Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: A- Fertlerin Allahu Teala’ya Karşı Görevleri  (Okunma Sayısı 238 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
****


Puan: 36
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1030
Üye ID: 3387

Nerden:


WWW
« : 25 Mart 2010, 10:38:56 »

selamunaleykum kardeşlerim.Sizlerle uzun zamandır okuduğum ve ders kitabı olarak kendimize ders çıkardığımız bir kitabın özetini buraya aktaracağız inşALLAH.

İnşALLAH sizlerinde beğeneceğinize inandığım bu eseri uzun bir çalışma şeklinde buraya aktarıyoruz.Kitabın son bölümünden ve belirli alanlarından siz değerli kardeşelrimize aktaracağız inşALLAH.Gayret bizden tevfik ALLAH'tan..
Bismihi teala..



A- FERTLERİN ALLAHU TEALA’YA KARŞI GÖREVLERİ

Bu görevler şunlardır:

1- İhlas  

2- Takva

3- Sabretmek ve Sabrı Tavsiye Etmek

4- Güvenilirlik

5- İhsan  

6- Doğruluk

7- Tevekkül

8- Dua


Şüphesiz bir Müslüman ve asker olarak fertlerin ALLAHu Teala’ya karşı görevleri bunlardan ibaret değildir. Bunlar, cihad alanında işaret etmek istediğimiz bazı konulardır ve imani hazırlığın kapsamına girmektedir.

1- İhlas:

İhlas, sadece ALLAHu Teala’nın muttali olduğu kalp amellerindendir. Kişinin düşman karşısında direnmesi ve sebat etmesinde doğrudan etkilidir. ALLAHu Teala şöyle buyurur: “Onların kalplerindeki sadakatı bildi de, üzerlerine huzur ve sükûnet indirdi ve kendilerine yakın bir zafer bahşetti.”[1979] Kitabın birinci bölümünde bunun üzerinde durmuştuk.

2- Takva:

İbn-i Receb el-Hanbeli Rahimehullah şöyle der: “Takvanın aslı, kişinin kendisi ile korktuğu şey arasına bir koruyucu koymasıdır. Kulun, Rabbi için olan takvası ise, kendisi ile ALLAHu Teala’nın gazabı ve cezası arasına engel koymasıdır. Bu engel ise ALLAHu Teala’ya itaat etmesi ve isyandan kaçınmasıdır.. Ki Rasûlullah(s.a.v) SallALLAHu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurur: “Kul, sakınması gerekli olanlardan sakınmak için, sakınması gerekli olmayanları da terkedinceye kadar takva sahiplerinden olmaz.” Diğer bir hadiste ise şöyle geçer: “Kim şüpheli şeylerden sakınırsa dinini ve ırzını korumuş olur.”[1980]

Takva, kişinin kulluk görevlerini yerine getirerek ve bunlara devam ederek elde edeceği bir derecedir. ALLAHu Teala şöyle buyurur: “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki, O'na karşı gelmekten korunmuş olabilesiniz.”[1981] “Ey iman edenler! Sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki (günahlardan) korunursunuz.”[1982] “Hem sizin için kısasta hayat vardır. Ey akıl sahipleri! Umulur ki korunursunuz.”[1983] Bu ve buna benzer diğer ayetler, takva derecesine, ibadetler ve hükümleri yerine getirmek ve bunları sürdürmek ile ulaşılacağını belirtmektedir.

Takva, kulların birbirinden üstünlüğünün tek ölçüsüdür. ALLAHu Teala şöyle buyurur: “Muhakkak ki ALLAH yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır.”[1984] Kulun derecesi, kulluk görevlerini yerine getirmesi ve sürdürmesi oranındadır.

Takva ile ilgili olarak şunun da belirtilmesi gerekir ki, takva belirli bir mekan veya belirli bir hal ile bağlı değildir. Kimi insanlar memleketlerinde takva sınırları içerisinde kalırlar ancak mekan değiştirdiklerinde bu sınırları aşarlar. Dolayısıyla böyle bir halde kişinin takvası ALLAHu Teala için değil, içlerinde yaşadığı insanlar içindir. Bu nedenle Rasûlullah(s.a.v) SallALLAHu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır: “Nerede olursan ol, ALLAH’tan kork.”[1985] ALLAHu Teala şöyle buyurur: “Sen ne halde olsan, Kur’an’dan ne okusan ve sizler ne yapsanız, o iş ile meşgul olurken, muhakkak biz üzerinizde şahid bulunuruz. Ne yerde, ne gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden gizli kalamaz. Bundan daha büyük veya daha küçük hiçbir şey yoktur ki, açıkça bir kitapta yazılı olmasın.”[1986]

İbn-i Receb el-Hanbeli Rahimehullah şöyle der: “Gizlilikte ALLAHu Teala’dan korkmak, imanın kemalinin alametidir. Ayrıca ALLAHu Teala’nın, mü’minlerin kalplerinde, bu imanın sahibinin sevgisini yaratmasında bu korkunun çok önemi vardır. Hadiste şöyle geçer: “Kişi neyi gizlerse, mutlaka ALLAHu Teala ona gizlediği elbiseyi giydirir. Kişinin gizlediği iyilik ise iyilik elbisesi, kötülük ise kötülük elbisi giydirilir.” Bu hadis merfu olarak rivayet edilmiştir. İbn-i Mes’ud’un sözü olarak da rivayet edilir.”[1987]

Kişinin alışageldiği ortamdan başka bir ortam ve edineceği iyi arkadaşlıklar sebebi ile kamplar, kötü alışkanlıklardan kurtulmak için güzel fırsatlar oluşturur. Yer değişikliği, mücahede için önemli bir etkendir. Nitekim hadiste belirtildiği gibi, yüz kişi öldüren adama memleketinden ayrılması ve salih insanların yaşadığı başka bir memlekete gitmesi öğütlenmiştir. Bu kamplar, insanın ALLAHu Teala ile olan bağlarını bulandıran şeylerden arınması için iyi bir ortam ve fırsat hazırlamaktadır. İbnu’l-Kayyim Rahimehullah şöyle der: “Amaca ulaşmak, engelleri ortadan kaldırmaya ve alışkanlıkları bırakmaya bağlıdır. Alışkanlıklar, yan gelip yatmak, rahata düşkünlük, diğer insanların alışageldiği durumlar ve formalitelerdir. Bunlar, kişi ile ALLAH’a ve Rasulü’ne ulaşma yolları arasında en büyük perdelerdir. Engellere gelince; açıkta ve gizlide ALLAHu Teala’ya muhalefet etmektir. Bunlar kalbi ALLAHu Teala’ya yönelmekten alıkoyar ve yolunu keser. Bu engeller ise üç tanedir. Bunların ilki; şirk, ikincisi; bid’at ve üçüncüsü ise büyük günahlardır. Şirk engeli, Tevhidi gerçekleştirmek ile; bid’at engeli, sünnete sarılmak ile; büyük günah engeli ise tevbe ile ortadan kalkar. Kul, bu engelleri ancak yolculuğa hazırlık yapmaya başladığı, ALLAHu Teala’ya ve ahiret yurduna göçe başladığı zaman görebilir. Bu hazırlığa ve göçe başladığı zaman bu engelleri görür ve yürüyüşünün ve samimiyetinin derecesine göre bunların kendisi için nasıl engel olduğunu anlar. Oturduğu sürece, bu engellerin kendisine kurdukları tuzakların ve kopardıkları bağların farkına varamaz.

Kalbi meşgul eden şeyler ise, dünya zevkleri, şehvetleri, liderlik arzusu, halkın kendisini övmesi ve ona bağlılıkları gibi kalbi ALLAH ve Rasulü’nden alıkoyan bütün şeylerdir. Bu üç şeyden kurtulması ve onları terketmesi, ancak ALLAHu Teala’ya kuvvetli bir şekilde bağlanmak ile mümkündür. Kişinin, ALLAHu Teala’ya tam bağlılığı olmadan bu üç şeyden kurtulması imkansızdır. Çünkü nefis alıştığı ve sevdiği şeyi ancak ondan daha çok sevdiği ve tercih ettiği bir şey için terkeder.”[1988]

Takvanın dünya ve ahirette meyveleri vardır. Mücahidin, hem kendisinin ve hem de ALLAH’ın düşmanları olan topluluklar ile cihadında bu meyvelere herkesten daha çok ihtiyacı bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:

• Özel Beraberlik: ALLAHu Teala, takva sahibi mücahidi yardım, destek, koruma, kollama ve zafer ile rızıklandırır. ALLAHu Teala, bu nimetler ile ancak kendisine itaat edenleri rızıklandırır. Bu, ilim ve her şeyi kuşatması ile ALLAHu Teala’nın bütün varlıklar ile beraber olmasının dışında, özel bir beraberliktir. ALLAHu Teala şöyle buyuruyor: “Göklerde olanları da, yerde olanları da ALLAH'ın bildiğini bilmez misin? Üç kişinin gizli bulunduğu yerde dördüncüsü mutlaka O'dur. Beş kişinin gizli bulunduğu yerde altıncıları mutlaka O'dur. Az veya çok, ne olursa olsunlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlaka onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet günü, işlediklerini onlara haber verir. Doğrusu ALLAH her şeyi bilendir.”[1989] Bu, genel beraberlik ile ilgilidir. Özel beraberlik ile ilgili olarak ise şöyle buyurur: “ALLAH’tan korkunuz ve ALLAH’ın muttakiler ile beraber olduğunu biliniz.”[1990] “Şüphesiz ALLAH muttaki olanlar ve muhsin olanlar ile beraberdir.”[1991] Bu, yardım etme ve zafer ile rızıklandırma beraberliğidir. Mücahidin bu iki nimete olan ihtiyacı ise çok fazladır.

Ebu Hureyre’den RadıyALLAHu Anhu Rasûlullah(s.a.v)’ın SallALLAHu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Şüphesiz ALLAHu Teala şöyle buyurdu: Kim benim sevdiğim bir kula düşmanlık ederse ona savaş açacağım. Kulum kendisine farz kıldığım şeyler ile bana yaklaştığı kadar başka hiçbir şeyle yaklaşmaz. Kulum bana nafileler ile yaklaşmaya devam eder ve ben de onu severim. Onu sevdim mi gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden isterse veririm, bana sığınırsa onu korurum.”[1992] ALLAHu Teala’nın, kendi dostlarını savunması ve farz ve nafileler olarak kulluk görevlerini yerine getirenleri korumasının şekli budur.
Logged

Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz
!!!
ebu ömer
EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
****


Puan: 36
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1030
Üye ID: 3387

Nerden:


WWW
« Yanıtla #1 : 25 Mart 2010, 18:28:27 »

• Sıkıntı ve Zorluklardan Kurtarılması: Bu da takvanın meyvelerindendir. ALLAHu Teala şöyle buyurur: “Kim ALLAH’tan korkarsa ona bir çıkış yolu verir.”[1993] Cihad yolunda, sabır yolunda sıkıntı ve zorluklardan daha çok ne vardır! Bu nedenle  kişi, ALLAH korkusunu elden bırakmazsa, ALLAHu Teala da zor zamanlarda kendisini bırakmaz. ALLAHu Teala şöyle buyurmaktadır: “O halde siz beni anın ki ben de sizi anayım.”[1994] Rasûlullah(s.a.v) SallALLAHu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurur: “ALLAH’tan kork ki O’nu yanında bulasın. Bolluk zamanında ALLAH’ı unutma, darlık zamanında o da seni unutmaz.” Yani ileride karşı karşıya geleceğin dünya ve ahiret ile ilgili bütün durumlarda ALLAHu Teala’yı yanında bulursun. Salih olman sebebi ile, senden sonra, senin çocuklarını da korur. ALLAHu Teala şöyle buyurur: “O ikisinin babası salih birisi idi.”[1995]

• Kalblerin Yakınlaşması:
Bu da takvanın meyvelerindendir. ALLAHu Teala şöyle buyurur: “ALLAH’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz.”[1996]

ALLAHu Teala, kendisine itaat edenlere karşı kulların kalblerinde bir sevgi meydana getirir. Takvanın, açıkta ve gizlide mücahidlerin bir özelliği olması durumunda, ALLAHu Teala, bu mücahid taifesinin fertleri arasında karşılıklı sevgi yaratır. Bu sevgi ise, mü’minlerin saf olarak dayanışmasının, ayakta kalmalarının ve mü’min cemaatin kuvvet kazanmasının en büyük sebeplerindendir. Ebu Hureyre’den RadıyALLAHu Anhu, Rasûlullah(s.a.v)’ın SallALLAHu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir: “ALLAHu Teala, bir kulunu sevdiği zaman Cebrail’e Aleyhisselam “Falan kulu seviyorum, sen de onu sev” diye seslenir. Bunun üzerine Cebrail Aleyhisselam o kulu sever ve göktekilere “ALLAH falan kişiyi seviyor, siz de onu sevin” diye seslenir. Göktekiler de onu sever. Sonra yerdekilerin de o kulu kabul etmeleri sağlanır.”[1997] Müslim’den başka bir rivayet olarak şöyle aktarılır: “ALLAH bir kula buğz ederse, Cebrail’i çağırır ve “Falan kula buğz ediyorum, sen de ona buğz et” der. O da o kula buğz eder. Sonra  göktekilere “ALLAH, falan kişiye buğz ediyor, siz de ona buğz ediniz” diye seslenir. Sonra yeryüzünde de ondan nefret edilmesi sağlanır.” Bunun doğrulamasını Kur’an-ı Kerim’in şu buyruğunda görmekteyiz: “Şüphesiz iman eden ve salih ameller işleyenlere, onlar için çok merhametli olan ALLAH, (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır”[1998]

Bunun aksi olarak kişinin işlediği her büyük günah, cemaatin gücünü kıran bir balyozdur. Ebu Hureyre’nin RadıyALLAHu Anhu yukarıdaki hadisinde gördüğümüz gibi, günahı sebebi ile ALLAHu Teala o günahın sahibine karşı kulların kalbinde bir nefret meydana getirir. ALLAHu Teala şöyle buyurur: “Kendilerine zikredilen (verilen öğütlerin veya Kitap’ın) önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık.”[1999] Hayatında, cihadında ve ahiretinde kulun takvaya olan ihtiyacı ile ilgili olarak bu kadarla yetiniyoruz.

3- Sabretmek ve Sabrı Tavsiye Etmek:

ALLAHu Teala şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Sabredin, (düşman karşısında) sebat gösterin; (cihad için) hazırlıklı ve uyanık bulunun ve ALLAH’tan korkun ki başarıya erişebilesiniz.”[2000]

“Sabredin”, yani ALLAHu Teala’ya itaat etme konusunda sabırlı olun. Askeri eğitim ve cihad, ALLAHu Teala’nın kuvvet hazırlanması konusundaki emrine itaat niteliğindedir. Müslümanın, ALLAHu Teala’nın bu emrine olan itaati konusunda ve bu itaati sebebi ile başına gelen sıkıntılara karşı sabırlı olması, malını sarfetmesi, aile fertlerinden ayrılığa ve yaralanmalara sabretmesi gerekir.

“(Düşman karşısında) sebat gösterin”, yani ALLAH’ın düşmanları karşısında onlardan daha dayanıklı ve sabırlı olun. Sabır konusunda ve askeri eğitim alanında onlarla yarışın. Bu yarış, nitelik ve nicelik olarak mümkün olduğu kadar düşmandan daha kaliteli eğitim almakla da olur. ALLAHu Teala şöyle buyurur: “Eğer siz acı çekiyorsanız onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekmektedirler. Üstelik siz ALLAH’tan, onların ümit etmedikleri şeyleri umuyorsunuz. ALLAH ilim ve hikmet sahibidir.”[2001]

Savaşın dehşetlerine, kardeşlerinin öldürülmesine ve düşmanın her taraftan toplanmasına karşı sabretmek de, sabırda yarış kapsamına girmektedir. ALLAHu Teala şöyle buyurur: “Yoksa siz kendinizden evvel geçenlerin mesel olmuş halleri başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi zannettiniz. Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı gelip çattı, öyle sarsıldılar ki, Peygamber ve beraberindeki iman edenler, “ALLAH’ın yardımı ne zaman gelecek” diyordu. Dikkat edin! ALLAH’ın yardımı muhakkak yakındır.”[2002] İbn-i Kesir Rahimehullah, ayette geçen “el-Be’sa” kelimesini fakirlik, “ed-darra” kelimesini hastalık, “zülzilû” kelimesini ise korkmak olarak tefsir etmektedir. Sahabe RadıyALLAHu Anhum, düşmandan çok korkmuş, şiddetli bir sarsıntı geçirmiş ve büyük bir sınavdan geçmişlerdi. Habbab bin Eret’ten RadıyALLAHu Anhu rivayet edilen hadiste şöyle geçer: “Ey ALLAH’ın Rasulü SallALLAHu Aleyhi ve Sellem, bizim için ALLAH’tan yardım iste, bizim için O’na dua et” dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Sizden önce öyleleri vardı ki; kişi yakalanıyor, onun için hazırlanan çukura konuyor, sonra getirilen bir testere ile başının ortasından ikiye bölünüyordu. Bazısı vardı, demir taraklarla taranıyor, vücudunda sadece et ve kemik kalıyordu. Bu yapılanlar onları dininden çeviremiyordu. ALLAH'a kasem olsun ALLAH bu dini tamamlayacaktır. Öyle ki, bir yolcu devesine bindi mi San'a'dan kalkıp Hadramevt'e kadar gidecek, ALLAH'tan başka hiçbir şeyden korkmayacak, koyunu için de sadece kurttan korkacak. Ancak siz acele ediyorsunuz.”[2003]  ALLAHu Teala şöyle buyurur: “İnsanlar imtihandan geçirilmeden, sadece “iman ettik” demeleriyle bırakılıverileceklerini mi sandılar? Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette ALLAH, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.”[2004] Hendek günü sahabe RadıyALLAHu Anhum bunun büyük bir kısmını yaşamıştı. ALLAHu Teala bunu şöyle belirtir:

“O vakit kafirler hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan (yani doğudan ve batıdan) size gelmişlerdi. Ve o vakit gözler kaymış, yürekler gırtlaklara dayanmıştı. Siz ALLAH’a türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz. İşte burada mü’minler imtihan olunmuş ve şiddetli bir surette sarsılmışlardı. O vakit münafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar, “ALLAH ve Rasulü bizi aldatmaktan başka bir va’d yapmamış” diyorlardı.”[2005] Hirakl Ebu Süfyan’a, “MUHAMMED ile savaştınız mı?” diye sorduğunda, “Evet” diye cevap verdi. “Aranızda savaş nasıl sonuçlandı?” dediğinde ise “Sıra ile oldu, bazen biz, bazen o kazandı” dedi. Bunun üzerine Hirakl şöyle dedi: “Peygamberler bu şekilde sınanırlar, sonra zafer onların olur” dedi.

devam edecek inşALLAH.

Logged

Hayat bir mücadeleden ibarettir.***Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz
!!!
ebu ömer
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: