EBU ÖMER
σиυя üуєѕι
  
Puan: 36
Çevrimdışı
Üye ID: 3387
Nerden:
|
 |
« : 25 Mart 2010, 10:38:56 » |
|
 |
|
 |
 |
selamunaleykum kardeşlerim.Sizlerle uzun zamandır okuduğum ve ders kitabı olarak kendimize ders çıkardığımız bir kitabın özetini buraya aktaracağız inşALLAH.
İnşALLAH sizlerinde beğeneceğinize inandığım bu eseri uzun bir çalışma şeklinde buraya aktarıyoruz.Kitabın son bölümünden ve belirli alanlarından siz değerli kardeşelrimize aktaracağız inşALLAH.Gayret bizden tevfik ALLAH'tan.. Bismihi teala..
A- FERTLERİN ALLAHU TEALA’YA KARŞI GÖREVLERİ Bu görevler şunlardır:
1- İhlas
2- Takva
3- Sabretmek ve Sabrı Tavsiye Etmek
4- Güvenilirlik
5- İhsan
6- Doğruluk
7- Tevekkül
8- Dua
Şüphesiz bir Müslüman ve asker olarak fertlerin ALLAHu Teala’ya karşı görevleri bunlardan ibaret değildir. Bunlar, cihad alanında işaret etmek istediğimiz bazı konulardır ve imani hazırlığın kapsamına girmektedir.
1- İhlas:
İhlas, sadece ALLAHu Teala’nın muttali olduğu kalp amellerindendir. Kişinin düşman karşısında direnmesi ve sebat etmesinde doğrudan etkilidir. ALLAHu Teala şöyle buyurur: “Onların kalplerindeki sadakatı bildi de, üzerlerine huzur ve sükûnet indirdi ve kendilerine yakın bir zafer bahşetti.”[1979] Kitabın birinci bölümünde bunun üzerinde durmuştuk.
2- Takva:
İbn-i Receb el-Hanbeli Rahimehullah şöyle der: “Takvanın aslı, kişinin kendisi ile korktuğu şey arasına bir koruyucu koymasıdır. Kulun, Rabbi için olan takvası ise, kendisi ile ALLAHu Teala’nın gazabı ve cezası arasına engel koymasıdır. Bu engel ise ALLAHu Teala’ya itaat etmesi ve isyandan kaçınmasıdır.. Ki Rasûlullah(s.a.v) SallALLAHu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurur: “Kul, sakınması gerekli olanlardan sakınmak için, sakınması gerekli olmayanları da terkedinceye kadar takva sahiplerinden olmaz.” Diğer bir hadiste ise şöyle geçer: “Kim şüpheli şeylerden sakınırsa dinini ve ırzını korumuş olur.”[1980]
Takva, kişinin kulluk görevlerini yerine getirerek ve bunlara devam ederek elde edeceği bir derecedir. ALLAHu Teala şöyle buyurur: “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki, O'na karşı gelmekten korunmuş olabilesiniz.”[1981] “Ey iman edenler! Sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki (günahlardan) korunursunuz.”[1982] “Hem sizin için kısasta hayat vardır. Ey akıl sahipleri! Umulur ki korunursunuz.”[1983] Bu ve buna benzer diğer ayetler, takva derecesine, ibadetler ve hükümleri yerine getirmek ve bunları sürdürmek ile ulaşılacağını belirtmektedir.
Takva, kulların birbirinden üstünlüğünün tek ölçüsüdür. ALLAHu Teala şöyle buyurur: “Muhakkak ki ALLAH yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır.”[1984] Kulun derecesi, kulluk görevlerini yerine getirmesi ve sürdürmesi oranındadır.
Takva ile ilgili olarak şunun da belirtilmesi gerekir ki, takva belirli bir mekan veya belirli bir hal ile bağlı değildir. Kimi insanlar memleketlerinde takva sınırları içerisinde kalırlar ancak mekan değiştirdiklerinde bu sınırları aşarlar. Dolayısıyla böyle bir halde kişinin takvası ALLAHu Teala için değil, içlerinde yaşadığı insanlar içindir. Bu nedenle Rasûlullah(s.a.v) SallALLAHu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır: “Nerede olursan ol, ALLAH’tan kork.”[1985] ALLAHu Teala şöyle buyurur: “Sen ne halde olsan, Kur’an’dan ne okusan ve sizler ne yapsanız, o iş ile meşgul olurken, muhakkak biz üzerinizde şahid bulunuruz. Ne yerde, ne gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden gizli kalamaz. Bundan daha büyük veya daha küçük hiçbir şey yoktur ki, açıkça bir kitapta yazılı olmasın.”[1986]
İbn-i Receb el-Hanbeli Rahimehullah şöyle der: “Gizlilikte ALLAHu Teala’dan korkmak, imanın kemalinin alametidir. Ayrıca ALLAHu Teala’nın, mü’minlerin kalplerinde, bu imanın sahibinin sevgisini yaratmasında bu korkunun çok önemi vardır. Hadiste şöyle geçer: “Kişi neyi gizlerse, mutlaka ALLAHu Teala ona gizlediği elbiseyi giydirir. Kişinin gizlediği iyilik ise iyilik elbisesi, kötülük ise kötülük elbisi giydirilir.” Bu hadis merfu olarak rivayet edilmiştir. İbn-i Mes’ud’un sözü olarak da rivayet edilir.”[1987]
Kişinin alışageldiği ortamdan başka bir ortam ve edineceği iyi arkadaşlıklar sebebi ile kamplar, kötü alışkanlıklardan kurtulmak için güzel fırsatlar oluşturur. Yer değişikliği, mücahede için önemli bir etkendir. Nitekim hadiste belirtildiği gibi, yüz kişi öldüren adama memleketinden ayrılması ve salih insanların yaşadığı başka bir memlekete gitmesi öğütlenmiştir. Bu kamplar, insanın ALLAHu Teala ile olan bağlarını bulandıran şeylerden arınması için iyi bir ortam ve fırsat hazırlamaktadır. İbnu’l-Kayyim Rahimehullah şöyle der: “Amaca ulaşmak, engelleri ortadan kaldırmaya ve alışkanlıkları bırakmaya bağlıdır. Alışkanlıklar, yan gelip yatmak, rahata düşkünlük, diğer insanların alışageldiği durumlar ve formalitelerdir. Bunlar, kişi ile ALLAH’a ve Rasulü’ne ulaşma yolları arasında en büyük perdelerdir. Engellere gelince; açıkta ve gizlide ALLAHu Teala’ya muhalefet etmektir. Bunlar kalbi ALLAHu Teala’ya yönelmekten alıkoyar ve yolunu keser. Bu engeller ise üç tanedir. Bunların ilki; şirk, ikincisi; bid’at ve üçüncüsü ise büyük günahlardır. Şirk engeli, Tevhidi gerçekleştirmek ile; bid’at engeli, sünnete sarılmak ile; büyük günah engeli ise tevbe ile ortadan kalkar. Kul, bu engelleri ancak yolculuğa hazırlık yapmaya başladığı, ALLAHu Teala’ya ve ahiret yurduna göçe başladığı zaman görebilir. Bu hazırlığa ve göçe başladığı zaman bu engelleri görür ve yürüyüşünün ve samimiyetinin derecesine göre bunların kendisi için nasıl engel olduğunu anlar. Oturduğu sürece, bu engellerin kendisine kurdukları tuzakların ve kopardıkları bağların farkına varamaz.
Kalbi meşgul eden şeyler ise, dünya zevkleri, şehvetleri, liderlik arzusu, halkın kendisini övmesi ve ona bağlılıkları gibi kalbi ALLAH ve Rasulü’nden alıkoyan bütün şeylerdir. Bu üç şeyden kurtulması ve onları terketmesi, ancak ALLAHu Teala’ya kuvvetli bir şekilde bağlanmak ile mümkündür. Kişinin, ALLAHu Teala’ya tam bağlılığı olmadan bu üç şeyden kurtulması imkansızdır. Çünkü nefis alıştığı ve sevdiği şeyi ancak ondan daha çok sevdiği ve tercih ettiği bir şey için terkeder.”[1988]
Takvanın dünya ve ahirette meyveleri vardır. Mücahidin, hem kendisinin ve hem de ALLAH’ın düşmanları olan topluluklar ile cihadında bu meyvelere herkesten daha çok ihtiyacı bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:
• Özel Beraberlik: ALLAHu Teala, takva sahibi mücahidi yardım, destek, koruma, kollama ve zafer ile rızıklandırır. ALLAHu Teala, bu nimetler ile ancak kendisine itaat edenleri rızıklandırır. Bu, ilim ve her şeyi kuşatması ile ALLAHu Teala’nın bütün varlıklar ile beraber olmasının dışında, özel bir beraberliktir. ALLAHu Teala şöyle buyuruyor: “Göklerde olanları da, yerde olanları da ALLAH'ın bildiğini bilmez misin? Üç kişinin gizli bulunduğu yerde dördüncüsü mutlaka O'dur. Beş kişinin gizli bulunduğu yerde altıncıları mutlaka O'dur. Az veya çok, ne olursa olsunlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlaka onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet günü, işlediklerini onlara haber verir. Doğrusu ALLAH her şeyi bilendir.”[1989] Bu, genel beraberlik ile ilgilidir. Özel beraberlik ile ilgili olarak ise şöyle buyurur: “ALLAH’tan korkunuz ve ALLAH’ın muttakiler ile beraber olduğunu biliniz.”[1990] “Şüphesiz ALLAH muttaki olanlar ve muhsin olanlar ile beraberdir.”[1991] Bu, yardım etme ve zafer ile rızıklandırma beraberliğidir. Mücahidin bu iki nimete olan ihtiyacı ise çok fazladır.
Ebu Hureyre’den RadıyALLAHu Anhu Rasûlullah(s.a.v)’ın SallALLAHu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Şüphesiz ALLAHu Teala şöyle buyurdu: Kim benim sevdiğim bir kula düşmanlık ederse ona savaş açacağım. Kulum kendisine farz kıldığım şeyler ile bana yaklaştığı kadar başka hiçbir şeyle yaklaşmaz. Kulum bana nafileler ile yaklaşmaya devam eder ve ben de onu severim. Onu sevdim mi gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden isterse veririm, bana sığınırsa onu korurum.”[1992] ALLAHu Teala’nın, kendi dostlarını savunması ve farz ve nafileler olarak kulluk görevlerini yerine getirenleri korumasının şekli budur.
|
|
 |
|
 |
|