelere kadar sızması, Kürtleri parçalamaya götürmüş, ideolojik olarak dışarıya bağımlı hale getirmiştir..."
ALEVİLİK BAŞKALDIRAN BİR DURUŞA SAHİPTİR
"İslamiyet ile birlikte Kürtlerde ümmetçilik anlayışı geliştirilerek, adeta mücadelesiz, boyun eğme anlayışı ve kendine ait olmama duygusu yerleştirilmiştir. Örneğin Kürtler Alevilik adına özgün bir yorum geliştirebilselerdi hiç kuşkusuz ki durum farklı olabilir ve İslamiyet daha ulusal bir çerçeveye oturtulabilirdi. Alevilik, hakarete ve zulme başkaldırıda muhalefet odağı olmaya açık bir felsefi duruşa sahiptir. Ancak Aleviliğin tüm Kürtleri kapsayan toplumsal bir duruşa ulaşamaması, yine Kürtlerin çoğunluğunun Sünni olmaları bu imkanın değerlendirilmesini ortadan kaldırmıştır. Yoksa Alevilik, Kürt toplumunda milli bir ideolojik duruşun zemini haline getirilebilirdi. (...) Kürdistan toplumunda her zaman bir ihanet çizgisi varlığını sürdürmüştür. Özellikle İslamiyet`in Kürdistan`a girmesiyle beraber bu ihanetçi çizginin artık çığırından çıkmış olduğu ve kendisine meşru bir zemin yaratmaya çalıştığı bilinmektedir."
Ezidiliğe de değinen Murat Karayılan, bu inancın baskı ve katliamların yoğunluğu sebebiyle sınırlı kalmaya yöneldiğini kaydediyor. Karayılan, "Kürdistan`da Ezîdîlik bir nevi kendi kültüründe ve özgür duruşunda ısrardır. Özü itibarıyla bir zamanlar Kürtlerin inancı ve felsefesi durumunda olan Zerdüştlük geleneğinin devam ettirilmesi anlamına gelen Ezîdîlik, Kürdistan`da çok daraltılmış ve baskılara maruz kalmıştır..." ifadelerini kullanıyor. http://www.dogruhaber.com.tr/Haber/Karayilana-gore-Kurtlere-uygun-din-ZERDUSTLUK-4239.html |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Sizler Namazda Eli Acikmi Eli kapalimi kilalim diye tartisirken!Kàfirler ise o elleri Nasil keseceklerini planliyorlar imam humeyni
|
|
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 280
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #7 : 24 Mayıs 2011, 10:21:38 » |
|
 |
|
 |
 |
“TSK İLE LAİKLİK ANLAYIŞIMIZ AYNI”
-------------------------------------------------------------------------------- DTP Milletvekili Hasip Kaplan'la konuşan Vakit gazetesi, partilerinin laiklik anlayışının TSK ile aynı olduğunu savundu.
TSK yönetiminin laiklik anlayışı ile kendilerinin ve Öcalan’ın laiklik anlayışları arasında fark olmadığının altını çizen Kaplan, şunları söyledi: “Şunu herkes çok iyi bilmeli ki, biz olmasak Güneydoğu’da şeriat öne çıkar. Laikliğin gerçek kalesi bizleriz!.. TSK’nın laiklik söylemi ile bizim laiklik söylemimiz örtüşmektedir. Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nde DTP laiklik konusunda bir sigorta görevi görmektedir. DTP kapatılırsa, etkisizleşirse bölgede dini radikalizm hakim olur. Bu da TSK’nın en fazla karşı olduğu şeydir.”
Kaplan, TSK ile sadece Kürt sorunu konusunda anlaşamadıklarını, İslâm’a ve laikliğe bakış konusunda tam olarak örtüştüklerini tekrar tekrar ifade ettiği konuşmasını şöyle sürdürdü: “Öcalan’ın da laiklik konusundaki görüşleri bellidir. Bu görüşler, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesiyle ve cari uygulamalarla örtüşmektedir!.. Biz hem laikliğin hem de sosyal devletin teminatıyız!..”
ORTAK HEDEF “Biz kültürlerin bir arada yaşatılması konusunda görüşlerimizi ortaya koyduğumuz zaman bizi kasıtlı olarak bölücülükle itham ettiler. Oysa, kesinlikle şunu ifade ediyorum ki, eğer bizler olmasak… Orada AKP dini eğilimleri ağır basan bir yönetim tarzını egemen kılmak ister. Biz olmasak, meydan dincilere kalır. Bu kesinlikle böyle. Diyarbakır’da şeriatçılar nasıl miting yaptılar!.. Bu, yapılmak istenenin nüvesidir. Laikliği kim koruyacak?.. Bizden başka kim koruyacak?.. Çağdaşlığın, laikliğin bir nevi kalesi, savunucusu konumundayız.”
“DİNİ ÖRGÜTLENMELERE ALAN AÇILMAMALI” Başörtüsünün serbest bırakılmasına da karşı olduğunu söyleyen Kaplan, “AKP türban istismarı yapmaktadır. Dini radikal örgütlenmelere alan açılmamalıdır. 21. yüzyılda bunlarla mı uğraşacağız? Bunların dayanağı istismardır. Bakın Anayasa hazırlıyorlar, bunu da serbest bırakmak isteyecekler. Türban simge olarak kullanılmamalıdır. Başörtülü savcı, avukat olmaz!.. Başörtülü hakim olamaz!..” diye konuştu.
“TSK İLE LAİKLİK ANLAYIŞIMIZ AYNI” TSK’nın mevcut yönetimiyle kendilerinin laiklik, türban gibi konulardaki görüşlerinin tamamen örtüştüğünü belirten Öcalan’ın avukatı DTP’li Kaplan, TSK ile aralarındaki “esas” problemi ise şu ilginç ifadeleriyle ortaya koydu: “Aramızdaki en ciddi problem bir araya gelememektir. Ortamdan dolayı bir araya gelip tam olarak diyalog kuramıyoruz. Bir araya gelirsek birbirimizi daha iyi anlama imkânı olur. Sanıyorum bu ortam olmasaydı, daha rahat konuşabilirdik, umarım bunlar yakında olacak!..”
Vakit |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 280
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #8 : 24 Mayıs 2011, 10:24:42 » |
|
 |
|
 |
 |
DTP: İrtica Bİzim de Birinci Tehdit “Laiklik anlayışımız askerle aynı" diyen Hasip Kaplan'ın ardından, DTP'li Pervin Buldan ve Özdal Üçer de "TSK-DTP paralelliği" konusunda ilginç sözler sarfettiler.
“Laiklik anlayışımız askerle aynı" diyen Hasip Kaplan'ın ardından, DTP'li Pervin Buldan ve Özdal Üçer de "TSK-DTP paralelliği" konusunda ilginç sözler sarfettiler.
“Şeriat”, “türban”, “laiklik”, “dindarlık”, “güneydoğu ve İslâm” gibi başlıklardaki görüşlerinin “Asker’in görüşleriyle örtüştüğünü belirten Kaplan, bunun iki taraf arasında ortak zemin olabileceğini belirtiyor ve “Bizim en büyük eksikliğimiz bir araya gelip konuşamamaktır” demişti.
DTP’li vekillerin üzerinde durduğu noktalardan biri de, “başı boş” olarak nitelendirdikleri Kur’an kurslarıydı. Bu kurslarda, küçük çocukların eğitim gördüğünü öne süren DTP’liler, Genelkurmay bildirilerine dikkat çekerek, “Genelkurmay da veryansın ediyor. Bizim laiklikle ilgili düşüncelerimiz de bu doğrultuda” diyorlardı.
AK Parti'nin, 27 Temmuz seçim zaferinin perde arkasında büyük ölçüde bu dini faaliyetlerin bulunduğunu öne süren DTP’liler, “din istismarı” olarak nitelendirdikleri bu türden faaliyetlerin karşısındaki güç olarak da yine kendilerini işaret ediyorlardı.
İşte, bazı DTP’lilerin konuya ilişkin görüşleri:
PKK'nın finansörü olduğu öne sürülen ve 1993'te öldürülen Savaş Buldan'ın eşi DTP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, “TSK ile bizi karşı karşıya getirmek istiyorlar. Büyükanıt partimizin adını bile anmak istemiyor ama ‘irtica’ ve ‘laiklikle’ ilgili konularda TSK ile fikirlerimiz tamamen örtüşüyor. Bunu gözden uzak tutmamak lazım” dedi.
DTP Van Milletvekili Özdal Üçer de “Laiklik için veryansın eden Genelkurmay değil miydi? Bizde bölgede aynı şeyleri savunuyoruz. Bizim de olmazsa olmazlarımızdan biri laikliktir. Bize cephe almasınlar zira biz de onlar gibi laikliğin savunucusuyuz” dedi.
Üçer şöyle devam etti:
“AKP bölgede gerici bir sistem kurmayı amaçlamaktadır. Bölgedeki cemaatleşmelere baktığınız zaman özellikle Gülen'in cemaatleşmesi ve diğerleri bu toplumun gençleri için büyük tehlike oluşturuyor. Laiklik sistemi için veryansın eden Genelkurmay’ın, bölgedeki çalışmalarımızın ‘laiklik açısından’ önemini kavraması lazım.”
DTP'li Üçer konuşmasını söyle sürdürdü: “Biz bölgelerimizin irticaya teslim olmaması için büyük çaba sarf ediyoruz. Biz bölgedeki cemaatlere karşı, cemaatlerin toplumsal zararlarına karşı açık bir şekilde mücadele ediyoruz. Bizim üzerinde en fazla hassasiyetle durduğumuz konulardan birisi laiklik. AKP, din istismarı üzerine bir siyaset yürütüyor. Biz bunun karşısında duran yegâne siyasi gücüz.”
"Laiklik, irtica, Kur’an kursları" gibi başlıklarda Genelkurmay söylemiyle kendi söylemleri arasında ne gibi farklar bulunduğuna ilişkin soruya cevap verirken sözü AK Parti’ye getiren Üçer, “Vakıf ve cemaat bazında yürütülen Kur'an kurslarına izin vermek şeriat devletine giden yolda en büyük adım olur. Van'da apartmanların bodrum katlarında ve sitelerin yönetim odalarında Kur'an kursu veriliyor, toplu namaz kılıyorlar bunlar buralarda din siyaseti yapıyorlar AKP bu şekilde buralardan oy aldı biz bunlara kesinlikle karşıyız. DTP Güneydoğu'da İslâmi cemaatleşmenin kadrolaşmanın karşısındaki tek partidir. Laik sisteme en fazla bağlı olan partidir. Bunu görmek lazım!..” dedi.
DTP’liler bu tür görüşlerle öne çıkarken, bölgenin kanaat önderleri, TSK mensuplarının İslâm’a bakışları ile DTP’lilerin bakışlarının aynı olmadığını belirterek şu mesajı veriyorlar:
“TSK yönetiminin bazı tavırlarından yola çıkan DTP’liler bu tür değerlendirmelerde bulunuyorlar. TSK’nın 27 Nisan bildirisinde, Kur’an eğitiminin, ilahilerin, başörtüsünün tehdit olarak değerlendirilmesi, DTP’lilere böyle bir manevra alanı bırakıyor. TSK’nın diğer mensupları ile bazı TSK yönetimlerinin farklı değerlendirmelere müsait tavırlarını aynı kefede değerlendirmemek lazım. Türk Ordusu, geleneği itibarı ile Müslümandır. PKK ise geleneği itibarı ile Marksisttir. TSK’yı, PKK’nın terör örgütü olmadığını savunan DTP ile aynı laiklik anlayışında buluşturan bir söylem varsa bu tamamen bir takım olumsuz tavır sahiplerinin yanlışıdır. Ve bu yanlış maalesef TSK’ya zarar vermektedir.”
Vakit |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 280
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #9 : 24 Mayıs 2011, 10:40:52 » |
|
 |
|
 |
 |
musa anteri az çok bu bölgede yaşayan ve yaşamayan herkes bilir..bu azgın kafirin en çok seveni ve onu en çok öne çıkaranlar ve ona ape musa diyenler pkk lılardır ve onun çizgisinden giden bdp dir.. peki bu musa anter kimdir?aslında onu az çok tanımaya başladınızmı,nedenli şiddetli bir kafir olduğunu hemen anlarsınız.. onun hatıralarım adlı kitabından bir kaç örnekle devam edelim,bu şekilde elinde bu şekil örnekler olan varsa paylaşsa seviniriz...
Musa Anter diyor ki : "hatıralarım da geniş çapta Zerdüştlüğün etkisi altındadır. Ve her zaman, bir fantezi olarak söylemiyorum: eğer öteki dünya varsa, inanıyorum ki Arap Muhammed, Yahudi İsa ve Musa Peygamberler Kürtlere şefaat etmez, yani sahip çıkmazsa muhakkak ki Beni İsrail Peygamberlerinden çok daha üstün olan Zerdüşt bize şefaat edecektir." (Hatıralarım -Musa Anter s. 173, Avesta yayınları, 1999). Kürt bayrağı, Kürt milli dini olan Zerdüştlük'ten geliyordu (age, s. 65). Musa Anter hatıralarında bir fıkra anlatır: burada Yahudiler ve Hıristiyanlar Cennete, Müslümanlar ise Cehenneme gönderilir (age., s. 237). |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 280
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #10 : 27 Mayıs 2011, 12:25:15 » |
|
 |
|
 |
 |
Abdullah Öcalan’ın islama derin kini Öcalan`ın AİHM savunması `Sümer Rahip Devletinden Halk Cumhuriyetine Doğru Özgür İnsan Savunması` adı altında 2 ciltlik bir kitap haline getirildi. Öcalan, kitabın 300 sayfalık bölümünde İslam`ı ve Müslümanları karalıyor.
Öcalan’ın AİHM savunması “Sümer Rahip Devletinden Halk Cumhuriyetine Doğru Özgür İnsan Savunması” adı altında 2 ciltlik bir kitap haline getirildi. Öcalan, kitabın 300 sayfalık bölümünde İslam’ı ve Müslümanları karalıyor. Ve sonunda ağzındaki baklayı çıkartarak, “Keşke Asya’da Hıristiyanlık egemen olsaydı” özlemi içinde olduğunu ortaya koyarak, Hıristiyan Batı’ya şu mesajı veriyor: “Hıristiyanların emrindeyim.” İşte o kitaptan Öcalan gerçeği:
SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN PKK’YA, ÖCALAN GERÇEĞİ
İmralı canavarı Abdullah öcalan’ın Marksist-Leninist bir görüşe sahip olduğu çok kez yazıldı çizildi.. Bu görüşte olan bir insanın, İslam’ın yanı sıra Hıristiyanlığa ve Museviliğe bakışı da aynı olur diye düşünüyor insan.. Peki öcalan’da da öyle mi acaba?!?
öcalan’ın 2001 yılında avukatları aracılığı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gönderdiği sayfalar dolusu savunması, “Sümer Rahip Devletinden Halk Cumhuriyetine Doğru özgür İnsan Savunması” adı altında 2 ciltlik bir kitap haline getirildi. Kitap, öcalan’la ilgili merak duyulan bu soruya çok açık cevap veriyor. Marksist-Leninist görüşteki öcalan, kitabın 300 sayfalık bölümünde İslam’ı ve Müslümanları karalıyor da karalıyor. Evrim teorisine inanan öcalan, “ALLAH’ın Arabistan tasarımı olduğu”, “ALLAH’ın 99 isminin Sümer kavramlarından ileri geldiği”, “Hz. Peygamber’in Hz. Hatice ile parası için evlendiği”, “İslamiyet’in feodalizm ihracatçısı olduğu”, “Namazın tiyatro olduğu”, “Camilerin tiyatro salonlarına dönüştürülmesi gerektiği”, “İslam’ın ‘savaşçı bir din’ olduğu”, “İslam’ın Kürtleri ezdiği” gibi sapıkça ve iftira nitelikli görüşlerini aktarıyor. Aynı öcalan, Hıristiyanlık konusunda ise ağzındaki baklayı çıkartarak, “Keşke Asya’da Hıristiyanlık egemen olsaydı” özlemi içinde olduğunu ortaya koyarak, Hıristiyan Batı’ya şu mesajı veriyor: “Hıristiyanların emrindeyim.”
habervaktim.com, öcalan’ın İslam’a ve Müslümanlara karşı çarpık bakışının altındaki “özlemini” gözler önüne seriyor:
“SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN HALK CUMHURİYETİNE…”
Piyasada bulunması hayli güç olan bu kitabın “önsöz”ü de öcalan tarafından yazılmış. Kitapta öcalan, İslam’a, Hz. Peygamber’e ve başörtülülere yönelik ağır hakaretleri ile tanınan Sümerolog İlmiye çığ gibi tarih ve uygarlık çözümlemelerinde referans olarak Sümer uygarlığını alıyor. Sorunun çözümünü bu çözümlemenin yol göstermesine bağlıyor.
EVRİM TEORİSİNİ BENİMSİYOR
Savunmasının yani kitabın başında “ilk devletli toplum olan Sümerleri tanımanın kendimizi ve günümüzü tanımak olduğunu” söyleyen öcalan, devletli toplumlar için önkoşul olarak gösterdiği “devletleşmeden önceki toplumsal varlıklar”dan bahsederken, evrim teorisine inancını şöyle ortaya koyuyor: “Evrim kuramının antropolojiye uygulanmasıyla, ilkel primatların –insanların ilk maymunsu ataları- 60 milyon yıl önce oluştukları, 20 milyon yıl önce de iklimsel koşullar sonucu Doğu Afrika’da ilkel araçlarla iki ayağı üstüne yürüyen türün gelişme gösterdiği kanıtlanmaktadır.”
“İNSAN GELİŞKİN HAYVAN TOPLULUKLARININ DüZEYİNİ YAŞIYORDU!”
öcalan’ın, Evrim Teorisi’ne inancını ortaya koyan diğer bazı ifadeleri de şöyle: “Toplumsallaşma sürecinin kendi başına dünya gezegenimizin insan eliyle gerçekleşen en temel olgu olduğu bilimce kabul görmektedir. Genelde insan dışı tüm canlı varlıklarda süren doğal evrim süreci, insan toplumunda kendi kavrama ve ifadesiyle bilinçlice sürdürülmektedir. İnsan türünün Homo Sapiens türünde günümüzün dil yapısına yol açan kavrama sürecindeki sıçrama, iradeli toplum oluşumlarına sıçratma imkanı vermiştir. Yabanıl toplum aşamasında insan grupları bir nevi gelişkin hayvan topluluklarının düzeyini yaşıyordu…”
SAPIKLIK DİZ BOYU : “ALLAH, ARABİSTAN TASARIMI”
ALLAH’IN İSİMLERİNİ SüMER’E DAYANDIRIYOR!
Evrim teorisine inanan ve toplumsallaşma sürecinin başında insanın gelişkin hayvan topluluklarının düzeyini yaşadığını ileri süren teröristbaşı öcalan, ALLAH’ın varlığını inkar ediyor. öcalan, AİHM’e yaptığı savunmada; “Tanrı fikri, izafiyet teorisinin ilkel bir ön aşamasıdır” diyor. öcalan’ın o ifadeleri şöyle: “Tanrı fikrini basit totemik putlaştırma olarak görmek istemediğim ve öyle değerlendirmediğim gibi, yüceleşen, gökleşen ve giderek tekleşen tanrı fikrinin evrensel düzenin, günümüzde özel ve genel izafiyet teorisinin sembolik ve bilimsel olmayan ilkel bir ön aşaması olarak yorumlanmasının daha doğru olacağı kanısındayım.”
“ALLAH, ARABİSTAN TASARIMI”
“Bir Arabistan yarımadası tasarımı olarak ALLAH, yaklaşık Mö 2000’lerde bir ideolojik kimlik olarak bütün Semitik kabilelerin zihninde yer edinmektedir” diyen öcalan, “Ayette geçer; Ebabil kuşlarının Habeş ordusunu attığı taşlarla perişan etme öyküsü, aslında kabile güçlerinin at ve kılıçla savaşmalarının dinsel anlatımıdır” iddiasında.
“99 TANRI SIFATI SÜMER KAVRAMLARINDAN İLERİ GELİYOR”
ALLAH’ın 99 isminin; Sümerlerin tarihsel gelişmeye temel katkıları olarak gösterdiği “yazının icadı”, “matematik ve takvim”, “devlet kurumu”, yasalar”, şehircilik”, “tapınak”, “kutsal aile”, “yazılı edebiyat” gibi kavramlardan ileri geldiğini iddia ediyor. Abdullah öcalan’ın skandal görüşleri şöyle: “çok sayıda kavram, kurum ve sistem, bu öğelere(yazı, matematik, aile, devlet, tapınak…) ilave edilebilir. Ama bu kısa tablo bile uygarlığın ana gövdesi ve kaynağının esasta oluştuğunu çarpıcı olarak ortaya koymaktadır. Daha sonra ilave edilenler, sınırlı ve niceliksel boyutludur; ayrıntılı bölmeler ve geliştirme faaliyetleridir. Sümerlerin kullandıkları ve çok sevdikleri bir deyimleri vardır. Buna ‘me’, yani ‘yasa’, uygarlık özellikleri demek de mümkündür. Yani gerçekleştirdikleri icatlarının farkındadırlar ve kutsal ‘me’ler, ‘yasa’lar olarak adlandırılmakta ve kavramlaştırılmaktadır. Şimdiye kadar bunlardan 104 tanesi sayılmış. Bu sayı daha da artacağa benzemektedir. Doksan dokuz tanrı sıfatı, bu Sümer kavramlarından ileri gelmektedir…”
CENNET: üTOPYA
Teröristbaşı “Adem ile Havva’nın yaşamı” gibi olayları da “ütopya” olarak nitelendiriyor: “İlk ütopya ve destanlar Sümer kaynaklıdır. Cennet ütopyası, Adem ile Havva’nın yaşamı, cennetten kovulması, ilk Habil- Kabil kardeş kavgası ve Gılgameş’in yarı tanrı-insan kişilikli destanı yazılı olarak günümüze kadar ulaşmışlardır.”
“NAMAZ TİYATRODUR!”
İmralı mahkumu öcalan’ın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı ilginç savunmadan alıntılarla; İslam’a ve Müslümanlara bakışını bütün çıplaklığı ile gözler önüne sermeye devam ediyoruz. önceki bölümümüzde “Doksan dokuz tanrı sıfatı, Sümer kavramlarından ileri gelmektedir…” diyen öcalan’ın, ibadet ve camilerimize ilişkin iddiaları da yenilir yutulur cinsten değil. Teröristbaşı, “farz olan namazın aslının tiyatro olduğunu” iddia ediyor.
CAMİLER TİYATRO SALONU YAPILSIN
AİHM yaptığı savunmadan aktarıyoruz: “Ayet ve sünnet yorumlamalarını bu temelde geliştirmek gerekir. Bununla kuru ve düzen propagandasını yapan vaaz düzenlerini kast etmiyoruz. Köklü bir reform öngörüyoruz. Camiler ve benzeri yerler o yörenin bilim sanat merkezleri rolünü oynayabilmekte, soylu tiyatro eserleri oynatılabilmektedir. Unutmamak gerekir ki namazın kendisi de ilk drama oyunlarının daha sonraki biçimidir. Namazın kendisi de genel anlamda bir tiyatrodur. Tekrarlıyorum; orucun, namazın, kurbanın, bayramların kaynağı araştırılsın. O zaman görülecektir ki, kökenleri halkların önemli mevsimsel zamanlarda yaptıkları gösterilerdir. İbadetler bu gösterilerin, tiyatronun ilk biçimlerinin daha sonra ihtiyaçlara göre dönüşmüş biçimleridir. Dönemine göre bir sosyalleşme tedbiri olan namaz, oruç, kurban ve dua törenlerinin hepsi bu temelde dönüştürülmelidir. O zaman doğuşunda bütün dinlerin kaynağındaki anlam daha iyi gerçekleşmiş olur. Bunun da en iyi yolu başta camiler olmak üzere, kutsal yerlerin halkın eğitildiği akademi ve tiyatro gibi sanatsal bir işleve kavuşturulmasıdır.”
KURBAN KESİLMESİN, ORUÇ SINIRLANDIRILSIN
“Arabistan’da halen ‘kıble’ denilen namazda yön anlayışı tanrıçaya bağlılığın bir izini teşkil etmektedir” diyen öcalan’ın, farz olan kurban ve oruca ilişkin düşünceleri ise şöyle: “Tam bir vahşet halini alan kurban yerine, parasıyla yoksullara ve daha hayırlı işlere fon oluşturmak yararlı olacaktır. Oruç sınırlı olarak ve nefsi terbiye amacıyla uygulanmalıdır. Velhasıl tüm ibadet uygulamaları çağın ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmelidir.”
“İslam doğduğu dönemin somut koşullarıyla ortadaki dinsel düşüncenin birliğini ifade etmektedir. İbadet biçimleri ise, yeni kişiliklerini güçlendirmekten başka bir anlam taşımamaktadır.”
VE FİTNE: “PARASI İÇİN EVLENDİ”
Teröristbaşı AİHM savunmasında, Hıristiyan Batı alemine el sallamaya devam ederek, insanlığı hakka ve hakikate sevk edip dünya ve ahiret saadetlerini sağlamak üzere ALLAH Teâlâ tarafından gönderilen peygamberlerin sonuncusu ve alemlerin rahmeti olan Peygamber Efendimiz ve eşi Hz. Hatice’ye dil uzatmayı da ihmal etmiyor.
öcalan’ın “fitne” niteliğindeki ifadeleri şöyle: “Hatice olmadan Muhammed’in peygamberleşmesi mümkün görünmemektedir. Yaşça Muhammed’den büyük ve ticaret kervanına sahip olacak kadar zengin ve güçlüdür. Bu durumun kadını hor gören ve kız çocuklarını diri diri ölüme terk edecek kadar erkek egemenlikli Mekke toplumunda Hatice’nin ciddi bir çelişki teşkil edeceği açıktır. Kendi başına bu azgın toplumla baş edemeyeceğine göre, Muhammed’le ilişkileri ve evliliği çok anlamlı olmaktadır. Sevginin de ötesinde Mekke resmi toplumuna karşı bir ideolojik ve politik çekirdeğin ilk nüvesi gibidir. ölünceye kadar Muhammed’in başka kadınla evlenmemesi, saygının ötesinde Hatice’nin maddi ve manevi gücüyle bağlantılıdır.”
KUR’AN’A HAKARET
30 bin insanımızın ölümünden sorumlu eli kanlı terörist öcalan, ALLAH’ın 99 isminde olduğu gibi kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’le ilgili de dehşet verici değerlendirmelerde bulunuyor: “İdeolojik kimlik düzeyinde gerçekleştirilen, Sümer mitolojisinin üçüncü büyük versiyonu, dönüşüm geçirmiş biçimidir. İslam dogmatizminin hangi lanetli çıkarlara büyük maske yapıldığını açıklığa kavuşturmak, temel bilimsel görevimiz olmaktadır.”
“KUTSAL KİTAPLAR BİR EDEBİ KAYNAK HALİNE GETİRİLMELİ”
öcalan, bütün kutsal kitapların bir edebi kaynak haline getirilmesi de istiyor: “Hem çok geciktirilen dindeki reformasyonu sonuçlandırmak, hem de daha önemli olan özgür bireye yol açmak için, dini dogmayı tümüyle çözen hamleyi başarmalıyız. Bunun yolu bütün kutsal kitapları bir edebi kaynak olarak değerlendirmek, sosyolojik ve ahlaki çözümlemelerle özgür bir ahlaka doğru dönüşümden geçirmektir. Bireye dayatılan bir dogma olmaktan kesin çıkarmak gerekir.”
İSLAMİYET’E SALDIRI: “İSLAMİYET FEODALİZM İHRACATÇISIDIR”
Türkiye’de Kürt halkının kurtuluşu için mücadele ettiğini savunan Abdullah öcalan, Hıristiyan Batı’da olduğu gibi “İslam’ın ‘savaşçı bir din’ olduğu”nu iddia ediyor.
“Amiyane tabirle İslamiyet en iyi feodalizm ihracatçısıdır” diyen öcalan, şöyle devam ediyor: “Zaten tüccar, esnaf ve çiftçi dini olması da bu rolünü kışkırtmaktadır. Cihad anlayışının bu kadar yüceltilmesi ve bir işgalden başka bir anlamı olmayan fetih yöntemlerinin kutsanması, ölürse şehit olma ve doğrudan cennete gitme, gazi olarak kalırsa ganimetten en çok pay alma, bu feodalizm ihracatçılığıyla yakından ilgilidir.”
“İSLAM HALEN BİR MUAMMADIR”
öcalan tüyler ürperten görüşlerini açıklamaya devam ediyor: “Hıristiyanlığın gücü tüm köleci tortuları temizleyemeden İslamiyet çıkışı gerçekleşecektir. İslamiyet de tıpkı Hıristiyanlık gibi daha gecikmiş olarak, aynı tek tanrılı dinlerin izinde, özellikle Asuri kökenli Nestori rahipleriyle Yahudi kabilelerin etkisi altında, bedevi Arapların son büyük patlaması olarak şekillenerek Muhammet şahsında son peygamberini yaratmış ve tarihin güçlü kaldıraçlarından biri rolünü oynamıştır. Halen İslam’ın ne tür bir kişilik yarattığı anlaşılamamaktadır. Daha çok askeri yönü ağır basan bir eylem dini olarak anlatılmakta, ideolojik ve sosyal kimliği ise karanlıkta kalmaktadır. Ne kadar tersi iddia edilse de, İslam halen bir muammadır.”
“GÜNÜMÜZÜN ALLAH’I BİLİMİN ÖZÜDÜR”
“Bazıları ‘ALLAH nerede kaldı’ diyebilir. Onlara da şunu baştan beri söylüyorum; Sümer rahiplerinin tasarladıkları düşünce kimlikleri olarak sosyal gelişmeyle sürekli gelişmişlerdir. İbrahim’in ‘EL’i güçlenmesi gereken kabilesidir. Musa’nın Yehova’sı birleşmesi gereken İsrail, Yahudi kavmidir. İsa’nın Rabbi, o dönemin ezilenlerinin ilkel din ve vicdan sentezidir. Muhammed’in ALLAH’ı ana kabilelerin birleşerek güçlenmesi ihtiyacını ifade eder. Bedevi kabilelerinin ortak tasavvurudur, birleşmiş Arap kabile gücüdür. Her topluluk kendini güçlendirdiği oranda, kendi ALLAH’ını yeniden tasarlamaktan geri durmamıştır. Tarihsel ve toplumsal gerçeklik budur. Günümüzün ALLAH’ı ise bilimin özüdür.”
SONUNDA AĞZINDAKİ BAKLAYI ÇIKARIYOR
Marks ve Hegel hayranı olan öcalan, Musevilik ve Hıristiyanlığı İslam’dan üstün tutuyor. İslam’ın Kürtleri ezdiğini ileri sürüyor.
İslam’a, Kur’an’a, Hz. Peygamber’e ilişkin görüşlerini aktardığımız teröristbaşı öcalan’ın, İslam düşmanı olan komünist ideolojinin kurucusu Marks ve Hegel hayranlığı dikkat çekiyor. öcalan AİHM savunmasında aynen şöyle diyor: “Şüphesiz tarihin doğru yorumlanmasında Marks ve Hegel’in yöntem anlayışları büyük önem taşır, bunlar geçerliliklerini de yitirmiş olmaktan hâlâ uzaktır.”
MUSEVİLİK VE HIRİSTİYANLIĞI İSLAM’DAN ÜSTÜN TUTUYOR
öcalan Musevilik ve Hıristiyanlığı da İslam’dan üstün tutuyor: “Yahudi ve Hıristiyanlık sürekli değişim geçirmişlerdir. Onların elindeki reform süreklidir. Bilimin kesin öncülüğü altında gelişmektedir. Bundan da ne kadar kazançlı çıktıkları bilinmektedir. İslamiyet başta olmak üzere benzer konumda olan geleneklerde ise, bir kelime değişikliği halen en büyük günah diye işlenebilmektedir. Bu durum zihni yapıyı korkunç bir biçimde tutsak etme oyunudur. Tarihte yaratıcı peygamberler de dahil hiç kimse ve dönem için din bu denli yozlaştırma aracı olmamıştır. Din bu biçimiyle kutsallık adına tarihinin en gerici ve lanetli konumuna düşürülmüştür.”
“KEŞKE ASYA’DA HIRİSTİYANLIK EGEMEN OLSAYDI”
Abdullah öcalan, “Keşke Asya’da Hıristiyanlık egemen olsaydı” şeklindeki sözleriyle de İslam düşmanlığının nedeninin ipuçlarını veriyor: “Avrupa’da olduğu gibi Asya’da da daha aydın bir kilise ile Hıristiyanlık kurumlaşıp egemen olsaydı, acaba tarih nasıl gelişirdi? önce Mani’nin, ardından Süryani rahiplerinin önderlik ettikleri aydınlanma ve yeniden uygarlaşma şansını yitirmekle Mezopotamya’nın çok şeyi yitirdiğine insanın inanası geliyor.”
İSLAM KÜRTLERİ EZİYOR
“Ortadoğu’nun zihniyet yapısına musallat olan temelsiz ütopyacılığın parçalanması gerekir. Ortadoğu kültüründe çok güçlü olan dogma ve ütopya gericiliğini kırmadan, rönesansı gerçekleştirmek mümkün değildir” diyen öcalan, AİHM savunmasının “dinlerle ilgili” ifadelerinin sonlarına “İslam’ın Kürtleri ezdiği” yönündeki iddiasıyla da gerçek niyetini tüm çıplaklığı ile ortaya koyuyor: “İslam dini ve milliyetçilik Araplar, Farslar ve Türkleri millilik ve ulus olarak güçlendirip devletleştirirken, Kürtlerin asimilasyonunda ve ezilmelerinde temel rol oynamıştır.”
(Ferit Ağaoğlu – habervaktim |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
Abbas
∂ανєтуσℓυ мσ∂
Puan: 156
Çevrimdışı
Üye ID: 702
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #11 : 01 Haziran 2011, 08:02:39 » |
|
 |
|
 |
 |
Apo'nun papazı Akit, daha önce Papa'ya mektup yazarak, “Aziz Peder, Hıristiyanlığa çok yakınım” diyen ve PKK aracılığı ile Kürtlere zorla İncil ve Hıristiyanlık propagandası içeren CD'ler dağıttığı ortaya çıkan PKK'nın elebaşısı Öcalan'ın bir papazla samimi görüntülerine ulaştı Daha önce Papa II. Jean Paul'e bir mektup yazarak, “Aziz Peder, Hıristiyanlığa çok yakınım. Sizin şahsınıza ve dininize duyduğum saygı benim savaşımın ve düşüncelerimin merkezindedir.” diyen Öcalan'ın Ermeni bir papazla samimi fotoğrafları ortaya çıktı.
Yeni Akit'in ulaştığı daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış bu şok fotoğrafta PKK lideri Öcalan ile örgütün diğer üst düzey yöneticilerinin Ermeni papazla samimi görüntüleri dikkat çekiyor. Papazla fotoğrafı ortaya çıkan Öcalan, 2004 yılında yaptığı bir açıklamada, kendisini Hazreti İsa ile özdeşleştirdiğini belirterek, “PKK başlangıçta 12 kişiydi” ifadelerini kullanmıştı.
Geçtiğimiz Ocak ayında Amerikan The New York Times gazetesine Meryem Ana posterleri altında poz veren PKK'lı kadın militan fotoğrafıyla PKK'nın, üyelerine Hıristiyanlık propagandası yaptığı belirlenmişti.
ÖRGÜTÜN KİLİSE AŞKI İLK DEĞİL Akit geçtiğimiz hafta da örgütün üst düzey yöneticilerinden Sabri Başkale ve Fethi Şarlatan'ın da Hazreti İsa ve Meryem Ana posterleri önünde çekilmiş fotoğraflarını yayınlamıştı. PKK'nın en önemli 10 isminden biri olarak bilinen Fethi Şarlatan, 13 askerimizin şehit olduğu Ekim 2007 tarihindeki Dağlıca baskınının da planlayıcılarından biri olarak biliniyor.
PKK VE MİSYONERLER ARASINDAKİ BAĞLANTI Akit'in ulaştığı ve Öcalan dahil örgütün üst düzey yöneticilerinin Ermeni papaz ile çekilmiş samimi pozları, Hıristiyan misyonerler ile PKK arasındaki ilişkiye dair iddiaları yeniden gündeme getirdi. Müslüman Kürt vatandaşlarımıza camilerde namaz kılmaması talimatı veren PKK'nın şehirlerdeki yapılanması olan KCK'nın Van, Diyarbakır ve Mardin'de düzenlediği etkinliklerde ücretsiz İncil ve üzerinde “Kurtuluş İncil'dedir” ibaresi yer alan CD'ler dağıttığı belirlenmişti. Papazla fotoğrafı ortaya çıkan Öcalan, 2004 yılında yaptığı bir açıklamada, kendisini Hazreti İsa ile özdeşleştirdiğini belirterek, “PKK başlangıçta 12 kişiydi” ifadelerini kullanmıştı.
PKK'DAN İNCİL VE CD Geçtiğimiz ay Romanya'nın başkenti Bükreş'te düzenlenen etkinliğe katılan Kürtlere ücretsiz İncil ve Hıristiyanlık propagandası içeren CD'ler dağıtan terör örgütü PKK'nın İncil almak istemeyen Kürtlere baskı uyguladığı ortaya çıkmıştı. Son dönemde terör örgütü PKK ve siyasi uzantıları tarafından ‘peygamber' ilan edilen ve avukatları aracılığıyla “sivil cuma namazı” eylemlerinin talimatını veren terör örgütü lideri Abdullah Öcalan, 2004 yılında yaptığı bir açıklamada, kendisini Hazreti İsa ile özdeşleştirdiğini belirterek, “PKK başlangıçta 12 kişiydi” demiş, BDP'li İbrahim Binici'nin ise, Kürt Kilisesi kurulması yönünde görüş beyan ettiği ileri sürülmüştü. BDP'li Ayla Akat ise, “Gönül isterdi ki bütün Kürtler Müslümanlığı bırakıp Hıristiyan olsun” mealinde ifadeler kullanmıştı.
Yener Dönmez / Yeni Akit
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
 "vallahi, vallahi bugün resulullah(a.s.v) kabirde sızlanmaktadır. filistin'deki durum ve mazlumiyet resulullah(a.s.v) ı kabrinde sızlatmaktadır."(şehit murtaza mutahhari)
|
|
|
|
yol hali
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #12 : 01 Haziran 2011, 10:33:01 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 280
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #13 : 03 Haziran 2011, 10:59:56 » |
|
 |
|
 |
 |
PKK'nın din karşıtlığı ses kaydında Terör örgütü yöneticisi Ali Haydar Kaytan ın örgüt mensuplarına verdiği derse ait olduğu iddia edilen ses kaydından Öcalan ı haşa "Peygamber" ilan ettikleri anlaşılıyor.
Yeni Akit gazetesinde yayınlanan es kayıtlarında Terör örgütü PKK yöneticisi Tuncelili Ali Haydar Kaytan kampta teröristlere , İslam ve Hz. Muhammed karşıtlığı yaparken , Tevrat ı övüyor. PKK nın peygamberlik geleneğinin yeniçağa uyarlanmış biçimi ve Öcalan ın da haşa "Çağdaş İbrahim" olduğunu ileri sürüyor.
ALEVİYİM AMA...
Teröristbaşı Öcalan dan "Önderlik" diye söz eden PKK yöneticisi Ali Haydar Kaytan a ait ses kaydının dökümü şöyle:
"Dinin temel özelliği ezbere dayalıdır. Dua ezberlersin. Ezbere inanırsınız. Mesela ben Aleviyim ama en az 10 tane sûre bilirim. Ortaokulda öğretmişler , gitmiyor da , silinmiyor da. Dinsel dogmatizm."
ÖNDERLİKTE İSE...
"Tanrı genellikle korkutur. Sadece Rahman ve Rahim değildir , aynı zamanda Cabbardır , aynı zamanda gaddardır. Tanrıya çok fazla yaklaşamazsınız. Önderlikte ise kendindeki tanrısallığı keşfetme vardır."
KUR AN LA TEVRAT I KARŞILAŞTIRIYOR VE...
"Soyut Tanrı şeyi dinlerde değişiyor. Mesela Muhammed in Tanrı tanımına baktığınızda Kur an da çok farklıdır. Tevrat ı okuduğunuzda Tanrı yı gözünüzde canlandırabiliyorsunuz: Yaşlı , sakallı , çatık kaşlı bir adam. Zaman zaman İbrahim le görüşür , şunla görüşür , bunla görüşür , intikamcıdır , öfkelidir. Mesela Muhammed deki daha fazla mistiktir , soyuttur , enerji kavramıyla iç içedir. Önderlikte ise bir akış halidir , bir yasallıktır. Akışın kendisinde bir tanrısallık vardır."
ERZURUM DA NURCU , KÖYDE ALEVİ OLURDUM
"Ben lise yıllarımda Erzurum da Sünni , yani Nurcuydum , Nakşiliğin bir kolu oluyor. Köye gelirdim Alevi olurdum. Devrimci olduktan sonra vazgeçtim ama , köylüler beni hep dindar olarak bilir. Diyelim bir yerde ziyaret var , herkes ziyareti öpüyor. Ben öpmüyorum diyemezsin , ben de onlar gibi yapıyordum. Mesela bizim köylerde kurban kesilir , neredeyse hayvandan özür dilenir , ayakları öpülür. Onların içtenlikle bir şeylere inanmaları seni de etkiliyor. Mesela , Sitti Zeynep Türbesi var Şam da. Hüseyin in kızkardeşidir. Bir sefer türbeye gittim. Türbenin başında kadınlı erkekli nasıl ağlıyorlar! Diyorsunuz herhalde yarım saat önce ölmüştür. Siz de etkileniyorsunuz , gerçekten inanç insanları etkiliyor , onlara saygı göstermek zorundasınız. Olduğu gibi kabul etmek değil , özündeki doğru olan şeyleri bulup çıkarmak ve toplumu onunla buluşturmak çok büyük önem taşıyor."
ÖCALAN ÇAĞDAŞ İBRAHİM DİR
"Tek tanrılı din geleneği İbrahim in geleneğidir: İbrahimî gelenek. İbrahimî gelenek , aynı zamanda PKK nın kendisini devamı saydığı bir gelenektir. Önderliğin deyişiyle PKK , peygamberlik geleneğinin yeniçağa uyarlanmış biçimidir. Önderlik de bir bakıma Çağdaş İbrahim oluyor."
APOCULUK YENİ BİR DİNDİR
"Önderliği dinlediğinde , kitleler , halkımız diyordu ki: Bu aslında yeni bir dindir. Önderlik kendini sosyalist olarak algılıyor ama dinde de bir sosyalizm var. Reel sosyalizmle bağını kurmuyor , farkını görüyor ve o bilgelikten yola çıkarak diyor ki: Apoculuk yeni bir dindir. Adeta onu , dinlerin olumlu özelliklerinin üst düzeyde bir sentezi anlamında yeni bir din olarak adlandırıyordu." "İbrahim in çıkışı neye karşıdır? İbrahim aslında kentlidir , fakat esas aldığı değerler kentin değerleri değildir. Doğal toplumun değerlerine hakim olmak isteyen devletçi topluma karşı doğal toplumun değerlerine dönüş yapıyor." (...)
ALİ HAYDAR KAYTAN KİMDİR?
Basında çıkan haberlere göre , Tunceli doğumlu Ali Haydar Kaytan , "Fuat" kod adını kullanıyor. Örgüt içinde "kişiliksiz ve korkulan biri" olarak tanımlanıyor. PKK nın istihbaratından sorumlu. Bütün telsiz kodları onun tarafından belirleniyor. Bilgilerin gidiş ve gelişini kontrol eden tek isim olduğu söyleniyor. Bu görevi onu , PKK ile birtakım güçler arasındaki irtibatı sağlayan kişi olarak ön plana çıkarıyor. Kaytan ın aynı zamanda PKK nın merkez karar yürütme kurulu üyeliği de bulunuyor. Diğer bir iddiaya göre ise PKK da yaşanan fuhuş olaylarında Kaytan ın büyük rolü bulunuyor. Fuhuş partilerinde esrar ve uyuşturucu kullanıldığı da gelen haberler arasında. Kaytan ın kendi emrindeki kızlardan küçük bir harem kurduğu ve hamile kalmamak şartıyla militanlarına fuhşu serbest bıraktığı ileri sürülüyor.
YENİ AKİT
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 280
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #15 : 08 Haziran 2011, 15:32:28 » |
|
 |
|
 |
 |
PKK'nın kurtuluşu Hıristiyanlıktaymış Murat Karayılan Papa'ya mektup gönderdi... Domuz yiyen, namazla alay eden, Öcalan'ı peygamber olarak gören, son olarak da Kur'an kursu ve İHL'lileri hedef alan PKK teröristleri Papa ve Hıristiyanlığa ise hayranlık duyuyor. İşte bunun son göstergesi: Öcalan'ın ardından terör örgütü PKK'nın dağdaki elebaşı Murat Karayılan'ın da Papa'ya mektup göndererek “Hz. İsa ve Hıristiyanlığı” yücelttiği ortaya çıktı. Öcalan'ı Hz. İsa'ya benzeten Karayılan mektubunda şok yorumlarla kurtuluşlarının Hıristiyanlıkta olduğunu yazdı.
Domuz yiyen, namazla alay eden, Öcalan'ı peygamber olarak gören, son olarak da Kur'an kursu ve İHL'lileri hedef alan PKK teröristleri Papa ve Hıristiyanlığa ise hayranlık duyuyor. İşte bunun son göstergesi: Öcalan'ın ardından terör örgütü PKK'nın dağdaki elebaşı Murat Karayılan'ın da Papa'ya mektup göndererek “Dostlarımızı yanımızda görmek istiyoruz” dediği ortaya çıktı. PKK elebaşısı Karayılan, 2007'de dönemin Papa'sı XVI. Benedict'e gönderdiği mektuba “Sayın PAPA XVI. BENEDİCT” diye başlıyor ve “Şahsınızda tüm Hıristiyan toplumunu ve inananları saygı ile selamlıyoruz” diyor.
Mektubun sonunda “KKK (KCK'nın o zamanki adı) Yürütme konseyi başkanı / Murat Karayılan” ifadesi yer alıyor. Karayılan mektubunda PKK misyonunu, Hz. İsa'nın 2000 yıl önceki misyonuna benzetiyor ve Öcalan'ın cezaevinde olmasını “çarmıha gerilmekle” bir tutuyor. Öcalan'ı Hz. İsa'ya benzeten Karayılan mektubunda şok yorumlarla insanlığın kurtuluşunu İslamiyet'te değil, Hıristiyanlıkta aradıklarını ortaya koyuyor.
HZ. İSA'NIN YAPTIĞI GİBİ YAPABİLİRİZ PKK elebaşı Karayılan'ın Papa'ya gönderdiği mektup şöyle: “Adına “bilim çağı” denilen bir zamanda yaşamaktayız. Ancak teknik ve pratik açıdan zenginleşen hayatlarımız, manevi açıdan da bir o kadar yoksullaşmaktadır. İnsanlık, belki de zamanın başlangıcından bu yana hiç bu denli ruhsal, zihni ve moral-etik açıdan bir zayıflığı yaşamamıştır. İnsanın hem dışsal hem de içsel dünyası açısından açıktır ki bir kaos hüküm sürmektedir. Bu kaostan çıkışı yeni bir zihniyet devrimiyle aşabiliriz. Tıpkı, Hz. İsa'nın gittikçe yozlaşan köleci Roma'ya karşı giriştiği büyük reform hatta devrim hareketi gibi, tüm insanlığın ortaklaşabileceği bir ütopya, düşünce ya da zihniyetle kurtuluşu aramalıyız. 2000 yıl sonra bile Hz. İsa hala bizlere, tüm ezilenlere, mazlumlara heyecan veriyor, ilham oluyorsa, bu insanlığın özgürlük ve demokratik duruşunun-arayışının bir zaferidir aynı zamanda.”
BİR HAVARİ EDASIYLA ÖNDERİMİZİN PEŞİNDEYİZ “Kürt halkının serüvenini yakından takip ettiğinize inanıyoruz. Zira Kürtler özgürlük mücadelelerini sürdürürken, kaderin bir cilvesi gibi tarihi Roma şehrine kadar bir havari edasıyla önderleri Sayın Abdullah Öcalan'ın peşinden gelmişlerdi. Ama ne acıdır ki, yine tarihin tekerrür vaktine rast gelinmişti ve insanlık bir kez daha çarmıha gerilme trajedisine maruz bırakılmıştı. Bahsettiğimiz Roma sürecini eminiz ki siz de çok iyi anımsamaktasınızdır. Önderliğimiz Roma'dayken sayın papa II. Jean Paul'a bir mektup yazmış ve dostluğunu esirgememesini istemişti.”
HIRİSTİYANLIĞIN GELİŞTİĞİ TOPRAKLARA SAHİBİZ “Saygıdeğer PAPA, Hıristiyanlığın geliştiği topraklara sahiplik eden Kürt halkına karşı Hıristiyan toplumunun belki de sizin önderliğinizde gecikmiş de olsa vefa borcunu ödemesinin en güzel halinin, halkımızın demokratik ve kimliksel haklarını savunmak olduğuna inanıyoruz. Bu Hıristiyan felsefesinin özünü oluşturan hümanizmanın gereğidir aynı zamanda. Bu doğrultuda gücünüzü ve imkanlarınızı kullanmanız halkımızın en büyük beklentisidir. Esirgemeyeceğinizi umuyoruz.” Yeni Akit http://www.habervaktim.com/haber/189107/pkknin_kurtulusu_hiristiyanliktaymis.html |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 280
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #16 : 27 Temmuz 2011, 10:40:34 » |
|
 |
|
 |
 |

Eski Diyarbakır Belediye Başkanı Mehdi Zana, Kürtlerin 'kılıç zoruyla ve yanlışlıkla' Müslüman olduğunu savunan Zana, asıl dinlerinin ise Zerdüştlük olduğunu söyledi.








|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 280
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #17 : 27 Temmuz 2011, 10:43:57 » |
|
 |
|
 |
 |
DTP DEN İSLAMA KARŞI AĞIR ELEŞTİRİ ! TÜSİAD resepsiyonunda feci bir "İslamiyet" diyaloğu yaşandı. DTP'nin üç ağır topu İslamiyet'e yüklendi. İşte o diyaloglar. DTP'liler, önceki gün de TÜSİAD resepsiyonunda İslamiyet'le ilgili ilginç sözler sarfettiler.TÜSİAD Resepsiyonunda, Vakit Gazetesi Yazarı Serdar Arseven ile DTP'liler arasında ilginç diyaloglar geçti. Vakit Gazetesi yazarı Arseven resepsiyonun bir köşesinde DTP heyetine Güneydoğu izlenimlerini aktarırken, Abdullah Öcalan'ın avukatı Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Van Milletvekili Özdal Üçer olmak üzere bazı DTP'lilerin “Laiklik konusunda TSK ile aynı görüşleri paylaşıyoruz. Güneydoğu'da laikliğin kalesi biziz. Cemaatlerin faaliyetlerinden rahatsızlık duyuyoruz. Biz olmasak, Güneydoğu İslam Şeriatına teslim olur. Küçükler için Kur'an kursuna geçit vermek şeriat devletine giden yolda en büyük adım olur. Türbanlı bir avukat, hakim olmaz, TSK ile bu konularda aynı şeyleri düşünüyoruz” şeklindeki açıklamalarının yankıları gündeme geldi.Arseven, “Güneydoğu'da en çok bu mesele konuşuluyor” dedi ve TÜSİAD Resepsiyonundaki DTP'nin ağır topları Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Fatma Kurtulan'a bu konuya nasıl baktıklarını sordu.. HALA 1400 KÜSÜR SENE EVVELKİDTP'nin bir önceki Genel Başkanı Ahmet Türk, “Biz meselelere özgürlükçü yaklaşırız, ancak bazı meseleler siyaset malzemesi yapılmamalı” dedi. Arseven'in sözlerini açmasını istemesi üzerine Türk'ten son derece ilginç ifadeler geldi. “Bazıları hala 1400 küsür sene evvelki hükümlerle hareket ediyor” diyerek Hz. Muhammed dönemine atıfta bulundu. Türk, Arseven'in “Dinde reform mu diyorsunuz” şeklindeki sorusuna “Evet, reform” şeklinde yanıt verdi....14 Aralık 2007
“LAİKLİK ANLAYIŞIMIZ TAMAMEN ÖRTÜŞÜYOR!..” PKK'nın finansörü olduğu öne sürülen ve 1993'te öldürülen Savaş Buldan'ın eşi DTP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, “TSK ile bizi karşı karşıya getirmek istiyorlar. Büyükanıt partimizin adını bile anmak istemiyor ama ‘irtica’ ve ‘laiklikle’ ilgili konularda TSK ile fikirlerimiz tamamen örtüşüyor. Bunu gözden uzak tutmamak lazım” dedi. “BİZ DE AYNI ŞEYİ SAVUNUYORUZ?!..” DTP Van Milletvekili Özdal Üçer de “Laiklik için veryansın eden Genelkurmay değil miydi? Bizde bölgede aynı şeyleri savunuyoruz. Bizim de olmazsa olmazlarımızdan biri laikliktir. Bize cephe almasınlar zira biz de onlar gibi laikliğin savunucusuyuz” dedi. GÜLEN CEMAATİ ORTAK HEDEF!.. (şuan gülen cemaati ile pek bir sorunları kalmadı ,artık hedef mustazafder,yahya abbas müsavi) Üçer şöyle devam etti: “AKP bölgede gerici bir sistem kurmayı amaçlamaktadır. Bölgedeki cemaatleşmelere baktığınız zaman özellikle Gülen'in cemaatleşmesi ve diğerleri bu toplumun gençleri için büyük tehlike oluşturuyor. Laiklik sistemi için veryansın eden Genelkurmay’ın, bölgedeki çalışmalarımızın ‘laiklik açısından’ önemini kavraması lazım.” CEMAATLERİN ZARARLARI (!) DTP'li Üçer konuşmasını söyle sürdürdü: “Biz bölgelerimizin irticaya teslim olmaması için büyük çaba sarf ediyoruz. Biz bölgedeki cemaatlere karşı, cemaatlerin toplumsal zararlarına karşı açık bir şekilde mücadele ediyoruz. Bizim üzerinde en fazla hassasiyetle durduğumuz konulardan birisi laiklik....Biz bunun karşısında duran yegâne siyasi gücüz.” 13/11/2007 Sahte rapordan içeri giren DTP Genel Baskanı Demirtas, bayram mesajinda yandaslarına, Bayramda hayvan haklarının gözetilerek kurban kesilmeksizin geçirmelerini söyledi.22.12.2007 |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
Yahya Abbas Müsavi
уαя∂ıм¢ı уöиєтι¢ι
Puan: 280
Çevrimdışı
Üye ID: 30
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #18 : 27 Temmuz 2011, 10:57:36 » |
|
 |
|
 |
 |







Köylüyü kazanmak için ateistliğimi bir kenara BIRAKIP mevlit okuttum! Parmaksız Zeki kod adıyla PKK’nın üst düzey yöneticiliğini yapan Şemdin Sakık'ın 12.06.2008 tarihli mektubundan:...“Din toplumu uyuşturan bir afyondur, türündeki sosyalist ilkeyi, ateistliğimi ve örgüt yöneticilerinin olası tepkilerini bir kenara bırakıp...” şeklinde ifade ettiği düşüncesinden hareketle “Köylerde mevlit okutmaya karar verdim.” diyor. Hemen işe koyulmuş ve grubundaki Cizreli bir genci yanına çağırarak ona din bilgisini sormuş. Çünkü bu terörist, dağa çıkmadan önce din eğitimi almış. Hatta terörist arkadaşları ona Mele (hoca, imam) Fikret diye hitap ediyormuş. Fikret kod adlı terörist, Kur’an-ı Kerim’i bitirdiğini, mevlit okuyabildiğini söyleyince onu hemen Kur’an-ı Kerim ve mevlit edinmesi için bir köye göndermiş. Ertesi gece planı uygulamaya koymuşlar. Bir mezraya inip ‘Birkaç gün önce Kartepe’de ölen iki arkadaş için mevlit vermeye geldik.’ diyerek köylüleri toplamışlar. “Bu açıklama onları hem şaşırttı hem de anında yumuşattı. Anında mevlit okutmamız için gerekli ortamı hazırladılar ve gerekli kolaylıkları gösterdiler.” diyor Sakık. İlk mevlitlerine az sayıda kişi katılmış olsa da ikinci gece indikleri komşu mezranın sakinlerini toparlamakta hiç zorluk çekmemişler. Derken bölgedeki bütün yerleşim alanlarında mevlit okutmuşlar. Bu kirli planının sonucunu ise şöyle anlatıyor Sakık: “ Verdiğimiz mevlitler yöre halkını öylesine olumlu etkiledi ki daha önceleri bizi gördükleri yerde saklanacak delik arayan köylüler, izimizi takip ederek barındığımız yere gelmeye, Mele Fikret arkadaşımızdan ölüleri için hutbe okumasını istemeye başladılar. Talep o kadar yoğunlaştı ki keşke iki üç mele arkadaşım daha olsaydı diyesim geldi.” Bölücülerin dinî önderi Zerdüşt! Fırat Haber Ajansı, 2006 yılında Türkiye, İran ve Irak’taki 300 PKK’lı teröristin katıldığı bir anket yapmıştı. Ülkede Özgür Gündem Gazetesi’nin sonuçlarını yayımladığı ankette öyle bir soru vardı ki sonuçları teröristlerin din oyununu belgeliyordu adeta. ‘En çok beğendiğiniz dinî önder kim?’ sorusu yöneltilen teröristlerin en beğendiği dinî önder Mecusilik olarak da bilinen dinin kurucusu Zerdüşt’tü. Anket sonuçları şöyle: Zerdüşt % 34 Hz. İsa % 34 Mani % 11 Hz. Muhammed % 10 Hz. Musa % 7 Hz. İbrahim % 4 “PKK artık etnik kökeni değil, İslam’ı öne çıkarıyor” İslam dininin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımızın hayat biçimi üzerindeki etkisi ve önemini analiz eden ‘Puşi ve Sarık, İslam Kürt Sorununu Çözer mi?’ kitabının yazarı Nevzat Çiçek, yakın dönemde yaptığı araştırmalar ışığında konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor: “Kurulduğunda etnik kökeni vurgulamasına rağmen artık İslam’ı öne çıkarması gerektiğini düşünen bir PKK ile karşı karşıyayız. PKK’nın Kürt-İslam sentezine gideceğini düşünmüyorum, ama o da dine aykırı şeyler söylememe hassasiyetini sergilemeye başladı. Eskiden din konusunda çok rahattı. Sosyalist dünya görüşünün yoğurduğu bir gençlik hareketinin psikolojisiyle davranıyordu ama şimdi dini daha çok dikkate alıyor. Dinin afyon olduğunu söyleyen terminolojiyi kullanmıyor.” (Zaman:17.08.08)
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Görüyorum ki; evleriniz Rum Kayzeri'nin evlerine, lükse hayranlığınız Kisra'nın tutumuna, servet peşinde koşmanız, Karun'un anlayışına, saltanatınız Firavun saltanatına, nefsleriniz Ebu Cehil nefsine, gururunuz Ebrehe'nin gururuna, yaşayışınız sefillerin yaşayışına benziyor. ALLAH için söyleyin bana, MUHAMMEDi'den olanlar nerede?[/co
|
|
|
Emrullah CAN
ѕιтє уöиєтι¢ιѕ
…Bismî Hû…
Puan: 219
Çevrimdışı
Üye ID: 4
Nerden:
|
 |
« Yanıtla #19 : 27 Temmuz 2011, 11:00:47 » |
|
 |
|
 |
 |
O kadar açık hakaret, tavır, söylem ve delile rağmen içlerinde sözde imam, seyda vs. toplumun değişik kesimlerinden inançlı! kimselerin bu partiyi hala desteklemeleri şaşırtıyor...
Görmememeleri, duymamaları imkansız gibi. Yoksa inanmak istedikleri gibi mi görüyorlar? |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Şimdi bahar çağırıyor seni, kalbini al eve dön.. Şimdi hayat çağırıyor seni, candan geç cânan’a dön.. Şimdi Rabbin çağırıyor seni, kabından çık Kâbe’ne dön...
|
|
|
|